<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Testis</title>
	<atom:link href="http://www.saglik.im/yazi/testis/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik.im</link>
	<description>Sağlık, Tıp, Estetik Tedavi Yöntemleri &#124; Sağlık&#039;ım Her şey Diyorsanız..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Aug 2011 02:08:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Testis Tümörleri</title>
		<link>http://www.saglik.im/testis-tumorleri/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/testis-tumorleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2008 18:31:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek ve Üreme Yolları Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Testis]]></category>
		<category><![CDATA[Tümörler]]></category>
		<category><![CDATA[Üreme Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1577</guid>
		<description><![CDATA[Testis (erbezi) dokulannın sürekli ço­ğalma etkinliği göstererek tümör gelişi­mine oldukça uygun bir ortam hazırla­masına karşın, testis tümörleri seyrek görülür. Testis kanserinin cinsel yaşamın en etkin olduğu dönemlerde ortaya çıkma­sı, hastanın psikolojik durumuna dikkat­le eğilmeyi gerektirir. Görülme Sıklığı Testis tümörleri erkeklerde görülen tü­mörlerin yüzde 1′ini, idrar ve üreme yollan tümörlerinin yüzde 3-10′unu oluşturur. Her yıl 100 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Testis (erbezi) dokulannın sürekli ço­ğalma etkinliği göstererek <a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">tümör</a> gelişi­mine oldukça uygun bir ortam hazırla­masına karşın, <a href="http://www.saglik.im/yazi/testis/">testis</a> tümörleri seyrek görülür.<br />
Testis kanserinin cinsel yaşamın en etkin olduğu dönemlerde ortaya çıkma­sı, hastanın psikolojik durumuna dikkat­le eğilmeyi gerektirir.</p>
<p><strong>Görülme Sıklığı</strong></p>
<p>Testis tümörleri erkeklerde görülen tü­mörlerin yüzde 1′ini, idrar ve üreme yollan tümörlerinin yüzde 3-10′unu oluşturur. Her yıl 100 bin kişiden 3′ünde testis tümörü görülür. Bu oran 20-40 yaş arasında 100 binde 6′ya çıkar. Testis tümörleri 18-34 yaşlarında <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> kanseri (lösemi), lenfom ve beyin tü­mörlerinden sonra kanserden <a href="http://www.saglik.im/olum/">ölüm</a> ne­deni olarak 4. sırada yer alır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3786" title="testis_200" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/testis_200.jpg" alt="" width="200" height="219" /></p>
<p><strong>Nedenleri</strong></p>
<p>Testis dokusunda <a href="http://www.saglik.im/travma/">travma</a> ve kriptorşi-dizm (testislerin doğuştan torbaya in­memiş olması) tümör oluşumunu kolay­laştıran etkenlerdir. Karında bulunan testislerin altı yaşından önce cerrahi gi­rişimle yerine konması (orşidopeksi), sayesinde oluşabilecek kütle daha ça­buk fark edilebilir. Bazı uzmanlara göre ergenlikten sonra kriptorşidizmin en et­kili tedavisi orşidopeksi değil, testisin cerrahi girişimle alınması, yani orşiek-tomidir. Hastalığın kalıtsal olduğuna ilişkin kesin kanıt yoksa da, testis tümörlerine bazı ailelerde daha sık rastlandığı bilin­mektedir. Aynca deneysel olarak, kemi­rici hayvanlarda testis içine <a href="http://www.saglik.im/cinko-zn/">çinko</a> ve kadmiyum gibi metal tuzlan verilince tümör oluştuğu görülmüştür.</p>
<p><strong>Tümör Tipleri</strong></p>
<p>Testis içindeki herhangi bir hücreden kaynaklanabilen tümörler, bu hücrelerin tipine göre yapısal ve işlevsel farklılık gösterir. Olguların yüzde 98′e varan bü­yük bölümünde <a href="http://www.saglik.im/yazi/tumorler/">tümörler</a> doğrudan sperma üretmekten sorumlu dokudan kaynaklanır. Bu tür tümörlerin en sık (yüzde 50′den fazla) görüleni, birincil sperma hücrelerinden (spermatosit) kaynakla­nan seminomlardır. Aynı dokudan kay­naklanan teratokarsinom, embriyonsu karsinom ve koryokarsinom ise daha az farklılaşmış hücrelerden çıkan kötü huylu tümörlerdir. Testislerde Leydig ve Sertoli adlarıyla bilinen iki ayrı hüc­re tipi vardır. Çok daha az görülen bu hücrelerin tümörleri sırasıyla leydigom ya da Leydig hücresi tümörü ve androb-^ lastom adlarıyla tanınır.</p>
<p><strong>Belirtileri</strong></p>
<p>En sık (olguların yüzde 75-90′ında) rastlanan belirti, tek bir testisin, genellikle ağrısız biçimde büyümesidir. Tes­tis üzerinde tümsekleşme, olgulann yüzde 15-35′inde kasığa yayılan bir ağ­rıya neden olur. Muayene sırasında fark ‘ edilen teslisteki kütle farklı büyüklüklerde olabilir. Yeni gelişen ve özellikle seminom tipinde olmayan tümörlerde seyrek olarak tümörün testis torbası (skrotum) derisine yapıştığı görülür. Ol­gulann yüzde 53-57’sinde tümör sağ testistedir. Genellikle hasta hekime geç gitmekte, ilk belirtilerin ortaya çıkma­sından tanı konmasma değin geçen süre 6 ayı bulmaktadır. Hasta bel ağrılarından yakınıyorsa, tümörün karın zarı (periton) arkası lenf düğümlerine sıçradığından kuşkulanmak gerekir. İlerlemiş evrede, karam elle derinleme muayene­sinde, sağn bölgesinde veya da omur­ganın dış bölgesinde kütle saptanabilir. Bazı olgularda, büyümüş lenf düğümle­rinin idrar yollanna baskı yapmasına bağlı olarak idrar akımı kesilebilir. Koryokarsinom ya da androblastom tipi tü­mörler söz konusu olduğunda memeler­de büyüme (jinekomasti) ve meme başlarında koyulaşma saptanır. Bazı androblastomlar erkeklik özelliklerinin be­lirginleşmesine yol açmakla birlikte testis tümörlerinin önemli bir bölümü hormonal açıdan etkin değildir. Leydig hücrelerinden kaynaklanan tümörler er­keklik özelliklerinin ergenlikten önce ortaya çıkmasma neden olur.</p>
<p><strong>İncelemeler</strong></p>
<p>Testiste ortaya çıkan her türlü kabarık­lıkta önce tümörden kuşkulanmak gere­kir. Böyle bir kütlenin niteliğini sapta­mak için testisin içinden parça alınması (biyopsi) gerekir. <a href="http://www.saglik.im/biyopsi/">Biyopsi</a> incelemesi ancak lezyonun tümör olup olmadığını anlamaya yarar. Testis tümörü saptanın­ca hastanın durumu ve kesin tanı için çok daha ayrmtılı incelemeler yapmak gerekir.</p>
<p>Testis tümörlerinin tanısında, iki aşamada gerçekleştirilen ayrıntılı radyo­lojik incelemelere başvurulur. İlk aşa­mada orşiektomi girişiminden Önce gö­ğüs filmi ve lenfografiden (kontrast madde verilerek lenf sistemi filminin çekilmesi) yararlanılır. Orşiektomi son­rası incelemeler ise bel-aort bölgesinin, bel göğüs bölgesine kadar olan bölümü­nün bilgisayarlı tomografisi, ürografi ve alt anatoplardamarın filminin çekilmesi­ni içerir. Bu incelemelerin amacı, semi-nom dışı tümörlerde karın zarı arkasın­daki lenf düğümlerinde bulunabilecek ikincil tümör odaklarının (metastaz) saptanmasıdır. Böyle bir durumla karşı­laşılırsa yapılan İncelemeler bu odakla­rın çıkarılma yöntemlerini belirlemeye, seminomlarda ışm tedavisi yapılacak bölgenin doğru biçimde saptanmasına ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">ilaç</a> tedavisinden (kemoterapi) sonra gerileme olup olmadığının anlaşılması­na yardımcı olur. Gerektiğinde karaciğer ve karın zarı arkasının incelenmesi için ultrasonogra-fiden yararlanılabilir. Kuşkulu bir kütle­ye rastlanırsa bu görüntüleme yöntemi­nin yardımıyla ince bir iğne kullanılarak biyopsi yapılabilir. Bilgisayarlı tomog­rafi hastalığın durumuna ilişkin çok ya­rarlı bilgiler verir. Bilgisayarlı tomogra­fi uygulamasının ilaç tedavisinden önce yapılması karın zarı arkasındaki deği­şikliklerin önceden bilinmesini ve ilaç­lara verilen yanıtın daha sağlıklı değer-lendirilebilmesini sağlar.<br />
İskelet ve beyin sintigrafisi gibi in­celemeler herhangi bir belirti beklen­meksizin yapılmalıdır. <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/sindirim-sistemi-ve-hastaliklari/">Sindirim sistemi</a> ve karaciğer filmlerine, kuşku verici be­lirtiler varsa başvurulur. Yapılacak ince­leme belirtilere yol açan organlarla sı­nırlıdır. İlk tedavinin ardından hastalı­ğın bütünüyle gerilediği ve belirtilerin kaybolduğu durumlarda önce 1-2 ay arayla, 2. ve 3. yıllarda 3-4 ay arayla gö­ğüs filmi çekilir. Üç ayda bir bilgisayar­lı tomografi incelemesi önerilir. Ayrıca lenfografi yapılabilir.<br />
Son yıllarda laboratuvar incelemele­rine ağırlık verilmektedir. Özellikle be­lirteç denen bazı biyolojik maddelerin tümör tanısında taşıdıklan önem daha iyi anlaşılmışın”. Bunlar dölütte <a href="http://www.saglik.im/plazma/">plazma</a> proteinlerinin büyük bölümünü oluştu­ran alfa-fetoprotein (AFP) ve eteneden (plasenta) salgılanan koriyon gonadot-ropininin beta parçasıdır (B-HCG). Radyoimmünolojik yöntemlerle yapılan ölçümlerde, seminom dışında testis tü­mörü olan hastaların yüzde 65-70′inde AFP, yüzde 55-60′ında B-HCG değerle­ri yüksek bulunmuş, her iki belirtecin bir arada ölçülmesiyle bu oran yüzde 85-87′ye kadar yükselmiştir.<br />
Bu belirteçlerin testlerde olumlu (pozitif) sonuç vermesi, klinik ya da ya­pısal olarak ortaya konamasa bile, tü­mörün varlığını ve etkin halde olduğu­nu göstermeye yeterlidir. Her iki belir­tecin düzeyleri mutlaka eşzamanlı ola­rak ölçülmelidir. Seminom dışı tümörlü hastaların yaklaşık yüzde 40′ında bu iki belirteçten yalnızca birinin düzeyi yük­sektir. Aynca hastalığın gidişi sırasında iki belirtecin düzeyi paralellik göster­mez. Cerrahı girişim, ışm ve ilaç tedavi­sinin ardından belirteçlerin kanda yete­rince azalmaması, tümörün gizli artıklarının bulunduğunu düşündürmelidir. Be­lirteç düzeylerinde ani yükselmeler ise hastalığın yinelemekte olduğunun bir göstergesidir. Ama bu durumdan emin olmak için başka incelemeler de gerekli­dir. Genel olarak belirteçlerin düzeyin­deki değişiklikler, hastalığın yinelediği­ni ya da gerilediğini birkaç ay öncesin­den gösterdiği için AFP ve B-HCG’nin düzenli olarak saptanması tedavide bü­yük önem taşır. İlk klinik muayenede ve tedavi amacıyla yapılan her türlü giri­şimden sonra Ölçüm yapılmalıdır.<br />
Hastalığı tam anlamıyla gerileyen, tedaviden önceki belirteç düzeyleri yük­sek olan ya da teslisleri çıkanlmadan önceki belirteç düzeyleri bilinmeyen hastalarda, incelemeler belirli bir düzen içinde sürdürülür. İlk yılda her ay, 2. ve 3. yıllarda 4 ayda bir, 5. ve 6. yıllarda 6 ayda bir yapılacak incelemeler hastalı­ğın gidişinin iyi bir biçimde izlenebil­mesini sağlar. Aynca klinik ve radyolo­jik nicelemeler sırasında doğacak her yineleme kuşkusu karşısında belirteç düzeylerine bakılmalıdır.</p>
<p>Belirteç olarak kullanılabilecek öbür rnaddelerden laktikdehidrogenaz özel-_-Je seminomlar ya da seminom dışı büyük kütleler olduğunda yararlıdır. Karsinoembriyonal <a href="http://www.saglik.im/antijen-2/">antijen</a> ise düzbağır (rektum) ve kalınbağırsak kanserle­rde daha önemlidir. Testis tümörü olan hastaların ersuyunda (semen) canlı sperma sayısının ızalmasına sık rastlanır. Ayrıca ilaç te­davisi de üreme hücrelerine zarar verebilir. <a href="http://www.saglik.im/yazi/dna/">DNA</a> yapısına girerek tümörlü hücrenin, aşırı çoğalma eğilimini ketleyen alkilleyici ilaçlar kullanılmıyorsa, bu tür etki geçicidir.</p>
<p><strong>Ayırıcı Tanı</strong></p>
<p>Testis tümörlerini, <a href="http://www.saglik.im/verem/">verem</a> (tüberküloz), genellikle testisin darbe görmesine bağlı olarak gelişen kan oturması (hematom), restis iltihabı (orşit) ve seyrek olarak başka bir organdan sıçrayarak testiste ortaya çıkan ikincil tümörlerden ayırt et­mek gerekir. Verem testisin üstünde, bu organa yapışık duran ve sperma hücrele­rine depo işlevi gören epididimde ortaya çıkar. Veremin özgün lezyonu olan tü-berkül kütleleri, tespih tanesi gibi yu­varlaktır, bazen de testis dokusunda ki­reçlenme görülür. Verem tanısı için da­ha ayrıntılı bir inceleme için radyografi­den yararlanılır. Testise bir darbe geldiğinin bilinme­si hemen her zaman testis dokusunda hematom oluşumunu düşündürmekle birlikte, pıhtının testis dokusunda yarat-nğı kalıcı şişliğin ve onarım sürecinde ortaya çıkan lifsi dokunun ayırıcı tanısı güçtür. Basit bir testis iltihabı, akut ilti­hap belirtilerinin varlığından dolayı ko­laylıkla ayırt edilebilir. Çeşitli irilikte nodüllerin oluştuğu granülomatoz ilti­hap ise seyrek görülür ve yanlışlıkla tü­mör tanısı konmasına yol açabilir. Ama ayırt edici tanı mikroskopik incelemeyle kesinlik kazanır.</p>
<p><strong>Hastalığın Gidişi ve Komplikasyonlar</strong></p>
<p>Tümör önce bütün testise yayılır. Bölge­sel lenf düğümlerine sıçrama (metastaz) oldukça sık görülür. Seminomlulann yüzde 50’sinden fazlasmda, seminom dışı tümörlerin yüzde 75-80′inde, klinik tanı sırasında bu metastazlara rastlan­maktadır. Tanı gecikirse büyüyen lenf düğümlerinin dokulara basınç yapma­sından kaynaklanan belirtiler ortaya çı­kar. Kasık lenf düğümlerine metastaz yalnızca bütün testis torbasına yayılan tümörlerde ya da kasık kanalından tor­baya inmeyen testisten çıkan tümörler­de görülür. Testis tümörlerinin yayılımı testis torbası içinde yer alan <a href="http://www.saglik.im/spermatik-kordon/">spermatik kordon</a> toplardamarları aracılığıyla, tü­mör sağ testisteyse alt anatoplardamara, sol testisteyse sol <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> toplardamarı­na doğru olur. Koryokarsinomlar özel­likle lenf düğümlerine yayılmadan doğ­rudan <a href="http://www.saglik.im/toplardamarlar/">toplardamar</a> yolunu kullanır. Ak­ciğerler lenf düğümü dışındaki metas­tazların en sık görüldüğü organlardır. Metastazlar en çok yuvarlak biçimli, çok sayıda ve farklı büyüklüktedir. Da­ha ileri evrelerde akciğer zarında (plev-ra) sıvı toplanır, karaciğer, <a href="http://www.saglik.im/yazi/kemik/">kemik</a> ve be­yin metastazları görülür.</p>
<p><strong>En sık görülen komplikasyonlar aşa­ğıda sıralanmıştır:</strong></p>
<p>• Baskı ve tıkanmaya bağlı belirtiler &#8211; Karın zarı arkasındaki büyük lenf dü­ğümlerinin idrar yollarına, alt anatoplar­damara ve omurganın yanlarında bulu­nan sinirlere baskı yapmasından kay­naklanır. İlerlemiş olgularda mideye ya­yılma olabilir.<br />
• <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">Solunum</a> yetmezliği &#8211; Akciğer dokusundaki metastazların yaygınlığına ya da akciğer zan katmanları arasındaki sıvı­ya bağlı olarak akut ya da kronik solu­num yetmezliği ortaya çıkabilir.<br />
• Beyin metastazları &#8211; Tek bir odakta ya da olguların yüzde 15′inde görüldü­ğü gibi çok sayıda olabilir.</p>
<p><strong>Tedavi</strong></p>
<p>Geliştirilen tedavi girişimleri sayesinde embriyonsu yapıda testis tümörlerinin her tipinde ve evresinde iyileşme sağla­nabileceği gösterilmiştir. Tedavide bu ilerleme, seminomlarda yüksek enerjili yaygın ışın tedavisi aracılığıyla, seminom dışı tümörlerde ise birden çok ilaç kullanımına dayalı kemoterapiyle sağ­lanmıştır. Günümüzdeki tedavi sorunla­rı özellikle seminom dışı tümörlerde or­taya çıkar. Bu sorun, seçilen ilk ilaçlar­dan sonra tedavinin hangi ilaçlarla sür­dürüleceği noktasında yoğunlaşır. İler­lemiş evrelerde bulunan ya da yalnızca cerrahi tedavi uygulanıp sonradan yine­lemiş olgularda, bir engel yoksa cerrahi girişimle birlikte çok ilaca dayalı kemo-terapi uygulanabilir. Ayrıca yeni ilaçlar ve ilaç tedavisinde kullanılabilecek maddeler üzerinde çalışmalar yapılmak­tadır. Bunların özellikle metastazı olan hastaların iyileşmesine önemli ölçüde katkıda bulunacağı sanılmaktadır.</p>
<p>• Cerrahi tedavi &#8211; Testis tümörlerinde uygulanacak orşiektomi her durumda bütün testis ve çevre dokusunun alınma­sıyla gerçekleştirilir. Köktenci olmayan ve yanlış uygulanan cerrahi girişimler sonucu tümörün hem testis torbalarının bulunduğu bölgede, hem de kasık lenf düğümlerinde yineleme olasılığı olduk­ça yüksektir. Bu ikinci olasılık, daha önce yapılan bir cerrahi girişim nede­niyle lenf akışı bozulmuş hastalarda (ör­neğin çocuklukta kriptorşİdizm ya da skrotum fıtığı nedeniyle ameliyat edil­miş olanlarda) yüksektir.<br />
Karın zarı arkası lenf düğümleri ise seminom dışı embriyonsu <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a> tümör­lerinde ya da saf Ttoryokorsinomlarda alınmalıdır. Bazı klinik çalışmalar, ka­rın zan arkasındaki lenf düğümlerinin önemli ölçüde etkilendiği seminom ol­gularında da lenf düğümlerinin alınma­sında yarar olduğunu göstermiştir. Gerçekten de bu tip tümörler, genellikle ti-’, pik seminomlara göre ışın tedavisine’ daha az yanıt verir. Bu girişim, tümör ti­pinin kesin olarak anlaşılmasından son­ra uygulanmalıdır. Bazen hastanın durumu ancak karnı açılarak incelendiğinde anlaşılabilmektedir. Uygulanan teknik ne olursa olsun, büyük damarlar boyunca uzanan bütün lenf dokusu ve çevresindeki bağdoku çı­karılmalıdır. Kasık lenf düğümleri yal­nızca bu bölgede klinik ya da radyolojik olarak metastazdan kuşkulanıldığı du­rumda çıkardır. Lenf düğümlerinin tam olarak çıkanldığmdan emin olmak için gözle görülür bütün lenf düğümlerinin çıkarılması ya da lenfografi inceleme­sinde büyümüş lenf düğümlerinin çıka­rıldığının görülmesi gerekir. Cerrah ke­serek aldığı bölgenin sınırlarında gözle görülür tümör artıklarının bulunmama­sına bakarak tümörün bütünüyle çıkarıl­dığına karar verir. Bu bölümler metal mandallarla işaretlenir.<br />
Beş yılldc sağ kalma süresi, semi-nom dışı tümörlerde karın zan arkası lenf düğümlerinin etkilenip etkilenme­diğine bağlıdır. Tümörün bütünüyle çı­karılıp çıkarılmaması da sağ kalma süre­sini etkiler.<br />
• Işın tedavisi (radyoterapi) &#8211; Semi-nomlu hastalarda seçilecek tedavi aşağı­daki gibi düzenlenebilir:<br />
a) Işın ve İlaç tedavisinin birlikte uy­gulandığı hastalarda kemik iliğinin za­rar görme olasılığı yüksektir, Bu neden­le ışın verme olanağı yoksa lenf düğüm­lerini çıkarma yoluna gidilmelidir.<br />
b) ilerlemiş evredeki bütün olgular­da “kısmi gerileme” durumunda, tedavi­nin bitiminden 8 hafta sonra, özellikle de ilk tanı anaplastik seminom ise cerra­hi tedavi düşünülmelidir. Hastalık yine­lerse daha sonra ilaç tedavisi uygulanır.<br />
Koryokarsinom bir yana bırakılırsa, seminom dışı tümörlerde ışın tedavisi, <a href="http://www.saglik.im/diyafram/">diyafram</a> altındaki başlıca lenf düğüm­lerinin alınmasından sonra uygulanır. Özellikle mikrometastazlar, yani lenfog­rafi ile gösterilemeyen ikincil tümör odaklan üzerinde etkili olan bu tedavide beş yıl süreyle sağ kalma, lenf düğümle­rinin çıkarılması sonrası elde edilen oranlara (yaklaşık yüzde 90) yakındır.<br />
Lenf düğümünün cerrahi girişimle çıkarılması (lenfadenektomi) ile ışın te­davisi arasındaki seçim, bölgesel, sınırlı tümörlerde uzmanların görüşüne bağlı­dır. Günümüzde onkologlar (kanser uz­manları) lenfadenektomiyi yeğlemekte­dirler. Böylece hastalığın gerçek evresi saptanıp daha sonraki tedavi planlanabi­lir. Buna karşılık, ameliyatla ulaşılama­yan bölgelerdeki odakların temizlenme­sinde ışın tedavisi yararlıdır.<br />
Başka tümörlerde olduğu gibi ışın tedavisi mediyastin (akciğerler arasın­daki bölge), karaciğer ya da böbrek üze­rindeki baskıyı ve bu baskının yol açtığı ağrıyı azaltmak ya da beyin metastazla­rını küçültmek için uygulanabilir. Genel olarak ışın tedavisi, seminomlarda se­minom dışı tümörlere oranla daha etki­lidir. Kütle büyüdükçe ışın tedavisinin etkisi azalır.<br />
• İlaç tedavisi (kemoterapi) &#8211; Tümör tedavisinde yeni ilaçların ve tedavi yol­larının kullanılması, İlerlemiş evredeki bütün testis tümörlerinin gelişmesini sı­nırlama olanağı sağlamıştır.<br />
Günümüzde kullanılan ilaçlar, has­taların büyük bölümünde iyileşme sağ­lamaktadır. Günümüzde bütün testis tü­mörlerinin tedavisinde tümöre karşı et­kili olan değişik ilaçlar bir arada kulla­nılmaktadır.<br />
Ama bu ilaçların etkisini kesin bi­çimde saptamak için daha kapsamlı ve­rilere gereksinim vardır. Örneğin 2-3 kürlük tedaviden sonra tümör metasta­zında tam gerileme sağlanabilmesine karşın, özellikle yaygın metastazları olan hastalarda kaç kür ilaç kullanılma­sı gerektiği tartışmalıdır. Uzun süre kul­lanıldığında ilaçların kalıcı zehir etkisi yarattığı da bir gerçektir.<br />
Uygulamada üç kür ilaç tedavisin­den sonra yanıt alınmazsa, aynı tedaviy­le iyileşme olanağı bulunmadığı sonu­cuna varılır. Ayrıca başlangıçta sağla­nan gerileme etkisinin devamı için teda­viyi sürdürmek yararsızdır. Gene de, ilaç tedavisi sonrası uygulanan cerrahi girişimin tümör gelişimini durdurmadı­ğı görülürse, en az iki kür ilaç kullanıl­ması yararlıdır.</p>
<p>• Komplikasyonların tedavisi &#8211; Testis tümörlerinde komplikasyonlarm tedavi­si çok güçtür. Günümüzdeki tedavi ola­nakları erken tanıyla birlikte tehlikeli komplikasyonlann ortaya çıkmasını en­gelleyebilmektedir. Ama bu ikincil has­talıkların ortaya çıkması, artık vücuttaki tümör oluşum sürecinin son evreye yak­laştığım, daha Önce kullanılan bütün ilaçların tedavi edici Özelliklerini yitir­diğini gösterir.</p>
<p>• Yan etkiler &#8211; Testis tümörlerinin te­davisinde cerrahi girişimlerin ve kulla­nılan ilaçların çeşitli yan etkileri olabi­lir. Bu yan etkiler hastaya ayrıntılı ola­rak anlatılmalıdır. Ameliyatla karın zan arkasındaki lenf bezlerinin iki yanlı ola­rak bütünüyle çıkarılması, olguların yaklaşık yüzde 80′inde sperma üretimi­nin durmasına,yani kısırlığa yol açar. Bazı hastalarda normal boşalma, cerrahi girişimden yıllar sonra kendiliğinden, bazılarında da ancak cinsel birleşmeden 1-2 saat önce uyarıcı ilaç alınması saye­sinde gerçekleşir. Aynca tedaviye baş­lamadan önce olguların yüzde 90′ında, ersuyu (semen) sıvısının çok az sperma içerdiği ya da hiç içermediği unutulma­malıdır. Teslislerin sperma üretimi bir­biri ardına alınan ilaçlardan sonra daha da azalır. Tedavide alkilleyici ilaçlar kullanılmazsa, sperma azlığı ya da yok-; luğu geçicidir. İlaç tedavisinin ardından’ yapılan cerrahi girişimlerde kanama, enfeksiyon gibi etkiler ortaya çıkabilir. Seminom dışı tümörlerde uygulanan ışın tedavisi geç yan etkilere, örneğin; bağdokusu artışına, ışınıma bağlı <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> ölümüne, kısırlığa ve yeni bir tümörün ortaya çıkmasına neden olabilir.<br />
İlaç tedavisinin yan etkileri, özellik­le testis tümörlerinde kullanılan cis-platin ve bleomisinin sonradan ortaya çıkan zehirleyici etkilerine bağlıdır. Özellikle tedavi kürleri sırasında hasta­ya yeterince sıvı verilmemişse, cis-platin ilerleyici böbrek rahatsızlığına, daha seyrek olarak da işitme azlığına yol açar. Vücutta biriken ilaç dozu 1.000-1.200 mg/m2lye ulaştığında bu ağır yan etkilerin ortaya çıkması hemen hemen kaçınılmazdır. Bu nedenle, 3-4 kürlük tedaviden sonra sık sık böbrek işlev testleri ve işitme kontrolleri yapıl­malıdır. Aynı biçimde biriken toplam bleomisin dozu 200-250 mg/m2′yi aşar­sa, akciğer iltihabı ve akciğerde bağdo­ku artışı görülür. Yineleyen radyolojik kontrollerde bleomisine bağlı akciğer hasarı izlenmelidir. Önceden bleomisin-le tedavi edilen hastalarda, ameliyatın ardından akciğer komplikasyonu geliş­me olasılığı yüksektir.<br />
İlaç tedavisinde kullanılan adriamisin adlı ilaç da biriken toplam dozu 550-600 mg/m2lye eriştiğinde kardiyo-miyopatiye (kalp kası hasarı) yol açabi­lir. Olguların önemli bölümünde akut yan etkiler <a href="http://www.saglik.im/bulanti-kusma/">bulantı</a> ve kusmadır. Vin-blastin verilmesinin ardından olguların yüzde 50’sinden fazlasında <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> ağrıları ve bağırsakta kısmi felç ortaya çıkabilir. Bu yan etkiler önemliyse de 4-6 günde geriler. Olguların büyük çoğunluğunda kemik iliğinin etkinliği azalır. Bu da ol­guların yüzde 10′unda, akyuvar yapımı yetersizliğine bağlı olarak bağışıklığın zayıflamasına ve mikroorganizmaların bütün vücuda yayılması sonucu yaygın enfeksiyonlara yol açar. Sonuç olarak ilaç tedavisi sürerken 3-4 günde bir kan sayımı yapılmalı ve hastanın ateşi yük­seldiğinde hemen <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotik</a> tedavisi uygulanmalıdır. Bazı olgularda iyileş­meyi sağlamak için akyuvar nakli gibi daha yoğun bir tedavi gerekebilir. Sey­rek görülmekle birlikte kandaki trombo-sitler azalırsa trombosit verilir. Kansız­lık ise daha seyrek görülür.<br />
Hastalarda ilaç tedavisine bağlı tam ya da kısmi <a href="http://www.saglik.im/sac-ve-killar/">saç</a> dökülmesi çok sık orta­ya çıkar. Ama bu hemen her zaman ge­çici bir yan etkidir.</p>
<p><strong>Beklenen Gidişi (Prognoz)</strong></p>
<p>Testis tümörlerinin gidişinde önemli öl­çüde iyileşme sağlanmıştır.. Bu iyileş­me, artık daha doğru tanı konabilmesi, daha etkili tedavi yöntemlerinin gelişti­rilmesi ve tedavinin daha iyi yönlendi­rilmesi sayesinde gerçekleşmiştir.<br />
• Seminomlar &#8211; Seminomlar için 5 ve 10 yıllık yaşama süresi olguların yüzde 55′inden yüzde 90′ına kadar değişir. Or­talama yüzde 72 olan yaşama süresi ve iyileşme oranı hastalığın girdiği evre ile uygun tedavinin yapılıp yapılmamasına göre Önemli ölçüde değişir. Tedavide başarının tümör kütlesinin büyüklüğüy­le ilgisi yoktur.<br />
• Seminom dışı tümörler &#8211; Bu tümör­lerde sağ kalma süresi hastalığın evresi­ne uygun tedaviye, metastazların yay­gınlığına ve yerlerine, biyolojik belirteç­lerin varlığına bağlıdır.<br />
Biyolojik belirteçlerin varlığı, tam bir gerilemenin olup olmadığını göster­mesinin yanı sıra, yaşama süresine iliş­kin bilgi vermesi açısından önemlidir. AFP ve B-HCG’nin değerleri, tümörleri bütünüyle gerilemiş durumdaki hastala­rın yüzde 90′ında normaldir. İki belirteç de yüksekse bu oran yüzde 40′a (yalnız AFP için yüzde 25, yalnız B-HCG için yüzde 45) iner. Ayrıca LDH değeri 460 ünite/L’nin üzerinde olan hastaların yüz­de 20′den azı ilaç tedavisine tam yanıt verir. Testis tümörlerinde LDH değeri yüksek olan hastaların yaklaşık yüzde 70′inde tümör, ameliyatla çıkartılamayacak kadar ilerlemiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/testis-tumorleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Testis Dönmesi</title>
		<link>http://www.saglik.im/testis-donmesi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/testis-donmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2008 18:30:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek ve Üreme Yolları Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Testis]]></category>
		<category><![CDATA[Üreme Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1575</guid>
		<description><![CDATA[TESTİS DÖNMESİ: Testisin skrotum içinde kendi ekseni Üzerinde dönmesi sonucu organın kan damarlarının sıkışıp kan akımının engellenmesi durumudur. Testis dokusu kansızlığa en fazla 16 saat dayanabilmektedir. Olay en çok 12-14 yaşları arasında görülmektedir. Testis dönmesi oluştuğunda organda şiddetli bir ağrı, skrotumderisindeödem (şişlik) ve kızarıklık gelişir.Testis ve üzerindeki epididımis sert bir kitle durumuna gelir. Dönmüş olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TESTİS DÖNMESİ</strong>: Testisin skrotum içinde kendi ekseni Üzerinde dönmesi sonucu organın <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> damarlarının sıkışıp kan akımının engellenmesi durumudur. <a href="http://www.saglik.im/yazi/testis/">Testis</a> dokusu kansızlığa en fazla 16 saat dayanabilmektedir. Olay en çok 12-14 yaşları arasında görülmektedir. <a href="http://www.saglik.im/testis-donmesi/">Testis dönmesi</a> oluştuğunda organda şiddetli bir ağrı, skrotumderisindeödem (şişlik) ve <a href="http://www.saglik.im/kizariklik/">kızarıklık</a> gelişir.Testis ve üzerindeki epididımis sert bir kitle durumuna gelir. Dönmüş olan testis, skrotum içinde normalden daha yukarıya yükselir. Karın ağrısı, bulantı, <a href="http://www.saglik.im/kusma/">kusma</a> gelişebilir. Testis dönmesi 16 saatten önce tedavi edilmezse testis dokusu ölür. Testis dönmesinin tedavisi cerrahi olarak olasıdır..</p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-3791" title="testis_inferlite_2" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/testis_inferlite_2-300x222.jpg" alt="" width="300" height="222" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/testis-donmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kriptorşizm</title>
		<link>http://www.saglik.im/kriptorsizm/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/kriptorsizm/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2008 18:29:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek ve Üreme Yolları Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Organlar]]></category>
		<category><![CDATA[Penis]]></category>
		<category><![CDATA[Testis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1573</guid>
		<description><![CDATA[KRİPTORŞİZM; Testislerin, skrotum denilen torbanın içinde bulunmamasına ‘Kriptorşizm’ denir. Olay doğuştan bir anormalliktir. Erkek çocukların testisleri anne rahmi içindeki gelişmelerinin 7. ayma kadar olan döneminde skrotum içine inmemiştir. Bu döneme kadar geçen sürede testisler çocuğun karnı içinde bulunur. Anne rahmi içindeki 7. ile 9. aylar arasında erkek çocuğun testisleri kasık kanalı denilen bir kanaldan geçerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KRİPTORŞİZM;</strong> Testislerin, skrotum denilen torbanın içinde bulunmamasına ‘Kriptorşizm’ denir. Olay doğuştan bir anormalliktir. Erkek çocukların testisleri anne rahmi içindeki gelişmelerinin 7. ayma kadar olan döneminde skrotum içine inmemiştir. Bu döneme kadar geçen sürede testisler çocuğun karnı içinde bulunur. Anne rahmi içindeki 7. ile 9. aylar arasında erkek çocuğun testisleri kasık kanalı denilen bir kanaldan geçerek skrotumun içine inerler. Daha önce de belirtildiği gibi vücut içinin normal ısısı testislerde bulunan spermiumlar (erkek cinsiyet hücresi) ve bu hücrelerin ana hücreleri olan spermatojen hücreler için zedeleyici, dejenere edici özelliktedir. Bu nedenle doğal olarak testisler skrotum içine iner. Skrotum hem vücut dışında bulunduğundan, hem de derisinin <a href="http://www.saglik.im/ter-bezleri/">ter bezleri</a> yönünden zengin olduğundan normal vücut ısısından yaklaşık olarak 2 santigrad derece kadar daha serindir. Yani ısısı yaklaşık olarak 35 santigrad derecedir. Bu derecedeki sıcaklık sözü edilen hücreler için zararlı değildir. Skrotum içine inmemiş olan testislerde spermiumlar ve spermatojenetik hücreler dejenere olacakları için bu gibi çocuklar erişkin yaşa geldiklerinde kısır kalırlar. Tesliste bulunan ve erkekleştirici <a href="http://www.saglik.im/kategori/hormon/">hormon</a> olan ‘Testosteron1 hormonunu salgılayan leydig hücreleri vücudun normal ısısından etkilenmedikleri için hormon salgılamayı normal olarak sürdürürler.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-3799" title="555" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/555-300x285.jpg" alt="" width="300" height="285" /> Bu nedenle Kriptorşizm vakalarında etkilenmiş olan hasta, kısır olmakla birlikte erkeklik cinsel özelliklerini kaybetmemiştir. Cinsel birleşme yapılabilmekte fakat <a href="http://www.saglik.im/dollenme-fekondasyon/">döllenme</a> gerçekleşememektedir. Testisin karın içinden skrotum içine inme yoluna girmemesi veya bu yolun herhangi bir noktasında takılması olayı ‘Retansyo testis’ deyimiyle tanımlanmaktadır. Çeşitli retansyo <a href="http://www.saglik.im/yazi/testis/">testis</a> tipleri bulunmaktadır. Bunlardan bazılarını inceleyelim: Retansyo testis abdominalis: Testislerden biri veya her ikisi karın boşluğu içinde kalmıştır. Retansyo testis inguinalis: Testislerden biri veya her ikisi, skrotum içine iniş yolu olan ‘Kasık kanah’nın (inguinal kanal) içinde bir noktada takılmışlardır.Bazı durumlarda testislerden biri veya her ikisi normal iniş yolu Üzerinde takılmayıp o bölgeyeyakın fakat iniş yoluyla ilgisiz bir bölgeye takılırlar. Bu duruma ‘Ektopi testis’ denilmektedir.Kriptorşizm vakalarında aileseleğilim görülmektedir. Aynı ailenin birkaç bireyinde olabileceği gibi aynı ailenin değişik nesillerinde de görülebilir. Eğer her iki testis de inmemişse skrotum tamamen boştur. Eğer tek testis inmişse skrotumda yalnız tek bir testis ele gelir.Kriptorşizm komplikasyonlarından biri erkekte <a href="http://www.saglik.im/yazi/kisirlik/">kısırlık</a> yaratmasıyken diğeri de skrotum boşluğuna İnmemiş olan testiste <a href="http://www.saglik.im/yazi/kanser/">kanser</a> gelişme riskinin yüksek oluşudur.Kriptorşizm vakalarının tedavisinde cerrahiyön-temlerden ve hormon tedavisinden yararlanılmaktadır. Cerrahi tedavi değişik amaçlarla uygulanmaktadır. Bunlardan ilkinde çocuk 5 yaşından önce ameliyata alınır ve inmemiş testis skrotum içine indirilir. Böylece erken dönemde gerçekleştirilmiş olan tedavi, çocuğu gelecekte bekleyen kısırlıktan koruyabilmektedir. Ancak umulan yararın görülebilmesi için çocuğun küçük yaşta ameliyat edilmesi gerekir. Yaşı ilerlemiş kimselerde yalnız görünüşün düzeltilmesi amacıyla inmemiş olan testis veya testisier cerrahi girişimle skrotum içine indirilmektedir. Ancak bu durumda bile testislerde kanser gelişme riski azalülamamıştır. Fakat daha erken teşhis edilme olanağı doğmaktadır. Ameliyatın uygulandığı üçüncü amaç ise inmemiş testisin vücuttan çıkartılmasıyla <a href="http://www.saglik.im/kanserlesme/">kanserleşme</a> riskinin tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Bu girişim, testislerin indirilmesinde geç kalınmış, yaşı ilerlemiş hastalara uygulanmaktadır. Bu ameliyatın hastalar tarafından önemsenmesi gerekir.Hastalığın hormonla tedavisi, ‘Korionik gonadotropinler’ denilen <a href="http://www.saglik.im/hormonlar/">hormonlar</a> hastaya dışardan verilmesiyle uygulanmaktadır. Bu tedavi yöntemi ancak iki taraflı abdominal retansiyo testis durumlarında denenebilir. Tedavi sonucu testisier skrotum içine inebilmektedir. Testisier hormon tedavisine karşın skrotum içine inmezlerse cerrahi tedavilerden birinin uygulanması gerekir. Hormon tedavisi, uygulandığı vakaların %5-8′inde etkili olmaktadır. Kriptorşizmle ilgili ek bilgileri bu bölümün “Testisier niçin skrotumun içindedir?” adlı başlığında (15/9) bulabilirsiniz..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/kriptorsizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GERÇEK HERMAFRODİTİZM</title>
		<link>http://www.saglik.im/gercek-hermafroditizm/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/gercek-hermafroditizm/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2008 18:42:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek ve Üreme Yolları Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Rahatsızlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Testis]]></category>
		<category><![CDATA[Üreme Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Vagina]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1590</guid>
		<description><![CDATA[GERÇEK HERMAFRODİTİZM: Aynı insanda hem testis ve hem de ovarium bulunmasına ‘Gerçek hermafroditizm’ denir. Bu gibi kimselerin hücrelerindeki kromozomlar incelendiğinde vücudun bazı bölgelerindeki hücrelerin cinsiyi kromozomu olarak XX yani kadın, bazılarının ise XY yani erkek, olduğu görülür. Bu diîruöH-’Mozaik dağılım’ denilmektedir. Doğuştan ‘d: anormallik olan bu duruma bugüne kadar 100 vakadan daha az rastlanmıştır. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>GERÇEK HERMAFRODİTİZM: Aynı insanda hem <a href="http://www.saglik.im/yazi/testis/">testis</a> ve hem de ovarium bulunmasına ‘Gerçek hermafroditizm’ denir. Bu gibi kimselerin hücrelerindeki <a href="http://www.saglik.im/kromozom/">kromozomlar</a> incelendiğinde vücudun bazı bölgelerindeki hücrelerin cinsiyi kromozomu olarak XX yani kadın, bazılarının ise XY yani erkek, olduğu görülür. Bu diîruöH-’Mozaik dağılım’ denilmektedir. Doğuştan ‘d: anormallik olan bu duruma bugüne kadar 100 vakadan daha az rastlanmıştır. Bu gibi kimseler-deki <a href="http://www.saglik.im/yazi/cinsel-organlar/">cinsel organlar</a> her iki cinse ait bölümler taşıyabilmektedir. İkincil cinsel karakterler de karışık olarak gelişmektedir. Gerçek hermafrodit-lerin bazılarında erkek özellikleri, bazılarında da <a href="http://www.saglik.im/kategori/kadin-ve-dogum/">kadın</a> Özellikleri daha Ön planda bulunmaktadır. Buna bağlı olarak da kişi sosyal çevresinde kadın veya erkek olarak davranmaktadır. Gerçek hermafroditlerin cinsiyetinin saptanması olanaksızdır. Eğer bazı organlarını düzeltmek gerekiyorsa kişinin topluma en iyi uyum gösterdiği cinsiyet yönünde düzeltmelerin yapılması gerekir.</p>
<p>Hermafroditlerin dölleyebilme veya döllenebilme yetenekleri yoktur. Bazı hermafroditlerde ‘Ovo-testis’ denilen ve hem ovariuma hem de testise özgü dokusal özellikler içeren bir <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> bulunmaktadır.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/gercek-hermafroditizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TESTİS YARALANMALARI</title>
		<link>http://www.saglik.im/testis-yaralanmalari/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/testis-yaralanmalari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2008 18:29:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek ve Üreme Yolları Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Testis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1574</guid>
		<description><![CDATA[TESTİS YARALANMALARI: Testisler, hareketli olmaları ve birbirine göre düzey farkına sahip olmaları nedeniyle darbelerden belli bir Ölçüde korunabilirler. Testis yaralanmaları çoğunlukla isabet eden tekmelere bağh olarak oluşurlar. En sık görülen yaralanma, ezilme biçimindedir. Hafif darbelerde bulantı, kusma, testiste şiddetli bir ağrı ve bayılma gelişebilir. Şiddetli darbelerde ise hastada ‘Şok’ gelişebilir. Şokun nedeni refleks olarak gelişen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TESTİS YARALANMALARI</strong>: Testisler, hareketli olmaları ve birbirine göre düzey farkına sahip olmaları nedeniyle darbelerden belli bir Ölçüde korunabilirler. <a href="http://www.saglik.im/testis-yaralanmalari/">Testis yaralanmaları</a> çoğunlukla isabet eden tekmelere bağh olarak oluşurlar. En sık görülen yaralanma, ezilme biçimindedir. Hafif darbelerde bulantı, kusma, testiste şiddetli bir <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> ve <a href="http://www.saglik.im/yazi/bayilma/">bayılma</a> gelişebilir. Şiddetli darbelerde ise hastada ‘Şok’ gelişebilir. Şokun nedeni <a href="http://www.saglik.im/refleksler/">refleks</a> olarak gelişen damarların aşırı genişlemesidir. Darbeden kısa bir süre sonra skrotumda <a href="http://www.saglik.im/morarma/">morarma</a> olabilir. Hafif vakaların tedavisinde, istirahat, soğuk kompres, <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotik</a> tedavisi yeterli olabilmektedir. Ağır vakalarda testisin çıkartılması gerekebilir. <a href="http://www.saglik.im/yazi/testis/">Testis</a> yaralanmaları vakalarının mutlaka bir doktora götürülmesi gerekir..</p>
<p><a href="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/urology-i.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-3793" title="urology-i" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/urology-i.jpg" alt="" width="250" height="227" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/testis-yaralanmalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SPERMATOJENEZ (SPERMİUM YAPIMI)</title>
		<link>http://www.saglik.im/spermatojenez-spermium-yapimi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/spermatojenez-spermium-yapimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2008 18:20:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek ve Üreme Yolları Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Hormonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sperm]]></category>
		<category><![CDATA[Testis]]></category>
		<category><![CDATA[Üreme Kanalları]]></category>
		<category><![CDATA[Üreme Organları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1559</guid>
		<description><![CDATA[SPERMATOJENEZ ( SPERMİUM YAPIMI): Erkek cinsiyet hücreleri olan spermium-larm testislerde yapılmasına ‘Spermatojenez’ denir. Testislerin yapısında bulunan seminifer tüpler denilen borucuklarm duvarında bulunan ‘Spermatojen hücreler’, bunlara ‘Spermatogo-nium’ da denilmektedir, bir yandan çoğalırlarken diğer yandan da olgun bir spermiuma doğru gelişip farklılaşırlar. Spermiumlar bu gelişme sürecinin bir basamağında ‘Sertoli’ hücrelerinin içine başlarım sokarak onlardan bazı besin maddeleri, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>SPERMATOJENEZ ( SPERMİUM YAPIMI): Erkek cinsiyet hücreleri olan spermium-larm testislerde yapılmasına ‘Spermatojenez’ denir. Testislerin yapısında bulunan seminifer tüpler denilen borucuklarm duvarında bulunan ‘Spermatojen hücreler’, bunlara ‘Spermatogo-nium’ da denilmektedir, bir yandan çoğalırlarken diğer yandan da olgun bir spermiuma doğru gelişip farklılaşırlar. Spermiumlar bu gelişme sürecinin bir basamağında ‘Sertoli’ hücrelerinin içine başlarım sokarak onlardan bazı besin maddeleri, <a href="http://www.saglik.im/hormonlar/">hormonlar</a> ve <a href="http://www.saglik.im/enzimler/">enzimler</a> alırlar. Sertoli hücreleri, erkek organizmasında bir miktar dişilik hormonu yani ‘Östrojen’ sentez ederler. Belli bir olgunluğa erişmiş olan spermiumlar daha sonra seminifer tüplerin boşluğuna geçerek ‘Epididimis’e ulaşırlar. Epididimise ulaşan sper-</p>
<p>miumlar normal biçimlerini kazanmış olmalarına karşın henüz tam olarak olgunlaşmamışlardır. Fizyolojik olarak tam olgunluğa erişebilmeleri için daha belli bir süre gerekir. Bu süreyi ‘Epididimis’de geçiren spermiumlar bir ovumu (dişi cinsiyet hücresini) dölle-yebilecek olgunluğa erişirler. Epididimis, buradaki metabolizmanın ürünü olan karbondioksitten dolayı hafif asit bir ortamdır. Bu asit ortam spermiumları tembelleştirir, hareketsizleşti-rir. Hafif alkali ortamlar ise spermiumları hareketlendirir. Cinsel birleşme sırasında kadının vaginasına boşaltılan spermiumun içinde prostatın hafif alkali olan salgısı da bulunur. Alkali özellikteki <a href="http://www.saglik.im/yazi/prostat/">prostat</a> salgısı meni içinde bulunan spermiumları hareketlendirir. Hareketlenmiş bir <a href="http://www.saglik.im/spermium/">spermium</a> dölleyeceği ovuma doğru ilerler. Meni içinde vaginaya ulaşmış olan spermiumlar, burada ancak üç gün yaşayabilirler. Dölleme yeteneklerini kadının üreme organında geçirdikleri ilk 24 saatin sonunda kaybederler.</p>
<p>Spermatojenez, yani spermiumlarm yapımı 12-15 yaşlarında yani ergenlik (Puberte) çağında başlar. Bu dönemi başlatan olay, beyindeki adenohipofizden ‘Folikül Stimülan Hormon’ (FSH) ve ‘înierstisiel Celi Stimülan Hormon’ (ICSH) hormonlarının salgılanmasıyla başlar. FSH, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> yoluyla testislere taşınır ve burada spermatojenetik hücrelerin yani spermmmla-rın ana hücrelerinin sayıca çoğalmalarını sağlar. ICSH ise testislerde bulunan ve Testosteron hormonu (Erkekleştirici hormon) salgılayan ley-dig hücrelerini uyararak onların testosteron salgılamasını kamçılar. Testosteron hormonu, çeşitli etkilerinin yanı sıra testislerde sayıca çoğalmakta olan spermatojenetik hücrelerin spermiumlara doğru gelişip farklılaşmalarını sağlar. 12-15yaşlarmda başlayan spermatojenez, 25-30 yaşlarına kadar çoğalır, kuvvetlenir ve 60-70 yaşlarına kadar gücünü yavaş yavaş kaybederek azalır.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/spermatojenez-spermium-yapimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SPERMATİK KORDON</title>
		<link>http://www.saglik.im/spermatik-kordon/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/spermatik-kordon/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2008 18:18:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek ve Üreme Yolları Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Organlar]]></category>
		<category><![CDATA[Penis]]></category>
		<category><![CDATA[Testis]]></category>
		<category><![CDATA[Üreme Organları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1557</guid>
		<description><![CDATA[SPERMATİK KORDON: Erkek çocuk anne rahmindeyken, doğuma kısa bir süre kalana kadar testisleri karın boşluğunun içindedir. Doğuma yakm günlerde testisler beraberlerinde duktus deferenslerini, damar ve sinirlerini de alarak karın ön duvarından aşağı, skrotumun içine inerler. Bu iniş sırasında karın ön duvarından, bazı kas’ liflerinden ve ‘Fasya’ denilen zarlardan oluşmuş bir tünel oluşturur. Bu tünele ‘Spermatik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SPERMATİK KORDON: Erkek çocuk anne rahmindeyken, doğuma kısa bir süre kalana kadar testisleri karın boşluğunun içindedir. Doğuma yakm günlerde testisler beraberlerinde duktus deferenslerini, <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> ve sinirlerini de alarak karın ön duvarından aşağı, skrotumun içine inerler. Bu iniş sırasında karın ön duvarından, bazı kas’ liflerinden ve ‘Fasya’ denilen zarlardan oluşmuş bir tünel oluşturur. Bu tünele ‘Spermatik kordon’ denir. Testisler skrotuma indikten sonra spermatik kordonun içinden ‘Duktus deferens’, atar ve toplardamarlar, bazı sinir lifleri, <a href="http://www.saglik.im/lenf-damarlari/">lenf damarları</a> geçer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/spermatik-kordon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PROSTAT BEZİ</title>
		<link>http://www.saglik.im/prostat-bezi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/prostat-bezi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2008 18:17:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanyukle</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek ve Üreme Yolları Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Organlar]]></category>
		<category><![CDATA[Penis]]></category>
		<category><![CDATA[Prostat]]></category>
		<category><![CDATA[Testis]]></category>
		<category><![CDATA[Üreme Organları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1556</guid>
		<description><![CDATA[PROSTAT: Prostat ‘Simfizis pubis’in arkasında, rektumun önünde ve mesanenin boyun bölgesinin önüne yerleşmiş olan kestane biçiminde bir bezdir. Yapısı mikroskobik olarak incelendiğinde düz kas liflerinden çok sayıda birbiriyle bağlantılı küçük bezlerden ve fibröz liflerden kurulmuş olduğu görülür. Prostat bezinden salgılanan salgı hafif alkalidir. Prostatın içinden, üretranın prostat parçası geçer. Duktus ejakülatoriuslar da prostat içinden geçip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>PROSTAT: <a href="http://www.saglik.im/yazi/prostat/">Prostat</a> ‘Simfizis pubis’in arkasında, rektumun önünde ve mesanenin boyun bölgesinin önüne yerleşmiş olan kestane biçiminde bir bezdir. Yapısı mikroskobik olarak incelendiğinde düz <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> liflerinden çok sayıda birbiriyle bağlantılı küçük bezlerden ve fibröz liflerden kurulmuş olduğu görülür. Prostat bezinden salgılanan salgı hafif alkalidir.</p>
<p>Prostatın içinden, üretranın prostat parçası geçer. Duktus ejakülatoriuslar da prostat içinden geçip prostatik üretraya açılırlar, ilerlemiş yaşlarda bazı erkeklerde <a href="http://www.saglik.im/prostat-bezi/">prostat bezi</a> büyüyebilir. Bu büyüme prostatik <a href="http://www.saglik.im/uretra/">üretra</a> çevresindeki bez yapısındaki hücrelerin çoğalmasından kaynaklanmaktadır. Büyümüş olan prostat, içinden geçen üretraya baskı yaparak idrar akımında bozukluklara yol açabilir. Bu durum halk arasında basitçe “Prostat” olarak adlandırılır. Oysa “Prostat” bezin adıdır. Olayın bilimsel adı “Prostat hiperplazisi”dir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kronik <a href="http://www.saglik.im/yazi/prostat/">prostat</a> iltihabının en önemli  belirtileri nelerdir?</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Kronik prostat iltihabında yakınmalara yol açan çeşitli nedenler vardır.  Düzbağırsak muayenesinde elde edilen bulgularla hastanın yakınmaları  arasında belirgin uyumsuzluk görülebilir. Örneğin oldukça önemli  bulgulara karşın hastanın hiçbir yalanması olmayabilir ya da bu durumun  tam tersine şiddetli yakmmalan doğrulayacak bulgular elde  edilemeyebilir. Hastanın en çok yakındığı, yeri ve şiddeti değişken  ağrılardır. Genellikle kuyruk-sokumu bölgesine, apışarasına, kalça  kemiğinin arka yüzüne, kasık bölgesine, kamışa ve bel bölgesine yayılır.  Siyekten <a href="http://www.saglik.im/akinti/">akıntı</a> biçiminde gelen prostat salgısında artış oldukça sık görülür ve  dışkılama sırasında belirgindir. Bazen bu belirti hastanın cinsel  etkinliği sırasında ortaya çıkar. Cinsel isteksizlik, kamış  sertleşmesinin sıklığın­da ve şiddetinde azalma ortaya çıkabilir. Bunu <a href="http://www.saglik.im/cinsel-iktidarsizlik/">cinsel iktidarsızlık</a> izleyebilir  ya da <a href="http://www.saglik.im/erken-bosalma/">erken boşalma</a> ve kanlı akıntı  görülebilir. Bazen sık idrar yapma, yanma, dolgunluk gibi idrarla ilgili  bozukluklar öne çıkar. Bu durum siyeğin üst bölümleri ve idrar kesesi  boynunun iltihaplanmasının bir göstergesi olabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>Akut <a href="http://www.saglik.im/yazi/prostat/">prostat</a> iltihabının belirtileri  nelerdir?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Genellikle siyek iltihabının komplikasyonu olarak gelişen akut prostat  iltihabı ateşin birden yükselmesiyle belir­ti vermeye başlar. Makatta  dolgunluk hissinin yanı sıra, apışarası, bel ve kamışa yayılan şiddetli  bir ağn ortaya çıkabilir. Aynı zamanda idrar yapmayla ilgili bozukluklar  görülebilir. Bunlar sık idrar yapma, idrar yaparken yanma ve ağrı,  bazen idrar kesesinde prostatın şişmesine bağlı tıkanma sonucunda idrar  birikimidir. Daha önce var olan siyek iltihabından ayn olarak, prostat  salgısı siyek yoluyla dışan sızabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Prostat iltihabı hangi koşullara bağlıdır?</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Cinsel ilişkiyle bulaşan mikroplar <a href="http://www.saglik.im/yazi/prostat/">prostat</a> iltihabma yol açabilir. Günümüzde en sık rastlanan mikroorganizmalar  Coli grubu basiller, stafilokoklar ve streptokoklardır. Ayrıca birkaç  bakterinin etken olduğu prostat iltihaplarına da rastlanır.<br />
Prostat iltihabı en çok siyekteki iltihabın bu organa atlamasıyla  oluşur. Genel bir enfeksiyondan ya da bir enfek­siyon odağından <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> yoluyla  gelen mikroplar da prostat iltihabına yol açabilir.<br />
Mikroplanmaya bağlı olarak prostat iltihabı ortaya çıktığında kan  akımındaki yerel artış bulaşma sürecinin hız­lanmasına yol açar.  Prostatın <a href="http://www.saglik.im/yazi/iltihaplanma/">iltihaplanma</a> sürecini kolaylaştıran  etkenler düzensiz cinsel yaşam, aşın alkol al­ma, prostat taşları,  siyekte darlık ve siyeğe uygulanan tanı ya da tedavi amaçlı  girişimlerdir. Bu son neden üze­rinde önemle durmak gerekir. Çünkü bu  tip girişimlerle siyek çıkışında bulunan mikroplan içeriye doğru  sürük­leme tehlikesi vardır.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/prostat-bezi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TESTİS</title>
		<link>http://www.saglik.im/testis/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/testis/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2008 18:16:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanyukle</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek ve Üreme Yolları Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Organlar]]></category>
		<category><![CDATA[Penis]]></category>
		<category><![CDATA[Testis]]></category>
		<category><![CDATA[Üreme Organları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1554</guid>
		<description><![CDATA[TESTİS: Testisler, ‘Spermium’ denilen erkek cinsiyet hücrelerinin yapıldığı bir çift organdır. Testisler gövdenin dışında ‘Skrotum’ denilen torba biçiminde, deri kastan yapılmış, bir yapının içinde yerleşmişlerdir. Testislerin her biri 4-5 cm. boyunda, 2,5 cm. eninde ve 3 cm. kalınlığında olup yumurta biçimindedirler ve her biri ortalama 21 gr. ağırh-ğmdadır. Sol testis sağdakinden biraz daha aşağıda bulunur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>TESTİS: Testisler, ‘Spermium’ denilen erkek cinsiyet hücrelerinin yapıldığı bir çift organdır. Testisler gövdenin dışında ‘Skrotum’ denilen torba biçiminde, deri kastan yapılmış, bir yapının içinde yerleşmişlerdir. Testislerin her biri 4-5 cm. boyunda, 2,5 cm. eninde ve 3 cm. kalınlığında olup <a href="http://www.saglik.im/yumurta/">yumurta</a> biçimindedirler ve her biri ortalama 21 gr. ağırh-ğmdadır. Sol <a href="http://www.saglik.im/yazi/testis/">testis</a> sağdakinden biraz daha aşağıda bulunur. Bu, birbirine baskı yapıp ezilmelerini önler. Testislerden biri ötekinden biraz küçük olabilir.</p>
<p>Erkek <a href="http://www.saglik.im/yazi/ureme-organlari/">üreme organı</a> olan testislerin her biri yaklaşık olarak 200-300 lobinden oluşmaktadır. Her lobülde 1-3 tane “Seminifer tüp” denilen kanalcık bulunur. Her seminifer tüpün uzunluğu 60-70 cm. kadardır. Seminifer tüpler, erkek üreme sisteminin başlangıcını oluştururlar. Spermiumlar buralarda hazırlanır. Bilindiği gibi spermium, bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/kadin-ve-dogum/">kadın</a> cinsiyet hücresi ‘Ovum’ ile birleşerek dölleme olayını gerçekleştirmektedir.</p>
<p>Sçminifer tüpler iki tabakadan oluşurlar. Dıştaki tabakanın adı ‘Bazal membran’ olup <a href="http://www.saglik.im/bag-dokusu/">bağ dokusu</a> yapısındadır. İçteki tabakanın adıysa “Germinal epitel” tabakasıdır. Germinal <a href="http://www.saglik.im/epitel/">epitel</a> tabakasında başlıca iki tip <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a> bulunmaktadır. Hücrelerden bazıları “Destek hücreleri” adını alırlarken ötekileri de “Spermatojenİk hücreler” adını alırlar. Spermatojenİk hücreler çeşitli olgunlaşma basamaklarını tırmanıp spermiumlara dönüşürler. Destek hücrelerinin diğer adı “Sertoli hücreleri” dir. Olgunlaşmakta olan spermiumlar bu süreç içinde bir aralık sertoli hücrelerinin içine başlarım sokarlar ve tamamen olgunlaştıktan sonra “Se-minifer” tüplerinin boşluğuna geçerler. Seminifer tüplerinin arasını dolduran bağ dokusunun içinde ‘İnterstisiel hücreler’ ya da ‘Leydig hücreleri’- denilen hücreler bulunmaktadır. Leydig hücreleri erkek organizmasının erkekleştirici (androjen) hormonlarının salgılandığı esas hücrelerdir. Beyindeki hipofiz bezinden salgılanan ‘înterstisiel celi stimülan hormon’ (ICSH) ve ‘Folikül stimülan hormon’ (FSH) leydig hücrelerini uyarır.</p>
<p>Seminifer tüpler ‘Rete testis’ denilen bir hazneye açılırlar. Rete testis de birkaç kanalcık aracılığıyla ‘Epididimis’ denilen ikinci bir hazneye açılır. Epididimis spermhımun taşınmasını sağladıkları gibi, olgunlaşma ve hareketliliği üzerine etkili <a href="http://www.saglik.im/enzimler/">enzimler</a> de salgılar. Epididimis, “Duktus deferens” denilen uzun bir borucukla ağızlaşır. Duktus deferens, <a href="http://www.saglik.im/spermatik-kordon/">spermatik kordon</a> denilen uzun bir yapının içinde yükselip pelvise girer. Daha sonra idrar kesesinin (mesane) arkasında yol alır bir süre sonra prostatın içine girer. Duktus deferens, <a href="http://www.saglik.im/yazi/prostat/">prostat</a> içindeyken “Vezika seminalis”in ağzıyla birleşip duktus ejaküiatorius denilen kanalcığı oluşturur. Duktus ejakülatoriussa “Prostatik üretraya” açılır. Böylece testislerde üretilen spermiumlar yukarıda sözünü ettiğimiz yollardan geçerek ejakülasyon sırasında üretraya ulaşır. Uretraya ulaşan spermatozoid, <a href="http://www.saglik.im/spermium/">spermium</a> sıvısı içinde olarak vaginaya boşaltılır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><br />
</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>Testiste başka hangi bozukluklara rastlanabilir?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Öteki bozuklukların en bilinenleri spermatosel ve kordon kistidir. Kordon kis­tinde, atipik yerleşimli <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> alanları bulunur. Bunlar seröz bir salgı üretebilen hücrelerden oluşmuştur. Bu olguda da tek çözüm kistin cerrahi yoldan çıkarılmasıdır. Kordon kistleri iyi huyludur. Dolayısıyla cerrahi girişim, kistin hasta­ya rahatsızlık verecek boyuta ulaştığında uygulanması gerekir. Spermatosel ve kordon kistleri hidrosele benzer. Spermatoselin hidroselden ayrıldığı nokta içeriğindeki sıvıda spermatozoolar bulunması ve sütümsü bir görünümde olmasıdır. Bu durum tunika vajinalisin (sancı zar) ya da kistlerin duvarında aktif <a href="http://www.saglik.im/yazi/testis/">testis</a> dokusu bulunan bölgelerin varlığından kaynaklanır. Bu testis bozukluğu da cerrahi girişimle kalıcı olarak düzeltilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>Testisierin işlevi nedir?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><br />
Cevap</strong></span></p>
<p>Erişkin erkeklerde testisierin iki işlevi vardır: Sperma oluşturmak ve  steroit ya­pıda eşey hormonlarını salgılamak. Bol miktarda salgılanan  testosteron erkek cinsiyet özelliklerinin ortaya çıkmasından sorumludur.  Ayrıca az olarak salgıla­nan <a href="http://www.saglik.im/ostrojenler/">östrojen</a> ise dişilik özelliklerinin gelişiminden sorumlu bir hormondur.  Er­kekteki işlevi ve erkek eşey hormonlarıyla etkileşimi tam olarak  bilinmemekte­dir. Borucuklar arasında dağınık topluluklar oluşturan  Leydig hücreleri de hor­mon salgılar.<br />
Sperma hücrelerinin yapıldığı borucuklar testisierin büyük bölümünü  oluşturur. Spermatogon olarak adlandırılan olgunlaşmamış hücreler  borucuklann dış du­varındaki embriyonsu yapıda sap hücrelerinden türer.  Olgun spermalara dönüşe­cek olan spermatogonlar birincil sperma  hücreleri (spermatosit) olarak adlandı­rılır. Gelişen birincil sperma  hücreleri ikincü sperma hücrelerine dönüşür. So­nunda olgun sperma  ortaya çıkar. Birincil sperma hücresinden ikinciye geçilir­ken ortaya  çıkan <a href="http://www.saglik.im/hucre-bolunmesi/">hücre bölünmesi</a> sırasında çekirdek de  bölünür. Böylece ikincil sperma hücrelerinin her birinde 46 <a href="http://www.saglik.im/kromozom/">kromozom</a> yanya inerek 23 tane kalır. Torbaya inmemiş bir testiste ne gibi  bozukluklar ortaya çıkar? Torbaya inmemiş bir <a href="http://www.saglik.im/yazi/testis/">testis</a> vücut içindeki yüksek sıcaklıktan zarar görür. Özel­likle borucuklarda  erken dönemde ortaya çıkan bozukluklar gelişir. Bunlar za­manla kalıcı  hale dönüşür. Kısacası testisierin torba içindeki kıhflarma inmesini  sağlamanın hasta için büyük önemi vardır.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/testis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PENİS</title>
		<link>http://www.saglik.im/penis/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/penis/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2008 18:15:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek ve Üreme Yolları Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Organlar]]></category>
		<category><![CDATA[Penis]]></category>
		<category><![CDATA[Testis]]></category>
		<category><![CDATA[Üreme Organları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1553</guid>
		<description><![CDATA[PENİS: Penis, erkek cinsiyetin cinsel birleşme organıdır. Kök ve gövde olmak üzere iki bölümden oluşmuştur. Kök bölümü perineye yerleşmiştir. Gövde bölümü serbestçe hareket edebilme yeteneğine sahiptir. Penis başhca iki yapıdan oluşmuştur. Bunlardan biri ‘Korpus kavernoza’ diğeri de ‘Korpus sponjiosus’dur. Korpus sponjiosusun ön bölümü ‘Glans penis’ denilen bir yapı oluşturur. Üretranın son bölümü, korpus sponjiosusun içinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>PENİS: Penis, erkek cinsiyetin cinsel birleşme organıdır. Kök ve gövde olmak üzere iki bölümden oluşmuştur. Kök bölümü perineye yerleşmiştir. Gövde bölümü serbestçe <a href="http://www.saglik.im/hareket/">hareket</a> edebilme yeteneğine sahiptir. <a href="http://www.saglik.im/yazi/penis/">Penis</a> başhca iki yapıdan oluşmuştur. Bunlardan biri ‘Korpus kavernoza’ diğeri de ‘Korpus sponjiosus’dur. Korpus sponjiosusun ön bölümü ‘Glans penis’ denilen bir yapı oluşturur. Üretranın son bölümü, korpus sponjiosusun içinde yol alır. ‘Korpus kavernoza’ iki tanedir ve korpus sponüozanın birer üst-dış yan tarafına yerleşmiştir. Gerek korpus sponjioza ve gerek korpuz kavernozalar gözenekli yapılardır. Bu gözeneklerin duvarları düz <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> liflerinden, elastik ve fibröz liflerden yapılmıştır. Gözeneklerin içinde <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> damarları bulunur. Bu kan damarlarının fazla miktarda kanla dolması halinde penis sertleşir ve dikleşir.<br />
Bu duruma ‘Ereksiyon’ denir. Penisin serbest bölümü deri ile kaplıdır. Glans bölümünü örten derijglansa yapışmış değildir. Bu deri parçasına ‘Prepisyum’ (sünnet derisi) denilmektedir. Prepisyum ‘Frenulum’ denilen bir bağ aracılığıyla glans penisin alt bölümüne tutunur. Prepisyum istendiğinde geri itilip glans ortaya çıkarılabilir. Sünnette prepisyum kesilerek çıkartılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/penis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

