<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Tansiyon Hastalıkları</title>
	<atom:link href="http://www.saglik.im/yazi/tansiyon-hastaliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik.im</link>
	<description>Sağlık, Tıp, Estetik Tedavi Yöntemleri &#124; Sağlık&#039;ım Her şey Diyorsanız..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Aug 2011 02:08:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Düşük Tansiyon</title>
		<link>http://www.saglik.im/tansiyon-dusuk-tansiyon/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/tansiyon-dusuk-tansiyon/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2009 23:24:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Tansiyon Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=524</guid>
		<description><![CDATA[TANSİYON (DÜŞÜK TANSİYON) Orta yaşlı ve sağlıklı bir kişide kan basıncı 130/80 mmHg (mm cıva basın­cı) arasındadır. Kalbin kasılarak kanı damarlara pompaladığı andaki (sistol) basınç büyük ya da sistolik kan basıncı, vücuttan dönen kanın kalbe dolduğu andaki (diyastol) basmç ise küçük ya da diyastolik kan basmcı olarak adlandırı­lır. Diyastol anında kan çoktan küçük çevrel (periferik) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff0000;">TANSİYON (DÜŞÜK TANSİYON)</span></strong></span><br />
Orta yaşlı ve <a title="Sağlık" href="http://www.saglik.im">sağlık</a>lı bir kişide <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> basıncı 130/80 mmHg (mm cıva basın­cı) arasındadır. Kalbin kasılarak kanı damarlara pompaladığı andaki (sistol) basınç büyük ya da sistolik kan basıncı, vücuttan dönen kanın kalbe dolduğu andaki (diyastol) basmç ise küçük ya da diyastolik kan basmcı olarak adlandırı­lır. Diyastol anında kan çoktan küçük çevrel (periferik) damarlara ulaşmıştır.<br />
Büyük <a href="http://www.saglik.im/tansiyon/">tansiyon</a> 100 mmHg’nin altı­na düştüğünde <a href="http://www.saglik.im/dusuk-abortus/">düşük</a> tansiyondan (hi­potansiyon) söz edilir. <a title="Düşük tansiyon düşmesi" href="http://www.saglik.im/tansiyon-dusuk-tansiyon/">Düşük tansiyon</a>, kan dolaşımının, vücudun gereksinimi­ni karşılayamadığını gösterir. Hastada ani pozisyon değişikliklerine neden olan vücut hareketleri (hızla ayağa kalkma gibi) sonucunda dokulara, özel­likle beyne yeterli oksijen ulaşamaz. Oksijensizliğe son derece duyarlı olan beyin bu durumdan çok etkilenir.<br />
Dinlenme halinde büyük tansiyonu 100 mm’nin altında olanlarda dola­şım yetersizliği oJduğu söylenebilir<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>BİRİNCİL (ESANSİYEL) HİPOTANSİYON</strong></span><br />
Bazı olgularda düşük tansiyon kişiyi ra­hatsız etmez ya da önemsiz yakınmala­ra yol açar. <a title="kan basıncı" href="http://www.saglik.im/kan-basinci-nedir/">Kan basıncı</a>nın normalin al­tında olduğu kabul edilse de kişi tü­müyle sağlıklıdır. Bazı olgularda ise tansiyonun düşük olduğu oldukça belir­gindir. Kanın damarlarda hareketini sağlayan güç çok hafiftir. Dokulara gi­den oksijen miktarının normalin altına düşmesi, Özellikle beyin dokusunu etki­leyerek düşük tansiyona özgü belirtile­rin ortaya çıkmasına neden olur. Hasta en çok, sağlıklı kişilerde de tansiyonun düşük olduğu sabahları rahatsızlık du­yar; kendini yorgun, isteksiz hisseder ve çok sık esner. En hafif <a href="http://www.saglik.im/hareket/">hareket</a> bile çok güç gelir ve olağanüstü bir çaba ge­rektirir. Kızarma ve terlemenin yanı sı­ra, şkktetli baş ağnsr, soğuğa, dayaıuk-<br />
sızlık ve <a href="http://www.saglik.im/solgunluk/">solgunluk</a> görülür.Ruhsal gerilim ishale ve sık idrara çıkmaya neden olur. Özel­likle yemeklerden son­ra dolaşımdaki ka­nın önemli bir bölümünün sindirim sisteminde göllenmesî sonucunda bey­ne giden oksijen miktarının azalması nedeniyle bastırılamayan bir uyku hali başlar. Aym nedenlerle bedensel güç harcamayı gerektiren durumlarda, ka­rım kaslarda toplanması beyni oksijen­siz bıraktığından uyku hali gözlenir.<br />
Her açıdan tümüyle sağlıklı olan in­sanlarda tansiyonun düşmesi nasıl açık­lanabilir? Bunun yapısal bir özellik ol­duğu ve doğuştan geldiği görüşü bir de­receye kadar doğrudur. Düşük tansiyon genellikle normal ya da uzun boylu, uzun kol ve bacaklı, zayıf ve <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> yapılan gelişmemiş kişilerde görülür. <a href="http://www.saglik.im/zayiflama/">Zayıflık</a> ve uzun boy gibi, düşük tansiyon da yapısal bir özellik olduğundan endişelenmek ge­reksizdir. Yapısal özellikler dışında tan­siyon düşmesine yol açan önemli bir et­ken <a href="http://www.saglik.im/bobrekustu-bezi/">böbreküstü bezi</a> dış kabuğundan (korteks) salgılanan ve kan basıncını dü­zenleyen hormonların yetersizliğidir; bu durumun düzeltilmesi için eksik olan iıuımuııfar üasıaya dışarıdan verilir.Otonom sinir sistemini etkileyerek damarların büzülmesini sağlayan ilaçlar kan basıncını yiiksplterelc rahatsızlığın giderilmesini sağlar. Bununla birlikte, otonom sinir sisteminin dengesinin ko­runması için düzenli ve sakin bir yaşam diyet önerilir. Mideye fazla yük bindir­memek için sık aralarla hafif Öğünler yemek gerekir.Sabah kahvaltısı ve öğle yemeğin­den sonra bir fincan koyu kahve, akşam yemeğinde de yatıştırıcı olarak bir bar­dak kırmızı şarap ya da bira içilebilir. Öğleden sonra bir saat dinlenmek de çok yararlı olabilir.<br />
Ayrıca, açık havada dolaşmak ve egzersiz yapmak da hastayı rahatlatır. Hafta sonları kent dışına çıkılmalı, kısa süreli de olsa gezilerle hava ve çevre değişikliği sağlanmalıdır.<br />
Düşük tansiyonlulara öncelikle yüz­me ve kayak, aynca, jimnastik, masaj, özellikle geceleri soğuk duş ve banyo, yüksek karbonik asit içeren kaplıca kür­leri ve güneş banyosu önerilir. Ayrıca bele takılan esnek bir kemer karındaki atardamarlara dışarıdan basınç yaparak genişlemelerini bir ölçüde engeller ve tansiyonun düşmesinin önüne geçer.</p>
<p><img class="size-medium wp-image-3428 alignleft" title="tansiyon1" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/tansiyon1.jpg" alt="" width="200" height="200" /></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">ORTOSTATİK HİPOTANSİYON</span></strong><br />
İnsan vücudu, sürekli değişen dış koşul­lara karşı iç dengesini sabit tutmaya ça­lışır. Örneğin otururken ya da yatarken ayağa kalktığımızda vücuttaki kan yer­çekiminin etkisiyle ayaklara doğru ha­reket eder.<br />
Ayağa kalkınca kanın aşağı hücum etmesi ve vücudun üst yarısındaki kanın azalması <a href="http://www.saglik.im/tardamarlar/">atardamar</a> basıncının düşmesi­ne ve yerçekimi etkisiyle karım bacak­larda göllenmesiyle vücudun öteki bö­lümlerinin kansız kalmasına neden olur. Bu durumda vücudun üst yansının, özellikle beynin kansız kalmasını önle­yecek bir mekanizma devreye girer. Küçük damarlar büzülerek kanın yerçe­kimi nedeniyle aşağıda birikmesini ön­ler. Böylece ayağa kalkıldığında, kan bacaklarda göllenmek yerine vücudun dört bir yanma dağılmayı sürdürür. Atardamar basıncının, küçük tansiyon­da hafif bir artışla birlikte, normal de­ğerlerde tutulması ve dolaşımda denge­yi sağlamak için <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> atışları hızlanır. Bu önlem yetersiz kalırsa kişi ayağa kalkınca fenalaşır, rengi solar, terleme­ye başlar ve gözleri kararır. Beyindeki görme ğundan, göz kararması ilk ortaya çıkan belirtilerden biridir. Aynca baş dönme­si, halsizlik ve bazen <a href="http://www.saglik.im/yazi/bayilma/">bayılma</a> görülür.Bu belirtiler nasıl ortaya çıkar? Baş­lıca neden çevrel damarlann büzülmesindeki yetersizlik sonucunda tansiyo­nun düşmesiyle beyne yeterli kan gide-memesidir. Bu olay tehlikeli olmasa da önüne geçilemez. Düşük tansiyonlu ki­şiler yavaş hareketlerle ayağa kalkarak vücutlarına uyum sağlaması için yeterli zamanı vermelidir.<br />
Bayılan ya da bayılmak üzere olan hastayı başı ayaklanndan ve vücudun­dan daha aşağıya gelecek biçimde yatır­mak yeterlidir. Başın altına kesinlikle yastık konmamalıdır. Böylece hasta kı­sa sürede toparlanır ve beyne yeterince kan gitmeye başlayınca kendine gelir.Ortostatik hipotansiyonla birlikte görülen başka bir bozukluk da Shy-Drager sendromudur. Bu hastalarda or­tostatik hipotansiyon, idran tutamama, <a href="http://www.saglik.im/cinsel-iktidarsizlik/">cinsel iktidarsızlık</a> ve terlemeyle birlik­te görülür. Yapılan çalışmalar bu belir­tilerin görüldüğü hastalarda beyin sapı, bazal gangliyonlar (beyindeki dört önemli sinir düğümü) ve öbür merkez <a href="http://www.saglik.im/kategori/sinir-sistemi/">sinir sistemi</a> yapılarında belirgin nöron kaybının olduğunu göstermiştir.Hastalık genellikle 5-7 yılda ilerle­yerek hastayı yatağa bağımlı kılabilir. Belirgin ortostatik hipotansiyonla bir­likte taşikardi (hızlı kalp atımı) yerine bradikardi (dakikada 60 atışın altma inen yavaş kalp atımı) gelişir. Bu hasta­larda da tedavi belirtilere yöneliktir.Bacaklarda kan göllenmesini önlemek için Özel çorapların kullanılması yararlı olabilir. Daha ilerlemiş ve dirençli ol­gularda tuz alımı ya da fludrohidrokor-tizon önerilir. Aynca amfitamin ve efedrin gibi ilaçlar da kullanılabilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>SONUÇLAR</strong></span><br />
Buraya kadar birincil ve ortostatik dü­şük tansiyon incelendi. Her iki durum da tehlikeli sonuçlar doğurmayan yapı­sal bozukluklardan kaynaklanır ve bu kişiler tansiyonlan düşük olsa da sağ­lıklı kabul edilirler. Hatta, istatistikler tansiyonu düşük olanların, normal kişi­lerden daha uzun, tansiyonu yüksek olanlardan ise çok daha uzun yaşadığını göstermektedir. Tansiyonun düşük ol­ması damarlan daha az yıpratmakta, bu nedenıc orta ‘ yaşlarda <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp damar</a> sistemi ilgili kanama, beyin trombozu, <a href="http://www.saglik.im/miyokart-enfarktusu/">miyokart enfarktüsü</a> gibi <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> çok az ortaya çıkmaktadır.Doğal olarak, bu özellikler tansiyo­nu düşük olan herkes için geçerli değil­dir. Tansiyon düşüklüğü çoğu zaman başka bir hastalıkla “Örneğin <a title="kansızlık" href="http://www.saglik.im/kansizlik/">kansızlık</a>, <a title="tifo" href="http://www.saglik.im/tifo/">tifo</a>, <a title="difteri" href="http://www.saglik.im/difteri/">difteri</a>, <a title="zatüre, zatürre, zatürree" href="http://www.saglik.im/zaturree/">zatürre</a> gibi <a title="bulaşıcı hastalıklar" href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bulasici-hastaliklar/">bulaşıcı hastalıklar</a>, <a title="karaciğer hastalıkları" href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/karaciger-hastaliklari/">karaciğer hastalıkları</a>, <a title="böbrek üstü bezi böbreküstü bezi bezleri nedir" href="http://www.saglik.im/bobrekustu-bezi/">böbreküstü bezi</a> hastalıklan ve zehirlenmelerle birlikte ortaya çıkar, bu hastalığın tedavi edil­mesiyle ortadan kalkar. Böyle durum­larda düşük tansiyonun nedenleri, öne­mi ve gidişi değişken olabilir..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/tansiyon-dusuk-tansiyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>45</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YÜKSEK TANSİYONU OLAN KİŞİ KENDİNİ YORGUN HİSSEDEBİLİR Mİ?</title>
		<link>http://www.saglik.im/yuksek-tansiyonu-olan-kisi-kendini-yorgun-hissedebilir-mi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/yuksek-tansiyonu-olan-kisi-kendini-yorgun-hissedebilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 09:10:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Tansiyon Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=521</guid>
		<description><![CDATA[Yüksek tansiyonlu kişi belirgin bir neden olmadan, ya da güç harcamadan kendini çok yorgun hissedebilir mi? Evet. Bu yorgunluk duygusu gerek sürekli yüksek tansiyonu olan, gerek ani basınç yükselmeleri olanlarda görülebilir. Yük­sek tansiyon, kalbe ek yük getirdiği ve kalp-dolaşım yetmezh’ğiyle birlikte olduğu zaman belirtiler daha da açıktır. Bu du­rumda en ufak bir güç harcama bile, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek tansiyonlu kişi belirgin bir neden olmadan, ya da güç harcamadan kendini çok yorgun hissedebilir mi?<br />
Evet. Bu <a href="http://www.saglik.im/yorgunluk/">yorgunluk</a> duygusu gerek sürekli yüksek tansiyonu olan, gerek ani basınç yükselmeleri olanlarda görülebilir. Yük­sek tansiyon, kalbe ek yük getirdiği ve kalp-dolaşım yetmezh’ğiyle birlikte olduğu zaman belirtiler daha da açıktır. Bu du­rumda en ufak bir güç harcama bile, yorgunluğun ötesinde <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> güçlüğüne de yol açacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/yuksek-tansiyonu-olan-kisi-kendini-yorgun-hissedebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KULAK ÇINLAMASININ TANSİYON AÇISINDAN ÖNEMİ NEDİR?</title>
		<link>http://www.saglik.im/kulak-cinlamasinin-tansiyon-acisindan-onemi-nedir/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/kulak-cinlamasinin-tansiyon-acisindan-onemi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 09:09:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Tansiyon Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=520</guid>
		<description><![CDATA[Kulak çınlamasının tansiyon açısından önemi nedir? Kulak çınlaması çoğunlukla yüksek tansiyona bağlı damarsal bozuklukları gösterir; genellikle gözlerin önündeki siyah nokta­cıklarla birlikte ortaya çıkar. Hekime başvurup, bu çınlamaların içkulakla ilgili bir bozukluğa mı, yoksa yüksek tansiyona mı bağlı olduğu belirlenmelidir. Yüksek tansiyona bağîı çınlamalar gerek kafadaki büyük damardaki basınç artışından, gerek ku­lağı besleyen damarlardaki kan akımının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kulak çınlamasının <a href="http://www.saglik.im/tansiyon/">tansiyon</a> açısından önemi nedir?<br />
<a href="http://www.saglik.im/kategori/kulak-burun-bogaz/">Kulak</a> çınlaması çoğunlukla yüksek tansiyona bağlı damarsal bozuklukları gösterir; genellikle gözlerin önündeki siyah nokta­cıklarla birlikte ortaya çıkar. Hekime başvurup, bu çınlamaların içkulakla ilgili bir bozukluğa mı, yoksa yüksek tansiyona mı bağlı olduğu belirlenmelidir. Yüksek tansiyona bağîı çınlamalar gerek kafadaki büyük damardaki basınç artışından, gerek ku­lağı besleyen damarlardaki <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> akımının bir an azalmasıyla arteriyollerin direncinin artmasından kaynaklanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/kulak-cinlamasinin-tansiyon-acisindan-onemi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüksek Tansiyon</title>
		<link>http://www.saglik.im/tansiyon-yuksek-tansiyon/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/tansiyon-yuksek-tansiyon/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 09:06:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanyukle</dc:creator>
				<category><![CDATA[Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Seçtiklerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Tansiyon Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=518</guid>
		<description><![CDATA[TANSİYON (YÜKSEK TANSİYON) Yüksek tansiyon (hipertansiyon) te­rimi atardamarlardaki büyük kan basın­cının 150 mmHg (mm cıva basıncı), küçük kan basıncının ise 90 mmHg’ye eşit ya da daha yüksek olduğu durum­larda kullanılır. Tansiyonu uzun süre­lerle bu değerlerin üstüne çıkan birey­lerde beyin, böbrek, kalp ve damar has­talıklarının daha çok görüldüğü ve ge­nellikle tansiyonu normal olanlara oranla yaşam süresinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TANSİYON (YÜKSEK TANSİYON)</strong><br />
Yüksek <a href="http://www.saglik.im/tansiyon/">tansiyon</a> (hipertansiyon) te­rimi atardamarlardaki büyük <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> basın­cının 150 mmHg (mm cıva basıncı), küçük kan basıncının ise 90 mmHg’ye eşit ya da daha yüksek olduğu durum­larda kullanılır. Tansiyonu uzun süre­lerle bu değerlerin üstüne çıkan birey­lerde beyin, böbrek, <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp ve damar</a> has­talıklarının daha çok görüldüğü ve ge­nellikle tansiyonu normal olanlara oranla yaşam süresinin daha kısa oldu­ğu kanıtlanmıştır.<br />
Büyük kan basıncı (büyük tansiyon) kaç olursa olsun, küçük kan basıncı (küçük tansiyon) 90 mmHg ya da daha yüksekse sistemik yüksek tansiyon söz konusudur ve tedavi edilmesi gerekir. Son istatistiklere göre normalin üst sını­rına yakın küçük kan basıncının (85-89 mmHg) bile bir risk etkeni olduğu anla­şılmaktadır.</p>
<p>Küçük (diyastolik) tansiyonun yük­sek olmadığı, yani 90 mmHg’nin altın­da kaldığı, yalnız büyük (sistolik) tansi­yonun yükseldiği durumlarda sistolik yüksek tansiyon söz konsudur. 70 yaşın altındaki kişilerde küçük tansiyon 90 mmHg’nin altında kalırken büyük tansi­yon 160 mmHg ve daha yüksekse teda­vi edilmesi gerekir. 70 yaşın üzerinde tedaviyi başlatacak büyük tansiyon de­ğeri 170 mmHg ve daha üstüdür.<br />
Hipertiroidizm, aort kapak yetmez­liği ve atar-toplar <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> bağlantılarında büyük tansiyon yüksek olmasına karşın <a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">ilaç</a> tedavisi gerekmez. Bu durumlarda asıl hastalık tedavi edilmelidir.Yüksek tansiyon günümüzde hâlâ beyin damarlarındaki tıkanıklık ve ka­namalar açısından başlıca risk faktörü­dür. Ayrıca, <a href="http://www.saglik.im/kolesterol/">kolesterol</a> ve sigara alışkanlığının yanı sıra miyokart enfarktü­sünün başlıca nedenleri arasında yer alır; <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> ve dolaşım yetmezliği olan ki­şilerin yüzde 75′inde bu hastalıklara ne­den olduğu bildirilmiştir. Ayrıca tansi­yon yükselmesinin damar duvarında ka­lınlaşma gibi belirgin değişikliklere yol açarak tıkayıcı damar hastalıkları, anev­rizmalar ve <a href="http://www.saglik.im/yazi/bobrek-yetmezligi/">böbrek yetmezliği</a> gibi bir dizi <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> bozukluklarına neden olduğu kanıtlanmıştır.Son 35 yıl içinde yüksek tansiyonun ilaçla tedavisinde dev adımlar atılmış olmasına karşın, yukarıda belirtilen ol­gular güncelliklerini korumaktadır. Gü­nümüzde fazla yan etkisi olmayan, bu­na karşılık son derece etkili ilaçlar var­dır. Son yıllarda bu tedaviler sonucunda kan basıncının düşürülmesiyle kalp ve damar hastalıklarına yakalanma ve bu hastalıklardan ölme oranının belirgin ölçüde azaldığı kanıtlanmıştr.</p>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4291803687544748531&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4291803687544748531&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Bu teda­vilerin yüksek tansiyonlu hastaların tedaviden sonraki yaşanılan üzerindeki etkileri incelenmiş ve özellikle felç, kalp ve dolaşım yetmezliği ile <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> yetmezliğinin ortaya çıkma sıklığının azaldığı, buna karşılık, söz konusu ilaç­ların yüksek tansiyonlu hastada miyo­kart enfarktüsü ya da <a href="http://www.saglik.im/anjina-pektoris/">anjina pektoris</a> gi­bi kalp kasının yeterince kanlanamama-sına bağh hastalıkların önüne geçilme­sinde daha az yararlı oldukları belirlen­miştir.Bu ilerlemelere karşın, en son ista­tistiklerin de doğruladığı gibi, yüksek tansiyon hâlâ ölüme neden olabilmekte­dir. Bunun nedeni bazen hastanın ih­malkârlığı nedeniyle hekim kontrolün­den geçmemesi ve hastalığa tanı kona-mamasıdır. Bazen de tanı konduktan sonra hekimin önerdiği ilaçların gere­ğince kullanılmaması ya da uygun oJ-mayan ilaçların seçilmesi ve daha sık­lıkla muayene edilen kişinin kalp ve da­marlarının yapısı nedeniyle tedavi yetersiz kalır.Kuramsal olarak, daha iyi sonuçlar elde etmek mümkün olduğundan, kalp ve damarlarla ilgili komplikasyonların önlenmesindeki bu başarısızlıklar, sü­rekli bir tedavi uygulamanın gerektiğini vurgular. Yüksek tansiyon tehlikesi olan hastanın doğru saptanması, öte yandan hastaya verilmesi gereken ilaç­ların seçiminde etkili bir düzenleme ya­pılması gerekir.</p>
<p><strong>NEDENLERİ</strong><br />
Oluşum mekanizması bakımından iki tür yüksek tansiyon vardır: Birincil ya da esansiyel ve ikincil. Birincil yüksek tansiyonun nedenleri tam olarak bilin­memekle birlikte, hastalığın oluşumun­da kalıtım, ruhsal açıdan çabuk etkile­nen heyecanlı kişilik, <a href="http://www.saglik.im/sismanlik/">şişmanlık</a> gibi ba­zı etkenler saptanmıştır, tkincil yüksek tansiyon aşağıdaki hastalıklardan sonra ortaya çıkabilir: Böbrek dokusu ve böb­rek atardamarlarında yerleşen hastalık­lar (akut ve kronik böbrek iltihabı, poli-kistik böbrek), böbreküstü bezinin ka­buk bölümündeki hastalık nedeniyle kortizon ya da aldesteron hormonları­nın fazla salgılanması sonucu görülen <a href="http://www.saglik.im/cushing-hastaligi/">Cushing hastalığı</a> ve Crohn hastalığı, böbreküstü bezinin iç kısmının (medul-la) tümörü (feokromositom), aortun kalpten çıktığı bölgedeki darlığı, kafa içi basıncının artması.Yüksek tansiyonla basınç reaksiyo­nu arasındaki ayrımın da yapılması ge­rekir. Yüksek tansiyon terimi kan ba­sıncının sürekli olarak bazı sınırların üzerinde kaldığım belirtirken, basınç reaksiyonu tansiyonun heyecanlanma ya da kan içine ilaç şırınga edilmesi gi­bi bir uyaran nedeniyle geçici olarak yükselmesidir. Yükselmeye yol açan uyaranın etkisi kaybolunca tansiyon normale döner.</p>
<p><strong>GÖRÜLME SIKLIĞI</strong><br />
Yüksek tansiyonluların tümü tanı kona­cak biçimde tıbbi kontrolden geçmemiş olduğundan ve yüksek tansiyon değer­lendirme ölçütleri her yerde aynı olma­dığından yüksek tansiyonun dağılımını kesin olarak saptamak olanaksızdır. Hekime başvuran erişkinlerin yaklaşık yüzde 25′inde yüksek tansiyon vardır ve bunların yüzde 9O’ı esansiyel (birincil) tiptedir.</p>
<p><strong>TANI</strong><br />
Tanı konması için kan basıncı 20 dakika dinlenmenin ardından ölçülmelidir; bir­birinden farklı zamanlarda yapılan üç ayrı ölçümde de kan basıncı yüksek çı­kıyorsa yüksek tansiyon tanısı konabilir.<br />
Kan basıncı ölçümlerinde pek çok kısıtlama ve hata olasılığı vardır.<br />
Bunların başında hastanın muayene­ye ve hekime olan tepkisi gelir. Burada tansiyon heyecan nedeniyle tepkisel olarak yükseldiği halde, kişiye yanlış­lıkla yüksek tansiyon tanısı konur.</p>
<p>Son yıllarda bu yanlışlıklardan ka­çınmak için günlük etkinlikleri engelle­meden kan basıncının otamatik olarak kaydedilmesini sağlayan birçok teknik geliştirilmiş ve uygulanmaya başlamıştır. Böylece elde edilen 24 saatlik tansi­yon değerleri, yüksek tansiyonun or­ganlarda yol açtığı zararları tansiyon aleti ile elde edilen değerlerin ortaya koyamadığı kadar belirgin olarak sergi­ler. Bununla birlikte, kan basıncının di­namik olarak monitörle izlenmesinin tanı açısından üstün olduğuna ilişkin bir kanıt elde edilememiştir. Bu neden­le bu yöntem yalnız bazı seçilmiş yük­sek tansiyon olgulanyla sınırlı kalacak biçimde uygulanmaktadır; bunlar kan basmcı sık sık değişen hastalar, yüksek tansiyon ile organlardaki örselenme arasında bağlantının tam kurulamadığı olgular, sık sık tansiyonu yükselenler ile tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi istenen olgulardır.<br />
Olguların büyük bir bölümünde dik­katli bir ölçümle yüksek tansiyon tehli­kesi olup olmadığı belirlenebilir; gere­kirse hasta kan basıncını evde kendi kendine de ölçebilir.</p>
<p>İkincil yüksek tansiyonun nedenleri­ni saptayabilmek için genel bir muaye­ne yapılması önemlidir. Özellikle kol ve bacak <a href="http://www.saglik.im/tardamarlar/">atardamar</a> nabızlarının kolay­ca alınıp alınamaması, atardamarlardaki <a href="http://www.saglik.im/nabiz/">nabız</a> vuruş şiddetinin birbirinden farklı olup olmaması, böbrek atardamarları­nın karından stetoskopla iyice dinlen­mesi gereklidir. Ayrıca <a href="http://www.saglik.im/idrar-tahlili/">idrar tahlili</a> ya­pılır ve kanda üre, ürik asit, kreatinin, <a href="http://www.saglik.im/sodyum-2/">sodyum</a> ve <a href="http://www.saglik.im/potasyum-2/">potasyum</a> gibi elektrolitle­rin düzeyi belirlenir.</p>
<p><strong>TEDAVİ</strong><br />
Belirti ve yakınmaların az ya da çok ol­masına bakılmaksızın tüm yüksek tan­siyonluları tedavi etmek gerekip gerekmediği tartışması şu çözüme bağlanmış­tır: Küçük kan basıncı 90 mmHg’nin (mm cıva basmcı) üstünde olan tüm hastaların tansiyonu 85 mmHg düzeyin­de tutulacak biçimde tedavi uygulanma­lıdır.<br />
ikincil yüksek tansiyonda tedavi ön­celikle temelde yatan hastalığın tedavi­sine yöneliktir; birincil yüksek tansi­yonda basıncın kontrol altına alınmasıy­la ve basıncm normale inmesiyle sorun çözülemezse komplikasyonlann tedavi edilmesi gerekir. Birincil yüksek tansi­yonun tedavisinde genel önlemlerin ya­nı sıra ilaç tedavisi uygulanır. Genel ön­lemler kısaca şunlardır: • <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">Beslenme</a> &#8211; Bazı istatistikler sanayi­leşmiş toplumlarda nüfusun yansından çoğunun fazla kilolu olduğunu göster­mektedir. Bu durum genellikle yüksek tansiyon, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/seker-hastaligi/">şeker hastalığı</a> ve damar sert-liğiyle birlikte görülür; öte yandan tek başına da kalp ve dolaşım sistemi has­talıkları için bir risk faktörüdür. Bu ne­denle yüksek tansiyonlu, şişman hasta­nın normal kilosuna getirilmesi büyük önem taşır. Hafif ya da orta derecede yüksek tansiyonlu hasta, çoğu zaman yalnızca kilo vererek kan basıncını nor­mal değerlere düşürebilir. Verilen her kilo için diyastolik (küçük) kan basıncı­nın 2-3 mmHg azaldığı saptanmıştır.Özellikle hayvansal kökenli doymuş <a href="http://www.saglik.im/yaglar/">yağlar</a> (tereyağ, içyağı) az kullanılmalı­dır. Bu maddeler aşırı miktarda alınırsa kandaki kolesterol düzeyi artar; buna bağlı olarak yüksek tansiyon ve öteki kalp ve dolaşım sistemi hastalıklan açı­sından risk yükselir. Sebzeyle beslenen topluluklarda çok az kişide yüksek tan­siyon görüldüğü gözlenmiştir.Besinlerle aşın tuz alımı da engel­lenmelidir. Tuz kendi başına güçlü bir damar büzücüdür ve tansiyonu düzenle­yen bazı sistemleri etkiler. Ama yapılan son araştırmalar tuz kısıtlamasının bü­tün birincil yüksek tansiyon durumla­rında etkili olmadığını göstermektedir. Sonuç olarak tuz kısıtlamasına yanıt ve­ren ve vermeyen birincil yüksek tansi­yon çeşitlerinden söz edilebilir. Son za­manlarda dikkatlerin odaklaştığı bir başka nokta ise potasyumdur. Potas­yumca biraz zengin bir diyetin henüz tam olarak aydınlatılamamış mekaniz­malarla tansiyonu düşürdüğü gözlen­miştir. Kahve de kan basıncında birkaç saat süren 5-20 mmHg’lik yükselmelere yol açtığından kısıtlı miktarda alınmalı­dır. Aşın alkol alımı da zararlı olabilir, aşın alkol alındığında sempatik sinir sisteminin uyanlmasına bağlı olarak uzun süreli yüksek tansiyon görülür.Sonuçta, yüksek tansiyonlu hasta peynir ve öbür <a href="http://www.saglik.im/sut/">süt</a> ürünleri de içinde ol­mak üzere çok az hayvansal yağ ve tuz tüketmeli, bol <a href="http://www.saglik.im/sebze-ve-meyveler/">meyve</a> ve <a href="http://www.saglik.im/sebze-ve-meyveler/">sebze</a> yemeli­dir. Gerekenden çok kalori almamalı­dır.<br />
• Hareketsiz yaşamla savaş -</p>
<p>Yüksek tansiyonlu kişiye önerilen yüzme, yürü­yüş, jogging, bisiklet ve kayak gibi sporlar izotonik tiptedir. İzometrik eg­zersizler (ağırlık kaldırma) önerilmez. Tansiyonu sürekli yüksek olan kişi, önerilen egzersizleri uygularsa, sistolik ve diyastolik kan basıncıyla, kalp atım hızının düştüğünü görecektir.Gevşeme teknikleri &#8211; Sanayileşmiş toplumlarda çok yüksek düzeyde olan ruhsal gerilim tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu nedenle son yıllarda tansiyonun düşmesinde yararlı olduğu saptanan gevşeme tekniklerinin kullanı­mı gündeme gelmiştir.<br />
• Sigara dumanından uzak durma -Tek bir sigaranın dumanının tansiyonda 15-20 dakika süreyle ani ve birkaç mmHg’lik yükselmeye yol açtığı kanıt­lanmıştır. Aşırı sigara içen kişinin sü­rekli yüksek tansiyon tehlikesiyle ne öl­çüde karşı karşıya kaldığı kolayca anla­şılabilir.Birincil yüksek tansiyonun tedavi­sinde yalnızca deneyimler sonucunda seçilen bazı ilaçlar kullanılır. Sabit bir tedavi tablosu yeğlenmemekle birlikte, kan basıncını düzenleyen mekanizma­lar hakkında kazanılan bilgilerin yardı­mıyla değişmeyen bir tedavi planının uygulanmaya sokulabileceği düşünül­mektedir.</p>
<p>Kan basıncını düzenleyen pek çok mekanizma olmasına karşın, en önemli ve uzun süreli etkiyi sağlayan, damarla-nn büzüşmesini ve dolaşımdaki kanın hacmini düzenleyen sistemdir. Kan ba­sıncı kalbin damarlara pompaladığı kan miktan ile-arteriyollerin (küçük atarda­marlar) duvarlarındaki direncin bir ürü­nüdür. Bu düzenleme sisteminde, böb­rekte ve böbreküstü bezinin kabuk bö­lümünde odaklasan iki merkez vardır. Bunlann arasındaki dengenin bozulma­sı iki farklı mekanizmayla yüksek tansi­yona yol açar ve uygulanması gerekli tedavi her iki durumda farklıdır. Bunla­rın aynı anda etkili olması ise daha kar­maşık bir yüksek tansiyon biçimine ne­den olur. Yüksek tansiyon, vücutta aşın <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a> ve sodyum tutulmasına bağlı anor­mal bir sıvı birikiminden kaynaklanı­yorsa; tedavide idrar söktürücü ilaçlar kullanılır; yüksek tansiyon damar bü­züşmesine bağlıysa, bunu önlemeye, çözmeye yönelik ilaçlar öncelik kaza­nır. Ara biçimlerde ise her iki tür ilaç birden kullanılır.<br />
Tansiyonun düşürülmesi gereken bazı özel durumlan da ele alalım</p>
<p>• Yüksek tansiyon ve yaşlılar &#8211; Bir zamanlar yaşlılarda doğal bir olgu ola­rak kabul edilmiş olsa da, yüksek tansi­yon damarlardaki yaşlılığa özgü deği­şiklikleri hızlandırır. Yaşlılarda sürekli ve sabit yüksek tansiyonun etkilerinin en çok görüldüğü organlar beyin, göz, kalp ve böbrektir. Damar sistemindeki değişikliklere bağlı olarak bu organlar­da işlev bozukluğu görülür. Vücutta güç harcadıktan sonra ortaya çıkan de­ğişiklikleri değerlendirirken, tansiyonun aynı koşullarda sağlıklı kişilerde de yükseldiği unutulmamalıdır. Yaşlı has­taların tedavisinde amaç, sistolik kan basıncının 170 mmHg’nin, diyastolik kan basıncının ise 90 mmHg’nin altına düşürülmesidir. Yaşlılarda tedavi, başka hastalıkların da varlığı nedeniyle genç­lere göre daha zordur.<br />
Ani tansiyon düşüşleri beyin dolaşı­mında zaten var olan yetmezliği kötü-leştirdiğinden, bu durumun önlenmesi gerekir. Tedavinin aşamalı ve “yumu-şak” bir tansiyon düşürücüyle başlanıp sürdürülmesi önerilir.<br />
Yaşlılarda yalnızca sistolik tansiyo­nun yükselmesi de sık görülür. Sistolik tansiyon yaşla birlikte yükselir.</p>
<p>Bu du­rum, aortun ve başlıca atardamarların esnekliğinin azalmasına ya da yok ol­masına bağlıdır. Yaşlılarda sistolik kan basıncı 170 mmHg’nin üstünde, diyas­tolik basınç 90 mmHg’nin altında ise başlangıçta olabildiğince <a href="http://www.saglik.im/dusuk-abortus/">düşük</a> dozda idrar söktürücülerle tedaviye başlamak gerekir.<br />
• Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı-Yüksek tansiyon şeker hastalarında, şe­ker hastalığı olmayanlara oranla iki kat sık görülür. Erişkin tip şeker hastalığı olanlarda yüksek tansiyonu açıklamak için birçok varsayım ortaya atılmıştır. Şişmanlık her iki hastalıkta da görülür. Şeker hastalarında tansiyonun kontrol altında tutulması böbrekteki örselenme-yi yavaşlatır ve hastalığın gidişini dü­zeltir.</p>
<p>•  Yüksek tansiyon ve <a href="http://www.saglik.im/yazi/gebelik/">gebelik</a> &#8211; Gebelikte yüksek tansiyon tek basma ya da gebelik eklampsisi tablosunda vücutta sıvı birikimiyle birlikte ortaya çıkabilir. Bu durumun özellikle dölüt için olum­suz sonuçlan olacağından, tansiyonun dikkatle kontrol altında tutulması gere­kir.<br />
• Yüksek tansiyon ve çocukluk &#8211; Ço­cuklukta yüksek tansiyon oldukça en­der görülür. Tansiyonun normal değer­lerin dışında olması iç salgı hastalıkları­nı, böbrek hastalıklarını ve aort damarı darlığını düşündürmelidir; ruhsal ne­denler ya da yanlış ölçüm gibi teknik nedenler de rol oynayabilir. Genellikle sorun kilo vermeyle düzelirse de, ço­cuklarda ve gençlerde görülen yüksek tansiyon olgularının çok büyük bir bö­lümünde sorunun başka bir hastalıktan kaynaklandığı ve bu nedenle tanıya yö­nelik bir araştırma ve özgül bir tedavi gerektiği unutulmamalıdır. • Yüksek tansiyon ve böbrek yet­mezliği &#8211; Böbrek hastalığının ağırlaş­masını önlemek için tansiyonun dene­tim altında tutulması gereklidir. Hekim tansiyonu düşürecek ilaçları seçerken ve dozlarım ayarlarken dikkatli olmalı ve böbrek işlevleri üzerinde olumsuz etkisi olacak maddeleri kullanmaktan kaçınmalıdır.</p>
<p><strong>TEDAVİNİN, SURESİ</strong><br />
Tansiyonun düşürülmesi gereken en düşük nokta tartışılmaktadır. Son çalış­malar tansiyonun 85 mmHg’den daha aşağı düşürüldüğünde miyokart enfark­tüsü nedeniyle <a href="http://www.saglik.im/olum/">ölüm</a> tehlikesinin arttı­ğını belirtmektedir. Bu olay 55 yaşın üstünde ve sigara içen erkeklerde daha belirgin görünse de, tansiyonu düşüren tedavinin tipiyle bağlantılı değildir. Bu varsayım üzerinde farklı görüşler ileri sürülmektedir; hatta, bazılarına göre bunun bilimsel bir temeli yoktur, ula­şılması gereken tansiyon düzeyi, yan etkilerin ya da hastalığa bağlı olan be­lirtilerin ortaya çıkmadığı en düşük düzeydır.<br />
Hekimin karar vermek zorunda kal­dığı bir sorun da tedavinin süresidir. Genel olarak tedavi yaşamboyu sürme­lidir. Genellikle ilacm kesilmesinin ar­dından hemen tüm hastalarda tedaviden önceki tansiyon değerlerine dönüş izle­nir. Bununla birlikte, tansiyonun dene­tim altında tutulduğu uzun bir dönem­den sonra, temkini elden bırakmadan, kullanılan ilaçların dozu ya da sayısı azaltılabilir.</p>
<p><strong>SONUÇLAR</strong><br />
Tansiyonu düşürmeye yönelik tedavinin başarısız olması, ilaçların uygun olma­yışından çok, hastanın tedaviye yeterin­ce uymaması ya da gerçekçi tedavi he­definin saptanıp kararlılıkla bu hedefe ulaşılmaya çaJışılmamasından kaynak­lanır.<br />
Günümüzde kullanılan tansiyon ilaçlarının farklı etkileri ve etki meka­nizmaları vardır. Böylece hastaların hemen tümünde tansiyonun normale düşürülmesi mümkün olur. Yüksek tansiyonun nedenlerine ilişkin bilgiler hangi ilacın ya da hangi ilaçların bir arada kullanılmasının daha etkili ola­bileceğini saptamak için yeterli değil­dir. Bunun sonucunda yüksek tansiyo­nun tedavisi deneyime dayanır ve et­kili bir tedavi programı karmaşık ola­bilir.İlaçların birlikte kullanımı, farklı dozajları olması, tedavinin uzun sürme­si ve büyük bir olasılıkla pahalı olması nedeniyle çoğu zaman etkili bir tansi­yon tedavisini uzun zaman sürdürmek güç olabilir.</p>
<p>Erken tam ve tedaviye zaman geçirmeden başlamak çok Önemlidir; orta derecede yüksek tansiyonu olan, kalp ve dolaşım sistemi komplikasyonları olmayan hastalar basit tedavi program­larıyla çok daha kolay denetim altına alınır.Son olarak, hastaya uzun süren te­davinin ne kadar önemli olduğu anlatıl­malıdır; hastanın bilgilendirilmesi, özellikle belirtilerin görülmediği kronik hastalarda çok Önemlidir. Bu hastalar kendilerini iyi hissetseler de yüksek risk taşıdıklarını ve ilaçlarını sürekli ve düzenli alırlarsa riskin çok azalacağını bilmelidirler.Öte yandan hastalıkları ya da teda­vileriyle ilgili olarak nevrotik davran­mamaları gerekir. Ayrıca hastanın evde tek başına tansiyonunu Ölçmeyi öğren­mesi de gerekir; böylece tansiyon teda­visini sürdürmesi kolaylaşır.Birincil ya da esansiyel yüksek tansiyon<br />
Nedenin belirlenemediği durumlarda yüksek tansiyon böyle adlandırılır. Yüksek tansiyonlu hastaların çoğunluğunda (yüzde 85-90) görülür. Belirgin ailevi özelli­ği vardır; çevresel, sinirsel, hormonal ve damarlarla ilgili etkenlerin de farklı öl­çüde etkisi olabilirse de, bunlardan hiçbirinin kesin sorumlu olduğu kanıtlanma­mıştır. Öteki etkenler arasında aşırı tuz alımı, duygusal gerginlik ve şişmanlık yer alır. Bu etkenlerin kalıtsal yatkınlığı olan kişilerde yüksek tansiyonun ortaya çıkmasına neden olduğu ya da önceden var olan yüksek tansiyonu ağırlaştırdığı sanılmaktadır.</p>
<p>İkincil yüksek tansiyon<br />
Başka bir hastalık tansiyonun yükselmesine neden olur. Yüksek tansiyona neden olan <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> şunlardır:</p>
<p>• Böbrekteki iltihaplar (glomerülonefrit, piyelonefrit). Renovasküler yüksek tansiyon böbrek atardamarının daralmasına ve buna bağlı olarak böbreğe giden kan akımının azalmasına bağlıdır. Bunun sonucunda böbrekte renin hormonunun yapımı ve salgılanması artar, bu da anjiyotensini etkinleştirerek yüksek tansiyo­na yol açar.• îç salgı hastalıkları. Bazı tiroit bezi hastalıkları orta derece yüksek tansiyona yol açar. Özellikle bazı <a href="http://www.saglik.im/bobrekustu-bezi/">böbreküstü bezi</a> hastalıklarında da (feokromositom, Cus-hİng hastalığı, hiperaldosteronizm) yüksek tansiyon görülür.•  <a href="http://www.saglik.im/kategori/sinir-sistemi/">Sinir sistemi</a> hastalıkları. Bazı <a href="http://www.saglik.im/beyin-tumorleri/">beyin tümörleri</a> yüksek tansiyona yol açabilir­ler.</p>
<p>•  <a href="http://www.saglik.im/arteriyoskleroz/">Arteriyoskleroz</a> (damar sertliği). Yüksek tansiyon sonucunda oluşabilmesinin yanı sıra, yüksek tansiyonun nedeni de olabilir. Özellikle böbrek atardamarının daralması renovasküler yüksek tansiyona, büyük atardamarlardaki sertleşme de sistolik yüksek tansiyona yol açar. Bazı ilaçların (kortikosteroitler, <a href="http://www.saglik.im/kategori/kadin-ve-dogum/">doğum</a> kont­rol hapları) ya da besinlerin (meyankökü) alınması da yüksek tansiyona yol açar.</p>
<p><strong>Kan basıncını belirleyen başlıca etkenle:</strong><br />
Kan basıncı birbiriyle ilişkili birçok etkenin dengesinden kaynaklanır. Kan basıncını kalp, damarlar ve kan kütlesi belirler. Basıncı düzenleyen etkenler bunların üzerinde etki gösterir.Geniş anlamda basmç, belirli bir zaman biriminde kalbin sol karıncığın­dan pompalanan kan hacminden ve çevrel damarların kan akımına karşı direncinden kaynaklanır. Kalbin atımı, kalp kasının kasılma gücü ve kalp atim hızına bağlıdır.Damarın direnci çapıyla ters orantılıdır. Bu nedenle basınç büyük Ölçüde çevrel arteriyollerin (küçük atardamarlar) büzüşmesinden kaynaklanır. Basıncı düzenleyen etkenler en başta çevrel arteriyoller üzerinde etkili olurlar.Çevrel direncin artmasında kanın akışkanlığının az da olsa önemi vardır. Kanın akışkanlığı azalınca (sıklıkla alyuvar sayısının artışı nedeniyle) damar çaplan aym kalsa da direnç artar.</p>
<p>Kanın akışkanlığı suyunkinden 2,5kat azdır. Kan hacmi kan basıncını belirleyen başka bir etkendir.. <a href="http://www.saglik.im/plazma/">Plazma</a> hacmindeki artma ya da azalma, uygun bir biçimde dengelenmezse kan basıncında değişikliklere yol açar.</p>
<p><a href="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-3430" title="1" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/1-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p><strong>yüksek tansiyon hamilelikte ne gibi sorunlara yol açar?</strong></p>
<div style="background-color: #090909; width: 425px;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="bgcolor" value="#090909" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdBSlpPURI=" /><param name="wmode" value="window" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdBSlpPURI=" allowfullscreen="true" wmode="window" bgcolor="#090909"></embed></object></div>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>Yüksek tansiyonlu hasta kendini yıkılmış ve üzgün hissedebilir mi?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Kendini yıkılmış ve üzgün hissetmek yüksek tansiyona özgü bîr ruh hali olmasa da, yüksek <a href="http://www.saglik.im/tansiyon/">tansiyon</a> nedeniyle görme bozuk­lukları, kulaklarda çınlama, <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> ve dolaşım yetmezliği ortaya çıkan kişi normal etkinliğini sürdüremez haîe gelebilir. Ayrı­ca, Cushıng hastalığı gibi yüksek tansiyona neden olan bazı hastalıklarda duygusal dengesizlik ve çöküntü eğilimi görülür. Yüksek tansiyon genellikle <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> sertliğinin (özellikle beyin damarlarında) ortaya çıkmasını kolaylaştırdığından, bu duygu­lar ve,.çöküntüvliLbJrMte,kişilik değişiklikleri de görülebilir.</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/tansiyon-yuksek-tansiyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>53</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

