PEPTİK ÜLSERLERİN CERRAHİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ TEDAVİSİ HAKKINDA BİLGİ | Sağlık, Hastalıkların belirtileri tedavisi tedavileri tedavi Yöntemleri, |

PEPTİK ÜLSERLERİN CERRAHİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ

PEPTİK ÜLSERLERİN CERRAHİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ: Mide ve duodenumdaki peptik ülserlerin cerrahi tedaviyi gerektirdiği bazı durumlar vardır. Eğer yoğun ilaç tedavisine karşın ülser 6 hafta boyunca iyileşmeden kalmışsa, kanama gelişmişse, ülserde delinme olmuşsa, cerrahi tedavi zorunluğu doğmaktadır. Cerrahi tedavinin çeşitli yöntemleri vardır. Bunlar başlıca üç grup içinde incelenebilir. A) Vagotomi B) Gastrojejunostomi ve C) Subtotal gastrektomidir.

Vagotomi, vagus sinirinin kesilmesi işlemine verilen addır. Vagus siniri midenin asit salgısını uyardığı gibi, pilor kasının da gevşemesini sağlamaktadır. Bu sinirin kesilmesiyle, midenin asit salgılama işlevi baskı altına alınmış olur. Fakat aynı zamanda pilor kasının gevşemesi de önlenmiş olur. Bu ise besinlerin mideden duodenuma geçişini engeller. Bu engelin ortadan kaldırılması için “Piloroplasti” denilen bir işlem de gerçekleştirilir. Piloroplastide midenin pilor kası uzunlamasına kesilip, enlemesine dikilmektedir. Böyece pilor bölgesindeki geçiş kolaylaştırılmaktadır. Günümüzde cerrahi, tekniklerinin ve anatomi bilgisinin gelişmesi sonucu “Süperselektif vagotomi” denilen bir ameliyat türü geliştirilmiştir. Bu yöntemle vagus sinirinin pilor kasına giden dalları kesilmemektedir. Böylece “Piloroplasti” işlemine gerek kalmamaktadır.

Gastroenterostomi denilen cerrahi teknik genellikle yaşlı, genel durumu iyi olmayan hastalara uygulanmaktadır. Bu teknikte mide jejunumla ağızlaştırılmaktadır. Bu arada midenin diğer anatomik ilişkilerine dokunulmamaktadır. Subtotal gastrektomi denilen cerrahi tekniğin ise iki ana tipi vardır. Bunlardan ilkine “Billroth I”, ikincisine ise “Billroth II”denilmektedir. Billroth I tipi ameliyatta, midenin ve duodenumun bir bölümü çıkartılıp geri kalan parçalar birbirleriyle ağızlaştırılmaktadır. Günümüzde bu teknik fazla uygulanmamaktadır. Billroth II tipi ameliyatta ise midenin ve duodenumun bir bölümü çıkartılmaktadır. Duodenumun açık kalan ağzı dikilerek, kapatılmaktadır. Midenin açık kalan kesik ağzı ise jejunumla ağızlaştırılmaktadır.

Böylece safra ve pankreas salgısının sindirim kanalına salgılanması korunmuş olmaktadır. Burada anlattığımız Billroth II tekniğinde, eğer mideyle jejunum arasındaki ağızlaşma midenin kesilmiş ağzının tümü boyunca yapılıyorsa, “Polya” tipi adını almaktadır. Bu tipte ileride değineceğimiz “Dumping sendromu” gelişme riski daha fazladır. Billroth II tekniğinde, eğer midenin kesik ağzı biraz daraltıldıktan sonra jejunumla ağızlaştırılacak olursa bu tip ameliyata da “Hofmeister-Finsterer” ameliyatı denilmektedir. ” Hofmeister-Finsterer” ameliyatı Dumping send-romunun gelişmesini engellemektedir.

Sitemizde Google destekli arama yapın. Aradığınızı kolayca bulun

Bu Sayfa için Sorunlarınızı Yazın Sık Kullanılanlara Ekle Facebook'ta Paylaşın

“ PEPTİK ÜLSERLERİN CERRAHİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ ” yazısı için İlk yorumu siz yapın

Bu yazı için yorum yapın

    Kan Dolaşımı

    çok gsaolun

    ya yarın sınavım var kitaplarda arıyom bulamıom ama neyseki sonun da buldum eyw saolun…

    çok güzel sevdim

    çok güzel yarın sınazım var bana çok yardımcı olacak

    Yüksek Tansiyon

    mrb size bir sorum olacaktı bir haftadır tansiyonum 16_9 ve sürekli başım ağrıyor acaba nedeni nedir tşk ederim

    PROFAZ

    çok güzel olmuş((((((….. diyemem.? daha kapsamlı gerekkkkkk

    İSKELET SİSTEMİNİN GÖREVLERİ

    bencede güzel

    tşk mucuuuuuullllllll

    KAN HÜCRELERİ

    kan vücudu dolaşıp delince kan kirlenir toplardamar kanu toplarve kalbe etirir kap ten sağ kulakcığa sağ kulakcıkta sağ karıncığa gelir sonra akciğere giderve akciğer temizler akciğer...

    çok güel