<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; İltihaplanma</title>
	<atom:link href="http://www.saglik.im/yazi/iltihaplanma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik.im</link>
	<description>Sağlık, Tıp, Estetik Tedavi Yöntemleri &#124; Sağlık&#039;ım Her şey Diyorsanız..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Aug 2011 02:08:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Karın zarı iltihabı (Peritonit)</title>
		<link>http://www.saglik.im/karin-zari-iltihabi-peritonit/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/karin-zari-iltihabi-peritonit/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 19:32:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İç Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[İltihaplanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=254</guid>
		<description><![CDATA[KARIN ZARI İLTİHABI (PERİTONİT) Karın zan akciğer zan gibi iki kat­manlıdır ve özel bir salgısı vardır. Dış duvar katmanı karın boşluğunun iç yü­zünü döşer. İç organ katmanı ise karın­da bulunan iç organlan sarar.Bu organlardan bazılan kamın arka duvanna yaslanırken, bazıları duvardan uzakta, boşluğun ortasında yer alır. Bu yerleşimin bir sonucu olarak dış duvar kann zan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KARIN ZARI İLTİHABI (PERİTONİT)</strong><br />
Karın zan akciğer zan gibi iki kat­manlıdır ve özel bir salgısı vardır.  Dış duvar katmanı karın boşluğunun iç yü­zünü döşer. İç organ katmanı  ise karın­da bulunan iç organlan sarar.Bu organlardan bazılan kamın arka  duvanna yaslanırken, bazıları duvardan uzakta, boşluğun ortasında yer  alır. Bu yerleşimin bir sonucu olarak dış duvar kann zan bütünüyle  karnın ön duvanna bitişik durumdadır ve arka duvara yas­lanmış organlan  yaptığı kıvnmlarla sa­rar, daha sonra boşluğun ortasına yöne­lir ve iç  organ karın zan adıyla kann boşluğundaki bütün organlan örter. Böbrek,  pankreas, onikiparmakbağırsağının bir bölümü gibi karnın arka duva­nna  bitişik duran organlann yalnız ön ve yan yüzleri karın zanyla kaplı  oldu­ğundan bunlara kann zan gerisi organlan (retroperitonal) denir.  Kasığa yer­leşmiş idrar kesesi, döl yatağı, düz bağırsağın son bölümü ve  <a href="http://www.saglik.im/yazi/prostat/">prostat</a> gibi or­ganlar ise dış duvar kann zannın altın­da yer alan karın zan  dışındaki organ­lardır. Öte yandan, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bagirsak-hastaliklari/">bağırsak</a> ve bağır­sakla bağlantılı organlar, mide, karaci­ğer, <a href="http://www.saglik.im/dalak/">dalak</a> ve yumurtalıklar  bütünüyle iç karın zanyla sanlıdır ve karın zan içi organlar olarak  adlandırılır.Kann duvarından değişik organlara uzanan kann zan, bir iç  organı örttükten sonra sırt sırta gelen iki katmanıyla bu organı kann  arka duvarına bağlayan as­kılar oluşturur. Örneğin mezenter  ince-bağırsak, mezokolon kalınbağırsak askı-sıdır. Bir organı başka bir  organa bağla­yan kıvnmlar ise gömlek (omentum) adıyla bilinir. Bu  oluşumlardan büyük gömlek incebağırsaklan sarar. Küçük gömlek ise <a href="http://www.saglik.im/mide/">mide</a> ile  karaciğer arasında uzanır. Kıvnmlar lifsi bağdokuyla des­teklendiği  bölgelerde bağ adını alır.Dış duvar ve iç organ katmanları arasındaki  boşluğa kann zan boşluğu, daha yaygın olarak kann boşluğu denir. Ama  normal koşullar altında bu boşluk birbirlerine ve kann duvanna yaslanmış  iç organlarla sıkı sıkıya dolmuştur. Or-ganlan sararak komşularından  yalıtan karın zan katmanlarının çok kaygan ol­ması, iç organlann kendi  aralanndaki ve kann duvarıyla bağlantılı hareketle­rini kolaylaştırır.  Kann zan bu temel görevini kann zan katmanlannın kay­ganlığım sağlayan  özel bir sıvı salgıla­yarak yerine getirir.Siroz, <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> yetmezliği, kapı toplar­damarında aşın basınç artması gibi bazı özel  durumlarda kann boşluğunda Önemli bir sıvı birikimi ortaya çıkar. Tıp  dilinde kısaca assit denen bu du­rumda bazen litrelerce sıvı  birikebilir. Ama kann boşluğunda sıvı birikimi ka­rın zanna özgü bir  bozukluktan değil dolaşım işlevini bozan hastalıklardan kaynaklanır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-4063" title="crhontopo" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/crhontopo.jpg" alt="" width="281" height="268" /><br />
<strong>KARIN ZARINDA GÖRÜLEN BAŞLICA HASTALIKLAR</strong><br />
Kann zanna özgü <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> iltihaplan­maya ya da tümöre bağlı olarak gelişir. Kann zarının sıvı  salgılayan hücrelerin­den kaynaklanan ve kann zan mezotel-yumu denen <a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">tümör</a> başta olmak  üzere, doğrudan kann zanndaki dokulardan kaynaklanan <a href="http://www.saglik.im/yazi/tumorler/">tümörler</a> oldukça seyrek görülür.<br />
Başka yerlerden kaynaklanan tümör­lerin karın zanna sıçramasına ise daha  sık rastlanır. Bu durumda kann zan kar-sinomundan söz edilir ve karnı  boşlu­ğunda sürekli olarak kanlı bir sıvı biri­kimi vardır.<br />
Kann zannda en sık görülen hastalık,bu zarın iltihabıdır (peritonit).  Kann zan iltihaplan akut ve kronik olmak üzere ikiye aynlabilir: Akut  kann zan iltihabı hızlı gelişir, acil ve ciddi belirtiler göste­rir.  Kronik kann zan iltihabının gelişimi ise daha yavaştır. Akut kann zan  iltihabı ağır bir hastalıktır ve zamanında tanı ko-namazsa Ölümle  sonuçlanır.Akut karın zan iltihabında, iltihap­lanmanın yaygın mı yoksa  sınırlı mı ol­duğunu belirlemek çok önemlidir. Sı­nırlı kann zan  iltihabı, kann zannm be­lirli bir bölümünün iltihaplanmasıdır. Yaygın  kann zan iltihabında ise bu du­rum kann zannm tamamında görülür; bu  nedenle hastalık ileri derecede ağır gidişlidir ve acil tedavi  gerektirir.Olguların büyük bölümünde kann zan iltihabının nedeni,  herhangi bir yol­la kann zan boşluğuna ulaşan mikropla­rın bu zarda  enfeksiyona yol açmasıdır. Kann zanna yerleşen bir yabancı madde de  iltihabın gelişmesine neden olabilir. Örneğin, karaciğer ve dalak  yırtılması, <a href="http://www.saglik.im/dis-gebelik/">dış gebelik</a> gibi herhangi  bir nedenle ka­nn zan boşluğunda toplanan <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> iltiha­ba yol açabilir. Bu olgularda kann zaniltihabından çok, kann  zannm tahrişi ya da tepkisi söz konusudur. Klasik anlam­da kann zan  iltihabı mikropların neden olduğu bir iltihaplanmadır.Bunun başlıca  nedenleri arasında. bir yaranın varlığı, kann boşluğundakı bir organın  iltihabı ve olağan koşullar­da iç yüzeyinde mikrop bulunduran bir iç  organının delinmesi yer alır.• Bir yaranın varlığı  Olağan koşul­larda  aseptik, yani bütünüyle mikrop­suz olan kann zanna mikroplar nasıl  ulaşır? Mikroplar kann zanna bir darbe sonucunda kann duvannda oluşan  bir yaradan girebilir. Bu olasılık göz önüne alınarak, kann duvanndaki  bütün yara­lara kuşkuyla bakılmalıdır. Bu durum. özellikle çocuklarda,  kann ön duvannın ince olması ve esnek dokulardan oluş­ması nedeniyle  daha da Önem kazanır. Yaranın, yanlış bir yaklaşımla yalnızca deride  geliştiği sanılabilir. Oysa yara kann zarıyla bağlantılı olabilir. Bu  ne­denle bir yaranın kann duvarını aşma­dığından ve kann boşluğuna  yayılma-dığından emin olmak gerekir.Kann duvanmn delinmesine yol açan  yaralara bağlı olarak gelişen karın zan iltihabı, bağırsağın bir  bölümünün delinmesi nedeniyle ortaya çıkar. Böy­lece, fazlaca mikrop  taşıyan bağırsak içeriği karın boşluğuna geçer ve ağır bir mikropik kann  zan iltihabına neden olur. Bazı olgularda, bağırsak delinmese de, kann  duvanmn delinmesine yol açan cismin dış ortamdan taşıdığı mik­roplar  kann zarı iltihabına yol açar.• Karındaki bir iç organın iltihabı -Kann  zan iltihabı, akut apandisit ya da akut safrakesesi iltihabında (akut  kolesistit) görüldüğü gibi, iltihaplı, ancak delinmemiş bir iç organın  enfeksiyonu­nun yayılmasından kaynaklanabilir.Önce organın mukozasmda  başlayan iltihaplanma, buradan organın <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> taba­kasına ve daha sonra da bu  orgahın dış yüzeyini saran kann zanna yayılır. Bu duruma başlangıç  evresinde müdahale edilmezse iltihap kann zanna yerleşir. Ama bu yolla  ortaya çıkan kann zan il­tihabı görece yavaş geliştiği için, genel­likle  sınırlı bir <a href="http://www.saglik.im/yazi/iltihaplanma/">iltihaplanma</a> görülür.• Olağan koşullarda iç yüzeyinde mikrop bulunduran bir iç  organın delinmesi – Zamanında hızlı ve uygun bir tedavi uygulanmaması  durumunda hastayı kısa zamanda ölüme götüren ağır karın zan iltihaplan,  ileri derecede mikropik içerikli bir iç organın delinerek karın  boşluğuna açılmasına bağlı olarak gelişir. En sık görülen olgu, yay­gın  biçimde iltihaplanmış ve çürümüş apandisin delinmesidir. Bu durumda  apandiste biriken irin ve körbağırsağın içeriği karın boşluğuna  boşalarak ağır bir karın zan iltihabına yol açar.Öbür nedenler  şunlardır: Mide ülse­rinin delinmesi, bağırsak tifosuna bağlı olan  ülserlerden birinin delinmesi, tü­mörden kaynaklanan bağırsak  darlığın­dan ötürü delinme, bağırsağın bir parça­sının karın zan  kıvrımları içine girerek (invajinasyon) asılmasına bağlı olarak ya da  bağırsak dönmesi (volvulus) ne­deniyle bir bağırsak halkasının  boğul­ması sonucunda bağırsağın delinmesi. Safrakesesi iltihabı da  safrakesesinin yırtılmasıyla birikmiş olan irinin karın boşluğuna akması  sonucunda ka­rın zarı iltihabına neden olabilir.Mikroplar karın zarına  ulaştıkların­da bir dizi tepkiye neden olurlar. Kılcal damarlar  genişler. Sızmtı sonucunda önce berrak, sonra irinli ve hatta kokuş­muş  bir sıvı oluşur. Karın zarının iltiha­bı sınırlaması savunma gücüne  bağlıdır. Savunma gücü yüksekse çevresel lifsi yapışıklıklar oluşmasıyla  enfeksiyonun tüm karın zarına yayılması engellenir. Karın zarının  savunma gücü zayıfsa ya da mikroplar fazla saldırgansa, iltihap tüm karm  zarına yayılır; bu durumda çok ağır ve çok tehlikeli bir hastalık olan  akut yaygm karın zan iltihabı orta­ya çıkar.</p>
<p><strong>SINIRLI KARIN ZARI İLTİHABI</strong><br />
Sınırlı karm zan iltihabı temel olarak üç patolojik tabloyu İçerir:  İleo-çekal plastrone (ileum-körbağırsak zırhlı ilti­habı),  pelvi-peritonit ve diyaframaltı apse.• İleo-çekal plastrone  (ileum-körbağırsak zırhlı iltihabı) – Gerek irinli, gerek yaygın  iltihaplı akut apan­disitin yol açtığı bir komplikasyondur. Kann zarının  apandise yakın olan bölü­mü iltihaplanır ve kan basımına uğrar. Bunun  sonucunda bir sızıntı oluşur. Önce berrak lifli bir sıvı biçiminde olan  bu sızıntı sonra irinli bir hal alır. Eşza­manlı olarak, iltihaplanmayı  sınırlayan ve irinin tüm kann zanna yayılmasını önleyen yapışıklıklar  oluşur. Sonunda İrin koyulaşır ve yerini bağdokusu alır. İltihaplı  apandisi, körbağırsağı ve ileu-mun son halkalarını içine alan yapışkan  şeritlerden bir tür zırh oluşur. Belirtiler akut apandisit ile aynıdır;  hastalık ağır gidişlidir ve hemen tedaviye başlanma­sı gerekir. Ama acil  cerrahi girişim, ya-pışıklıklann, yırtılmasına ve iltihabın tüm kann  zanna yayılmasına yol açabi­leceğinden, tehlikelidir. Önce 15-20 günlük  güçlü bir <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotik</a> tedavisi  uygulandıktan sonra iltihaplı bölge cer­rahi girişimle çıkarılır.•   Pelvi-peritonit – Pelvi-peritoit ka­rm zarının <a href="http://www.saglik.im/pelvis-legen/">leğen</a> bölgesindeki (pelvis) bölümüyle sınırlı bir karın zan iltihabı­dır.  Dölyatağı,_tüpjerye yumurtalıkla­rın iltihaplanmasının bir sonucu olarak  bu hastalık daha çok kadınlarda görülür ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kadin-hastaliklari/">kadın  hastalıkları</a> kapsamına girer.Pelvi-peritonitin belirtileri, akut  apandisitin yol açtığı sınırlı kann zan iltihabının belirtileriyle hemen  hemen aynıdır. Bu nedenle bu iki biçimi birbi­rinden ayırmak güçtür.  Pelvi-peritonit tedavisi yüksek dozda güçlü antibiyotik verilmesine ve  buz torbası uygulaması­na dayanır Diyaframaltı apse  Bir başka sınırlı  kann zan iltihabı biçimi diyaframaltı apse olarak adlandınlır. Karnın,  üstteki diyaframla alttaki yatay kalınbağırsağın askısı arasındaki bir  noktasında sınırlı irin birikmesiyle ortaya çıkar. Diyafram­altı apse  sağda ya da solda olabilir. Sağ­daki diyaframaltı apse diyaframla  kara­ciğer arasında ya da karaciğerin altında ortaya çıkabilir.Apse,  kann zanndaki yapışıklıklarla sınırlanan ve irinli sızıntıyla birlikte  ge­lişen yerel iltihabi bir durumdur. Başka bir deyişle, irinle dolu  karın zan kesele­rinin oluşması söz konusudur. Sağ di­yaframaltı apse  daha çok, irinli bir saf­rakesesi iltihabına, bir karaciğer apsesi­ne ya  da apandisin karaciğeraltı gibi anormal bir yerde iltihaplanmasına  bağ­lı olarak, iltihabın kann zanna atlama­sıyla gelişen bir  komplikasyondur. Sol diyaframaltı apse ise  mide-onikipar-makbağırsağındaki bir ülserin delinme­sinden kaynaklanır.  Kann zanna boşa­lan mide içeriği, kann zanmn savunma mekanizması olarak  oluşturduğu yapı­şıklıklar tarafından tutulur ve bunun so­nucunda yaygın  bir kann zan iltihabı­nın ortaya çıkması Önlenir.Belirtiler,  başlangıçtaki hastalığa bağlı olarak ya aniden ya da yavaş ya­vaş ortaya  çıkar. Ama genellikle asıl hastalığa özgü belirtiler bunlan gölge­ler.  Diyaframaltı apse ateş, genel duru­mun bozulması, mideüstü ve böğürde  istemsiz kas kasılması ve bu bölgelerde ağn gibi belirtilerle kendini  gösterir. Hastalığın tedavisi cerrahi girişimle ap­senin boşaltılmasına  dayanır.<br />
<strong>YAYGIN KARIN ZARI İLTİHABI</strong><br />
Akut yaygın kann zan iltihabı, birkaç gün içinde Ölüme neden olabilecek  ka­dar ağır gidişli bir hastalıktır. Bütün ka­nn zanna yayılan  iltihaplanma sonucunda büyük miktarda irin birikir ve vücut hızla  zehirlenir.</p>
<p>Belirtiler hemen bütün şiddetiyle or­taya çıkar. Bütün karna çok  şiddetli bir ağn yayılır; ağn karna hafif bir baskıy­la daha da  şiddetlenir. <a href="http://www.saglik.im/kategori/kaslar/">Kaslar</a> gergin bir hal  ahr. <a href="http://www.saglik.im/nabiz/">Nabız</a> çok hızlanır ve <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> çok yükselir. Hasta <a href="http://www.saglik.im/gaz/">gaz</a> ve  dışkı çıkaramaz, sürekli bir hıçkınk görülür. Bazen ba­ğırsağın bir  bölümünün delinmesiyle kann boşluğuna hava girmesinin sonu­cu olarak ya  da diyaframaltı apse olgu­larında karaciğer üzerine elle vurulması  sırasında normalde alınan tok ses kay­bolmuştur. Bütün bu bulgular  hastalığın ileri derecede ağır olduğunu ve hemen tıbbi müdahale  gerektiğini gösterir. Hastanın genel durumu, dolaşım yet­mezliğine bağlı  olarak giderek kötüle-şir. Gözler çukura kaçar, dil ve dudak­lar kurur,  <a href="http://www.saglik.im/burun/">burun</a> sivrilir ve cilt balmumu rengi alır. Bu belirtiler “peritonit yüzü”  denen görünümün tipik özellikleridir.Yaygın kann zan iltihabı tanısını  koymak, iltihabı oluşturan nedeni sap­tamaktan daha kolaydır. Ama  hastanın sindirim kanalıyla ilgili bir rahatsızlık geçirdiğinin  bilinmesi nedenin sapti masını kolaylaştırır. Hasta hemen h. taneye  kaldınlmah ve iltihap bütünü; yerleşmeden ameliyat edilmelidir. Aı  öncelikle iltihaba yol açan neden ara; rılmalıdır. Bir apandisite  bağlıysa ap dis alınmalıdır. Bir bağırsak halkası ( linmişse, ya bu  halka alınmalı ya mümkünse yırtık dikilmelidir.Kainin boş organlarının  delinme ne bağlı kann zan iltihabı olgulanm genel durum köklü bir cenahi  girişi] elvermeyecek kadar ağırsa, delik geç olarak dikilir ve köklü  cenahi girişil genel durum uygun olduğunda başvuı lur. Ameliyatla kann  zarından irin t şaltılır, antibiyotik ve sulfonamitler ı rilir, yara  kapatılır ve ameliyat son smda oluşacak irinin boşalması için 1 nn  boşluğuna bir akaç (dren) kon Ameliyattan önce, ameliyat sırasın ve  sonrasında antibiyotik veraı önemlidir. Belirtilerin başlamasına1 sonra  zaman geçtikçe hastayı kurları olanağı giderek azalır. Bundan ötürü  ken  tam ve vakit geçirmeden cerrahi rişimde bulunmak büyük önem taşır.</p>
<p><strong>Soru</strong></p>
<p><strong>KARIN ZARI İLTİHABINA KİMLER YAKALANIR?</strong></p>
<p><strong>Cevap</strong></p>
<p>Erkekler mi, yoksa kadınlar mı daha fazla karın zarı iltihabına   yakala­nırlar?<br />
Kann zan iltihabının görülme sıklığı bakımından erkekler ile kadınlar   arasın­da bir fark yoktur.</p>
<p><strong>Soru</strong></p>
<p><strong>Karın zarının işlevleri nelerdir?</strong></p>
<p><strong>Cevap</strong><br />
Karın zarı iç organlann birbirleri üstünde kaymasını sağlar. Aynca yan   geçir­gen bir zar olarak diyaliz yapabilecek, yani <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a> ve  elektrolitler için  seçmeli davranabilecek özelliktedir. Kann zarının  ilaçlan, elektrolitli  çözeltileri, bak­teri ve toksik maddeleri emme  gücü de vardır.</p>
<p>﻿</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/karin-zari-iltihabi-peritonit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tiroit İltihabı (Tirodidit)</title>
		<link>http://www.saglik.im/tiroit-iltihabi-tiroidit/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/tiroit-iltihabi-tiroidit/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Aug 2008 14:54:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanyukle</dc:creator>
				<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İltihaplanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=531</guid>
		<description><![CDATA[TİROİT İLTİHABI (TİROİDİT) Tiroit bezinin iltihaplanmasıyla or­taya çıkan tiroidit akut, subakut ve kro­nik biçimlerde görülebilir. AKUT TİROİDİT Ender rastlanan bir hastalık olan akut tıroidit daha çok kadınlarda görülür. Bu iltihaplar enfeksiyon kaynaklı olanlar ve olmayanlar (mikropsuz ya da aseptik) biçiminde ikiye ayrılabilir. Enfeksiyon kaynaklı iltihaplar bula­şıcı hastalıklar sırasında, hastalık etkeni bakteri ya da virüslerin kan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TİROİT İLTİHABI (TİROİDİT)</strong><br />
Tiroit bezinin iltihaplanmasıyla or­taya çıkan tiroidit akut, subakut ve kro­nik biçimlerde görülebilir.<br />
<strong>AKUT TİROİDİT</strong><br />
Ender rastlanan bir hastalık olan akut tıroidit daha çok kadınlarda görülür. Bu iltihaplar enfeksiyon kaynaklı olanlar ve olmayanlar (mikropsuz ya da aseptik) biçiminde ikiye ayrılabilir.<br />
Enfeksiyon kaynaklı iltihaplar bula­şıcı <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> sırasında, hastalık etkeni <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteri</a> ya da virüslerin <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> yoluyla ti-roite ulaşarak burada enfeksiyona yol açmasıyla oluşabilir. Bu tür tiroiditler <a href="http://www.saglik.im/tifo/">tifo</a> ve bruselloz (Malta humması) gibi hastalıklar, stafılokok, streptokok ve pnömokok gibi bakterilerin kanda ço­ğalması ya da <a href="http://www.saglik.im/grip/">grip</a> ve <a href="http://www.saglik.im/kabakulak/">kabakulak</a> gibi virüs enfeksiyonları sırasında ortaya çı­kabilir. Virüs kaynaklı tiroidit, bakteri kaynaklı iltihaplardan daha sık görülür. Olguların büyük bölümünde etkeni be­lirlemek güçtür ve tiroit enfeksiyonun görünürdeki ilk odağıdır. Bu evrede ya­pılan kan incelemesinde az miktarda bakteri ya da virüse rastlanır.<br />
Akut tiroidite yol açan mikoorganizmalar, bu salgıbezine kan yolundan başka boyun bölgesindeki yaralanmalar yoluyla dış ortamdan ya da akut diş en­feksiyonlarında, bademcik, yutak, soluk borusu ve boyun bölgelerindeki enfek­siyonlarda olduğu gibi iltihaplı komşu organlardan geçebilir.<br />
Mikropsuz tiroidit ise tiroit hastalık­larının radyoaktif <a href="http://www.saglik.im/iyot-i/">iyot</a> ya da röntgen ışınları ile tedavisi sonrasında ya da yüksek dozda tirotropin (TSH) verilme­sine bağlı olarak gelişir. Daha ender gö­rülmekle birlikte boynun darbe sonucu zedelenmesi de tiroidite neden olabilir.Tiroitin yoğun bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> ağıyla kap­lı olması, bir yandan enfeksiyon etken­lerinin kan yoluyla bu organa kolayca ulaşabilmesini, Öte yandan da enfeksi­yonlara karşı çok dirençli olmasını sağ­lar. Tiroitteki kan akışının hızlı olması sayesinde vücudun savunma sistemleri hemen harekete geçerek bağışıklık ya­nıtını hazırlar. Böylece hastalık etkeni hızla tiroitten uzaklaştırılır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3723" title="tiroit" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/889.jpg" alt="" width="250" height="175" /><br />
<strong>Belirtileri</strong><br />
Akut troit iltihabından kaynaklanan bir­çok belirti vardır. Ama tiroit ağır bir enfeksiyon sonucu iltihaplanmışsa has­tanın genel durumu bozuk olduğundan bu belirtiler gözden kaçabilir.<br />
Hasta, tiroit bölgesindeki batıcı ağ­rılardan yakınır. Genellikle kulak, ense ve kollara yayılan bu <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> başın özellik­le geriye doğru <a href="http://www.saglik.im/hareket/">hareket</a> ettirilmesi, yut­kunma ve öksürme sırasında daha da şiddetlenir.<br />
Bazen, özellikle de hastalığın irinli biçimlerinde yutma güçlüğü, ağnya yol açan <a href="http://www.saglik.im/nefes-darligi/">nefes darlığı</a> ve ses kaybı görüle­bilir. Bu belirtilere yol açan neden şiş­miş tiroitin ya da apse kütlesinin yemek ve soluk borularına yaptığı baskıdır.<br />
Tiroit bezindeki şişme bakışımlı (si­metrik) ya da bakışımsız (asimetrik) olabilir. Birinci durumda her iki lob, ikinci durumda ise loblardan yalnızca biri şişer. Tiroit bezinin Üzerindeki de­ride hafif <a href="http://www.saglik.im/kizariklik/">kızarıklık</a> ve sıcaklık artışı görülebilir. Tiroit bezinin elle muaye­nesi hastaya ağrı verir.<br />
Bu belirtilere ek olarak iltihaptan kaynaklanan genel belirtiler göze çar­par. Bunların başlıcalan, bazen <a href="http://www.saglik.im/titreme/">titreme</a> nöbetleriyle gelen yüksek ateş, baş ağ­rısı, <a href="http://www.saglik.im/istahsizlik-2/">iştah</a> kaybı, yaygın <a href="http://www.saglik.im/eklem-agrisi/">eklem ağrıları</a> ve alyuvar çökme hızında (sedimantas­yon) artıştır. Tiroit bezindeki işlevsel bozukluğun bir göstergesi olabilecek <a href="http://www.saglik.im/kategori/hormon/">hormon</a> kaynaklı belirtilere ise genel­likle rastlanmaz. Ama bazen hastalığın başlangıcında hafif ve geçici bir tireo-toksikoza (hipertiroidızmin en sık görü­len tipi) rastlanabilir.<br />
Tiroit sintigrafisinde iltihaplı tiroit bölgelerinde radyoaktif iyotun tutulma düzeyinin azaldığı görülür. Tiroit sintigrafîsinden elde edilen verilerin dü­zelmesi, iyileşmeye işaret eder. iyileş­me süresi olguya göre değişir.<br />
<strong>Gidişi</strong><br />
Ateşli dönemin süresi olgudan olguya farklılık gösterir. Hasta doğru tedavi edilmezse ateşli dönem 3-4 hafta sürer. Hastalığın akut biçimi tedavisiz de iyi­leşebilir. Ağrıların geçmesinden sonra 2-3 ay ve hatta daha uzun bir süre tiroit şiş kalabilir. Tiroit sintigrafisi verileri genellikle birkaç hafta içinde normale döner.<br />
<strong>Tedavi</strong><br />
Hastalığın tedavisinde antibiyotiklerden yararlanılır. Kortikoit (kortikosteroitler) tedavisinin iyileşme sürecini kısaltıp kisaltmadığı tartışmalıdır. Ama yineleme­leri önlemek amacıyla kortikoit tedavi­sine uzunca bir süre (40-60 günj devam edilir. Tiroit hormonlarının dışardan ve­rilmesi de yararlı olmaktadır. Böylece iltihaplı dönemin uzamasına ve hastalı­ğın yinelemesine yol açtığı düşünülen tirotropinin (TSH) hipofizce salgılan­ması baskı altına alınır. Cerrahi girişim yalnızca tiroit bezinde apselerin oluştu­ğu durumlarda uygulanır.<br />
<strong>QUERVAIN TİROİDÎTİ</strong><br />
Ender rastlanan bir subakut tiroit iltiha­bı olan Quervain tiroiditi, daha çok eriş­kin kadınlarda görülür. Hastalığın ge­nellikle üst <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> yolu hastalıklarıyla birlikte görülmesi, virüs kaynaklı oldu­ğunu düşündürmekte, ama nedeni tam olarak bilinmemektedir.<br />
Hastalık genellikle titreme nöbetle-riyle gelen ateş, <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> atımlarının hızlan­ması, tiroit bölgesinde şiddetli ağn ve bezde tek yanlı şişme ile başlar. Tiroit­teki şişliğin çevre organlara baskı yap­ması sonucu yutma güçlüğü, boğulma hissi ve ses kaybı görülür. <a href="http://www.saglik.im/ates/">Ateş</a> antibi­yotiklerle düşürülemez. Hastalığın be­lirtileri 2-3 ay boyunca değişmeden sü­rer. Bu belirtiler daha sonra genellikle hiçbir iz bırakmadan kaybolur.<br />
Hastalığın bu uzun seyri, akut baş­langıca karşın tartışmalı bir biçimde su­bakut olarak nitelenmesine neden ol­muştur. Tanının kesinleştirilmesi için klinik tabloya dayanan değerlendirme­lere ek olarak tiroit biyopsisi yararlı olabilir.<br />
Hastalığın tedavisinde akut tiroiditte de kullanılan kortikoitlerden yararlanı­lır.<br />
<strong>KRONİK TİROİDİT</strong><br />
Tiroitin küçülmesi, sertleşip esnekliğini yitirmiş bağdoku artışına bağlı olarak yoğunluğunun artması ve sonunda <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> gerilemesine (atrofi) uğramasıyla basit ya da irinli tiroiditler kroniklesin Bun­ların dışında nedeni tam olarak bilinme­yen bazı özgün kronik tiroiditlere de rastlanır.<br />
<strong>Haşimoto Tiroiditi</strong><br />
Haşimoto hastalığı adıyla da tanınan ve oldukça az rastlanan bir kronik tiroit il­tihabı olan Haşimote tiroiditi, genellik­le kadınlarda (olguların yüzde 9O’ı), en çok da 40-60 yaş arasında görülür.<br />
Haşimoto tiroiditi vücudun tiroite karşı <a href="http://www.saglik.im/antikor/">antikor</a> üretmesiyle oluşan, özba-ğışıklık bozukluğuna bağlı bir hastalık­tır. Vücudun neden kendine karşı anti­kor ürettiği bilinmemektedir.<br />
Hastalık genellikle hafif belirtiler vererek başlar. Sinsi başlayan ve ağn* ilerleyen hastalık çoğu kez rastlantısal olarak saptanır. Muayene sırasında bo­yunda değişik boyutlarda şişlik belirle­nebilir. Genellikle tiroitin her iki lobu da aynı oranda şişer. Ama bir lobun da­ha çok şiştiği durumlara da rastlanabi­lir. Tiroitin çok büyüdüğü durumlarda bu kütle yumrulu bir görünüm alabilir. Kütlenin kıvamı, içindeki bağdoku miktarına bağlı olarak değişir. Hastada ağn yakınması olmadığı gibi bu kütleye dokunmak da ağrıya yol açmaz. Ama bazen boyun bölgesinde sıkıntı veren bir dolgunluk duyumsanır. Şişen tiroi­tin komşu organlara yaptığı baskıdan kaynaklanan yutma zorluğu ve ses de­ğişikliği gibi belirtilere de genellikle rastlanmaz.Genel belirtiler düzensiz hafif ateş, halsizlik ve eklem ağrılarıdır. Hastalı­ğın başlangıcında tiroit hormonlannın daha çok salgılanmasına bağlı belirtiler bulunsa da, hastalığın ilerlemesiyle hor­mon üretimi önemli ölçüde azalır ve <a href="http://www.saglik.im/hipotiroidizm/">hipotiroidizm</a> belirtileri görülür. Bu du­rum, hastalık başladıktan uzun süre sonra da ortaya çıkabilir.Tiroite karşı üretilen özantikorlarni kanda saptanması tanıya yardımcı oluıJ Aynca doku incelemesi ve bağışıklık* biyolojisine yönelik araştırmaların (flü-oresans tekniğiyle antikor aranması) yapılmasını sağlayan <a href="http://www.saglik.im/biyopsi/">biyopsi</a> tanıda önem taşır.<br />
Tedavi için hastaya kortikoitler ve­rilir. Kortikoit tedavisi aralıklı olarak uzun bir süre uygulanmalıdır. Tiroit hormonlarının yararlı etkisi görülmüş­tür. Aynca akut durumlarda ışm tedavi­sinden ve bağışıklık sistemim baskıla­yan ilaçlardan yararlanılabilir. Cerrahi tedavi yalnızca boyundaki kütlenin aşı­rı büyüyerek çevre organlara baskı yap­tığı ya da kötü huylu <a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">tümör</a> kuşkusu uyandıran olgularda uygulanır.<strong><br />
Riedel Tiroiditi</strong><br />
Ender rastlanan bir başka kronik tiroidit tipi de gene daha çok kadınlarda (olgu­ların yüzde 80′i) ve genellikle 30-40 yaşlar arasında görülen Riedel tiroiditidir.Hastanın tiroitinde orta büyüklükte, tahta sertliğinde, başlangıçta tek yanlı olan ve zamanla öbür loba da yayılan bir kütle vardır. Bu sert bağdoku yavaş yavaş bütün organı sararak bezin işlev­lerini bütünüyle engelleyebilir. Aynca, oluşan kütle çevre dokularla soluk bo­rusu, yemek borusu, <a href="http://www.saglik.im/yutak-farinks/">yutak</a> ve gırtlak si­nirlerine baskı yaparak yutma güçlüğü, nefes darlığı, ses değişmesi, ses telleri­nin iltihabına bağlı ses değişmesi ve hatta ses kaybma yol açar. Çoğu za­man, hastanın kendini kötü hissetmesi­ne yol açacak genel belirtiler yoktur. Ama zamanla hipotiroidizm belirtileri görülebilir.Tiroitteki kütlenin baskısı sonucu <a href="http://www.saglik.im/yutma-guclugu/">yutma güçlüğü</a> ve nefes darlığı gibi be­lirtiler ortaya çıkıyorsa cenahi girişim uygulanır. Hipotiroidizm belirtileri ise hastaya tiroit homıonlan verilerek teda­vi edilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>irinli tiroit iltihabı nedir?</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span></p>
<p>Tiroiditin seyrek görülen bir tipidir. Tiroitte oluşan apselerle ortaya çıkar. <a href="http://www.saglik.im/agri/">Ağrı</a> ve ateşle birlikte hastanın genel durumu belir­gin biçimde bozulur. Tedavi edilmeyen olgularda tiroit şişkinliği hamur kıvamını alır ve elle muayenede yüzen bir cisim duy­gusu verir. Bu aşamada tiroit üzerindeki deri kızarmış, iltihaplanmış ve alttaki dokulara yapışmıştır. Apse fistüller aracılığıyla deri katmanlarını geçerek dışarıya açılır. Boynun her iki yanında tiroit büyümesine eşlik eden şişlikler çevre lenf bezlerinin bü­yümesi sonucu oluşur ve tanı bakımından önem taşır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/tiroit-iltihabi-tiroidit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ROMATOİT ARTRİT</title>
		<link>http://www.saglik.im/romatoit-artrit/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/romatoit-artrit/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 05:55:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanyukle</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deri (Cilt) Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kemik ve Eklem Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsal Hastalıklar - Sinir Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İltihaplanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=469</guid>
		<description><![CDATA[ROMATOÎT ARTRİT Kronik ve ilerleyici bir gidişi olan rom&#38;toit artrit bütün vücudu ilgilendi­ren bir hastalıktır. Bütün organlarda bu­lunan bağdokusunun iltihaplanmasına bağlı olarak gelişen bu hastalıkta en açık belirtiler eklem düzeyindedir. Bu­rada yerleşen bir sinovya (eklem içi döşeyici zar) iltihabı daha sonra ortaya çı­kan bütün eklem bozukluklarının hare­ket noktasını oluşturur. İltihabi süreç önce el ve ayak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ROMATOÎT ARTRİT</strong><br />
Kronik ve ilerleyici bir gidişi olan rom&amp;toit artrit bütün vücudu ilgilendi­ren bir hastalıktır. Bütün organlarda bu­lunan bağdokusunun iltihaplanmasına bağlı olarak gelişen bu hastalıkta en açık belirtiler eklem düzeyindedir. Bu­rada yerleşen bir sinovya (eklem içi döşeyici zar) iltihabı daha sonra ortaya çı­kan bütün eklem bozukluklarının hare­ket noktasını oluşturur. İltihabi süreç önce el ve ayak, daha sonra nöbetler halinde ilerleyerek el bileği, diz, omuz, ayak bileği ve dirsek eklemlerini etki­ler. Hastalık bulaşıcı değildir. Romatoit artritin temel lezyonu, bütün organlarda ve özellikle sinovya zarında, seröz buralarda (kasların birbirleri ve kemikler üzerinde kolayca kaymasını sağlayan içi sıvı dolu keseler), kemikte, kıkırdak­ta, kasta ve derialtında bulunan ve bir “destek” dokusu olan bağdokusunu et­kileyen iltihaplanmadır. Eklemi oluştu­ran bütün bölümler <a href="http://www.saglik.im/yazi/iltihaplanma/">iltihaplanma</a> süre­cinden etkilenir. Sinovya zan kalınla­şır, kırmızımsı ve pürtüklü bir hal alır; eklemde bulunan sinovya sıvısı belirgin ölçüde artar. Kemiklerin eklem başları, kemiğin direnç ve sağlamlığını koruma­sı için gerekli <a href="http://www.saglik.im/kalsiyum/">kalsiyum</a> içeriklerinin bir bölümünü yitirir. Böylece <a href="http://www.saglik.im/yazi/kemik/">kemik</a> yo­ğunluğunda bir azalma olur. Eklem yü­zeylerini örten kıkırdağın üstüne “ek­lem pannusu” denen anormal bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a> tabakası yerleşir. Bu *abaka, hareketler­de belirgin biçimde kısıtlama ve engel­lemeye yol açarak, eklem yüzeylerinin pürüzsüzlüğünü ve kayganlığını bozar. Birbirine bitişik iki eklem yüzeyi üstün­de oluşan “pannus”, ilgili eklemin hare­ketlerinin bütünüyle durmasına yol aça­cak biçimde kaynaşabilir. Daha İlerle­miş olgularda, eklemin kaybolmasıyla birlikte iki eklem yüzeyi arasında ger­çek bir kemik köprüsü oluşumu ortaya çıkabilir (ankiloz). “Polipoit” olarak ta­nımlanan bir görünümle büyüme ve ço­ğalma eğilimi gösteren romatoit artritin iltihabi dokusu (granülasyon dokusu), kirişlerin zarlarını, seröz bursalan, peri-ostu (kemik dış zan), kirişleri ve kaslan etkileyerek eklemin dışında da oluşabi­lir. Sonuçta bütün bu dokuların görünü­mü ve direnci belirgin biçimde değişe­bilir.<br />
<strong>NEDENLERİ</strong><br />
Tıbbi ve bilimsel araştırmalardaki iler­lemelere karşın, romatoit artritin ortaya çıkmasına yol açan nedenler halen bi­linmemektedir. Oluşum mekanizmala-nyla ilgili olarak en geniş kabul gören varsayım, hastalığın eklemlere ve ek­lem sinovyasına karşı duyarlı hale gel­miş antikorların oluşumuna bağlı bir bağışıklık olayıyla ilgili olduğudur.<br />
Henüz yapısı bilinmeyen bir etken (bakteri ya da virüs olabilir) sinovya zarının <a href="http://www.saglik.im/plazma/">plazma</a> hücrelerini <a href="http://www.saglik.im/antikor/">antikor</a> üret­meye yöneltir ve bunlar hastalık etkeni­ne (antijen) bağlanır. Gene bilinmeyen bir nedenle antijen-antikor bileşinini yabancı kabul eden vücut bir “romatoit faktör” üreterek tepki gösterir.<br />
Kanda ve sinovya sıvısında bulunan bu romatoit faktör, “yabancı” antikor-antijen bileşeni için bir antikordur; anti­jen-antikor etkileşimi akyuvarları uya­rarak fagositozu (yutup yok etme) sağ­lar. Buna, romatoit artritteki <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> lez-yonlarmın gelişmesine neden olan en­zim serbestleşmesi eşlik eder.<br />
<a href="http://www.saglik.im/romatoit-artrit/">Romatoit artrit</a> görünümü ortaya çıktığı zaman, gerek hastalann kanında, gerek etkilenen eklemlerin sinovya sı­vısında “romatoit faktör”ün varlığının belirlenmesi, yukanda sözü edilen var­sayımı doğrular. Buna karşılık romatoit faktör subakut bakteriyel endokardit (bakteri kökenli <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> iç zarı iltihabı) ve öbür kronik enfeksiyon olgularında da bulunur ve enfeksiyonun başarılı biçim­de tedavi edilmesinin ardından yok olur.Romatoit artritin çoğu kez belirli ruhsal özellikleri olan kişilerde görül­düğü ve ruhsal gerilimin arttığı durum­larda ortaya çıktığı ya da ağırlaştığı yo­lundaki gözlemler, birçok hekimi bu hastalığın belirgin bir psikosomatik ni­teliği olduğunu düşündürmeye yönelt­miştir. Bu varsayım dünyanın birçok yerinde çeşitli araştırmaların yapılması­na yol açmıştır; bu araştırmaların çoğu, romatoit artritin en azından kısmi bir psikosomatik hastalık olabileceğini göstermiştir.<br />
<strong>GÖRÜLME SIKLIĞI</strong><br />
Artritis deformans, kronik ilerleyici” po-liartrit gibi adlarla da bilinen romatoit artrit oldukça yaygın bir hastalıktır. Nü­fusun yüzde 1-3′ü arasında bir bölüm bu hastalığa tutulur; kadınlarda tutulma ora­nı erkeklere göre üç kat daha yüksektir; en çok 20-40 yaşları arasında ortaya çık­makla birlikte, her yaşta görülebilir.<br />
<strong>BELİRTİLERİ</strong><br />
Hastalık genellikle sinsi bir biçimde başlar ve hastanın genel durumu kısa sürede bozulur. Yorgunluk, iştahsızlık, <a href="http://www.saglik.im/zayiflama/">zayıflama</a> ve yaygın bir kırıklık hali gö­rülür. Eklem ağrılarının ortaya çıkması, hastalarca travma, heyecan, üşütme gibi belirgin bir olguya bağlanır. Ama bu tür etkenler hastalığın doğrudan nedenleri değildir; yalnızca ortaya çıkmasını ko­laylaştırıcı öğelerdir. Daha sonra sinsi ve ilerleyici bir biçimde eklem bozuk­lukları başlar. Az ya da çok yaygın, be­lirsiz ağrılar, hafif bir ateş, sabahlan kalkınca hareketlerde görülen belli bir zorlanma hastalığın ilk belirtilerini oluşturur.<br />
Genel bozuklukların ortaya çıkması üzerine, romatoit artrit olasılığı düşünü­lerek, bu yönde İncelemelere başlanır. Genellikle önce küçük eklemler, özel­likle de proksimal interfalanjeal (par­makların küçük kemiklerinin arasındaki üst eklemler) ve metakorpo falanjeal <a href="http://www.saglik.im/yazi/eklemler/">eklemler</a> (parmakla, tarak kemikleri arasındaki eklemler) hastalığa yakala nır. Daha ileri evrede hastalık el, ayak bilekleri ve diz gibi büyük eklemleri de etkiler. Hastalığa sık yakalanan bir baş­ka bölüm boyun omurları arasındaki eklemlerdir. Romatoit artritin tipik bir Özelliği eklemlerin (her iki bilek, her iki diz) iki yanlı ve simetrik olarak tu­tulmasıdır. Hastalığın akut evresinde tutulan eklemler şiş görünürler. Genel­de iğ biçiminde olan bu şişlik çok ağn verir ve ağn en küçük bir dokunmayla artar. Hasta ağnyî şiddetlendirecek her­hangi bir hareketten kaçınır; istese bile eklemi bir sınırın ötesinde <a href="http://www.saglik.im/hareket/">hareket</a> ettir­mesi olanaksızdır. Özellikle sabah yeni uyanmış ya da bir süre dinlenmiş hasta­larda belirgin olan bu durum iki meka­nizmanın etkisiyle açıklanır: Eklem ha­reketlerini gerçekleştiren kaslann kasıl­ması ve kaslann kemiğe yapıştığı fib-röz (lifsi) bölümü oluşturan kirişlerin kısalması. Birinci mekanizma akut ev­rede daha belirgindir. Kasılma savun­manın bir <a href="http://www.saglik.im/refleksler/">refleks</a> mekanizmasıdır; mer­kez <a href="http://www.saglik.im/kategori/sinir-sistemi/">sinir sistemi</a> ağrıyı fark edince, eklemi hareketsiz kılan bir <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> kasılması-j m emreder. Bu, kişinin istemli hareketij dışında olur. Eklemleri denetleyen ka larrn en güç-lüleri fleksörler (öne katla-J yıcılar) olduğundan, eklem fleksiyonda’ (önkol, avuçiçi yönünde kolun üstüne kıvrılmış, bacak kama çekilmiş) hare-1 ketsiz kalır. Bu konum, denetlenmez ve düzeltilmezse, geriye dönüşü olmayan konum kusurlarına ve daha sonra biçim bozukluklanna yol açabilir. Romatoit artrit nöbetlerle seyreder. Görece sakin dönemlerde eklemlerde bir zarar oluş­maz. Bunları şiddetli ağrıyla belirlenen akut nöbetler izler. Bu dönemde eklem şişer, genel durum bozulur ve her akut nöbette eklemde daha fazla hasar olu­şur. Hastalık ölüme götürmez; birkaç yıl sonra ilerleyici evre söner, akut nö­betler yinelenmez. Bazı durumlarda ağır sakatlıklara yol açabilen eklem ha-sarlan ve biçim bozukluklan kalır. En ağır değişiklikler el ve ayakların küçük eklemlerinde olur. Kemikler arası kas­lar erir, el bir istiridye kabuğu görünü­mü alır, parmaklar küçük parmak yönü­ne döner. Eklemlerde çıkıklar ve kısmi Çıkıklar ^görülür. Radyolojik inceleme­de parmak ve tarak kemiklerinin uçları­nın ağır yıkımlara uğramış olduğu gö­rülür. İltihaplı dokuyla çevrili kirişler esneklik ve sağlamlıklannı yitirirler; biçimi bozulmuş kemiklerin yüzeyleri­ne sürekli sürtünme sonucunda kopar­lar. Böylece biçimsel ve işlevsel bozul­ma ağırlaşır.Yukanda betimlenen tablo hastalı­ğın ne kadar korkutucu olduğunu açık­ça göstermektedir. Olguların büyük bö­lümünde görüldüğü gibi, romatoit artrit özellikle gençlik döneminde hastanın yaşamım ciddî bir biçimde etkiler.<br />
<strong>TANI</strong><br />
Romatoit artrit bilinen görünümleriyle aya çıkıp geliştiğinde kolay tanınır, stalığın eklemlerde başlaması, daha ellerde görülmesi, belirtilerin iki “yanlı ve simetrik olması, parmaklarda biçim bozukluğu ve eğrilmelerin ortaya çıkması, aradaki iyileşme dönemlerine karşın nöbetler halinde ilerlemenin gö­rülmesi tipik özelliklerdir. Bütün bunlar hekime söz konusu artrit tipini düşün­dürür.<br />
Laboratuvar incelemeleri tanıyla il­gili sorunları aydınlatır: Çoğu zaman <a href="http://www.saglik.im/yazi/kansizlik/">kansızlık</a> görülür, nöbetler sırasında al­yuvarların çökme hızında (sedimantas­yon) artış vardır, sinovya sıvısı genel­likle bulanıktır ve hücresel elemanlar bakımından zengindir. Uygun serolojik jestlerle, bu hastaların serumunda roma-&gt;it etkenin saptanması Özellikle önem­lidir. Radyolojik inceleme de Önemlidir; hastalığın ilerlemesiyle eklem yıkımına ilişkin bulgular artar.<br />
<strong>GİDİŞİ</strong><br />
Yıllar boyunca birbirini izleyen nöbet­ler sonucunda eklemlerdeki yıkım bir yandan ankiloza (eklemin donması) doğru ilerlerken, öbür yandan çok be­lirgin biçim bozuklukları gelişir ve has­talığa tutulan bölgede işlev bozuklukla­rı ortaya çıkar. Örneğin artrit kalça ve diz eklemini ağır biçimde etkilediğinde yürüyüş aksar. Hastalığın ilerlemesi er­ken ve uygun bir tedaviyle yavaşlatıla-bilir, ama bütünüyle durdurulamaz. Hastalığın gidişini etkileyen birçok et­men vardır. Artritli hastaların yüzde 50’si hastalığın başlangıcından 10 yıl sonra bile bütünüyle normal bir yaşam sürdürebilir. Buna karşılık öbür yüzde 50’si hastalıktan önemli ölçüde etkile­nir ve bunların bir bölümü yatağa bağlı hale gelir.<br />
<strong>TEDAVİ</strong><br />
Romatoit artritin farklı biçimlerinin olu­şu, hastalığın kronik ve sorunlu gelişimi, hastalığa tutulan kişilerin yaş, cinsi­yet ve toplumsal durum farklılıkları, bütün hastalar için uygun olabilecek ge­nel bir tedavi programını oluşturmayı güçleştirmektedir. Bu nedenle, uygun zamanda uygun tedavinin yürütülme­sinde, deneyimli bir hekimin çok önem­li payı vardır. Bununla birlikte her ol­gunun tedavisinde izlenen bazı genel kuralları belirleme olanağı vardır. Ge­lişme evresindeki romatoit artritin teda­visi beslenmeyle ilgili <a href="http://www.saglik.im/">sağlık</a> kuralları­nın gözetilmesine, <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> kesici ve iltihap giderici ilaçların kullanımına ve eklem işlevini korumaya yönelik ortopedik Önlemlerle fizik tedavi uygulamalarına dayanır. Alevlenme dönemleri sırasında kesin yatak istirahatı gereklidir. Eklem işlevinin daha iyi korunması için hasta­nın ruhsal dengesi de çok önemlidir; tu­tulduğu hastalığın kronik ilerleyici Özelliğinin ve ilaçların bu hastalığın te­davisinde sınırlı *bir etkisi olduğunun bilincinde olan hasta biçim bozuklukla­rının yerleşmesini önlemek ve eklem iş­levlerini olabildiğince korumak için he­kimle işbirliğine girmelidir. Hastanın yaşam koşullan elveriyorsa, sıcak ve kuru iklimli bir bölgede yaşaması Öne­rilir. <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">Beslenme</a> rejimi <a href="http://www.saglik.im/protein/">protein</a> ve vita­min bakımından zengin olmalıdır. Tıb­bi tedavi ağrı kesici-iltihap giderici (analjezik-antienflamatuar) etkisi olan ilaçlara (asetilsalisilik asit, pirazolon, fenilbütazon, altın tuzu türevleri) ve sitostatik (hücre içindeki alerjik reaksiyo- ? nun immünpatolojik süreçlerini ya da hücrenin çoğalmasını engelleyici) ilaç-^&gt; lara (sıtma karşıtı, <a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">tümör</a> karşıtı ilaçlar &gt; vb) dayanır.                                         t<br />
Bazen çok iyi sonuçlar verebilen bu $ ürünler, olguya göre seçilir ve tedavir eden hekimin deneyimlerine ve hasta- * nın değişik tepkilerine göre farklı bile­şimlerle kullanılabilir. Oldukça ağır olabilen ikincil komplikasyonlan önle­me açısından, ürünlerin sürekli hekim ve laboratuvar denetimi altında kulla­nılmasına özen gösterilmelidir. Tıbbi^ tedavi her zaman “eklemlerin işlevsel tedavisi” İle birlikte yürütülür; bu teda­vinin amacı iltihaplı eklemleri işlevsel bir konumda tutmak ve olabildiğince hareketliliklerini korumaktır.İşlevsel tedavi sık sık masaj kürleri­nin uygulanmasına, kasların elektrikle uyarılmasına, etkilenen eklemlere aktif ve pasif hareketler yaptırılmasına daya­nır (aktif hareketler hastanın kendi yap­tığı; pasif olanlar ise bir başkasının güç uygulayarak hastanın eklemine yaptır­dığı hareketlerdir). Bir eklemde biçim bozukluğunu ya da ankilozu (eklemin donması) Önlemek, düzeltmekten daha . kolaydır. Bu bakımdan, nöbetler sıra­sında biçim bozukluğu gelişimini önle­yerek eklemi doğal konumda tutan alçı atellerle, hareket açıklığım pasif hare­ketlerle koruyacak esnek ve yaylı orto­pedik aygıtlar kullanılır.Lezyonlann ilerlemesi ve tıbbi te­davilerin artık hiçbir sonuç vermemesi durumunda cerrahi tedaviye yönelmek kaçınılmaz olur. Cerrahi tedavi hem hastalığın ilerleyici ve yıkıcı eğilimini durdurmaya yönelik koruyucu, hem de bozulan eklemi düzeltici ve ona olabil­diğince fazla işlev becerisi vermeye yönelik (rekonstrüktif) girişimlere da­yanır. Hastalığın son evresinde ağır bi­çim bozuklukları ve işlevi engelleyici ağrılar, hastanın ısrarla cerrahi çözüm istemesine yol açar. îlk aşamadaki giri­şim, iltihabı süreçlerin kaynağı, ağrı­nın ve eklemle ilgili bütün yıkıcı sü­reçlerin nedeni olan sinovyanın cerrahi olarak çıkarılmasına dayanır. Sinovek-tomi denen bu girişim kuramsal olarak bütün eklemlere uygulanabilir. Ama diz ve dirsek gibi eklemlerde kolay; bi­lek, ayak, kalça, omur eklemleri gibi anatomik olarak karmaşık ve ulaşılma­sı güç bazı eklem bölgelerinde ise güç­tür.<br />
İkinci aşamadaki girişim ise doğru­dan, işlevsel açıdan bozulmuş bir ekle­min kemik bölümüne yöneliktir. Bu, ek­lemi işlevsel bir durumda dondurarak ağrıları yok etme (bilek artrodezi; bilek 2. sıra kemikleri ile el tarak kemikleri arasındaki eklemi ya da daha ender ola­rak bilek 1. sıra kemikleri ile döner ke­mik arasındaki eklemi dondurma); kalı­cı bir eğriliği (deviasyon) düzeltme (kalça ve diz deviasyonu için uyluk ke­miği ya da kaval kemiği osteotomisi [ameliyatla kemiğin bir parçasının çıka­rılması ya da kemik eklenmesi] ya da bozulmuş ekleme bir işlev vermeye yö-nelİk artroplasti [bozulmuş eklem yü­zeylerini protezle değiştirme]) biçimin­de olabilir.<br />
<strong>RUHSAL TEDAVİ (PSİKOTERAPİ)</strong></p>
<p>Birçok romatoit artrit olgusunda ruhsal tedavinin de olumlu etkileri olmuştur. Biçim bozukluğuna yol açan bu kronik ve ağniı hastalığın, hastanın bütün kişi­liğini, yaşamını, alışkanlıklarını, ilgile­rini ve insan ilişkilerini etkilediğini göz önüne almak gerekir. Anlaşılabilir bir savunma mekanizması olarak, hasta içi­ne kapanır ve insan ilişkilerini en aza indirerek toplumsal yaşamdan uzaklaşır. Bu nedenle romatoit artritli bir has­tanın psikolojik desteğe duyduğu ge­reksinim çok açıktır. Psikolojik destek yalnızca hekim ve psikoterapisti değil, hastanın aile bireylerini de ilgilendirir.) Psikolojik yardımla hastanın huzurlu ve etkin bir yaşam sürdürebileceği inana] güçlendirilebilir.</p>
<p>.</p>
<p><a href="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/a17.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-3688" title="a17" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/a17.jpg" alt="" width="286" height="211" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>Romatoit artriti olan ekleme doğrudan kortizon enjeksiyonu nasıl  yapı­lır?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Eklemin seçilen noktası özenle dezenfekte edildikten sonra uygun bir  iğney­le ekleme kortizonlu preparat verilir. Hastanın 12-24 saat boyunca  enjeksi­yon yerinde bir şişlik ve ağrıda bir artış fark edilebileceğini  bilmesi ve bun­dan kaygı duymaması gerekir. Çünkü şişlik bir ya da en  fazla iki gün içinde gerileyecektir. Aynı eklemde yeniden tedavi için en  az 3-4 ay</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>Romatoit artrit tedavisinde kortizonun yeri nedir?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Kortizon yalnızca en ağır olgularda verilmelidir. Kullanım ağız yoluyla  ol­malıdır. Tedavi genellikle uzun süreli olduğundan, etkili olan en <a href="http://www.saglik.im/dusuk-abortus/">düşük</a> doz­la sürdürülmelidir. Uzun süre kortizon verilmesi, uzun dönemde  enfeksiyon­lara direncin azalması, <a href="http://www.saglik.im/mide/">mide</a> ülseri, yüksek <a href="http://www.saglik.im/tansiyon/">tansiyon</a> ve şeker gibi bir dizi yan etkiye yol açabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Hastalık kalıtsal olarak geçer mi?</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Cevap</span><br />
</strong><br />
Romatoit artriti olan hastaların aileleri üzerinde yürütülen çalışmalar,  şimdi­ye değin hastalığın kalıtsal geçişiyle ilgili veriler ortaya  koymamıştır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Romatoit artrit neden sistemik bir hastalık olarak tanımlanır?</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Romatoit artritin sistemik bir hastalık sayılmasının nedeni, genel ve iç  or­ganlarla ilgili belirtilerin yanı sıra eklemlerle ilgili belirgin  iltihabi olaylarla da ayırt edilmesidir. Genel belirtiler kırıklık, <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> ve kilo  kaybıdır. îç organ­larla ilgili hastalık belirtileri İse plevradan  (akciğer zarı) perikarta (kalp dış zan), dalaktan karaciğere kadar bütün  İç organları ilgîlendİrebüir. Başlangıç­ta eklem hastalığı iki yanlı,  simetrik ve ilerleyici bir biçimde el ve ayak par­maklarının küçük  eklemlerini tutar.<br />
Eklem hastalığı aşamalı olarak kötüleşir ve kronikleşme eğilimi  gösterir; be­lirtilerin alevlendiği ve iyileştiği dönemler birbirini  izler; eklem biçim bo­zuklukları ve bunlara bağlı <a href="http://www.saglik.im/hareket/">hareket</a> kayıpları ortaya çıkar.</p>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 4528px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">
<p>Romatoit artrit neden sistemik bir hastalık olarak tanımlanır? v *<br />
Romatoit artritin sistemik bir hastalık sayılmasının nedeni, genel ve iç  or­ganlarla ilgili belirtilerin yanı sıra eklemlerle ilgili belirgin  iltihabi olaylarla da ayırt edilmesidir. Genel belirtiler kırıklık, <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> ve kilo  kaybıdır. îç organ­larla ilgili hastalık belirtileri İse plevradan  (akciğer zarı) perikarta (kalp dış zan), dalaktan karaciğere kadar bütün  İç organları ilgîlendİrebüir. Başlangıç­ta eklem hastalığı iki yanlı,  simetrik ve ilerleyici bir biçimde el ve ayak par­maklarının küçük  eklemlerini tutar.<br />
Eklem hastalığı aşamalı olarak kötüleşir ve kronikleşme eğilimi  gösterir; be­lirtilerin alevlendiği ve iyileştiği dönemler birbirini  izler; eklem biçim bo­zuklukları ve bunlara bağlı <a href="http://www.saglik.im/hareket/">hareket</a> kayıpları ortaya çıkar.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/romatoit-artrit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EN ÇOK HANGİ YAŞTA GÖRÜLÜR?</title>
		<link>http://www.saglik.im/en-cok-hangi-yasta-gorulur/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/en-cok-hangi-yasta-gorulur/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2008 05:35:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[İltihaplanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[En çok hangi yaşta görülür? Çocuklarda ve yaşlılarda karın zarı İltihabına biraz daha sık rastlanır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En çok hangi yaşta görülür?<br />
Çocuklarda ve yaşlılarda karın zarı İltihabına biraz daha sık rastlanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/en-cok-hangi-yasta-gorulur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bronş İltihaplarında Öksürüğün Anlamı Nedir?</title>
		<link>http://www.saglik.im/brons-iltihaplarinda-oksurugun-anlami-nedir/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/brons-iltihaplarinda-oksurugun-anlami-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 17:16:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İltihaplanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=155</guid>
		<description><![CDATA[Bronş iltihaplarında öksürüğün anlamı nedir? Bronş iltihaplarında öksürük, en azından bronş mukozası düzeyindeki lezyonlara, aşırı salgı birikimine ya da bunların her İkisine birdan bağlı olarak ortaya çıkar. Sonuç olarak bronşlarda birikmiş maddelerin dışarı atılması için göste­rilen bir çabadır. İlginizi Çekebilir: Siroz, Nezle, Grip, Varis, İshal, iktidarsızlık, Hipertansiyon, Yüksek Tansiyon, Düşük Tansiyon]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bronş iltihaplarında öksürüğün anlamı nedir?</strong><br />
Bronş <a href="http://www.saglik.im/iltihap-yangi/">iltihap</a>larında <a href="http://www.saglik.im/oksuruk/">öksürük</a>, en azından bronş mukozası düzeyindeki lezyonlara, aşırı <a href="http://www.saglik.im/salgi-bezleri-salgi-guddeleri-glandlar/">salgı</a> birikimine ya da bunların her İkisine birdan bağlı olarak ortaya çıkar. Sonuç olarak bronşlarda birikmiş maddelerin dışarı atılması için göste­rilen bir çabadır.</p>
<p>İlginizi Çekebilir: <a href="http://www.saglik.im/siroz/">Siroz</a>, <a href="http://www.saglik.im/soguk-alginligi-ve-nezle/">Nezle</a>, <a href="http://www.saglik.im/grip/">Grip</a>, <a href="http://www.saglik.im/varis/">Varis</a>, <a href="http://www.saglik.im/ishal/">İshal</a>, <a href="http://www.saglik.im/cinsel-iktidarsizlik/">iktidarsızlık</a>, <a href="http://www.saglik.im/hipertansiyon/">Hipertansiyon</a>, <a href="http://www.saglik.im/tansiyon-yuksek-tansiyon/">Yüksek Tansiyon</a>, <a href="http://www.saglik.im/tansiyon-dusuk-tansiyon/">Düşük Tansiyon</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/brons-iltihaplarinda-oksurugun-anlami-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BRONŞ-AKCİGER İLTİHABI (BRONKOPNÖMONİ)</title>
		<link>http://www.saglik.im/brons-akciger-iltihabi-bronkopnomoni/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/brons-akciger-iltihabi-bronkopnomoni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 16:38:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akciğer Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İltihaplanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=147</guid>
		<description><![CDATA[BRONŞ-AKCİGER İLTİHABI (BRONKOPNÖMONİ) Bronşlar solunan havayı soluk bo-nısımdan akciğerlere taşıyan, dallan-dıkça incelerek bronşiyollere dönüşen ve sonunda sayısız hava kesecikleri­ne (alveol) bağlanan borucuklardır. Bronşlardan geçerek hava kesecikleri­ne giren havadaki oksijen ince çeperli kılcal damar ağından kana geçerek do­kulara taşınır. Dokularda gerçekleşen metabolizma etkinlikleri sonucunda or­taya çıkan karbon dioksit de gene kan dolaşımı yoluyla hava keseciklerinin duvarlarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p><strong>BRONŞ-AKCİGER İLTİHABI (BRONKOPNÖMONİ)</strong><br />
Bronşlar solunan havayı soluk bo-nısımdan akciğerlere taşıyan, dallan-dıkça incelerek bronşiyollere dönüşen ve sonunda sayısız hava kesecikleri­ne (alveol) bağlanan borucuklardır. Bronşlardan geçerek hava kesecikleri­ne giren havadaki oksijen ince çeperli kılcal <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> ağından kana geçerek do­kulara taşınır. Dokularda gerçekleşen <a href="http://www.saglik.im/metabolizma/">metabolizma</a> etkinlikleri sonucunda or­taya çıkan karbon dioksit de gene <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> dolaşımı yoluyla hava keseciklerinin duvarlarını kaplayan kılcal damarlara gelir. Bu açıklamadan anlaşılabileceği gibi <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> sisteminde hava kesecik­leri <a href="http://www.saglik.im/gaz/">gaz</a> alışverişinin gerçekleşmesini, bronşlar ise hava iletimini sağlayan ya­pılardır. Bronşların ağız ve <a href="http://www.saglik.im/burun/">burun</a> yo­luyla dış ortama açık olmaları, dış or­tamdaki olumsuz koşullardan önemli ölçüde etkilenmelerine yol açar. Bakte­riler, zararlı toz ve gaz gibi maddeler solunan havayla birlikte doğrudan bronşlara ulaşabilir. Ama bronşlar bir­çok savunma sistemiyle donatılmıştır. Yabancı maddeler burun ve yutakta ge­çişi denetleyen son derece etkili engel­leri aşmak zorundadır. Bunu başaranlar ise çok sayıda hücrenin salgısıyla bes­lenen ve bronş duvarım örterek bir set oluşturan mukus katmanıyla karşılaşır. Ayrıca titrek tüylü <a href="http://www.saglik.im/epitel/">epitel</a> hücrelerinden oluşan bir temizlik sistemi de vardır. Bu tüyler fırça gibi çalışarak yabancı maddeleri ve mukusu sürekli dışarıya doğru süpürür. Ama koruyucu sistem­lerin etkinliğini azaltan koşulların orta­ya çıkması ya da bu sistemlerin aşın yüklenmesine bağlı olarak bronşlar ilti­haplanabilir. Sonuçta sık sık görülen ve genellikle Önemli sayılmayan bir hastalık olan bronşit ortaya çıkar. Bu <a href="http://www.saglik.im/akut-iltihap/">akut iltihap</a> bronş ağacının ince dalları­na kadar ulaşıp çevre akciğer dokusuna da yayıldığında bronkopnömoniye, ya­ni bronş-akciğer iltihabına dönüşmüş olur.<br />
<strong>NEDENLERİ</strong><br />
BronkopnÖmoni etkeni olan streptokok, stafilokok, pnömokok, ve Friedlânder basili gibi <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteriler</a> tek başlarına ya da bazen birkaçı bir arada bulunur.<br />
Olguların çoğunda bronş-akciğer il­tihabı, larenjit (gırtlak iltihabı) ve fa­renjit (yutak iltihabı) gibi üst solunum yollarının virüs ya da <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteri</a> kökenli il­tihaplarından sonra görülür. Üst solu­num yolu iltihaplan ise çoğu kez genel hastalıklara bağlı ikincil hastalık komplikasyon) olarak ortaya çıkar. Bu komplikasyonlar çocuklarda grip, boğ­maca, kızamık ve difteri, erişkinlerde tifo, bruselloz (Malta humması), septi­semi gibi bulaşıcı hastalıklardan, ayrıca <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> yetmezliği, zehirlenmeler ve cerra­hi girişimlerden, sonuç olarak vücudun direncini azaltan her türlü gelişmeden kaynaklanır.<br />
<strong>Bronş-akciğer iltihabını hazırlayan etkenler:</strong><br />
•  Uzun süre yatakta kalan hastalarda akciğerin alt loblarında kan göllenmesi.<br />
• Akciğerde <a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">tümör</a> oluşumu sonucunda<br />
bronş tıkanmasına bağlı olarak bir bölgenin hava alamaması<br />
<strong>BELİRTİLERİ</strong><br />
Bronş-akciğer iltihabı belirtileri başlan­gıçta genellikle üst solunum yolları nez­lesi ya da başka bir organ hastalığının belirtilerine benzer. Gelişen iltihap has­tanın genel durumunu bozarak <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> yük­selmesi, yorgunluk, halsizlik, Öksürük ve bazen kanlı olabilen balgam, <a href="http://www.saglik.im/nabiz/">nabız</a> ve solunum sayısında artış gibi belirtilere yol açar. Bazı olgularda şiddetli baş ağ­rısı, dalgınlık ya da hezeyan gibi daha ağır belirtiler görülebilir. Bazen belirti­ler fark edilemiyecek ölçüde hafiftir.<br />
Akciğer iltihabından farklı olarak bronş-akciğer iltihabı çok değişik biçim­lerde gelişebilir. Belirtileri yok denecek ölçüde az olan, kısa süreli çok hafif ol­guların yanı sıra akut ve ağır, uzun süren ya da yineleyen olgulara da rastlanır.<br />
<strong>TANI</strong><br />
Tipik durumlarda bronş-akciğer iltihabı tanısı koymak son derece kolaydır. Özellikle,<br />
•  üst solunum yollan enfeksiyonu sıra­sında düşen ateş yeniden yükselir;<br />
• <a href="http://www.saglik.im/oksuruk/">öksürük</a> ve <a href="http://www.saglik.im/balgam-cikarma/">balgam çıkarma</a> başlar;<br />
• genel durum hızla bozulur.<br />
Bu veriler daha sonra bir akciğer fil­miyle kesinleşecek olan bronş-akciğer iltihabı olasılığını düşündürmeye yeter.<br />
Ama tanıya ulaşmak her zaman bu kadar kolay olmaz. Özellikle kalp has­talan, amfizem ve kronik bronşit gibi kronik solunum yolu enfeksiyonlan ya da genel durumu bozan başka hastalık­ları olan yaşlılarda, ayrıca alkol bağım­lısı kişilerde farklı belirtiler ortaya çıka­bilir: Ateş hemen hemen yoktur. Buna karşılık genel durum ve dolaşım olduk­ça bozuk, nabız ve solunum sayısı art­mış, dil kuru ve kırmızıdır. Öksürük az­dır. İştahsızlık süreklilik gösterir. Za­manında tanı konulamazsa hastalık öl­dürücü olabilir.<br />
Yeni geliştirilen <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotikler</a> en ağır olgularda bile bronş-akciğer iltihabı tedavisinde başarı oranını eskiye göbı tedavisinde başarı oranını eskiye göre artırmıştır.</p>
<p>Hastalığın geçmesi için bazen bir hafta gibi kısa bir süre yetebilir. Bazen de ge­rilemeler ve alevlenmelerle daha uzun sürebilir. Alevlenmeler genellikle akci­ğerde yeni odakların enfeksiyonu sonu­cunda gelişir. En ağır durumlar, birden çok mikroba bağlı olarak ortaya çıkar. Örneğin, nezle virüsü ile stafılokok ya da streptokok gibi bakterilerin birlikte bulunması hastalığı ağırlaştırır.<br />
<a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">Antibiyotik</a> tedavisiyle iyileşmenin sağlandığı olgularda hastalık belirtilen bir ya da iki gün sonra hafifler ve ateş gi­derek düşer. Buna karşılık yapısal bo­zukluklar daha yavaş düzelir. Muayene­de akciğer dinlenirken duyulan hırıltılı sesler uzunca bir süre daha sürer. Radyo­lojik incelemede hastalık belirtilerini» gerilemesi ve kaybolması da birkaç haf­tayı bulur. Muayene ve radyolojik ince­leme sonuçlannın bu kadar geç düzelme­sinin nedeni, akciğerdeki iltihap odakla­rının yavaş iyileşmesinden kaynaklans. Gerçekten de, antibiyotikler yalnız en­feksiyondan sorumlu bakterileri yok eder. Ama bronş-akciğer iltihabının te­mizlenmesini çabuklaştıncı bir etki yap­mazlar. Bu nedenle ateş ve öksürük be­lirtilerinin kaybolmasına bakarak antibi­yotik tedavisinin kesilmesi, dokulank yeniden bakteri üremesine yol açabilir.<br />
Yetersiz ya da yanlış tedavi uygu­lanmış olgularda yeni komplikasyonlac özellikle de <a href="http://www.saglik.im/yazi/akciger-zari/">akciğer zarı</a> iltihaplanma» görülebilir. Bu arada ateş, öksürük, bal­gam çıkarma, solunum güçlüğü gibi be­lirtiler de sürer. Ender olarak hastaü. uzun bir zamana yayılarak kronikleşebilir.<br />
Kronik olgularda, hastalık etkenü kesin biçimde ortaya çıkaracak zam. yöntemleri kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>TEDAVİ</strong><br />
Antibiyotikler. Bronş-akciğer iltihafc tedavisinin temeli antibiyotiklere damr. Bu tedavi hastada enfeksiyon etkeni ya da etkenlerinin bakteri kültürü yapı­larak ortaya çıkarılması, sonra da anti-biyogram ile bu bakterilerin duyarlı ol­duğu antibiyotiklerin saptanması saye­sinde daha başarılı biçimde yürütülür. Yapılacak incelemeler için öksürükle atılan balgamdan alınacak örnek genel­likle hastalık etkeni olmayan başka mikroplarla da bulaşık olduğundan doğ­ru tanıya ulaşmada büyük zorluk yara­tır. Bu nedenle bazı özel yöntemlerin ( uygulanması gerekecektir.<br />
Balgamda bulunması kaçınılmaz olan yanıltıcı bakterilerden kurtulmak için incelenecek Örneğin doğrudan bronşlardan alınması gerekebilir, Bron-koskop gibi bronşlara uzatılan aletlerin kullanıldığı bu işlem kronik bronşitli hastalara uygulanır. Akut durumlarda ise hem hastanın genel durumunun çok bozuk olması nedeniyle, hem de antibi­yotik tedavisine hemen başlanması ge­rektiğinden uzun zaman alan inceleme­lere girişilemez. Akut bronş-akciğer za­rı iltihabında antibiyotik tedavisine baş­lanmasına karşın hastalık gerilemezse, yukarıda sözü edilen özgün antibiyotiği belirleme işlemi zorunlu hale gelir. Aşağıdaki veriler genel olarak antibiyo­tik tedavisini yönlendirebilecek yeterli­liktedir.<br />
•  Hastanın özgeçmişi. Hastanın daha önceki <a href="http://www.saglik.im/">sağlık</a> durumuna ilişkin olarak kendisinin ya da yakınlarının anlattıkla­rı.<br />
• Epidemiyolojik durum. Toplumda yaygın enfeksiyon etkeni olan ya da en azından hastaneye gelen olgularda sap­tanan bakteri türlerinin bilinmesi. Bu bakterilerin çeşitli antibiyotiklere karşı duyarlılığının saptanması.<br />
• Belirtiler ve bu belirtilerin şiddeti. Bu veriler temel alınarak, Özellikle ağır gidişli olgularda ve genel durumu bo­zuk hastalarda tam konur konmaz bak­terilere karşı tedaviye hemen başlanabi­lir.<br />
Başka yardımcı ilaçlar. Akut bronş-akciğer iltihabının tedavisinde antibiyotikler dışında, merkez sinir sis­temini uyaran, kalp ve dolaşımı güç­lendirici, öksürük giderici ilaçlar, vita­minler kullanılır. Ayrıca dinlenme, iyi havalandırılmış ve ısıtılmış ortamlarda bulunma, besleyici, ama kolay sindiri-lebilen yiyecekleri yeme gibi genel sağlık ve beslenmeyle ilgili önlemler alınır.<br />
<strong>KORUNMA</strong><br />
Üst solunum yollarını etkileyen ve bronş-akciğer iltihabına neden olabile­cek enfeksiyon odaklarının temizlen­mesine yönelik koruyucu önlemler çok önemlidir. Özellikle ilk çocukluk çağın da ve ileri yaşlarda hem enfeksiyon sü­recini, hem de organizmanın savunma sistemini güçlendirebilecek önlemler ve tedavi yöntemleri hızla uygulanmalıdır. Üst solunum yollan ve bronş enfek-siyonlanna karşı antibiyotiklerle yapı­lan koruyucu tedaviler tartışmalıdır.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/brons-akciger-iltihabi-bronkopnomoni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amipli Beyin ve Beyin Zarı İltihabı</title>
		<link>http://www.saglik.im/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 15:21:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Amipler]]></category>
		<category><![CDATA[İltihaplanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda tanımlanan ve toprak, su gibi ortamlarda yaşayabilen Naegleria fow!eri türü amip irinli beyin ve beyin zarı iltihabı (menenjoensefalit) yapar. Avustralya, Yeni Zelanda, ABD ve İngiltere’de bu etkene bağlı birçok beyin ve beyin zan İltihabı olgusu bildirilmiştir. Naegleria cinsi amipler Entamoeba histolytica’dm çok farklıdır. Dış koşullara çok dirençli olan kistlerin vücuda burun-gırtlak yoluyla girdikleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda tanımlanan ve toprak, <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a> gibi ortamlarda yaşayabilen Naegleria fow!eri türü amip irinli beyin ve beyin zarı iltihabı (menenjoensefalit) yapar. Avustralya, Yeni Zelanda, ABD ve İngiltere’de bu etkene bağlı birçok beyin ve beyin zan İltihabı olgusu bildirilmiştir. Naegleria cinsi <a href="http://www.saglik.im/yazi/amipler/">amipler</a> Entamoeba histolytica’dm çok farklıdır. Dış koşullara çok dirençli olan kistlerin vücuda burun-gırtlak yoluyla girdikleri sanılır. Hastalığın belirtileri alın ve ensede yoğunlaşan baş ağrısıyla algılama ve davra­nış bozukluklarıdır. Hastalık hızlı ilerler. Kesin tanıya beyin-omurilik sıvısında amiplerin bulunmasıyla vardır. Amipli dizanteride kullanılan İlaçların beyne ulaşması zor olduğundan, bu hastalığın tedavisi büyük sorunlar yaratır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akciğer Zarı İltihabı</title>
		<link>http://www.saglik.im/akciger-zari-iltihabi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/akciger-zari-iltihabi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jun 2008 03:22:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akciğer Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Zarı]]></category>
		<category><![CDATA[İltihaplanma]]></category>
		<category><![CDATA[Tümörler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[Akciğer zarı iltihabı genellikle akciğerde verem, emboli ya da apse gibi bir enfeksiyon süreci sonucunda gelişir.Akciğer zarı iltihabının en kesin tanı yöntemi zar boşluğuna iğneyle girerek (torasentez) burada sıvı bulunup bulunmadığını anlamaktır. Alman sıvı örneği bulanık ya da irinli olabilir. Günümüzde antibiyotik tedavisinin yaygınlaşmasına karşın, bazı olgularda zar boşluğunda biriken irinin cerrahi girişimle konan bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Akciğer zarı iltihabı genellikle akciğerde verem, emboli ya da apse gibi bir enfeksiyon süreci sonucunda gelişir.Akciğer zarı iltihabının en kesin tanı yöntemi zar boşluğuna iğneyle girerek (torasentez) burada sıvı bulunup bulunmadığını anlamaktır. Alman sıvı örneği bulanık ya da irinli olabilir. Günümüzde <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotik</a> tedavisinin yaygınlaşmasına karşın, bazı olgularda zar boşluğunda biriken irinin cerrahi girişimle konan bir sonda aracılığıyla boşaltılması gerekebilir. Buna drenaj denir. Yinelenen iğneyle boşaltma işlemleri etkisiz kaldığında ya da akciğer zan boşluğunda keseleşmeler geliştiğinde ge­nellikle drenaja başvurulur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Akciğer zarı (plevra) nedir?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Akciğer zarı ağzı kapalı bir torbaya benzetilebilir. Bir yanı akciğerlere yapışır ve iç katman (viseral plevra) adıyla anılır. Dış katman (parietal plevra) ise gö­ğüs duvarının iç bölümünü döşer. Akciğeri örten iç katmanla göğüs duvarına yapışan dış katman arasında boş bir yank biçiminde uzanan plevra boşluğu bulunur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Akciğer zarı hastalığı en çok hangi yaşta görülür?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bebeklerde ve gençlerde daha sık olmak üzere <a href="http://www.saglik.im/yazi/akciger-zari/">akciğer zarı</a> iltihaplanna her yaşta rastlanabilir.’<br />
Akciğer zarı iltihabı ya da zar boşluğuna sıvı toplanması başka bir hasta­lığın habercisi olabilir mi?<br />
Genelde bu konuda en kötü olasılıklan düşünmemek gerekir. Ama özellikle erişkinlerde zar boşluğunda toplanan, akciğer zanna da yayılan bir akciğer tümörüne bağlı olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Akciğer zarı iltihabı olan hastalar nasıl beslenmelidir?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Beslenme özellikle çocuklarda çok iyi düzenlenmelidir. Hastayı fazla zorla­madan yeterli sıvı verilmelidir. Sıvı gerektiğinde <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> yoluyla verilebilir, ama yavaş verilmesine, <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> ve dolaşımı fazla yük altında bırakmamasına dik­kat edilmelidir. Aynca kabızlığa karşı lavman yapılmalı ya da müshil etkisin­deki ilaçlar kullanılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kaplıca tedavisi hastalığın iyileşme evresinde yarar sağlar mı?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Evet. Kaplıca ortamı özellikle <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> yollannı yerel olarak etkiler. Böylece iltihabın ortadan kalkmasını kolaylaştırarak artan salgıya bağlı tıkanmayı aça­bilir. Gene de bazı kişileri olumsuz etkileyebileceğinden, kaplıca tedavisi has­tanın özelliklerine göre önerilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/akciger-zari-iltihabi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

