<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Tümör Bilimi</title>
	<atom:link href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik.im</link>
	<description>Sağlık, Tıp, Estetik Tedavi Yöntemleri &#124; Sağlık&#039;ım Her şey Diyorsanız..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Aug 2011 02:08:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Tümörlerin Tedavi İlkelerine Genel Bir Bakış</title>
		<link>http://www.saglik.im/tumorlerin-tedavi-ilkelerine-genel-bir-bakis/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/tumorlerin-tedavi-ilkelerine-genel-bir-bakis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 09:22:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tümör Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=2208</guid>
		<description><![CDATA[TÜMÖRLERİN TEDAVİ İLKELERİNE GENEL BİR BAKIŞ: Günümüzde tümör tedavisi, tümör hücrelerinin organizmadan uzaklaştırılması, uzaklaştırılmayanlarm ise öldürülmesi ilkesine dayanır. Herhangi bir tümörün yayılma derecesinin bilinmesi, etkin bir tedavinin sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Uluslararası Kanserle Savaş Derneği (UICC), tümörlerinin vücutta yayılışlarını üç ölçüte göre saptama yolunu önermiştir. Günümüzde UİCC’nin bu önerisi kullanılmaktadır. Ölçütler sırasıyla şunlardır: 1) Tümörün çıktığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TÜMÖRLERİN TEDAVİ İLKELERİNE GENEL BİR BAKIŞ: Günümüzde <a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">tümör</a> tedavisi, tümör hücrelerinin organizmadan uzaklaştırılması, uzaklaştırılmayanlarm ise öldürülmesi ilkesine dayanır. Herhangi bir tümörün yayılma derecesinin bilinmesi, etkin bir tedavinin sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Uluslararası Kanserle Savaş Derneği (UICC), tümörlerinin vücutta yayılışlarını üç ölçüte göre saptama yolunu önermiştir.</p>
<p>Günümüzde UİCC’nin bu önerisi kullanılmaktadır. Ölçütler sırasıyla şunlardır:</p>
<p>1)  Tümörün çıktığı organdaki yayılma derecesi. Bu ölçüt kısaca “T” harfi ile gösterilmektedir.</p>
<p>2)    Tümörün bölgesel lenf bezlerine yayılma durumu. Bu ölçütse kısaca “N” harfi ile gösterilmektedir.</p>
<p>3] Tümörün kaynaklandığı bölgeden uzak dokulara metastaz, yani sıçrama yapması. Bu da kısaca “M” harfi ile gösterilmektedir. Yukarıda belirttiğimiz derecelemeye kısaca “TNM” sistemi adı verilmektedir. TNM sistemi, uygulanacak olan tedavinin yöntemini belirlemekte yarar sağladığı gibi uygulanmakta olan çeşitli tedavi yöntemlerinin birbirleriyle karşılaştırılmasını da sağlamaktadır.</p>
<p>Tümörler; “Cerrahi”, “Işın tedavisi” (radyoterapi). “İlaç tedavisi” (kemoterapi) “İmmunote-rapi” yöntemlerinden bir ya da birkaçıyla tedavi edilmektedir.</p>
<p>Cerrahi tedavi, günümüzde en emin olanıdır. Bu yöntemle tümör, olabildiğince tam bir biçimde bulunduğu bölgeden çıkarılmaya çalışılır. Cerrahi tedavi, şuurları belli ve kapsüllü selim tümörlerde kesin bir etki gösterir. Fakat <a href="http://www.saglik.im/tumor-hucrelerinin/">tümör hücreleri</a> çevre dokuları istila etmişse ya da lenf yollarıyla ya da <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> dolaşımıyla uzak bölgelere yayılmışsa, cerrahi tedavi bu gibi durumlarda tek basma yetersiz kalmaktadır. Herhangi bir <a href="http://www.saglik.im/yazi/kanser/">kanser</a> hastasının ameliyat edilip edilmemesine, o kanserin TNM sistemine göre vücutta ne derecede yayılmış olduğuna bağlıdır. Işın tedavisi, günümüzde gün geçtikçe daha fazla önem kazanan bir tedavi yöntemi durumuna yükselmektedir. Bu tedavi yönteminde röntgen ygıtları, radyum gibi doğal radyoaktif maddeler ya da yapay olarak radyoaktifle ştirilmiş maddelerden (radyoizotoplar) yararlanılmaktadır. Habis tümörlerin ışınla tedavisi, onların bu ışınlara normal dokulardan daha dayanıksız olmaları özelliklerine dayanır. Işına karşı duyarlık kanser hücresinin <a href="http://www.saglik.im/farklilasma-ve-anaplazi/">farklılaşma</a> derecesinin azlığıyla orantılıdır. Işınlar belli bir doza kadar tedavi edici etkiye sahiptirler. Ancak bu dozlar aşıldığında, bu etki tersine dönerek kanserleştirici özellik kazanmaktadırlar.</p>
<p>Işın tedavisi tek başına kullanılabildiği gibi cerrahi tedavi ya da kemoterapiyle birlikte kullanılabilir. Örneğin ameliyat edilemeyecek kadar büyük olan bir tümör, ışın tedavisiyle küçültüldükten sonra cerrahi tedaviye alınabilir. Buna preopera-tif radyoterapi denilmektedir. Bazı vakalardaysa cerrahi girişimle çıkartılan tümör bölgesine, canlı kalması olası tümör hücrelerini öldürmek amacıyla ışın tedavisi yapılarak nüks engellenmeye çalışılmaktadır. Erken evre tümörlerin bazı tiplerinde cerrahi + radyoterapi ya da yalnız radyoterapiyle uzun remisyon süreleri ve hatta şifa elde edilebilmektedir. Cerrahi sonrası uygulanan bu ışm tedavisi yöntemi “Postoperatif radyoterapi” adını alır.</p>
<p>Radyoterapi paliatif amaçla da kullanılmaktadır. <a href="http://www.saglik.im/agri/">Ağrı</a> dindirici etkisinin yanında vena kava superi-ora, medulla spinaîise ve beyine tümör basısı durumlarında acil tedaviyle hayat kurtarıcı olmaktadır.</p>
<p>Radyoterapiye en duyarlı organlar lenfoid, hema-topoetik doku, intestinal epitel, över follikülleri, spermatogenetik epiteliumdur. Özofagus, orofa-rinks, mesane, deri epitelleri daha sonra <a href="http://www.saglik.im/kolon/">kolon</a> epiteli, tiroit, <a href="http://www.saglik.im/yazi/kemik/">kemik</a> ve akciğer dokusu sırayla daha az duyarlıdırlar. Immunoterapi; bazı virütik enfeksiyonların kanser hastalarında hastalık gidişini durdurduğunun gözlenmesinden sonra gittikçe önem kazanmıştır.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/tumorlerin-tedavi-ilkelerine-genel-bir-bakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaynak Doku ve Tümör Çeşidi Sıklıkları</title>
		<link>http://www.saglik.im/kaynak-doku-ve-tumor-cesidi-sikliklari/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/kaynak-doku-ve-tumor-cesidi-sikliklari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 09:21:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tümör Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=2207</guid>
		<description><![CDATA[KAYNAK DOKU VE TÜMÖR ÇEŞİDİ SIKLIKLARI: Çeşitli tümör tipleri aynı cinsten, değişik sıklıklarda görülebileceği gibi, iki cins arasında da değişik sıklıkta ortaya çıkabilir. Tümörlerle, bunların görülme sıklıkları üzerine çok geniş ve çok sayıda istatistikler yapılmıştır. Bu istatistikler genellikle birbirine yakın sonuçlar vermektedir. Biz burada Amerika Birleşik Devletleri’nde 335.000 habis tümör vakası üzerinde yapılan bir istatistik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KAYNAK <a href="http://www.saglik.im/dokular/">DOKU</a> VE TÜMÖR ÇEŞİDİ SIKLIKLARI: Çeşitli <a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">tümör</a> tipleri aynı cinsten, değişik sıklıklarda görülebileceği gibi, iki cins arasında da değişik sıklıkta ortaya çıkabilir. Tümörlerle, bunların görülme sıklıkları üzerine çok geniş ve çok sayıda istatistikler yapılmıştır. Bu istatistikler genellikle birbirine yakın sonuçlar vermektedir. Biz burada Amerika Birleşik Devletleri’nde 335.000 habis tümör vakası üzerinde yapılan bir istatistik çalışmanın sonuçlarını vermekteyiz. Bu 335.000 vakadan 183.000′i erkek, 152.000′i ise kadındır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/kaynak-doku-ve-tumor-cesidi-sikliklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tümörlerin Organizma Üzerindeki Etkileri</title>
		<link>http://www.saglik.im/tumorlerin-organizma-uzerindeki-etkileri/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/tumorlerin-organizma-uzerindeki-etkileri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 09:20:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tümör Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=2206</guid>
		<description><![CDATA[TÜMÖRLERİN ORGANİZMA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: Tümörler ya bulundukları yerde bölgesel bir etki gösterirler ya da tüm vücudu etkileyen yaygın bir etki gösterirler. Bölgesel etkiler, tümör dokusunun komşu sağlam dokular üzerine baskı yapmasıyla ve komşu dokuda kan dolaşımı bozukluğuna yol açarak ya da tümörün eğer varsa sapının kendi üzerinde bükülerek oradaki kan damarının tıkanması sonucu tümörün belli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TÜMÖRLERİN ORGANİZMA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: <a href="http://www.saglik.im/yazi/tumorler/">Tümörler</a> ya bulundukları yerde bölgesel bir etki gösterirler ya da tüm vücudu etkileyen yaygın bir etki gösterirler. Bölgesel etkiler, <a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">tümör</a> dokusunun komşu sağlam <a href="http://www.saglik.im/dokular/">dokular</a> üzerine baskı yapmasıyla ve komşu dokuda <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> dolaşımı bozukluğuna yol açarak ya da tümörün eğer varsa sapının kendi üzerinde bükülerek oradaki kan damarının tıkanması sonucu tümörün belli bir bölgesinin ölmesiyle olmaktadır. Tümör kitlesi mikroplarla bulaştığında “Sepsis” gelişebilir. Tümörlerin genel etkileri onların anormal işlevlerinden de kaynaklanabilirler. Örneğin herhangi bir hormonun belli bir tümörden aşırı miktarda salgılanması ya da salgılanmaması, o tümörün vücutta yaygın bir etki göstermesine yol açabilir. Etkenin biçimi ve yaygınlığı aşırı salgıların ya da salgılanmayan hormonun tipine göre değişir. Tümörlerin, özellikle habis tümörlerin geç devrelerinde hastada iştahsızlık, zayıflama, halsizlik, <a href="http://www.saglik.im/yazi/kansizlik/">kansızlık</a> gibi genel belirti ve bulgular da gelişmektedir. Habis tömürler organizmanın infeksi-yoniara karşı direncini ileri derecede kırarlar. Bu nedenle kanserli hastaların büyük çoğunluğunda, zatürreeye bağlı olarak <a href="http://www.saglik.im/olum/">ölüm</a> gelişmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/tumorlerin-organizma-uzerindeki-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bağışıklık Sistemi ve Kanser</title>
		<link>http://www.saglik.im/bagisiklik-sistemi-ve-kanser/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/bagisiklik-sistemi-ve-kanser/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 09:19:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tümör Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=2205</guid>
		<description><![CDATA[BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ VE KANSER: Tümörlerle vücudun bağışıklık sistemi arasındaki etkileşim, henüz tüm ayrıntılarıyla bilinmemektedir. Gerçek olan, vücutta her zaman tümör hücrelerinin ortaya çıktığıdır. Bu hücreler vücuda yabancı, yani antijen özelliktedir. Organizmanın bağışıklık sistemi bu tümör hücreleriyle başede-bildiği sürece, kişide tümör gelişmemektedir. Organizmanın tümörle savaşma yeteneği, o kişinin bağışıklık sistemini denetleyen genlerine bağlıdır. Bağışıklık sistemi tümöre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ VE KANSER: Tümörlerle vücudun bağışıklık sistemi arasındaki etkileşim, henüz tüm ayrıntılarıyla bilinmemektedir. Gerçek olan, vücutta her zaman <a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">tümör</a> hücrelerinin ortaya çıktığıdır. Bu hücreler vücuda yabancı, yani <a href="http://www.saglik.im/antijen-2/">antijen</a> özelliktedir. Organizmanın bağışıklık sistemi bu tümör hücreleriyle başede-bildiği sürece, kişide tümör gelişmemektedir. Organizmanın tümörle savaşma yeteneği, o kişinin bağışıklık sistemini denetleyen genlerine bağlıdır. Bağışıklık sistemi tümöre karşı güçlü olan bir kişide bile, tümör belli bir hacme ulaşırsa, bağışıklık sistemi birşey yapamaz duruma düşer. Tümörün cerrahi yolla küçültülmesi ya da çıkartılmasıyla bağışıklık sisteminin tümör hücrelerine karşı yeniden etkinlik kazandığı düşünülmektedir.</p>
<p>Bazı tümör hastalarında, rastlantı sonucu gelişen bir bulaşıcı hastalıktan sonra tümörün gerilediği, hatta kaybolduğu görülmüştür. Bu durum, bulaşıcı hastalığın hastanın bağışıklık sistemini uyarmasından kaynaklanmaktadır. Bu gibi olaylardan bağışıklık sisteminin uyarümasıyla tümörle savaş yolları denenmiş ve bazı olumlu sonuçlar elde edilmiştir.</p>
<p>Her tümör bir antijendir ve bunlara karşı özel antikorların üretilebilmesi gerekir. Bu başarüa-bildiğinde, <a href="http://www.saglik.im/yazi/kanser/">kanser</a> sorununun çözümünde çok önemli bir adım atılmış olunacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/bagisiklik-sistemi-ve-kanser/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beslenme ve Kanser</title>
		<link>http://www.saglik.im/beslenme-ve-kanser/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/beslenme-ve-kanser/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 09:18:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tümör Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=2204</guid>
		<description><![CDATA[BESLENME VE KANSER: Beslenme alışkanlıklarıyla ve beslenme biçimiyle bazı kanser türleri arasında yakın bir ilginin varlığı ortaya konmuştur. Örneğin İzlanda’da mide kanserine oldukça sık rastlanmaktadır. Bunun nedeni İzlanda halkının füme balıklan fazlaca yemesidir. Japonya’daki Japonlarda da mide kanserine sık sık rastlanmaktadır. Bunun nedeni ise Japonların yemeklerinde kullandıkları bazı özel soslara bağlıdır. Yapılan araştırmalarda Afrikalılarda çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BESLENME VE KANSER: <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">Beslenme</a> alışkanlıklarıyla ve beslenme biçimiyle bazı <a href="http://www.saglik.im/yazi/kanser/">kanser</a> türleri arasında yakın bir ilginin varlığı ortaya konmuştur. Örneğin İzlanda’da <a href="http://www.saglik.im/mide/">mide</a> kanserine oldukça sık rastlanmaktadır. Bunun nedeni İzlanda halkının füme balıklan fazlaca yemesidir. Japonya’daki Japonlarda da mide kanserine sık sık rastlanmaktadır. Bunun nedeni ise Japonların yemeklerinde kullandıkları bazı özel soslara bağlıdır. Yapılan araştırmalarda Afrikalılarda çok ender olarak kahnbağırsak kanserlerine rastlanmıştır. Bunun nedeni Afrika halkının <a href="http://www.saglik.im/sebze-ve-meyveler/">sebze</a> ve <a href="http://www.saglik.im/baklagiller/">baklagiller</a> gibi selülozdan zengin besin maddelerini fazlaca kullanmalarına bağhdır. Bilindiği gibi insanın sindirim sisteminde selüloz maddesini sindirecek olan bir <a href="http://www.saglik.im/enzimler/">enzim</a> bulunmamaktadır. Sindirim kanalına besinler yoluyla alınmış olan selüloz sindirilemediğinden, mekanik bir etkiyle bağırsakların çalışmasını hızlandırmakta, dışkılamayı kolaylaştırarak kabızlığı engellemektedir. Böylece besinler içinde bulunabilecek olan karsinojen etkili, yani kanser yapabilecek maddeler, bağırsaklarda uzun süre kalmaksızın vücut dışına atılmaktadırlar. Buna karşılık Batı ülkelerinde halk, genellikle selüloz yönünden fakir besinlerle beslendiklerinden, bağırsaklarındaki çalışma da yavaşlamakta ve karsinojenle ilgili maddelerin vücudu terketmele-ri gecikmektedir.</p>
<p>Taze <a href="http://www.saglik.im/sebze-ve-meyveler/">meyve</a> ve sebzelerden fakir bir beslenme rejimi uygulayan kimselerde de sindirim kanalı kanserlerine daha sık rastlandığı ileri sürülmektedir. Çok sıcak çay, çorba ve benzeri maddeleri hızla içme alışkanlığı olan kimselerde, yemek borusunun mideye yakın ucunda kanser gelişme riski daha yüksek olmaktadır. Daha önce de belirttiğimiz gibi “Metionin”, “Sistin”, “Riboflavin”, demir, magnezyum, molibden, selenyum ve iyottan fakir bir beslenme rejimi de kanserlere yol açabilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/beslenme-ve-kanser/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Coğrafi Koşullar ve Kanser</title>
		<link>http://www.saglik.im/cografi-kosullar-ve-kanser/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/cografi-kosullar-ve-kanser/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 09:17:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tümör Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=2203</guid>
		<description><![CDATA[COĞRAFİ KOŞULLAR VE KANSER: Belli kanserler, dünyanın belli bölgelerinde daha sık ortaya çıkmaktadır. Örneğin yemek borusu kanseri, îran’da sık görülürken, Nijerya’da az görülmektedir. Akciğer kanseri, İngiltere’de sık, kalınbağırsak kanseri ise Danimarka’da sık görülmesine karşılık, bunların her ikisine de Nijerya’da ender rastlanır. Deri kanserleri, Teksas’da sık sık görülürken, Bombay’da az görülür. Karaciğer kanseri, Mozambik’de sık, Norveç’te [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>COĞRAFİ KOŞULLAR VE KANSER: Belli kanserler, dünyanın belli bölgelerinde daha sık ortaya çıkmaktadır. Örneğin yemek borusu kanseri, îran’da sık görülürken, Nijerya’da az görülmektedir. Akciğer kanseri, İngiltere’de sık, kalınbağırsak kanseri ise Danimarka’da sık görülmesine karşılık, bunların her ikisine de Nijerya’da ender rastlanır. Deri kanserleri, Teksas’da sık sık görülürken, Bombay’da az görülür. Karaciğer kanseri, Mozambik’de sık, Norveç’te ise ender görülmektedir. <a href="http://www.saglik.im/rahim/">Rahim</a> boynu kanseri, Kolombiya’da sık buna karşılık, İsrail’de ender görülmektedir. <a href="http://www.saglik.im/prostat-kanserleri/">Prostat kanseri</a> Amerikalı Zencilerde sık görülürken Japonlarda ender görülmektedir. <a href="http://www.saglik.im/mide-kanseri/">Mide kanseri</a> coğrafi etkenlere bağlı olarak Hollandalılarda ve turbalık bölgelerde yaşayanlarda daha sık görülürken, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer Batılı ülkelerde gitgide daha ender görülmektedir. Yukarıdaki örnekler daha da çoğaltılabilir. Ancak belli kanserlerin belli coğrafi bölgelerde daha sık görülüyor olmalarının nedenlerini tam olarak açıklamak henüz olanaksızdır. Kültürel farkların ve bazı bölge halkı alışkanlıklarının farklılığı, coğrafik farkın temelinde yatan neden olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/cografi-kosullar-ve-kanser/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsiyet ve Kanser</title>
		<link>http://www.saglik.im/cinsiyet-ve-kanser/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/cinsiyet-ve-kanser/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 09:16:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tümör Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=2202</guid>
		<description><![CDATA[CİNSİYET VE KANSER: Bazı tümörler ve belli bir tümörün belli bir tipi, kadınlarla erkekler arasında farklı sıklıklarda gelişir. Bu farklılığın nedenlerinden biri iki cins arasındaki hormonal farklılıklar, diğeri ise, bazı organların iki cinste farklı hacimlerde bulunmasıdır. Örneğin meme kanserlerine kadınlarda erkeklere oranla yüz kat ±aha sık rastlanmaktadır. Geçmiş yıllarda Batı ülkelerinde meme kanseri kadınlarda en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CİNSİYET VE KANSER: Bazı <a href="http://www.saglik.im/yazi/tumorler/">tümörler</a> ve belli bir tümörün belli bir tipi, kadınlarla erkekler arasında farklı sıklıklarda gelişir. Bu farklılığın nedenlerinden biri iki cins arasındaki hormonal farklılıklar, diğeri ise, bazı organların iki cinste farklı hacimlerde bulunmasıdır. Örneğin meme kanserlerine kadınlarda erkeklere oranla yüz kat ±aha sık rastlanmaktadır. Geçmiş yıllarda Batı ülkelerinde <a href="http://www.saglik.im/meme-kanseri/">meme kanseri</a> kadınlarda en sık Eörülen <a href="http://www.saglik.im/yazi/kanser/">kanser</a> türüydü. Ancak son yıllarda kadınlarda da en sık görülen tümörlerin başında bronş kanserleri yer almaktadır. Bronş kanserleri erkeklerde de en sık görülen kanserdir. Bilindiği gibi bronş kanseriyle sigara alışkanlığı arasında yakın bir ilgi bulunmaktadır. Kadınlarda bronş kanseri sildiği, erkeklere oranla daha azdır. Fakat bu sıklık gitgide artmaktadır. Bunun nedeni kadınla erkek arasındaki cinsiyet farkı değil, kadınların da artık fazlaca sigara kullanmalarına bağlıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/cinsiyet-ve-kanser/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Canlı Etkenler ve Kanser</title>
		<link>http://www.saglik.im/canli-etkenler-ve-kanser/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/canli-etkenler-ve-kanser/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 09:16:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tümör Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=2201</guid>
		<description><![CDATA[CANLI ETKENLER VE KANSER: Çeşitli canlı etkenlerin ve özellikle virüslerin kanserlerle yakından ilişkili oldukları düşüncesi, uzun zamandan beri yerleşmişti. Son zamanlarda geliştirilen çeşitli deney ve inceleme yöntemleriyle bazı virüslerin ve asalakların gerçekten de kansere yol açabildikleri gösterilmiştir. Örneğin “Bittner” adlı bir araştırmacı farelerde sütle geçen ve meme kanserine yol açan bir virüsün varlığını kanıtlamıştır. “Şistosoma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CANLI ETKENLER VE KANSER: Çeşitli canlı etkenlerin ve özellikle virüslerin kanserlerle yakından ilişkili oldukları düşüncesi, uzun zamandan beri yerleşmişti. Son zamanlarda geliştirilen çeşitli deney ve inceleme yöntemleriyle bazı virüslerin ve asalakların gerçekten de kansere yol açabildikleri gösterilmiştir. Örneğin “Bittner” adlı bir araştırmacı farelerde sütle geçen ve meme kanserine yol açan bir virüsün varlığını kanıtlamıştır. “Şistosoma hematobium” adlı bir asalakla ve insanlarda gelişen infeksiyon-la mesane kanseri arasında yakın bir ilgi vardır. Sözü edilen asalağın, mesanede yerleşerek yol açtığı müzmin iltihap ortamından, bir komplikas-yon olarak mesane kanseri gelişmektedir. Virüslerin <a href="http://www.saglik.im/yazi/kanser/">kanser</a> yapıcı etkileri daha çok dikkate değerdir. <a href="http://www.saglik.im/yazi/virusler/">Virüsler</a> hücrenin genetik yapışma eklenip, onu değiştirerek tümöre yol açabilirler. Diğer bir anlatımla, virüs hücreye girip orada bir daha düzelmeyecek değişikliklere yol açarak, hücrenin zamanla <a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">tümör</a> hücresi özelliklerini kazanmasına yol açmaktadır ve/veya hücrenin çoğalabilme yeteneğini denetimden kurtarmaktadır ve/veya hücrede zaten sessiz olarak duran <a href="http://www.saglik.im/kanserlesme/">kanserleşme</a> eğilimini harekete geçirmektedir. Henüz hangi virüslerin hangi kanserlere yol açabilecekleri konusu tam olarak aydınlatılmış değildir. Fakat bu konuda hayli yol alındığını belirtmeliyiz. Örneğin 1961 yılında “O’Connor” ve “Burkitt” adlı iki araştırmacı, Orta Afrikt</p>
<p>r.acis seyirli bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> kanseri olan ası” adlı bir hastalığın varlığını . Yapılan incelemelerde “Epstein-Sarr ;EB; adh virüs, bu hastalarda çok sık rasiiani. Aynı hastaların tümünde ise EB virüsüne karşı antikorların varlığı ‘ortaya kondu. Hastalığın bulaşmasında ise insanları sokan sivrisineklerin taşıyıcılık yaptıkları görüşü yaygınlaştı . Herpes virüs tip 2 adlı bir virüs infeksiyonuyla , <a href="http://www.saglik.im/rahim/">rahim</a> boynu kanseri arasında cok yalan bir ilginin varlığı ortaya konulmuştur.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/canli-etkenler-ve-kanser/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalıtım ve Kanser</title>
		<link>http://www.saglik.im/kalitim-ve-kanser/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/kalitim-ve-kanser/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 09:14:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tümör Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=2200</guid>
		<description><![CDATA[KALITIM VE KANSER: Kanserli hastaların, kan bağıyla yakınlığı bulunan akrabalarında aynı türden bir kanserin ortaya çıkma riski daha yüksek olmaktadır. Bronş, mide ve meme kanserleri ailesel eğilim bakımından dikkat çekmektedirler. Örneğin Napolyon ailesinde mide kanserine sık sık rastlanmıştır. “Multipl Ailesel Polipo-zis” denilen bir hastalıkta, hastaların kalınbağırsaklarında çok sayıda poliplere rastlanmaktadır. Bu poliplerin kanserleşme riski % [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KALITIM VE KANSER: Kanserli hastaların, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> bağıyla yakınlığı bulunan akrabalarında aynı türden bir kanserin ortaya çıkma riski daha yüksek olmaktadır. Bronş, <a href="http://www.saglik.im/mide/">mide</a> ve meme kanserleri ailesel eğilim bakımından dikkat çekmektedirler. Örneğin Napolyon ailesinde mide kanserine sık sık rastlanmıştır. “Multipl Ailesel Polipo-zis” denilen bir hastalıkta, hastaların kalınbağırsaklarında çok sayıda poliplere rastlanmaktadır. Bu poliplerin <a href="http://www.saglik.im/kanserlesme/">kanserleşme</a> riski % 100′dür. Ailesel olan bu hastalık herhangi birinde teşhis edildiğinde, tüm ailenin multipl ailesel polipozis yönünden araştırılması gerekir. Yukarıda her ne kadar kan bağının belli bir <a href="http://www.saglik.im/yazi/kanser/">kanser</a> türünün görülme sıklığım arttırdığını belirttik , ancak bu, bir yalanında herhangi bir kanser gelişmiş olan kimsede aynı kanserden kesin gelişecek demek değildir. Genel kanıya göre <a href="http://www.saglik.im/kalitim-ve-kanser/">kalıtım</a> diğer karsinojen koşullar bulunduğu sürece onların etkilerini kuvvetlendiren bir etkendir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/kalitim-ve-kanser/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fiziksel Etkenler ve Tümör</title>
		<link>http://www.saglik.im/fiziksel-etkenler-ve-tumor/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/fiziksel-etkenler-ve-tumor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 09:13:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tümör Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=2199</guid>
		<description><![CDATA[FİZİKSEL ETKENLER VE TÜMÖR: Kişi, günlük yaşamı boyunca dış çevreden gelen çok sayıda ve çok çeşitli fiziksel etkenlerle karşılaşmaktadır. Bu fiziksel etkenlerin bazıları kanser etkeni olmaları nedeniyle önemlidir. “Ultraviyole ışınları”, “Radyoaktif maddeleri”, örneğin “Radyum”, “Uranyum”, “Röntgen ışınları”, vücudun belli bir bölgesine sürekli olarak etki eden ısı ve atom bombası kansere yol açabilen fiziksel etkenlerdir. Yukarıda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>FİZİKSEL ETKENLER VE TÜMÖR: Kişi, günlük yaşamı boyunca dış çevreden gelen çok sayıda ve çok çeşitli fiziksel etkenlerle karşılaşmaktadır. Bu fiziksel etkenlerin bazıları <a href="http://www.saglik.im/yazi/kanser/">kanser</a> etkeni olmaları nedeniyle önemlidir. “Ultraviyole ışınları”, “Radyoaktif maddeleri”, örneğin “Radyum”, “Uranyum”, “Röntgen ışınları”, vücudun belli bir bölgesine sürekli olarak etki eden ısı ve atom bombası kansere yol açabilen fiziksel etkenlerdir. Yukarıda saydıklarımızın çoğu, çevrede doğal olarak bulunurlar. Bazıları ise radyoaktif madde sanayii ürünü olarak oluşurlar. Röntgen ve radyum ışınlarının kanser yapabileceği, kullanılmaya başlandıktan sonra on yıl içinde doktor ve teknisyenlerde deri kanserlerinin saptanmasıyla öğrenilmiştir. Daha sonra yapılan bazı laboratuvar deneylerinde, bu etkiler kanıtlanmıştır. Örneğin “Furth” ve arkadaşları röntgen ışınlarıyla (X ışınlarıyla) deney farelerinde lösemi ve <a href="http://www.saglik.im/yumurtalik-ovaryum/">ovaryum</a> (yumurtalık) kanserine yol açmışlardır. Hiroşima ve Nagazaki kentlerine İkinci Dünya Savaşı sırasında atılan atom bombalarından sonra, bu bölgelerde canlı kalabilen fakat atom bombasının ışınlarına hedef olan insanlarda daha sonra yüksek oranda “Lösemi” görülmüştür. Bu oran günümüzde normal sınırlara yaklaşmıştır. Orta Avrupa’daki uranyum madenlerinde çalışan maden işçilerinde akciğer kanserine sık sık rastlanmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sırasında, atom bombası deneylerinden biri Nevada Çölü’nde yapılmıştır. Japonya’ya atılmadan önce bu çölde denenen, yani patlatılan atom bombası o bölgeye bir film çekimi için gelen filimcileri de etkilemiştir. Bu filimcilerde sonraki yıllarda çeşitli kanserler gelişti. Bilindiği gibi yakınlarda ölen John Wayne, Susan Hayward Nevada’daki patlamadan etkilenmiş olan şanssızlardandı.</p>
<p>Çiftçi ve gemicilerde oldukça sık sık gelişen deri kanserleri ise ultraviyole ışınlarının etkisine bağlıdır.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/fiziksel-etkenler-ve-tumor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

