<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; İlaç Bilimi</title>
	<atom:link href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik.im</link>
	<description>Sağlık, Tıp, Estetik Tedavi Yöntemleri &#124; Sağlık&#039;ım Her şey Diyorsanız..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Aug 2011 02:08:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Organik Kimya</title>
		<link>http://www.saglik.im/organik-kimya/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/organik-kimya/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 03:27:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyokimya]]></category>
		<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=8709</guid>
		<description><![CDATA[Organik kimya, en çok sayıda bileşik veren element olan karbonun (bilinen kimyasal bileşiklerin % 90′ından çoğu karbon içerir) bileşiklerini inceleyen kimya altdalı. Canlı organizmaların kimyası olan biyokimya da, karbon bileşiklerine dayandığından, organik kimyanın alamna girer. Organik bileşiklerin sayısının çokluğundan Ötürü, kolayca tanınmalarını sağlayacak biçimde sistemli olarak adlandırılmaları gerekir. Uluslararası organik bileşikleri adlandırma kuralları şöyle özetlenebilir: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Organik kimya, en çok sayıda bileşik veren element olan karbonun (bilinen kimyasal bileşiklerin % 90′ından çoğu karbon içerir) bileşiklerini inceleyen kimya altdalı. Canlı organizmaların kimyası olan <a href="http://www.saglik.im/kategori/biyokimya/">biyokimya</a> da, karbon bileşiklerine dayandığından, organik kimyanın alamna girer. Organik bileşiklerin sayısının çokluğundan Ötürü, kolayca tanınmalarını sağlayacak biçimde sistemli olarak adlandırılmaları gerekir.</p>
<p>Uluslararası organik bileşikleri adlandırma kuralları şöyle özetlenebilir:</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-9243" title="Organik Kimya" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/09/Organik-Kimya.gif" alt="" width="288" height="288" /></p>
<p>Bileşiğin adı isteğe bağlı bir önek, bir gövde ve bir sonek-ten oluşur. Sonek, bileşiğin yer aldığı benzeşik diziyi (sözgelimi -an alkanları, -anol alkolleri ve -anal aldehitleri) belirtir. Gövdeyse, molekül içindeki uzun karbon zincirinde bulunan karbon atomları sayısını gösterir: Met-1 karbon atomunu, et-2 karbon atomunu, prop-3 karbon atomunu belirtir, önekse, moleküldeki yerleşimleri ve özellikleri verir. Örnek olarak, C4H|[) molekül formüllü, iki izomerden CH^CH^CH^CH-i izomerine bütan adı verilir, büt-öneki 4 karbon atomu bulunduğunu, -an sonekiyse alkan olduğunu belirtir. (CH:])ACH izomerineyse 2-metil propan adı verilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/organik-kimya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Viagra</title>
		<link>http://www.saglik.im/viagra/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/viagra/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 10:02:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İlişki]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Rahatsızlıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=9049</guid>
		<description><![CDATA[Bu sayfamızdaki bilgiler yalnızca bilgi amaçlıdır. Bu sayfada Viagra nedir Viagra&#8217;nın kullanımı ve yararları, Viagranın etkileri, güvenilirliği ve yanlış bilinenler hakkında çeşitli kaynaklardan derlenmiş bilgilerdir ve tavsiye amacı gütmemektedir. Kullanmayı düşünüyorsanız öncelikle doktorunuza danışınız. Viagra Doz ve kullanımı Viagranın her tabletinde 25, 50 veya 100 mg sildenafile eşdeğer sildenafil sitrat vardır. Tavsiye edilen doz cinsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu sayfamızdaki bilgiler yalnızca bilgi amaçlıdır. Bu sayfada <a href="http://www.saglik.im/viagra/">Viagra nedir</a> <a href="http://www.saglik.im/viagra/">Viagra&#8217;nın kullanımı ve yararları</a>, <a href="http://www.saglik.im/viagra/">Viagranın etkileri</a>, güvenilirliği ve yanlış bilinenler hakkında çeşitli kaynaklardan derlenmiş bilgilerdir ve tavsiye amacı gütmemektedir. Kullanmayı düşünüyorsanız öncelikle <span style="color: #ff0000;">doktorunuza</span></strong> <strong>danışınız</strong>.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Viagra Doz ve kullanımı </strong></span></p>
<p>Viagranın her tabletinde 25, 50 veya 100 mg sildenafile eşdeğer sildenafil sitrat vardır. Tavsiye edilen doz cinsel ilişkiden önce alınan 50 mg&#8217;lık dozdur. Etkinlik ve hastanın tolerasyonuna bağlı olarak doz 100 mg&#8217;a yükseltilebilir veya 25 mg&#8217;a düşürülebilir. Tavsiye edilen en yüksek doz 100 mg&#8217;dır. Kullanım için önerilen en fazla doz günde bir defadır. 65 yaşın üzerinde olan kişilerde, böbrek veya karaciğer bozukluğu olan hastalarda tavsiye edilen doz 25 mg&#8217;dır. Etkinlik ve toleransa bağlı olarak doz 50 mg veya 100 mg&#8217;a çıkartılabilir. <a title="Viagra, Viegra nedir, Viagranın etkileri" href="http://www.saglik.im/viagra/">Viagra</a>, 18 yaşından küçük erkeklerde ve bayanlarda kullanılmaz.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-9050" title="Viagra" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/09/Viagra-213x300.jpg" alt="" width="213" height="300" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Viagra&#8217;da </strong><strong>Güvenirlik</strong></span></p>
<p>Viagra&#8217;nın etkinlik ve güvenirliği 13.000&#8242;den fazla hastayı içeren 57 çift-kör randomize çalışmada değerlendirilmiştir.<br />
Sonuç: Viagra&#8217;nın etkinliği ve tolerabilitesi yüksektir.<br />
12.000&#8242;den fazla hastanın, 200&#8242;den fazla klinik çalışmada veya vaka serisinde ek değerlendirmesi.<br />
Sonuç: Etkinlik ve güvenilirlik bulguları varolan sonuçlarla uyumlu.<br />
Viagranın tüm dozlarda güvenli ve iyi tolere edilen bir tedavi seçeneği olduğu ispatlanmış olup klinik çalışmalarda ve dünya çapındaki 10 yıllık kullanım sürecinde genellikle geçici ve hafiften orta şiddetliye değişen yan etkilere sahip olduğu gözlenmiştir. Viagra ile görülen yan etkiler genelde geçici hafif veya orta şiddettedir.<br />
Bildirilen en yaygın yan etkiler baş ağrısı ve yüz kızarması olmuştur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Viagra </strong><strong>Etkinliği</strong></span></p>
<p>Viagra&#8217;nın etkinlik ve güvenirliği 13.000&#8242;den fazla hastayı içeren 57 çift-kör randomize çalışmada değerlendirilmiştir.<br />
<em>Sonuç:</em> Viagra&#8217;nın etkinliği ve tolerabilitesi yüksektir.<br />
12.000&#8242;den fazla hastanın, 200&#8242;den fazla klinik çalışmada veya vaka serisinde ek değerlendirmesi.<br />
<em>Sonuç: </em>Etkinlik ve güvenilirlik bulguları varolan sonuçlarla uyumlu1<br />
Viagra cinsel ilişki başarısında yaklaşık 4 kat artış sağlar.2</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Viagra Hakkındaki Yanlışlar </strong></span></p>
<p>Bu bölümde ED tedavisi için Viagra reçetelediğinde karşılaşabileceğiniz toplumda sık rastlanan yanlış inanışları görebileceksiniz.</p>
<p><strong>YANLIŞ 1:</strong> <em>Viagra 4-6 saat süren sürekli bir ereksiyon sağlar</em>.<br />
Viagra&#8217;nın 12 saate kadar etkili olduğu gösterilmiştir, ancak arzu edilen faydalı farmakolojik etkilerini gösterebilmesi için seksüel stimülasyon gereklidir.<br />
Viagra penise kan akımını arttırarak ve sert bir ereksiyon gerçekleşmesini sağlayarak etkinliğini gösterir, fakat doğal seksüel stimülasyon halen gereklidir.</p>
<p><strong>YANLIŞ 2:</strong> <em>Viagra kontrolsüz kaynaklardan güvenli bir şekilde satın alınabilir</em><br />
Viagra tabletlerinin yaklaşık yarısının sahte olduğu tahmin edilmektedir ve dünyada en sık sahtesi yapılan ilaçlardan biri Viagradır.</p>
<p><strong>YANLIŞ 3:</strong> <em>Viagra sadece yaşlı insanlar içindir.</em><br />
Bu yanlış düşünce Viagra için olduğu kadar ED için de geçerlidir. Oysa Türkiye&#8217;de 40 yaşın üzerindeki erkeklerin %69&#8242;u çeşitli derecelerde sertleşme sorunu yaşamaktadır.</p>
<p><strong>YANLIŞ 4:</strong> <em>Viagra <a href="http://www.kadinlar.web.tr">kadınlar</a> tarafından kullanılabilmesi için lisans almıştır</em>.<br />
Viagra&#8217;nın kadın cinsel işlev bozukluğunda herhangi bir düzelme sağladığına dair kanıt gösterilmemiştir.</p>
<p><strong>YANLIŞ 5:</strong> <em>Viagra kalp krizi geçirme riskini artırır</em><br />
ED&#8217;li hastalarda kardiyovasküler risk açısından Viagra ile plasebo arasında fark yoktur. ED <a href="http://www.saglik.im/hipertansiyon/">hipertansiyon</a> (<a href="http://www.saglik.im/tansiyon-yuksek-tansiyon/">yüksek tansiyon</a>), <a href="http://www.saglik.im/sekersiz-diyabet-diabetes/">diyabet</a> veya dislipidemi gibi başka <a href="http://www.saglik.im">sağlık</a> sorunları olan hastalarda daha sık görülür. Bu nedenle erkeklere eğer son zamanlarda sağlık kontrolünden geçmedilerse kontrolden geçmeleri yönünde telkinde bulunulmalıdır.</p>
<p><strong>YANLIŞ 6:</strong> <em>Viagra alkol alırken kullanılmaz.</em><br />
Viagra&#8217;nın klinik açıdan alkol ile anlamlı bir etkileşimi yoktur.</p>
<p>Bu bilgilerden sonra <a href="http://www.saglik.im/levitra/">Levitra</a> sayfamıza da bakabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/viagra/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antibiyotikler</title>
		<link>http://www.saglik.im/antibiyotikler/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/antibiyotikler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Aug 2008 03:35:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1094</guid>
		<description><![CDATA[ANTİBİYOTİKLER: Antibiyotikler,mantar türünden organizmalardan elde edilen ve bakteriler, vb. organizmaların üremesini engelleyen maddelere verilen genel ad. Tıpta yalnızca, yan etkileri az olan antibiyotikler kullanılır. Yersiz ya da yetersiz antibiyotik kullanılması çoğunlukla, zararlı mikroorganizmaların bu maddeye karşı direnç kazanmalarına yol açar. Bu yüzden, enfeksiyonlara yol açan bakteri türlerinden birçoğu günümüzde, ilk antibiyotik olan ve bazı kimselerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANTİBİYOTİKLER</strong>:</p>
<p>Antibiyotikler,mantar türünden organizmalardan elde edilen ve bakteriler, vb. organizmaların üremesini engelleyen maddelere verilen genel ad. Tıpta yalnızca, yan etkileri az olan antibiyotikler kullanılır. Yersiz ya da yetersiz antibiyotik kullanılması çoğunlukla, zararlı mikroorganizmaların bu maddeye karşı direnç kazanmalarına yol açar. Bu yüzden, enfeksiyonlara yol açan bakteri türlerinden birçoğu günümüzde, ilk antibiyotik olan ve bazı kimselerde alerjiye yol açan penisiline karşı direnç kazanmışlardır.</p>
<p>En sık kullanılan antibiyotik türleri sefalosporinler, streptomisin, tetrasiklin ve penisilinlerdir. Özgün etkilerini ve etki güçlerini artırmak amacıyla bu doğal maddelerin yapılarında değişiklikler yapılması ve laboratuvarlarda çeşitli antibiyotikler hazırlanması tıpta yeni bir çığır açmış, korkulan enfeksiyonları ortadan kaldırarak, .veremi korkunç bir hastalıktan, önemsiz sayılabilecek bir rahatsızlığa dönüştürmüştür.</p>
<p>Daha önce de belirttiğimiz gibi antibiyotikler, bazı <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteri</a> ve mantarlar tarafından hazırlanan ve öteki bakterilerin üremesini durduran ya da onları öldüren maddelerdir, Yakın bir geçmişe dek her türlü antibiyotiğin etki bakımından birbirlerini destekledikleri düşünülüyordu. Ancak yapılan incelemeler gösterdi ki bazı <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotikler</a> birlikte kullanıldıklarında birbirlerinin etkisini bozmakta, bazen de ortadan kaldırmaktadır. Bu bulguya dayanılarak antibiyotikler iki gruba ayrıldı.</p>
<p>1. Grup antibiyotikler, “Penisilin” “Streptomisin” “Neomisin”‘Polimiksin” “Baktrasin” antibiyotikleri tarafından oluşturulur. Bu antibiyotikler bakteri öldürücü etkileri bakımından birbirlerinin etkisini arttırırlar.</p>
<p>2. Grup antibiyotikler de “Kloramfenikol” “Tetra-siklinler” “Novobiosin”, “Eritromisin” ve ek olarak da “Sülfonamidler” tarafından oluşturulur. 2. Grup’taki antibiyotikler ve <a href="http://www.saglik.im/sulfonamidler/">sülfonamidler</a> bakterilerin çoğalmasını durdurucu etki bakımından birbirlerini desteklerler ancak bakterileri öldürücü etkileri yani “Bakterisid” etkileri destekledikleri her zaman söylenemez. Bu gruptaki bazı antibiyotikler, 1. Gruptaki bazı antibiyotiklerle bir arada kullanıldığında öteki antibiyotiğin bakteri öldürücü etkisini yok ederler.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-8768" title="antibiyotikler" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/07/antibiyotikler.jpg" alt="antibiyotikler" width="400" height="279" /></p>
<p><strong>POIİPEPTİD ANTİBİYOTİKLER</strong>: “Basitrasin”, “Polimiksin B”, “Kolistin” ve “Polipeptid” grubu antibiyotikler olarak incelenirler. Çünkü bunların ortak olan birtakım özellikleri vardır. Bu antibiyotikler yüksek dozda kullanıldıklarından böbrekler üzerinde zedeleyici bir etki gösterirler. Her biri genellikle özel amaçlar için kullanılır. “Basitrasin” adlı <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotik</a> daha çok deri ve mukoza yüzeyi infeksiyonlarmda yüzeyden kullanılır. Penisiline benzeyen antibakteriyel etki spektrumu vardır.Kas içine zerk edildiğinde böbrekleri ve özellikle böbrek tüplerini zedeler. Basitrasin ağız yoluyla verilemez, çünkü -bağırsaklardan emilmez.</p>
<div>
<p>“Polimiksin B” <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> içine zerk edildiğinde böbrekler için zedeleyici etki gösterir. Bu etki doza bağlı olarak gelişir. Antibiyotik daha çok deri ve mukoza yüzeylerini tutan infeksiyonlara karşı merhemler biçiminde yüzeyden kullanılır. Polimiksin B ağız yoluyla alındığında önemli bir etki yapmaz, çünkü bağırsaklardan çok az emilir. Polimiksin B’nin bakterileri Öldürücü, yani “Bakterisid” etkisi vardır.</p>
<p>“Kolistin” (Polimiksin E), hemen hemen tüm özellikleriyle Polimiksin B’ye benzer. “Kolistin sülfat” ağız yoluyla sindirim kanalı infeksiyonlarının tedavisinde, kulaktan da <a href="http://www.saglik.im/kategori/kulak-burun-bogaz/">kulak</a> infeksiyon-ları tedavisinde kullanılır. Bağırsaklardan emilmez. “Sodyum kolistimetat” biçimi, kas ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> içi zerkleri için uygundur.</p>
<p><strong>AMİNOGÜKOZÎD YAPISINDAKİ ANTİBİYOTİKLER: </strong>“Aminoglikozid yapısı”ndaki <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotikler</a> klinik kullanımları bakımından birbirlerinden değişiklikler göstermelerine karşın yapı, emilim, atılım, vücut içindeki dağılım, antibakteriyel etki ve toksik etkileri bakımından büyük benzerlikler gösterirler. “Streptomisin”, “Kana-misin”, “Neomisin” ve “Gentamisin” ayrı ayrı inceleyeceğimiz aminoglikozid yapısındaki antibiyotiklerdir.</p>
<p>Bu antibiyotikleri tümü sindirim kanalından ya çok az ya da hiç emilmezler, öyle ki ağızdan verilen bir dozun tümü dışkıyla atılabilir. Bu, antibiyotiklerin bağırsaklarda daha uzun süre kaldıkları anlamına gelir. Aminoglikozid yapısındaki antibiyotiklerin bu özellikleri aedeniylle bağırsakların bakterilerden temizlenmesi gerektiği durumlarda sözü edilen antibiyotiklerden yararlanılmaktadır. “Streptomisin” “Kanamisin” ve “Gentamisin” zerk edildiğinde vücuda çok iyi yayılırlar ve hemen hemen yalnız idrar yoluyla vücuttan atılırlar. “Neomisin”, zerkedilmeyecek kadar zehirlidir.</p>
<p>Aminoglikozid yapısındaki antibiyotiklerin çok önemli iki yan etkisi vardır. Bunlardan biri 8. kafa siniri (Vestibülokoklearsinir-Statoakustik sinir) için öteki de <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrekler</a> için zedeleyici etkiye sahip olmalarıdır. Aminoglikozidler kısa süre ama yüksek dozda veya uzun süre kullanıldıklarında ya da hastanın böbrekleri iyi çalışmadığında işitme ve dengeyle ilgili olan 8, kafa sinirini zedeleyerek işitme kayıplarına ve denge bozukluklarına yol açarlar. Sözü edilen bu bozukluklar allerjik kökenli değil tümüyle yüksek dozun etkisine bağlıdır. İşitme ve/veya denge bozuklukları ilacın kesilmesinden bir süre sonra da gelişebilir. Yaşlı kişilerde işitme bozukluldarının gelişme tehlikesi daha yüksektir. Aminoglikozidle-ri kullanmak zorunda olan hastaların tedavi süresince haftada iki kez işitme işlevleri bakımından kontrol edilmesi gerekir. Bu sırada herhangi bir işitme ve/veya denge bozukluğuna rastlanüırsa <a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">ilaç</a> kesilmelidir. 8. kafa sinirine zedeleyici etkisi nedeniyle aminoglikozidler öteki antibiyotiklerin etkili olmadığı durumlarda kullanılmalıdır. İşitme bozuklukları genellikle düzelmez.</p>
<p>Bazen de tam sağırlığa neden olur. Denge bozuklukları genellikle düzelirler. 8. kafa sinirinin zedelenmesinin ilk belirtileri “kulak çınlaması”, “baş dönmesi”, “hastanın dengesini koruyamaması” biçimindedir. Aminoglikozidlerin böbrekleri bozucu etkileri de doza bağlı olarak gelişir. Hastada “Albuminüri”, “Kristalüri” gelişmesi böbreklerin bozulduğuna kanıttır. Bu gibi durumlarda da ilacm kesilmesi gerekir. Bu <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> bozuklukları geçicidir. Aminoglikozidler, bakterinin <a href="http://www.saglik.im/protein/">protein</a> sentezini bozarak <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteri</a> öldürücü yani “Bakterisidi” gösterirler.</p>
<div>
<p><strong>ANTİBİYOTİK ETKİLİ İLAÇLARIN ETKİ BİÇİMLERİ:</strong> Antibiyotik etkili ilaçlar, değişik mekanizmalarla <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteriler</a> üzerine etki ederler. Bu mekanizmaları şöyle özetleyebiliriz. Bazı ilaçlar ve özellikle sülfonamidler, bakterinin normal yaşamı için gerekli olan ve <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteri</a> tarafından kimyasal yolla hazırlanan belli maddelerin ön maddelerinin yerini alarak bakterinin bu maddeyi bozuk hazırlamasına ya da hazırlayamamasma yol açarlar. Örneğin sülfona-midler, bakterilerin “folik asit” sentezinde kullandıkları “p-aminobenzoik asit” adlı maddenin yerini alarak folik asit sentezini bozarlar. Bazı antibiyotikler ise örneğin “Penisilin”, “Sefalospı-rin’Y’Basitrasin”‘, “Sikloserin” bakterinin <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a> duvarının yapısını bozarak, bakteri protoplazma-sının bozuk olan bu bölgeden dışarı kaçıp, bakterinin,ölümüne neden olurlar. “Kloramfenikol”, “eritromisin” “linkomisin” “streptomisin”, “tetrasiklin”:gibi antibiyotikler bak-</p>
<p>terilerin <a href="http://www.saglik.im/protein/">protein</a> sentezlerini baskı altına alırlar. Böylece bakteriler etkisiz duruma getirilir. Bazı antibiyotikler de bakterinin <a href="http://www.saglik.im/yazi/dna/">DNA</a> ya da <a href="http://www.saglik.im/t-rna/">RNA</a> sentezini bozarlar. “Mitomisin” DNA, “Rifampi-sin” ve “Aktinomisin” ise RNA sentezini bozar.</p>
<div>
<p><strong>ANTİBİYOTİKLERE KARŞI DİRENÇ GELİŞMESİ</strong> <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">Antibiyotik</a> etkili ilaçların kullanılmaya başlanmasından bu yana bakterilerin zamanla belli antibiyotiklere karşı direnç geliştirdikleri görülmüştür. Bu gibi durumlarda bakterinin etkilenmesi için ya dozun yükseltilmesi ya da ilacın değiştirilmesi gerekir. Direnç çeşitli biçimlerde gelişebilmektedir. Bazı durumlarda bakteri, antibiyotiği etkisiz duruma getiren yeni bir madde üretmeyi öğrenir. Örneğin birtakım bakteriler “Penisilinaz” denilen bir <a href="http://www.saglik.im/enzimler/">enzim</a> üretirler ve onun aracılığıyla penisilinin etkisinden kurtulabilirler.</p>
<p>Çoğu direnç olayında bakteri penisilinazda olduğu gibi antibiyotiği etkisiz duruma getiren bir madde üretmesini değil antibiyotiğe karşın onunla yaşamasını öğrenir. Bakteri bunu kendi iç metabolizmasını antibiyotikten etkilenmeyecek yeni bir dengeye kavuşturmasıyla gerçekleştirir. Kimi durumlarda bakteri Öyle bir uyum sağlar ki, çoğalmak için antibiyotiğe gereksinim duyar. Bakterilerde yukarıda belirttiğimiz direnç mekanizmalarının gelişmesi, bakterilerin gen yapısındaki değişikliklerden kaynaklanır. Bu değişiklikler, bakterilerin nesilleri boyunca gelişir. Bakterilerde antibiyotik etkili ilaçlara karşı direnç gelişmesini kolaylaştıran en önemli etkenlerin başında antibiyotiklerin bilgisiz bir biçimde kullanılmaları gelir.</p>
<p>Gereken antibiyotikler yeterli dozda ve gerekli sürede kullanılmadıklarında antibiyotik etkisinden kurtulan bakteriler, bu antibiyotiklere karşı direnç mekanizmalarını geliştirirler.</p>
<p>Doktorların bilgilerine başvurulmadan yanlış kullanılan antibiyotikler, bakterilerin kolayca direnç kazanmalarına neden olur. Böylece kişi bulaşıcı hastalığa yakalandığı zaman bakteride gelişen direnç nedeniyle hastaya daha yüksek dozda antibiyotik vermek gerekir. Her antibiyotiğin belli yan etkileri olduğuna göre doz yükseldikçe, ortaya çıkma riski çoğalır. Kimi durumlarda direnç öyle bir boyuta ulaşır ki, o antibiyotik artık hastaya etki etmez. Bu durumda antibiyotiğin değiştirilmesi gerekir. Böylece hastanın tedavisinde kullanılabilecek antibiyotiklerin sayısı azalır.</p>
<p>Bu gibi durumların ortaya çıkmaması için antibiyotiklerin kesinlikle doktorların önerilerine göre kullanılmaları gerekir. Gereksiz yere ve yanlış kullanılan antibiyotikler, yarar değil zarar getirirler.</p>
<div>
<p><strong>SÜLFONAMİD VE ANTİBİYOTİKLERİN BULUNMASI</strong>: 1935 yılına dek insan organizmasında gelişen bulaşıcı hastalıkların pek çoğu tedavi edilemiyordu. Deride gelişen yaralarda mikropları öldürücü bazı ilaçlar kullanılıyordu. Ama bunların çoğu, ciddi olaylarda yetersiz kalıyordu. Yani 1935 yılına dek her türlü bulaşıcı hastalık, insan sağlığı açısından ciddi bir sorun yaratıyordu.</p>
<p>1935 yılında Almanya’da yayınlanan bir araştırmada “Kırmızı azo boyası” olan “Prontosü” adlı maddenin streptokoklarla gelişen bulaşıcı hastalıkları iyi ettiği belirtilmişti. Böylece vücuttaki bulaşıcı hastalıklara karşı etkili olan ilk madde bulunmuş oldu. Daha sonraları prontosil maddesinin tüp deneylerinde mikroplara karşı etkisiz olduğu görüldü. Böylece ilginç bir durumla karşı karşıya kaimdi.</p>
<p>İncelemeler derinleştirildiğinde prontosil maddesinin vücutta “Sülfonamid” denilen maddeye parçalandığı ve mikropları vücutta oluşan bu maddenin etkilediği ortaya kondu. Daha sonraki yıllarda çeşitli sülfonamidler, saf olarak kimyasal yollarla hazırlanıp bulaşıcı hastalıklarla savaşta önemli bir adım atılmış oldu. <a href="http://www.saglik.im/penisilinler/">Penisilin</a> 1929 yılında Alexander Fleming tarafından bulunmuştur. Ancak tedavi amacıyla kullanım, daha yenidir. Antibiyotikler, çeşitli <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteri</a> ve mantar türlerinin hazırladıkları maddelerdir. Bu maddeler öteki bazı bakterilerin ya üretmelerini engeller ya da onları öldürürler.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>BALDA ANTİBİYOTİK Kullanımın Zararları</strong></p>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=2808589231237566233&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=2808589231237566233&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/antibiyotikler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİN ETKİLİ MADDELERİ</title>
		<link>http://www.saglik.im/merkezi-sinir-sisteminin-etkili-maddeleri/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/merkezi-sinir-sisteminin-etkili-maddeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 14:46:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1112</guid>
		<description><![CDATA[MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİN ETKİLİ MADDELERİ: Merkezi sinir sisteminin ilaç biliminde önemli bir yeri vardır. Sinir hücreleri arasındaki haberleşme bu sistemde de bazı bileşikler yardımıyla olur. Bunlar: Asetilkolin, dopamin, noradrenalin, adrenalin, serotonin, glutamikasit, gamaamino bütirik asit, glişin, histomin ve bazı peptitlerdir (P maddesi, enkefalinler, endorfinİer gibi). Enkefalinler ve endorfinier son on yıldır üzerlerinde çok çalışılan bileşiklerdir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİN ETKİLİ MADDELERİ: Merkezi sinir sisteminin <a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">ilaç</a> biliminde önemli bir yeri vardır. Sinir hücreleri arasındaki haberleşme bu sistemde de bazı bileşikler yardımıyla olur. Bunlar: Asetilkolin, dopamin, noradrenalin, adrenalin, serotonin, glutamikasit, gamaamino bütirik asit, glişin, histomin ve bazı peptitlerdir (P maddesi, enkefalinler, endorfinİer gibi). Enkefalinler ve endorfinier son on yıldır üzerlerinde çok çalışılan bileşiklerdir. Bu bileşikler hayvan beyinlerinden izole edildiklerinde, uygulandıkları bazı izole sistemlerde ve deney hayvanlarında morfine benzer etkiler göstermektedirler. Bu bileşiklerin merkezi sinir sisteminde bulunmalarının nedeninin organizmayı ağrılardan, gerilimlerden korumak olduğu ileri sürülmektedir. Gerçekten de bu sistemlerin merkezi sinir sistemlerindeki konumları açıklığa kavuştukça, dışardan gelen olumsuz uyaranlara karşı “kapı kontrol görevi” gördükleri düşüncesi güçlenmektedir.</p>
<p>Merkezi sinir sistemini etkileyen ilaçlar bu sistemi uyaranlar ve baskı altına alanlar olmak üzere ikiye ayrılır.</p>
<p>Merkezi sinir sistemini uyaran ilaçların bir bölümüne analeptikler de denir. Striknin, pikrotoksin,</p>
<p>pentetrazol, kafein, teofilin bunlar arasında sayılır. Bu ilaçlar <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> düzensizliği nedeniyle zehirlenmiş          kişilerde          kullandıklarında</p>
<p>yararlıdırlar.</p>
<p>Merkezi sinir sistemini baskı altına alan ilaçlar ise başta sözünü ettiğimiz genel anestezikler, uyku ilaçlan (hipnotikler) alkol, morfinin doğaİ ve yapay türevleri (opioidler)dir. Psikiyatrik bozuklukların tedavisinde kullanılan ilaçlar da yine merkezi sinir sistemini etkileyen i-laçlardır. Psikoz, depresyon, şizofreni, <a href="http://www.saglik.im/mani/">mani</a> gibi durumlarda bu ilaçlardan yararlanılır. Merkezi sinir sistemini etkileyen ilaçların çoğu bağımlılık yaparlar. Bağımlılık en belirgin olarak bu sistemi baskı altına alan ilaçlarla görülür. Morfin ve alkol bağımlılığı sosyal yönden de önem taşıyan konulardır.</p>
<p>Uyku ilaçları da bağımlılık yapıcı ilaçlardır. Özellikle barbitürik asit türevleri güçlü bir biçimde bağımlılık yaparlar. Benzodiazepin türevi olan uyku ilaçları bu açıdan çok daha tehlikesizdirler ve uykusuzluk tedavisinde kullanılırlar.</p>
<p>Morfin ve alkol bağımlılarının tedavisi büyük Özen gerektirir. Bağımlı olunan bu bileşiklerin dozları hekim denetimi altında azaltılmalı ve bağımlıların eksiklik durumuna düşmeden bu durumlarını atlatmaları sağlanmalıdır. Alkol bağımlıları bu süre içinde <a href="http://www.saglik.im/vitaminler/">vitamin</a> içeren i-laçları da kullanmalıdırlar. Bu hastaların tedavi sırasında psişik yönden de güçlendirilmeleri gerekmektedir.</p>
<p>Merkezi sinir sistemini etkileyen esrar, LSD, amfetamin, <a href="http://www.saglik.im/kokain/">kokain</a> gibi ilaçlar da psişik bağımlılık yaparlar. Bu tip ilaçların oluşturduğu bağımlılık özellikle sosyoekonomik açıdan ileri olan ülkelerde çok yaygındır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/merkezi-sinir-sisteminin-etkili-maddeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OTONOM SİNİR SİSTEMİNİN ETKİLİ MADDELERİ</title>
		<link>http://www.saglik.im/otonom-sinir-sisteminin-etkili-maddeleri/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/otonom-sinir-sisteminin-etkili-maddeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 14:40:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1111</guid>
		<description><![CDATA[OTONOM SİNİR SİSTEMİNİN ETKİLİ MADDELERİ: 10 milyardan fazla sinir hücresi insanın sinir sistemini kurmaktadır. Bu sinir hücreleri gerek kendi aralarında gerekse de etkiledikleri dokulara, salgıladıkları bazı maddelerle haberleşmektedirler. “Sempatik” ve “Parasempatik” olmak üzere iki bölümden kurulmuş olan otonom sinir sisteminde “Asetilkolin” ve “Adrenalin”, “Noradrenalin”, “Dopamin” olmak üzere haberleşme, etkileme maddeleri bulunmaktadır. Asetilkolin parasempatik, diğerleri ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>OTONOM SİNİR SİSTEMİNİN ETKİLİ MADDELERİ: 10 milyardan fazla sinir hücresi insanın sinir sistemini kurmaktadır. Bu sinir hücreleri gerek kendi aralarında gerekse de etkiledikleri dokulara, salgıladıkları bazı maddelerle haberleşmektedirler. “Sempatik” ve “Parasempatik” olmak üzere iki bölümden kurulmuş olan otonom sinir sisteminde “Asetilkolin” ve “Adrenalin”, “Noradrenalin”, “Dopamin” olmak üzere haberleşme, etkileme maddeleri bulunmaktadır. Asetilkolin parasempatik, diğerleri ise sempatik sinir sisteminin etkili maddesidir.<br />
Sempatik etki sonucu çeşitli organlarda gelişen değişiklikleri şöyle özetleyebiliriz: <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">Kalp</a> çalışmasında hızlanma, damarlarda daralma, bronşlarda genişleme, gözbebeklerinde genişleme, <a href="http://www.saglik.im/mide/">mide</a> ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bagirsak-hastaliklari/">bağırsak</a> hareketlerinde tembelleşme, midenin çıkış deliğindeki “Oddi” büzgecinde kasılma, mesanede gevşeme, <a href="http://www.saglik.im/pankreas/">pankreas</a> ve safra salgısında azalma.</p>
<p>Parasempatik etki sonucu gelişen değişiklikleri ise şöyle Özetleyebiliriz: Gözyaşı ve tükürük salgısının artması, gözbebeklerinin daralması, kalp atımlarının yavaşlaması, bronşların daralması, mide ve bağırsak hareketlerinin artması, safra ve pankreas saJgısmm artması.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/otonom-sinir-sisteminin-etkili-maddeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LOKAL ANESTEZİLER</title>
		<link>http://www.saglik.im/lokal-anesteziler/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/lokal-anesteziler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 14:40:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1110</guid>
		<description><![CDATA[LOKAL ANESTEZtKLER: “Lokal Anestezikler”, uygulandıkları vücut bölgesinde sinir liflerinin duyu uyarılarını iletme yeteneklerini baskı altına alarak, o bölgede ağrı duygusunu ortadan kaldıran maddelerdir. Lokal anestezikler etkilerini yalnız uygulandıkları bölgede gösterirler. Bilinci geçici olarak olsa bile yok etmezler. Bu iki özellik onları genel anesteziklerden ayırır. Lokal anestezikler, kesinlikle damar içine zerk edilmemelidir; doku içine verilirler. Günümüzde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>LOKAL ANESTEZtKLER: “Lokal Anestezikler”, uygulandıkları vücut bölgesinde sinir liflerinin duyu uyarılarını iletme yeteneklerini baskı altına alarak, o bölgede <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> duygusunu ortadan kaldıran maddelerdir. Lokal anestezikler etkilerini yalnız uygulandıkları bölgede gösterirler. Bilinci geçici olarak olsa bile yok etmezler. Bu iki özellik onları genel anesteziklerden ayırır. Lokal anestezikler, kesinlikle <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> içine zerk edilmemelidir; <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> içine verilirler. Günümüzde sık kullanılan lokal anestezikler şunlardır: “Kokain”, “Prokain”, “Novakain”, “Lidokain”, “Tetrakain* ve “Mepivakain”dir. <a href="http://www.saglik.im/kokain/">Kokain</a> yüzeysel olarak deriye ya da mukozaya uygulandığında da <a href="http://www.saglik.im/lokal-anesteziler/">lokal anestezi</a> sağlar. Belli bir dereceye dek soğutma yoluyla da lokal anestezi elde edilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/lokal-anesteziler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GENEL ANESTEZİLER</title>
		<link>http://www.saglik.im/genel-anesteziler/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/genel-anesteziler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 14:39:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1109</guid>
		<description><![CDATA[GENEL ANESTEZİKLER: “Genel Anestezi” kişiye verilen birtakım ilaçların aracılığıyla bilincin geçici olarak kaldırılmasıyla birlikte ağrı duygusunun da vücutta yok edilmesidir. Lokal Anestezi’nin genel anesteziden ayrımı, lokal anestezi uygulanan kişinin yalnız lokal anestezi bölgesinde ağrı duygusunu kaybetmesi buna karşılık bilincini korumasıdır. Genel anestezi sağlayan maddeler ya solunum yoluyla ya da doğrudan damar içine verilip kan dolaşımına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>GENEL ANESTEZİKLER: “Genel Anestezi” kişiye verilen birtakım ilaçların aracılığıyla bilincin geçici olarak kaldırılmasıyla birlikte <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> duygusunun da vücutta yok edilmesidir. Lokal Anestezi’nin genel anesteziden ayrımı, <a href="http://www.saglik.im/lokal-anesteziler/">lokal anestezi</a> uygulanan kişinin yalnız lokal anestezi bölgesinde ağrı duygusunu kaybetmesi buna karşılık bilincini korumasıdır. <a href="http://www.saglik.im/genel-anesteziler/">Genel anestezi</a> sağlayan maddeler ya <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> yoluyla ya da doğrudan <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> içine verilip <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> dolaşımına katılırlar. Böylece bazı sinir merkezlerinde sinir hücrelerinin işlevlerini geçici olarak engelleyerek etkilerini gösterirler. Genel anestezi sağlayan maddelerin yardımıyla cerrahi, büyük gelişmeler kaydetme olanağını bulmuştur. Genel anestezik maddeler, beynin solunum merkezlerini de baskı altına alarak solunumun durmasına yol açarlar. Bu nedenle genel anesteziye alman hastalara özel aygıtlarla <a href="http://www.saglik.im/yapay-solunum-2/">yapay solunum</a> yaptırma zorunluğu doğar. Genel anestezikler, değişik derecede <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp ve damar</a> sistemini de baskı altına aldıklarından bu etkilerine karşı da gerekli önlemler alınır. Genel anestezik maddeler, başlıca iki yolla vücuda verilirler. Bunlardan biri solunum yolu öteki de damar içi yoludur. Solunum yoluyla verilen genel anestezikler, akciğerlerdeki kılcal damarlardan geçerek kan dolaşımına katılırlar. Bu yolla verilen maddeler <a href="http://www.saglik.im/gaz/">gaz</a> ya da uçucu sıvı biçimindedirler. Gaz biçiminde olan genel anestezikler şunlardır: “Etilen”, “Nitroz oksit” ve “Siklopropan”. Uçucu sıvı biçiminde olanlar da “Kloroform”, “Halotan”, “Etil Eter”, “Vinil Eter”, “Metoksi fluran”, “Trikloretilen”, “Flü-roksen” ve “Etil Klorid”dir. Solunum yoluyla verilen genel anestezikler özel aygıtların kullanılmasını gerektirirler. Damar içine zerk edilen genel anestezikler şunlardır: “Tiopental” “Inno-var”, “Ketamin hidroklorid”. Buraya dek sözünü ettiğimiz genel anestezik maddeler birbirlerine göre birtakım üstünlüklere ve etki değişikliklerine sahip olduklarından bu maddeler, yapılacak olan ameliyatın süresine ve hastanın diğer özelliklerine göre uygun bir biçimde seçilirler.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/genel-anesteziler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ASPİRİN VE DİĞER SALİSİLATLAR</title>
		<link>http://www.saglik.im/aspirin-ve-diger-salisilatlar/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/aspirin-ve-diger-salisilatlar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 14:38:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1108</guid>
		<description><![CDATA[ASPİRİN VE DİĞER SALİSİLATLAR: “Şahsilik Asit”, ağrı kesici, ateş düşürücü, iltihap giderici antiromatizmal ve idrar içinde “Ürik Asit” atılmasını sağlayan bir etkiye sahiptir. Şahsilik asitin kimyasal yönden üç değişik biçimi olan “Sodyum salisilat”, “Salisilamin”, “Asetil Salisilik Asit” yani “Aspirin”, “Salisilat”lar denilen ve dünyada en çok kullanılan ilaç grubunu oluşturur. Sağlıklı bir kişi 600 mg. kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>ASPİRİN VE DİĞER SALİSİLATLAR: “Şahsilik Asit”, <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> kesici, <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> düşürücü, iltihap giderici antiromatizmal ve idrar içinde “Ürik Asit” atılmasını sağlayan bir etkiye sahiptir. Şahsilik asitin kimyasal yönden üç değişik biçimi olan “Sodyum salisilat”, “Salisilamin”, “Asetil Salisilik Asit” yani “Aspirin”, “Salisilat”lar denilen ve dünyada en çok kullanılan <a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">ilaç</a> grubunu oluşturur.</p>
<p>Sağlıklı bir kişi 600 mg. kadar aspirin, <a href="http://www.saglik.im/sodyum-2/">sodyum</a> salisilat ya da salisilamin aldığında kendisinde kayda değer hiçbir değişildik hissetmez. Oysa belli hastalıklarda aspirin ya da yukarıda saydığımız öteki iki ilaçtan birini uygun dozda alan bir kişide hastalık belirtilerinin gerilediği görülür. Bilindiği gibi birçok kas, eklem ve baş ağrlsma karşı salisilatlar, ağrı dindirici etki gösterirler. Bu etkiyi “Prostaglandin” denilen ve vücut içinde, bazı durumlarda serbest hale geçip ağrı duygusunun ortaya çıkmasını sağlayan bazı maddelerin yapımını baskı altına alarak sağladıkları düşünülüyor.</p>
<p>Salisilatların bir başka etkisi de ateş düşürmeleridir. Ateşi yükselmemiş olan bir kişi salisilatlardan birini aldığında vücut ısısında herhangi bir değişiklik olmaz. Ancak ateşi yükselmiş kişi, salisilat grubundaki ilaçlardan birini uygun dozda aldığında ateşi düşer. Bilindiği gibi vücut ısısı, beynin “Hipotalamus” adlı bölümü tarafından denetlenir. Normalde bir insan, denetimli bir biçimde ısı üretip ısı kaybederek vücut ısısını normal sınırlar arasında korur. Koşan bir insanın da vücutta ısı üretimi artar. Fakat bu insanın derisinin kılcal damarların genişlemesi, terlemesi ve solunumun hızlanmasıyla üretilen fazla ısısı bu yollarla kaybedilir. Bu denetimler her zaman hipotalamustan yapılmaktadır. Yani <a href="http://www.saglik.im/hipotalamus/">hipotalamus</a> vücudun aynı zamanda termostatıdır. Ateşli <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> durumunda vücutta ısı üretimi genellikle normaldir. Ancak ısı kaybı azalır. Bu bozukluk, hipotalamusun daha yüksek bir vücut ısısına göre ayar değiştirmesine bağlı olabilir. Salisilatlar derideki kılcal damarları genişleterek ve terlemeye neden olarak ısı kaybını sağlarlar. Böylece vücutta yükselen ateş düşer. Terleme ısı kaybı için kesin gerekli değildir. ; “Atropin” verilerek terlemesi durdurulan kişiler de ısı kaybedebilirler.</p>
<p>Salisilat grubu ilaçların bir başka önemli etkisi de romatizmal eklem hastalıklarında eklemde gelişen hastalık belirtilerinin ağrıyı dindirmeleri, yükselen ateşi ve kanın çökme hızını normale döndürmeleridir. Burada belirttiğimiz antiroma-tizmal etkiler, salisilat grubu ilaçların sahip oldukları iltihap giderici etkilerinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Salisilatlar, idrar içinde <a href="http://www.saglik.im/urik-asit/">ürik asit</a> atılmasını da sağlarlar. Bu etkilerini böbreklerden süzülen ürik asitin böbreklerden yeniden geri emilmelerini engelleyerek gösterirler.</p>
<p>Bilindiği gibi salisilatların mideyi tahriş etme özellikleri de vardır. Bunun nedeni, <a href="http://www.saglik.im/mide/">mide</a> duvarını koruyan midenin mukus salgısının yapısını bozarak onun koruyucu etkisini ortadan kaldırmalarıdır. Deney hayvanlarına uzun süre aspirin verilerek ülsere yol açılabilmiştir. Uzun süre aspirin kullanmak zorunda kalan kimi hastalarda da mide rahatsızlıkları gelişmiştir. Bunlar hafif bir gastritten başlayarak, kanayan bir mide ülserine dek değişebilirler. Uzun süre salisilatları kullanmak zorunda olanların bu ilaçları <a href="http://www.saglik.im/sut/">süt</a> gibi alkali bir sıvıyla almalarında yarar vardır. Bu yolla salisilatların mideyi tahriş edici etkileri büyük ölçüde önlenmiş olur. Salisilatların boş mideye alınmamaları gerekir. Bu durumda tahriş edici etkileri çok artar. Bu ilaçların yemeklerle birlikte alınmalarında büyük yarar vardır. Böylece midenin esasen artmış olan asitliği nedeniyle salisilatlar hızla emilirler.</p>
<p>Küçük bir aspirin dozu bile kanama zamanını uzatır. Kanama zamanının uzaması, kanın <a href="http://www.saglik.im/pihtilasma/">pıhtılaşma</a> süresinin de uzamasından kaynaklanır</p>
<p>Aspirinin bu etkisinden bazı <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp ve damar</a> sistemi hastalıklarında, kanın pıhtılaşmasının güçleştirilmesinde ve olası bazı <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> tıkanıklarının önüne geçilmesinde yararlanılır. Salisilatların solunumu hızlandırma, tiroksin hormonunun <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> proteinlerine bağlanmasını etkileme ve şeker hastalarının yüksek olan kan şekerini düşürme etkileri de vardır. Vücuda giren salisilatların etkisi altı saat sonra yarıya iner. Yani alman salisilat dozunun vücuttaki yarı ömrü altı saattir. Salisilat grubu ilaçlar, hemen hemen tümüyle güvenilir ilaçlardır. Ancak yüksek doza bağlı olarak <a href="http://www.saglik.im/zehirlenme/">zehirlenme</a> belirtilerine yol açabileçekleri gibi çok ender durumlarda da allerjik tepkilere neden olabilirler. Allerjik tepkiler, duyarlı kimselerde “Bronsiyal astma” ‘Ürtiker” atakları biçiminde ortaya çıkabilir. Allerjik tepkilerin ortaya çıkması, alınan doza bağlı değildir. Çok az dozda alınan salisilatlar bile duyarlı kişilerde allerjiye yol açabilirler. Doza bağlı olarak-gelişen salisilat zehirlenmeleri hafif ya da ağır olmak üzere iki çeşittir. Hafif salisilat zehirlenmesine “Salisilizm” denir. Salisi-lizm <a href="http://www.saglik.im/kategori/kulak-burun-bogaz/">kulak</a> çınlaması, bağ ağrısı, baş dönmesi ve <a href="http://www.saglik.im/bilinc-bulanikligi/">bilinç bulanıklığı</a> biçiminde belirir. Ağır zehirlenmelerde <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> sayısının artması, mide <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bagirsak-hastaliklari/">bağırsak</a> bozuklukları, vücudun asit-baz dengesinin bozulması ve özellikle deri dokusunda “Peteşi” denilen deri içi kanama odaklarının oluşması gibi belirtiler gelişir. Erişkin kişilerde 20 gram salisilat, öldürücü etki gösterir. Günlük en yüksek salisilat dozu 6 gram kadardır. Her aspirin tabletinin 0,5 gr. olduğu göz önüne alınırsa, günde 12 aspirin alınabilir.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/aspirin-ve-diger-salisilatlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>RİFAMPİSİN</title>
		<link>http://www.saglik.im/rifampisin/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/rifampisin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 14:36:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1107</guid>
		<description><![CDATA[RİFAMPİSİN: fampisin tüberküloz tedavisinde kullanılan antibiyotiklerden biridir .Rifampi-sin sindirim kanalından kolayca emilir ve vücuttan çoğunlukla safra içinde atılır. Bu antibiyotik, bakterilerin üremelerini durdurucu bir etkiye sahiptir, yani “Bakteriostatik”dir. Karaciğer bozuklukları, kanın pıhtılaşmasındaki bozukluklar, idrar, dışkı, tükürük ve terin kırmızı-turuncu renge boyanması, bulantı, ishal gibi yan etkiler gösterebilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>RİFAMPİSİN: fampisin tüberküloz tedavisinde kullanılan antibiyotiklerden biridir .Rifampi-sin sindirim kanalından kolayca emilir ve vücuttan çoğunlukla safra içinde atılır. Bu antibiyotik, bakterilerin üremelerini durdurucu bir etkiye sahiptir, yani “Bakteriostatik”dir. Karaciğer bozuklukları, kanın pıhtılaşmasındaki bozukluklar, idrar, dışkı, tükürük ve terin</p>
<p>kırmızı-turuncu renge boyanması, bulantı, <a href="http://www.saglik.im/ishal/">ishal</a> gibi yan etkiler gösterebilir.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/rifampisin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LİNKOMİSİN</title>
		<link>http://www.saglik.im/linkomisin/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/linkomisin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 14:35:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1106</guid>
		<description><![CDATA[LİNKOMİSİN: Linkomisinin geniş bir anti-bakteriyel etki spektrumu vardır. Ağız yoluyla veya kas ve damar içine zerk yoluyla kullanılabilir. Linkomisin kemiklere ve merkezi sinir sistemine kolaylıkla İşler. Bazen kanlı ve mukuslu olabilen ishallere yol açabilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>LİNKOMİSİN: Linkomisinin geniş bir anti-bakteriyel etki spektrumu vardır. Ağız yoluyla veya <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> içine zerk yoluyla kullanılabilir. <a href="http://www.saglik.im/linkomisin/">Linkomisin</a> kemiklere ve merkezi sinir sistemine kolaylıkla İşler. Bazen kanlı ve mukuslu olabilen ishallere yol açabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/linkomisin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

