<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Aids</title>
	<atom:link href="http://www.saglik.im/yazi/aids/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik.im</link>
	<description>Sağlık, Tıp, Estetik Tedavi Yöntemleri &#124; Sağlık&#039;ım Her şey Diyorsanız..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Aug 2011 02:08:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Aids Belirtileri</title>
		<link>http://www.saglik.im/aidsin-belirtileri/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/aidsin-belirtileri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 May 2010 16:16:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Aids]]></category>
		<category><![CDATA[Hiv enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Hiv Taşıyıcı Hastalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Aidsin Belirtileri: HIV enfeksiyonunun nasıl ilerlediğini belirtmeden önce bazı noktalara değin­mekte yarar vardır. HîV enfeksiyonu bulaşmış kişi bu (virüsü yaşamı boyunca taşır ve bulaştırıcıdır. Virüs sürekli olarak ürer. Virüs üremesinin etkileri ise çok sonra belir­ginleşmeye başlar. Hastada belirti ve klinik bulgular ortaya çıktığında, HIV enfeksiyonunun belirti veren evresine girilmiş olur. Birincil enfeksiyon belirtileri olgu­ların çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p style="text-align: justify;"><strong>Aidsin Belirtileri:</strong></p>
<p style="text-align: justify;">HIV enfeksiyonunun nasıl ilerlediğini belirtmeden önce bazı noktalara değin­mekte yarar vardır.<br />
HîV enfeksiyonu bulaşmış kişi bu (virüsü yaşamı boyunca taşır ve bulaştırıcıdır. Virüs sürekli olarak ürer. Virüs üremesinin etkileri ise çok sonra belir­ginleşmeye başlar. Hastada belirti ve klinik bulgular ortaya çıktığında, HIV enfeksiyonunun belirti veren evresine girilmiş olur.<br />
Birincil enfeksiyon belirtileri olgu­ların çok küçük bir bölümünde bulaş­madan hemen sonra ortaya çıkar. Virü­sün vücuda girmesinden sonraki 3-6 ay içinde akut enfeksiyon bulgu ve belirti­lerinden bağımsız olarak HlV’e karşı <a href="http://www.saglik.im/antikor/">antikorlar</a> oluşur. Virüsü alan kişide uzunca bir süre hiçbir belirti görülme­yebilir (belirtisiz enfeksiyon). Bazen ilk belirti yaygın <a href="http://www.saglik.im/lenf-bezleri/">lenf bezi</a> büyümesidir (lenfadenopati). Buna İngilizce terimle­rin kısaltılmasıyla oluşturulmuş LAS (lenf bezi büyümesi sendromu) ya da PGL (inatçı ve yaygın lenf bezi büyü­mesi) gibi adlar verilir.</p>
<p style="text-align: justify;">HIV enfeksiyonunun daha da ilerle­mesiyle hastalığın tipik belirtileri ortaya çıkar. Önce ağız boşluğunda kandida tü­rü mantar enfeksiyonları, dilde beyaz plaklar halinde çok küçük kabarcıklar, kilo kaybı, düşmeyen ateş, <a href="http://www.saglik.im/sac-ve-killar/">saç</a> dökülme­si, düşünsel işlevlerin zayıflaması, zona ve akciğer veremi görülebilir. Bu belirti ve hastalıkların tümüne birden “AİDS bağlantılı kompleks” (ARC-AIDS Rela-ted Complex) adı verilir.Daha ileri evrede fırsatçı enfeksi­yonlar, <a href="http://www.saglik.im/yazi/tumorler/">tümörler</a> ve ağır <a href="http://www.saglik.im/kategori/sinir-sistemi/">sinir sistemi</a> bozukluklanyla ortaya çıkan <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> görülür. Buna “AİDS bunama komplek­si” (ADC-AIDS dementia complex) de­nir. Sonuçta hasta tükenme sendromu (Wasting Syndrome) adıyla bilinen dö­neme girer. Bu dönemde kilo kaybı en ileri aşamadadır.HIV enfeksiyonunun gidişi bazı la-boratuvar testleriyle izlenebilir. Bunla­rın başlıcaları şunlardır: Mutlak CD4+ lenfosit sayısı, CD4+ lenfosit yüzdesi, kanda virüs ve antijenlerinin varlığı, kanda p24-karşıtı antikorların varlığvve kanda beta-2-mikroglobülin düzeyi. Kanda CD4+ lenfositlerinin azalması, AiDS’in ilerlediğinin en duyarlı göster­gesidir.• Birincil enfeksiyon &#8211; Birincil <a href="http://www.saglik.im/yazi/hiv-enfeksiyonu/">HIV enfeksiyonu</a> çoğu kez belirtisizdir. Ama bulaşmadan sonraki 1-12 hafta içinde özgün olmayan bazı belirtiler gö­rülebilir. Ateş, terleme, fenalık duygu­su, yaygın <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> ve <a href="http://www.saglik.im/yazi/kemik/">kemik</a> ağrıları, iştah­sızlık, bulantı, ishal, <a href="http://www.saglik.im/kategori/kulak-burun-bogaz/">boğaz</a> ağrısı ve lenf bezi şişmeleri bu dönemin başlıca belirtileridir. Bazı hastalarda baş ağrısı, ışıktan rahatsız olma, zihin karışıklığı ve beyin zan zedelenmesi belirtileri de görülebilir. Olguların yüzde 30-50’sinde deride mononükleoz ya da ür-tikeri andıran kırmızı lekeler vardır. Bu belirtiler 2-3 hafta içinde kendiliğinden geriler. Çok seyrek olarak birincil en­feksiyon ensefalit (beyin iltihabı) ya da menenjitle (beyin zan iltihabı) ortaya çıkabilir. Muayenede boyun, artkafa ve kol-tukaltı lenf bezlerinde büyüme, deri dö­küntüleri ve seyrek olarak karaciğer ve dalakta büyüme saptanır. <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">Kan</a> tahlili lenfosit sayısının <a href="http://www.saglik.im/dusuk-abortus/">düşük</a> (lenfopeni), eritrosit çökme (sedimantasyon) hızının yüksek, transaminaz ve <a href="http://www.saglik.im/alkali-fosfataz/">alkali fosfataz</a> enzimlerinin artmış olduğunu gösterir. Ayrıca CD8+ lenfosit sayısı görece yüksek, CD4+/CD8+ oranı tersine dön­müştür.Virüsün vücuda girmesinden genellikle 2 hafta sonra kanda p24 antijeni belirir. Aynı dönemde birincil enfeksi­yon belirtileri de görülmeye başlar. HlV’e karşı antikorlar ise bu aşamadan 1-3 ay sonra ortaya çıkar.Belirtilerin yalnızca AİDS hastalı­ğına özgü olmaması nedeniyle akut en­feksiyon evresi genellikle gözden ka­çar. İleride virüsü taşıdığı kesinleşen hasta bu dönemdeki belirtileri güçlük­le anımsar. Hastalığa aymcı tam ko­nurken mononükleoz, kızamıkçık, grip, sitomegalovirüs enfeksiyonları, hepatit, toksoplazmoz, ikinci evre <a href="http://www.saglik.im/frengi/">frengi</a> gibi hastalıklar göz önünde tu­tulmalıdır. Ayrıca lenfom ve lösemi gibi kötü huylu <a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">tümör</a> hastalıkları da ayırıcı tanı açısından önem taşır. Doğ­ru tanının konabilmesi için hastadan çok ayrıntılı bilgi alınması ve olası bu­laşma etkenlerinin ortaya çıkarılması zorunludur.Kanda HTV’e karşı antikorların ge­lişmesi ve dolayısıyla kan testinin olumlu sonuç vermesi akut enfeksiyon belirtilerinin ortaya çıkmasından sonra­ya rastlar. Bu nedenle antikorların araş­tırılması, belirtiler kaybolduktan 4-6 hafta sonra yapılmalıdır.Birincil enfeksiyon belirtilerinin hastalığın gidişini belirlemek açısından çok önemli olmadığı söylenebilir. • Belirtisiz virüs taşıyıcılığı &#8211; Olgula­rın büyük bölümünde insanlar virüsü aldıkları ve bulaştıncı oldukları halde uzun süre hiçbir yakınmada bulunmaz­lar. Bu duruma belirtisiz taşıyıcılık (seropozitiflik) denir. Kişi normal ça­lışma ve toplumsal yaşamını sürdürür. Ama belirtisiz de olsa bu dönemde ya­pılacak laboratuvar araştırmaları hasta­da virüsün varlığını kanıtlayabilir. Bu aşamada hücresel bağışıklık sistemin­deki zayıflamayı gösteren CD4+ lenfo­sit değerinin düşmesi çok önemlidir.• Yaygın lenf bezi büyümesi (LAS) -HIV enfeksiyonunda sık görülen bir belirtidir. Nedeni başka hastalıklarla açıklanamayan, en az üç ay süren, ka­sıklar dışında vücudun iki ya da daha çok bölgesinde görülen yaygın lenf be­zi büyümesi AİDS’İ düşündürür. Büyü­me en sık koltukaltı ve boyun arkası lenf bezlerinde görülür. Yaygın lenf bezi büyümesinin hastalığın gidişinde kötüleşme belirtisi olmadığı artık anla­şılmıştır. Belirti vermeyen taşıyıcılarla LAS’lı taşıyıcılar arasında AiDS’e doğ­ru gidişte önemli bir fark gözlenmemiş­tir.Bununla birlikte yaygın lenf bezi büyümesi, HIV enfeksiyonunun çoğu kez ilk klinik belirtisi ve hastanın heki­me başvurmasının en önemli nedenidir. Bu durumda HIV enfeksiyonuna yol açabilecek etkenler dikkatle incelenme­li ve her koşulda kanda HlV’e karşı an­tikor araştırması yapılmalıdır. Hasta bulaşma tehlikesi yaratan etkenlerle karşılaşmamışsa bile lenf bezi şişmesi­ne yol açan öbür hastalıklarla birlikte, HIV enfeksiyonu da ayırıcı tanıda göz önünde bulundurulur. Kanında virüsü taşıdığı saptanan hastada lenf bezinden örnek almak (lenf bezi biyopsisi) ge­nellikle gerekmez. Ama büyüme kötü huylu tümör gelişimini düşündürecek kadar ileri düzeydeyse <a href="http://www.saglik.im/biyopsi/">biyopsi</a> yapıl­malıdır.• Belirtili dönem</p>
<p style="text-align: justify;">Bu dönemde AİDS öncesi dönemde rastlanan AİDS bağ­lantılı <a href="http://www.saglik.im/kompleks/">kompleks</a> (ARC) ve AiDS’e işa­ret eden belirtiler görülür.HIV enfeksiyonu ilerledikçe en sık görülen belirti ağız boşluğunda genel­likle kandida türü mantar hastalığıdır. Hastalığın başlıca dört tipi vardır: Ya­lancı zarlı, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a> sayısının artmasına bağlı olarak şişmeli, kızartılı ve dudak köşelerinde yara oluşumlu.Bunların içinde en sık görüleni ya­lancı zarlı kandida enfeksiyonudur. Kı­zarık ya da normal renkli ağız mukoza­sı üzerinde sarımsı ya da krem-beyaz renkli tabakalar biçiminde lezyonlar be­lirir. Bu tabakalar kaldırıldığında altta kırmızı, bazen kanayan mukoza görü­lür. Enfeksiyon daha çok yumuşak da­mak, bademcikler, dil sırtı ve dudak mukozasında görülmekle birlikte ağız boşluğunun her yerine yayılabilir.Enfeksiyonun şişmelere yol açan (hiperplastik) tipinde beyaz tabakalar mukozadan sıyrılamaz. Lezyonlar ge­nellikle dilin yan bölümlerinde, damak­ta ve ağız mukozasındadır.Hastalığın kızartılı (eritemli ya da atrofık) tipinde yaygın kızarıklıklar, da­ha ender olarak da damak ve dil sırtın­da lekeler ile ortaya çıkar. Bu lezyonla-nn rengi parlak kırmızıdan açık pembeye kadar değiştiğinden açık renkli ol­ması durumunda tanısı güçtür.<br />
Yaşlılarda kansızlık, dişlerin düz­gün kapanmaması, <a href="http://www.saglik.im/vitaminler/">vitamin</a> eksikliği gi­bi nedenlere bağlı olarak dudak kenar­larında yaralara rastlanabilir. Ama bu lezyonlarm gençlerde gözlenmesi HIV enfeksiyonunu düşündürmelidir. Ağız köşelerinde bıçak kesişi gibi çatlaklar ve beyaz tabakalı lezyonlar bu hastalı­ğın ilk belirtisi olabilir.ğızda kandida enfeksiyonu HIV enfeksiyonunun ilerlediğini gösteren çok önemli bir bulgudur. Ayrıca pneu-mocystis carinii asalağının yol açtığı Çok bulaşıcı bir zatürree gibi başka fır­satçı enfeksiyonların habercisidir.Ağız boşluğunda beyaz tabakalar oluşturan küçük çıkıntılar da HIV en­feksiyonunun tipik bir bulgusudur. Tıp­ta “villöz oral lökoplaki” adıyla bilinen bu lezyonlar hastada hiçbir yalanmaya yol açmaz. Hemen her zaman bir şerit gibi dilin çevresinde kain1. Yüzeyi be­yaz renkli ve ipliksi ince dikey çıkıntı­lar nedeniyle pütürlüdür. Bu oluşumlar mukozadan ayrılmaz. Olguların yüzde 85′inde lezyonlarm ortaya çıkmasından iki yıl sonra AİDS başlar. Bu orandan da anlaşılacağı gibi villöz oral lökopla­ki, AiDS’in gelişiminin önemli bir gös­tergesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">HIV taşıyıcı hastalarda Herpesvirus varicella adlı virüsün yeniden etkinlik göstermesine sık rastlanır. <a href="http://www.saglik.im/sucicegi/">Suçiçeği</a> et­keni olan bu virüs yeniden etkinleşti­ğinde zonaya (Herpes zoster) neden olur. Zona AİDS hastalarının yüzde 10′undan fazlasında vardır. Bu hastalı­ğın yaygın biçimi az görülmekle birlik­te genellikle birkaç bölgede birden orta­ya çıkar.Yağlı deri iltihabında (yağlı <a href="http://www.saglik.im/egzama/">egzama</a> ya da seboreli egzama) kırmızı, kabuk­lu, kasıntısız lezyonlar görülür. Bazı hastalarda hafif gidişli olabilir, ama gö­ğüs, sut ve saçlı deride geniş alanlara yayılan ağır biçimleri de vardır.Hastalann büyük bölümünde HIV enfeksiyonu uzun süre belirtisizdir. Ge­ri kalan azınlıkta ise birincil enfeksiyo­nu izleyen aylar ya da yıllar içinde yay­gın belirtiler gözlenir. Hastalar çok ça­buk yorulduklarından, olağan günlük etkinliklerini azaltmak zorunda kaldık­larından yakınırlar. Yaygın gece terle­meleri yalnız hastalığın ileri evrelerinde değil, daha öncesinde de görülür. Vücut sıcaklığının uzun süre 38°C düzeyinde dolaşması ve aralıklı <a href="http://www.saglik.im/ishal/">ishal</a> dönemleri öbür yakınmalar arasındadır. Bu geneldüşkünlük önemli bir belirtidir; hastalı­ğın artık son aşamaya ulaştığını göste­rir.« <a href="http://www.saglik.im/verem/">Verem</a> HIV taşıyıcı hastalarda git­tikçe daha sık görülen bir hastalıktır. Özellikle <a href="http://www.saglik.im/yazi/uyusturucu/">uyuşturucu</a> bağımlıları ve Si­yahlar arasında yaygınlaşmaktadır. Hastalık genellikle eski bir verem oda­ğının yeniden alevlenmesi biçiminde ortaya çıkar. Birincil enfeksiyon olarak başladığı çok ender görülür. Bağışıklık sisteminin henüz büyük ölçüde yıkıma uğramadığı olgularda verem yalnız ak­ciğerlerde yerleşmiştir. Bağışıklık sis­teminin zayıfladığı ileri evrelerde ise akciğerlerde çok yaygın verem gelişir ve hastalık akciğer dışına da yayılır. Bu durumda AİDS tanısı hemen hemen ke­sindir.<br />
HIV enfeksiyonu kanla ilgili çeşitli bozukluklara yol açar. <a href="http://www.saglik.im/yazi/kansizlik/">Kansızlık</a> ve kanda trombosit sayısının azalması trombositopeni) buna örnektir. Özel­likle trombosit azlığı erken ortaya çıka­bilir ve uzun sürebilir. Bazı hastalarda klinik belirtiler vermekle birlikte ço­ğunlukla sessiz kain- ve bazı olgularda kendiliğinden geriler.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/aidsin-belirtileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>21</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aidsin Ortaya Çıkışı ve Yayılması</title>
		<link>http://www.saglik.im/aidsin-ortaya-cikisi-ve-yayilmasi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/aidsin-ortaya-cikisi-ve-yayilmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jun 2008 02:08:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Aids]]></category>
		<category><![CDATA[Hiv Virüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=9</guid>
		<description><![CDATA[AİDS yalnız bir bölgede değil, bütün dünyada yayılan bir hastalıktır; yani AİDS salgını “epidemi” değil, “pande-mi” boyutlanndadır. Dolayısıyla da bu ciddi sağlık sorunuyla mücadelede yal­nız ulusal düzeyde kalmayan bir yakla­şımın benimsenmesi zorunluluğu doğmuştur. İstatistikler korku vericidir. Dünya Sağlık Örgütü’nün Temmuz 1991 tarihli raporuna göre dünyada 10 milyon virüs taşıyıcısı, 400.000 de AİDS olgusu bildirilmiştir. Örgütün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AİDS yalnız bir bölgede değil, bütün dünyada yayılan bir hastalıktır;</strong> yani AİDS salgını “epidemi” değil, “pande-mi” boyutlanndadır. Dolayısıyla da bu ciddi <a href="http://www.saglik.im/">sağlık</a> sorunuyla mücadelede yal­nız ulusal düzeyde kalmayan bir yakla­şımın benimsenmesi zorunluluğu doğmuştur. İstatistikler korku vericidir. Dünya Sağlık Örgütü’nün Temmuz 1991 tarihli raporuna göre dünyada 10 milyon virüs taşıyıcısı, 400.000 de AİDS olgusu bildirilmiştir. Örgütün Ocak 1992 tarihli raporunda taşıyıcı sayısı 12 milyondur ve gerçek sayıla­rın bildirilenin çok üzerinde olduğu sa­nılmaktadır. Taşıyıcıların büyük bir bölümünün gelecek yıllarda AİDS has­talarına dönüşeceği düşünülmektedir. Ama zamanla hastalığın daha iyi tanın­ması ve tedavi alanında umulan geliş­melerin sağlanması bu tabloyu değişti­rebilir. AİDS bütün kıtalarda görülmekle birlikte, Afrika ve gelişmiş Batı ülkele­rinde çok daha yaygındır. Asya ülkele-rindeyse sayılar görece düşüktür. Has­talığın dağılımındaki farklılıklar bir öl-Çüde bulaşma yollarıyla açıklanabilir. Sanayileşmiş Batı ülkelerinde, yani ABD, Kanada, Batı Avrupa, Avustral­ya, Yeni Zelanda ile bazı Latin Ameri­ka ülkeleri ve Meksika’da yapılan araş­tırmalar hastalığın <a href="http://www.saglik.im/yazi/uyusturucu/">uyuşturucu</a> bağımlı­ları ve eşcinsel ya da her iki cinsle iliş­kide bulunan erkekler arasında daha yaygm olduğunu göstermiştir. Bu ülke­lerde yalnız karşı cinsle cinsel ilişkide bulunma yoluyla bulaşma oranı görece düşüktür; olguların ancak yüzde 10-15′i, hatta ABD’de yüzde 6’sı yalnız karşı cinsle ilişkiye bağlıdır. İlk dö­nemlerde yüksek olan <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> nakliyle bu­laşma günümüzde çok azalmıştır. Orta, doğu ve güney Afrika ülkeleriyle An-tiller’de ise bulaşma daha çok karşı cinsle ilişki yoluyla olmaktadır. Bunun sonucunda virüs <a href="http://www.saglik.im/yazi/gebelik/">gebelik</a> sırasında an­neden bebeğe geçmekte ve kan testleri olumlu çıkan, yani virüsün bulunduğu­nu gösteren çok sayıda bebek doğmak­tadır. Hastalığın bu yayılma biçimine “dikey bulaşma” (bir kuşaktan öbürüne geçiş) denir. Bu bölgelerde kan nakliy­le bulaşma da küçümsenemeyecek orandadır. Doğu Avrupa, Kuzey Afrika, Orta­doğu, Asya ve Okyanusya adalarında bildirilmiş olgu sayısı oldukça azdır. Bu olguların büyük bölümünün de baş­ka bölgelerden geldiği saptanmıştır. Bununla birlikte Dünya Sağlık Örgü­tü’nün Ocak 1992 tarihli raporu yeni vi­rüs taşıyıcılarının yüzde 90′ının azge­lişmiş ülkelerde bulunduğunu ve hasta­lığın Asya’da hızla yayılmakta olduğu­nu göstermektedir. Üstelik örgütün yayımladığı istatistikler resmi hükümet raporlarına dayanmakta ve bazı araştır­ma gruplarınca çok eksik bulunmakta­dır. Örneğin Harvard Üniversitesi Top­lum Sağlığı Okulu’ndan bir grup uzman 1990′lann sonuna değin AiDS’in bütün dünyada 110 milyon kişiye bulaşmış olabileceği görüşündedir. Hastalığın günümüzde en çok tartı­şılan ve ürkütücü bir yönü giderek artan ölçüde karşı cinsle ilişki yoluyla bulaşmasıdır. Bu bulaşma yolu bütün toplu­mu ilgilendirmekte ve yalnız azgeliş­miş ülkelerde değil, artık Batı toplum­larında da AİDS’İ hızla yaymaktadır. Sanayileşmiş ülkelerde henüz görece <a href="http://www.saglik.im/dusuk-abortus/">düşük</a> olan bu yolla bulaşma oranının birkaç yıl içinde iki katma çıkacağı tah­min edilmektedir. Böyle bir artışın Ön­lenmesinde halkın korunma yöntemleri konusunda bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Başlangıçtaki saptamalardan farklı olarak günümüzde AiDS’in kadınlar ve çocuklar arasında yayılma hızı da yük­selmiştir. Artış Avrupa ve ABD’de de belirgindir, ama özellikle Afrika ve As­ya ülkelerinde çok ciddi boyutlara var­mıştır. Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre AİDS hastalarının ABD ve Avru­pa’da yüzde 11-12’si, Uganda’da ise yüzde 52’si kadındır. Bazı orta Afrika kentlerinde <a href="http://www.saglik.im/kategori/kadin-ve-dogum/">kadın</a> ölümlerinin birinci nedeni AIDS’dir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/aidsin-ortaya-cikisi-ve-yayilmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aidsin Nedenleri</title>
		<link>http://www.saglik.im/aidsin-nedenleri/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/aidsin-nedenleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jun 2008 02:06:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Aids]]></category>
		<category><![CDATA[Hiv Virüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=8</guid>
		<description><![CDATA[AİDS’İ başlatan ve organizmanın diren­cini bu kadar azaltan etkenler nelerdir? Mayıs 1983′e değin bu konuda birçok varsayım öne sürüldü. Daha sonra Pa­ris’teki Pasteur Enstitüsü’nden Luc Montagnier hastalığa bir virüsün yol aç­tığını açıkladı ve bu etkeni lenfadenopati virüsü (LAV) olarak adlandırdı. Aynı dönemde ABD’de Ulusal Kanser Ensti­tüsü’nden Robert Gallo “insan T hücreli lösemi virüsü”nü (HTLV-3) ayrıştırma­yı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AİDS’İ başlatan ve organizmanın diren­cini bu kadar azaltan etkenler nelerdir?</strong> Mayıs 1983′e değin bu konuda birçok varsayım öne sürüldü. Daha sonra Pa­ris’teki Pasteur Enstitüsü’nden Luc Montagnier hastalığa bir virüsün yol aç­tığını açıkladı ve bu etkeni lenfadenopati virüsü (LAV) olarak adlandırdı. Aynı dönemde ABD’de Ulusal <a href="http://www.saglik.im/yazi/kanser/">Kanser</a> Ensti­tüsü’nden Robert Gallo “insan T hücreli lösemi virüsü”nü (HTLV-3) ayrıştırma­yı başardı. LAV ve HTLV-3 aynı virü­sün iki farklı türüydü; Amerikalı ve Fransız araştırmacılar arasında uzun sü­ren tartışmalar sonunda bu virüs HIV {Human Immune Deficiency Virus) insan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) olarak adlandırıldı ve türleri HIV-1, HIV-2 gibi adlar aldı.AiDS’in etkeni olan HlV’in hedefi bağışıklık sistemidir. Özellikle enfeksi­yon ve tümörlerden korunmayı sağla­yan akyuvarlara, yani lenfositlere saldı­rır. Vücuda girdikten sonra yavaş ya­vaş bütün lenfositleri etkisizleştirir. So­nunda bağışıklık sistemi yetersiz kalan hasta çevresindeki en basit mikroplar­dan bile çok ağır enfeksiyonlara yaka­lanır.Virüsün hayvansal kökenli olduğu, Afrika’da yaşayan bir koç ya da may­mun türünde konakladığı düşünülmek­tedir. Bu virüsün küçük değşinimler (mutasyon) geçirerek insan türüne uyum sağladığı ve hastalığa yol açtığı sanılır. İlk AİDS salgınları Afrika’nın Ekvator kuşağında ortaya çıkmıştır. Bu­nun olası nedeni bölgede asalak hasta­lıkları, <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">beslenme</a> yetersizliğine bağlı <a href="http://www.saglik.im/protein/">protein</a> eksikliği gibi nedenlerle insan­ların bağışıklık sistemlerinin zayıflaması ve bunun da virüs için elverişli bir ortam yaratmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/aidsin-nedenleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aids Nedir</title>
		<link>http://www.saglik.im/aids-nedir/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/aids-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jun 2008 01:58:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Aids]]></category>
		<category><![CDATA[Hiv Virüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=6</guid>
		<description><![CDATA[Aids Nedir? AİDS İngilizce’de edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromu anlamına gelen Acquired Immune Deficiency Syndrome sözcüklerinin baş harfleriyle oluşturul­muş bir hastalık adıdır. “Sendrom” kavramı hastalıkta görü­len belirtiler bütününü anlatır; AIDS’de zatürree, bağırsak enfeksiyonları, az gö­rülen ve tedavisi olmayan Kaposi sarkomu gibi bir grup hastalığın belirtileri görülür. “Bağışıklık yetmezliği” virüs­lerin saldırısına karşı vücut savunması­nın azaldığım anlatır. “Edinilmiş” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p style="text-align: justify;"><strong>Aids Nedir?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">AİDS İngilizce’de edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromu anlamına gelen Acquired Immune Deficiency Syndrome sözcüklerinin baş harfleriyle oluşturul­muş bir hastalık adıdır. “Sendrom” kavramı hastalıkta görü­len belirtiler bütününü anlatır; AIDS’de zatürree, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bagirsak-hastaliklari/">bağırsak</a> enfeksiyonları, az gö­rülen ve tedavisi olmayan Kaposi sarkomu gibi bir grup hastalığın belirtileri görülür. “Bağışıklık yetmezliği” virüs­lerin saldırısına karşı vücut savunması­nın azaldığım anlatır. “Edinilmiş” kav­ramı ise hastalığın kalıtsal olmadığını, yani genlerle taşınmadığım belirtir.</p>
<p style="text-align: justify;">AİDS’İ başlatan ve organizmanın diren­cini bu kadar azaltan etkenler nelerdir? Mayıs 1983′e değin bu konuda birçok varsayım öne sürüldü. Daha sonra Pa­ris’teki Pasteur Enstitüsü’nden Luc Montagnier hastalığa bir virüsün yol aç­tığını açıkladı ve bu etkeni lenfadenopa-ti virüsü (LAV) olarak adlandırdı. Aynı dönemde ABD’de Ulusal <a href="http://www.saglik.im/yazi/kanser/">Kanser</a> Ensti­tüsü’nden Robert Gallo “insan T hücreli lösemi virüsü”nü (HTLV-3) ayrıştırma­yı başardı. LAV ve HTLV-3 aynı virü­sün iki farklı türüydü; Amerikalı ve Fransız araştırmacılar arasında uzun sü­ren tartışmalar sonunda bu virüs HIV {Human Immune Deficiency Virus-tnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) olarak adlandırıldı ve türleri HIV-1, HIV-2 gibi adlar aldı.<br />
AiDS’in etkeni olan HlV’in hedefi bağışıklık sistemidir. Özellikle enfeksi­yon ve tümörlerden korunmayı sağla­yan akyuvarlara, yani lenfositlere saldı­rır. Vücuda girdikten sonra yavaş ya­vaş bütün lenfositleri etkisizleştirir. So­nunda bağışıklık sistemi yetersiz kalan hasta çevresindeki en basit mikroplar­dan bile çok ağır enfeksiyonlara yaka­lanır.<br />
Virüsün hayvansal kökenli olduğu, Afrika’da yaşayan bir koç ya da may­mun türünde konakladığı düşünülmek­tedir. Bu virüsün küçük değşinimler (mutasyon) geçirerek insan türüne uyum sağladığı ve hastalığa yol açtığı sanılır. İlk AİDS salgınları Afrika’nın Ekvator kuşağında ortaya çıkmıştır. Bu­nun olası nedeni bölgede asalak hasta­lıkları, <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">beslenme</a> yetersizliğine bağlı <a href="http://www.saglik.im/protein/">protein</a> eksikliği gibi nedenlerle insan­ların bağışıklık sistemlerinin zayıflama­sı ve bunun da virüs için elverişli bir or­tam yaratmasıdır.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/aids-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

