ULTRASONOGRAFİ

ULTRASONOGRAFİ
Ultrasonografide görüntü radyogra-fıdekinden farklı fizik kurallarına bağlı olarak oluşur. Radyolojik görüntü “ışığı geçirgenlik” temeline dayalı olarak elde edilir; belli bir bölgeye verilen X ışınları, bu bölgedeki organların yoğunluğuna göre değişen ölçülerde emilir. Buna karşılık ultrasonografide sesüstü (ultra-son) dalgaların “yansıması” söz konusudur. Sesler ve sesüstü dalgalar yayılan titreşimlerdir. İnsan kulağının işitebildiği seslerin frekansı 16-20.000 Hz arasındadır; bir başka deyişle ses dalgalan saniyede 16-20.000 kez titreşir. Sesüstü dalgaların frekansı 20.000 Hz1 den yüksektir (2-10 MHz arası) ve insan kulağıyla algılanamaz. Sesüstü dalgalar 0°C havada saniyede 330 m, 10°C suda ise saniyede 1.440 m hızla yol alır. Sesüstü dalgalar yüksek frekanslı alternatif akımları mekanik titreşimlere dönüştüren genellikle kuvars kristalli bir kaynaktan üretilir. Bu aygıt vücut dokularından geri dönen sesüstü titreşimleri de algılar. Ultrasonografi aygıtında belli aralıklarla (mikrosaniye düzeyinde) sesüstü titreşimler yayan ve yansıyan dalgaları gene belli aralıklarla (milisaniye düzeyinde) algılayarak kaydedilmesini sağlayan bölüme prob denir. Prob hareketsiz tutularak sesüstü dalga demetlerinin incelenecek vücut bölgesinde yayılması ve geri gelen titreşimlerin toplanması sağlanır. Bu sinyaller güçlendirilerek ekrana yansıtılır ve ışıklı noktalardan oluşan bir çizgi elde edilir. Çizgilerin birleştirilmesiyle incelenecek organların biçimleri ortaya çıkar.

Tanıya yardımcı bir inceleme olarak ultrasonografınin radyografiye göre en önemli üstünlüğü katı yapılarla sıvı birikimlerini kolayca birbirinden ayırt etmesidir; ultrasanografide sıvı birikmesi siyah renk verirken organ dokuları daha açık görünür. Örneğin, radyolojik incelemede aynı yoğunluğu veren kılcal

Tanıda ultrasonograİ

Tiroit

• Ultrasonografi tiroit bezinin büyüklüğünü, tiroitteki bir kütlenin yoğun (sert) ya da kistik yapısmı kesin olarak ortaya koyar. Tiroit muayenesinde sintigrafik incelemenin vazgeçilmez tamamlayıcısıdır.

Meme

• Ultrasonografi, kist ile sert yumrular (tümör) arasında kesin olarak ayrım yapılmasını sağlar. Mammografi gibi radyolojik incelemelerin önemli bir tamamlayıcısıdır; özellikle radyolojik olarak “opak” ve yoğun dokulu görülen memelerde bu tamamlayıcı işlevi önemlidir.

Karaciğer

• Ultrasonografi karaciğerdeki birincil ve başka organlardan sıçramış tümörlerin, kist ve apselerin, ayrıca bunlara bağlı yapısal bozuklukların saptanmasına olanak verir.
Böbrek
• Ultrasonografi hidronefroz (böbrek havuzu ve çanaklarının aşırı genişlemesi) ve böbrek taşlarının saptanmasını sağlar. Ama en Önemli işlevi böbrekteki kistlerle tümörleri ayırt etmesidir.
Aort
• özellikle karın aortunda olmak üzere damardaki balon biçiminde genişlemeler (anevrizma) ultrasonografiyle kusursuz biçimde saptanabilir; baloniaşmış bölümde pıhtı bulunup bulunmadığı da kolayca anlaşılabilir.
Kalp
• Kalbin ultrasonografiyle incelenebilmesi (ekokardiyografi) için bazı özel aygıtlar geliştirilmiştir. Bu aygıtlarla ışığa duyarlı bir levha üzerinde kalbin çeşitli yapılarının hareketleri grafik olarak çizilebilmekte-dir. Ekokardiyografiyle mitral kapak ve aort kapağının kanatlan incelenebilir, özellikle de kapakçık darlığı ya da yetmezliği ortaya koyulabilir.
damar tümörü (anjiyom) ve küçük bir kan birikintisi birbirinden ayırt edile-meyebilir; oysa ultrasonografide kılcal damar tümörü beyaza yakın açık renkte görüntü verirken kan birikintisi koyu renkte görünür.
Radyolojik incelemede gaz çok koyu, yağ dokusu ise koyuca bir renkte görünür. Buna karşılık ultrasonografide yağ dokusu genellikle açık renktir (beyaza yakın gri); gaz ise sesüstü dalga demecinin değerlendiremediği bir engel oluşturur. Radyografiden farklı olarak ultrasonografi kemik yapılan saptayamaz.
Ultrasonografiyle bir organ içindeki katı ve sivı maddeler ayırt edilebildikten başka alışılmış radyolojik incelemelerle saptanamayacak kadar küçük lez-yonlar da henüz başlangıç evresindeyken ortaya koyulabilmektedir. Radyografide görülemeyecek kadar küçük safra taşları ve başka yöntemlerle saptanamayan küçük böbrek tümörleri ultraso-nografıde ortaya çıkarılabilir.

YARARI

Ultrasonografinin başlıca özelliği, radyoloji ve bu arada bilgisayarlı tomo-

grafiden farklı olarak tümüyle zararsız olmasıdır. Günümüzde ultrasonografi dölütün radyolojik incelemelere karşı özellikle duyarlı olan bazı organlarının (yumurtalıklar ve erbezleri) hiçbir olumsuz etkiye yol açmadan incelenmesine olanak vermektedir. Oysa radyolojik olarak bu organlar ancak zorunluluk karşısında ve çok titiz Önlemler altında incelenebilmek-tedir.

Ultrasonografi hastaya zarar vermediğinden kısa aralıklarla pek çok kez yinelenebilir; böylece bir hastalığın gelişiminin izlenebilmesini sağlar.

Ultrasonografi karıniçi organlardaki, kadm üreme organlarındaki ve prostattaki çok küçük bozuklukları da ortaya koyabildiğinden her check-up’ta uygulanan temel bir inceleme yöntemi haline gelmiştir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yandex.Metrica