<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Solunum Sistemi ve Hastalıkları</title>
	<atom:link href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-sistemi-ve-hastaliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik.im</link>
	<description>Sağlık, Tıp, Estetik Tedavi Yöntemleri &#124; Sağlık&#039;ım Her şey Diyorsanız..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Aug 2011 02:08:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Öksürük</title>
		<link>http://www.saglik.im/oksuruk/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/oksuruk/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Nov 2010 00:21:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi Yöntemleri ve İncelemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Balgam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=760</guid>
		<description><![CDATA[ÖKSÜRÜK Öksürük solunum yolu hastalıklarında en sık görülen belirtilerden biridir. Solunum yollarına giren yabancı cisimleri ya da içeride oluşan bronş salgısı, balgam, kan gibi patolojik maddeleri dışarı atmaya yönelik bir refleks biçiminde ortaya çıkar. Şiddetli bir soluk vermeyle birlikte gırtlağın kapanmasını sağlayan ses tellerinin kasılmasından oluşur. Göğüs kaslarının bu sıradaki ani kasılmasına karın kasları da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖKSÜRÜK</strong><br />
Öksürük <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> yolu hastalıklarında en sık görülen belirtilerden biridir. Solunum yollarına giren yabancı cisimleri ya da içeride oluşan bronş salgısı, balgam, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> gibi patolojik maddeleri dışarı atmaya yönelik bir <a href="http://www.saglik.im/refleksler/">refleks</a> biçiminde ortaya çıkar. Şiddetli bir soluk vermeyle birlikte gırtlağın kapanmasını sağlayan ses tellerinin kasılmasından oluşur. Göğüs kaslarının bu sıradaki ani kasılmasına karın kasları da eşlik eder. Soluk borusunun içindeki basıncın yükselmesi gırtlağı açılmaya zorlar ve zorlanan gırtlaktaki ses tellerinin titreşimi tipik <a href="http://www.saglik.im/oksuruk/">öksürük</a> sesinin çıkmasına yol açar.Öksürük solunum yollarının herhangi bir bölümünün uyarılmasıyla gelişen bir refleks değildir. Örneğin, akciğer hava keseciklerinin (alveol) duvarı uyarıldığında insan öksürmez. Öksürük öncelikle gırtlak, soluk borusu ve bronşların bir bölümünden kaynaklanır.<br />
Zatürree gibi bir akciğer hastalığında <a href="http://www.saglik.im/yazi/balgam/">balgam</a> bronşlara ulaşmadıkça öksürük görülmez. <a href="http://www.saglik.im/yazi/akciger-zari/">Akciğer zarı</a> (plevra) hastalıklarında, örneğin plöre-zideyse inatçı bir öksürük vardır. Solunum yollarında gerçek bir hastalık olmadan da histeri ve ruhsal gerginliğe bağlı, sinirsel öksürük görülebilir.Başlıca iki tip öksürük vardır:<br />
•<strong> Kuru öksürük</strong>: Öksürük sesi yalnızca ses tellerinin titreşimiyle oluşur. Hasta balgam çıkarmaz. Bu tip öksürük genellikle şu durumlarda görülür:</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-4464" title="oksuruk_husten" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/oksuruk_husten-300x215.jpg" alt="" width="300" height="215" /></p>
<p>1) Balgam oluşturmayan -gırtlak, soluk borusu ve bronş İltihaplarında;</p>
<p>2) <a href="http://www.saglik.im/plorezi/">plörezi</a> gibi akciğer zan hastalıklarında.<br />
Veremin başlangıç döneminde görülen “kesik öksürük” de bir tür kuru öksürüktür.</p>
<p>• Balgamlı öksürük: Ses tellerinin gerilmesiyle ortaya çıkan sese balgam parçacıklarının solunum yolları boyunca hareketiyle oluşan sesler de eklenir. Değişik miktarlarda da olsa balgam her zaman vardır, ama hastanın küçük çocuk, yaşlı vb olması gibi durumlarda öksürükle dışarı çıkarılamaz, yutularak mideye gider.Bir önceki bölümde açıklandığı gibi öksürüğün “kuru” ve “balgamlı” olmak üzere başlıca iki tipi vardır. Ama öksürük bunlardan başka bazı özel biçimlerde de ortaya çıkabilir. .</p>
<p>• Nöbet halinde öksürük: Derin ve gürültülü bir soluk almayla kesilen, arka arkaya şiddetli öksürüklerden oîuşur. Tipik olarak boğmacada görülür, ama bronş mukozasının zedelendiği durumlarda ya da solunum yollarına yabancı cisimler kaçtığında da ortaya çıkabilir.• Havlar gibi öksürük: Kuru, bazen hınitdıdır. Hastanın sesi kısıktır. Larenjit, <a href="http://www.saglik.im/difteri/">difteri</a> vb hastalıklara bağlı.ses telleri iltihabında, özellikle de küçük çocuklarda akut gırtlak-soluk borusu-bronş iltihabında görülür.• fki tonlu öksürük: Farklı tonlarda iki sesin birleşmesiyle ortaya çıkar. Seslerin biri gırtlakta ses telleri düzeyinde, öbürü daha aşağıda, soluk borusu ve bronşlarda oluşur.</p>
<p>• Kuru, kısık öksürük: Yüksek sesli bir öksürük değildir, ama çok rahatsızlık verir. Gırtlakta <a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">tümör</a> ya da <a href="http://www.saglik.im/verem/">verem</a> gibi ses tellerinin ağır lezyonlarmda görülür.Bir önceki bölümde açıklandığı gibi öksürüğün “kuru” ve “balgamlı” olmak üzere başlıca iki tipi vardır. Ama öksürük bunlardan başka bazı özel biçimlerde de ortaya çıkabilir. . Nöbet halinde öksürük: Derin ve gürültülü bir soluk almayla kesilen, arka arkaya şiddetli öksürüklerden oluşur. Tipik olarak boğmacada görülür, ama bronş mukozasının zedelendiği durumlarda ya da solunum yollarına yabancı cisimler kaçtığında da ortaya çıkabilir.• Havlar gibi öksürük: Kuru, bazen hınitdıdır. Hastanın sesi kısıktır. Larenjit, difteri vb hastalıklara bağlı.ses telleri iltihabında, özellikle de küçük çocuklarda akut gırtlak-soluk borusu-bronş iltihabında görülür.• fki tonlu öksürük: Farklı tonlarda iki sesin birleşmesiyle ortaya çıkar. Seslerin biri gırtlakta ses telleri düzeyinde, öbürü daha aşağıda, soluk borusu ve bronşlarda oluşur.• Kuru, kısık öksürük: Yüksek sesli bir öksürük değildir, ama çok rahatsızlık verir. Gırtlakta tümör ya da verem gibi ses tellerinin ağır lezyonlarmda görülür</p>
<p>&#8220;<a title="öksürük nasıl geçer" href="http://www.saglik.im/oksuruk/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Öksürük Nasıl Geçer</strong></span></a>&#8221;</p>
<p>Öksürüğün tedavisi bağlı olduğu hastalığa yönelik olmalıdır. Kuru öksürük, hava kirliliği veya sigara gibi tahriş nedenleri ortadan kaldırıldığı zaman çoğunlukla kesilir. Güzel bir havalandırma ve havanın nemlendirilmesiyle birlikte  öksürük büyük oranda azalır.<br />
Enfeksiyon kapılmış ise bu öksürük, antibiyotiklerle tedavi edilmelidir. Enfeksi­yonlardan kaynaklanan öksürükler, pisliklerin akciğerlerde birikmemesi için, kesilmeyip, tersine, desteklenir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/oksuruk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>22</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Verem &#8211; Tüberküloz</title>
		<link>http://www.saglik.im/verem/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/verem/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2009 06:41:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=562</guid>
		<description><![CDATA[Eski çağlarda veremle ilgili bilgile­re rastlanmaktadır. Verem ÎÖ 3000 yı­lından Snce Çin’de biliniyordu. Çinliler hastanın nabzına bakarak hastalığın gi­dişinin nasıl olacağına karar veriyorlar­dı. Eski Yunan’da Knidoslu Euryphron veremli hastanın bir kadının memesin­den süt emerek tedavi edileceğini ileri sürüyor, hastanın boynuna ve göğsüne akkor halinde ısıtılmış iğneler batırıyordu. On altıncı yüzyılda veremin bulaşı­cı bir hastalık olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eski çağlarda veremle ilgili bilgile­re rastlanmaktadır. <a href="http://www.saglik.im/verem/">Verem</a> ÎÖ 3000 yı­lından Snce Çin’de biliniyordu. Çinliler hastanın nabzına bakarak hastalığın gi­dişinin nasıl olacağına karar veriyorlar­dı. Eski Yunan’da Knidoslu Euryphron veremli hastanın bir kadının memesin­den <a href="http://www.saglik.im/sut/">süt</a> emerek tedavi edileceğini ileri sürüyor, hastanın boynuna ve göğsüne akkor halinde ısıtılmış iğneler batırıyordu.<br />
On altıncı yüzyılda veremin bulaşı­cı bir hastalık olduğu düşünüldü. On yedinci yüzyılın sonunda bulaşmasını önlemeye yönelik ilk adımlar atıldı. 1882′de Robert Koch, verem hastalı­ğından sorumlu olan mikroorganizma­yı saptamayı ve üretmeyi başardı; bu nedenle verem etkenine Koclrbasili adı verilmiştir. Daha sonra veremi ortaya çıkaran başka etkenler belirlendi ve 1950′Ierde hastalığı tümüyle iyileştiren etkili ilaçlar bulundu.</p>
<p><strong>TÜBERKÜLOZUN VÜCUTTA SİNSİCE YAYILMASI: </strong></p>
<p>Yukarıda değindiğimiz gibi tüberküloz basilinin vücuda ilk kez girmesiyle ortaya çıkan tüberküloz İnfeksiyonu, kişi tarafından hissedilmeden kontrol altına alınarak yaşam boyunca sürecek olan bir bağışıklık kazanmış olur. Ancak yaşamın ileriki dönemlerinin birinde tüberküloz olayı, yeniden hortlayabilir.Tüberküloz ile vücudun savunma sistemi yani bağışıklık sistemi arasında denge, bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla veya dışarıdan yeniden çok sayıda tüberküloz basilinin alınmasıyla tüberküloz lehine bozulur. Denge genellikle bağışıklığın zayıflayıp, vücutta bulunan tüberküloz basillerinin yeniden aktifleşmesine bağlı olarak bozulur.</p>
<p>Buna “Tüberküloz reaktivasyonu” diyebiliriz. Reaktivasyon halinde tüberküloz basilleri yeniden kana karışmaya başlarlar. Basiller bu yolla vücuda dağılırlar. En çok da oksijen basıncı yüksek olan dokuları sevdiklerine göre özellikle bu çeşit dokuları, yeni yerleşim bölgeleri olarak seçerler. Yeni yerleşim bölgelerine veya yeni kolonilere “Metastatik odaklar” denir. Akciğerlerin tepe {apeks] bölgeleri oksijen basıncı yönünden tüberküloz basilleri için çok uygundur. Öyle ki metastatik odaklar genellikle akciğerlerin tepe bölgelerinde oluşurlar. Akciğer-lerdeki bu metastatik odaklara, “Simon odaklan” denir. Metastatik odaklar böbrekler, büyümekte olan kemiklerin epifiz bölgeleri, böbreküstü bezleri, beyin zarları, sindirim kanalı gibi organlarda kurulabilirler.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-9284" title="VEREM – TÜBERKÜLOZ" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/04/VEREM-–-TÜBERKÜLOZ-300x288.jpg" alt="" width="300" height="288" /></p>
<p>Reaktive olan tüberküloz, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> yoluyla bu şekilde vücuda dağılırken ne yazık ki çoğu kez teşhis edilemez. Çünkü bu sinsi yayılma döneminde hafif bir <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> yükselmesi, hafif bir halsizlik gibi önemsenmeyen belirtiler ortaya çıkar. Reaktive olan tüberküloz, genellikle yerleşmiş olduğu organı belli bir ölçüde bu organın hastalanmasına ve tüberküloz hastalığının genel belirtilerine neden olduktan sonra teşhis edilir. Bu nedenle özellikle kısa süre önce tüberküloz geçirmiş olanlarda, yakınlarında tüberküloz olan kişilerde, tüberkülozun sık rastlandığı bölgelerde, çocuklarda, açıklanamayan inatçı hafif ateş yükselmelerinde yine hafif inatçı halsizlik durumlarında tüberkülozun araştırılması gerekir. İlerlemiş yaşlarda, <a href="http://www.saglik.im/silikozis/">silikozis</a> olaylarında, lösemi ve Hodgkin gibi kan hastalıklarında, akciğerlerin tüberküloza bağlı olmayan iltihaplarında, akciğer kanserlerinde, şeker hastalığında, tüberkülozun reaktive olma yani yeniden hortlama riski yükselir.</p>
<p><strong>TÜBERKÜLOZ MENENJİT: </strong></p>
<p>Tüberküloz basilinin neden olduğu “Tüberküloz menenjit” ne yazık ki ülkemizde sık rastlanan bir <a href="http://www.saglik.im/menenjit/">menenjit</a> tipidir. Hastalık akciğer, lenf bezi, <a href="http://www.saglik.im/yazi/kemik/">kemik</a> tüberkülozu gibi vücuttaki bir tüberküloz odağından kaynaklanan basillerin beyin zarlarına yayılması sonucu gelişmektedir. ^ Tüberküloz menenjit, genellikle çocuklarda ve gençlerde ortaya çıkmaktadır. Hastalığın belirtileri cerahatli menenjitte olduğu gibidir. Hastadan ahnan beyin-omurilik sıvısı pirinç suyu görünümündedir. Bir süre bırakıldığında beyin-omurilik sıvısında örümcek ağı gibi beyaz bir <a href="http://www.saglik.im/pihtilasma/">pıhtılaşma</a> belirir. Hastalığın tedavisinde İzoniazid, Streptomisin, Piraznamid . Rifampi-sin adlı ilaçlar kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>KOCH BASİLİ VE ÖTEKİ VEREM BASİLLERİ</strong></p>
<p>Koch’un bulduğu mikoorganizma in­sanda vereme neden olan çubuk biçim­li bir mikroorganizmadır, <a href="http://www.saglik.im/hareket/">hareket</a> yete­neği yoktur, uzunluğu yaklaşık 3-4 mikrondur (milimetrenin binde biri). Verem basili {Mycobacterium tubercu-losis) öteki bakterilerin hemen tümünü öldüren asit ve alkalilere oldukça di­rençlidir, verem tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç kazanabilir. Kanlı balgamda 3 ay yaşayabilir. Öte yandan ışıkta ve ısıda, özellikle nemli ortamda kolayca yok edilebilir (90°C’de 5 dakikada ölür).<br />
Bazen tedavinin başlangıcından bir süre sonra, basil ilaca karşı duyarsızlaşır ve tedavi etkisiz kalır. Günümüzde basilin verem tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı giderek artan ölçü­de direnç kazanması çözülmesi gere­ken bir konudur.<br />
İnsanda hastalık yapan tipinin yanı sıra hayvanlarda hastalığa neden olan farklı verem basilleri vardır. Bunların arasında kültür oluşturma, enfeksiyon yapma ve biyolojik özellikler yönün­den farklar vardır. Mycobacterium bo-vis ineklerde, Mycobacterium avium Çoğunlukla kuşlarda hastalık yapar.Hastalıklı ineklerden insana geçen en­feksiyon, çocuklukta görülen akciğer dışı verem türlerinin ortaya çıkmasında rol oynar.</p>
<p><strong>NASIL BULAŞIR? </strong></p>
<p>Verem basili, olguların büyük bölü­münde <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> sırasında vücuda hava yoluyla girer. Basil tozlarla karışmış olarak havada asılı durur ya da veremli kişinin konuşurken, Öksürürken çıkar­dığı mikroskopık tükürük damlacıkla­rıyla doğrudan ortama yayılır, Solu­num sistemine giren basil, akciğerde bronşların sonunda bulunan hava kese­ciklerine (alveol) ulaşır ve yerleşir; bu­rada birincil verem olarak bilinen bir iltihaba yol açar.<br />
tnsan, Koch basilinin yayılmasına neden olan en önemli enfeksiyon kay­nağıdır.<br />
Basilin vücuda yayılması sonucun­da beyin zarları, <a href="http://www.saglik.im/lenf-bezleri/">lenf bezleri</a> ve böbrek­ler gibi organlarda da hastalık görülür. Öksürük nöbetleri ile basiller kolayca yayıldığından akciğer veremi, en fazla basil saçan vereni tipidir. Ağızda da basil bulunduğundan hasta ile doğru­dan temas hastalığın bulaşmasında önemli bir unsurdur. Tabak, çatal gibi kişiye özgü eşyaların ortak kullanımı da bulaşmada rol oynar. Dışarı atılan balgamla çıkan <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteriler</a> dış ortamda uzun süre yaşadığından en önemli bu­laşma yolu balgamdır.<br />
Buna karşılık, verem yalnız solu­num yoluyla bulaşmaz. İnek sütüyle bu­laşan verem mikrobu insan vücuduna sindirim sisteminden girer. Özellikle süt veren ineklerde verem mikrobu meme­de enfeksiyona yol açmışsa hastalık süt­ten çevreye yayılır. Bu nedenle insanda inek veremi basili <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bagirsak-hastaliklari/">bağırsak</a> ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/sindirim-sistemi-ve-hastaliklari/">sindirim sistemi</a> enfeksiyonlarında rol oynar.Verem basilinin vücuda Öteki giriş yollan deri, gözler ve cinsel organlar­dır.</p>
<p><strong>VEREM NASIL OLUR? </strong></p>
<p>Verem kalıtsal bir hastalık değildir. Ve­rem basili ancak eteneden geçerek dö-lüte ulaşabilir. Veremli kadınların yu­murtası da ender olarak Koch basili içerebilir. Anne karnında bebeğin ve­rem mikrobunu alması genellikle düşü­ğe ya da bebeğin yaşamın ilk haftala­rında ölmesine neden olur.<br />
Öte yandan kalıtsal olarak vereme yakalanma yatkınlığından söz edilebi­lir. Bu, ikizler üzerinde yürütülen çalış­malarla gösterilmiştir. Tek <a href="http://www.saglik.im/yumurta/">yumurta</a> ikizlerinin kalıtsal yapılan tıpatıp aynı­dır. Her ikisinin de vereme duyarlı ya da dirençli oluşu, bu yatkınlığın kalı­tımla geçebileceğini düşündürmüştür. Tek yumurta ikizleri hastalığa yakalan-dıklannda, verem genellikle aynı or­ganda görülmektedir.<br />
Verem hastalığını ele almadan önce başka bir noktanın daha aydınlatılması gerekir. Koch basili vücuda girdikten sonra her zaman hastalığa yol açmaya­bilir. Olguların büyük bir bölümünde vücudun bağışıklık sistemi basili yenil­giye uğratır. Hastalığın klinik belirtileriyle ortaya çıkması, bakterinin hasta­lık yapma gücüne ve vücudun gösterdi­ği tepkiye bağlıdır. Enfeksiyonun baş­lamasında basil sayısı da önemlidir; za­yıf düşmüş bir vücut bile az sayıda mikropla başa çıkabilir. Basil sayısı arttığında hastalığa karşı direnç güçle­şir. Verem basili vücuda girdiğinde, <a href="http://www.saglik.im/dokular/">dokular</a> Koch basilini ketleyici Özellik kazanır; veremde bağışıklık mekaniz­ması dokular düzeyinde gerçekleşir, <a href="http://www.saglik.im/antikor/">antikor</a> ve fagosit hücrelerinin (yutucu akyuvarlar) savunma gücü azdır.<br />
Verem basili ilk kez vücuda girdi­ğinde, çevresini saran bağışıklık hücre­leri bakteriyi etkisiz hale getirmeye ça­lışır; bu tepki vücutta verem alerjisinin gelişmesine neden olur. Alerji, <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteri</a> sayısı azsa savunma için olumlu bir tepki olarak kabul edilir, ama bakteri sayısı arttığında farklı organlardaki hastalık odaklarının büyümesini kolay­laştıracağından zararlı olabilir. Yeni doğan bebeklerde, ergenlik döneminde, gebelerde, loğusalarda ve âdet dönemlerinde vücut verem basili karşısında görece savunmasızdır. Ye­tersiz <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">beslenme</a> ve kötü <a href="http://www.saglik.im/">sağlık</a> koşulları hastalığın bulaşmasını kolaylaştırdığın­dan ve hasta sayısını artırdığından sa­vaşlar ve kıtlıklar verem basilinin ya­yılmasına fırsat verir. Genel olarak kronik hastalıklar, <a href="http://www.saglik.im/alkolizm/">alkolizm</a> ve sigara alışkanlığı vücudun vereme karşı sa­vunma gücünü azaltmaktan başka, kli­nik açıdan veremin belirgin olarak iler­lemesine yol açar.</p>
<p><strong>BİRİNCİL AKCİĞER VEREMİ</strong></p>
<p>Verem çeşitli klinik belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur. En sık akciğer­lerde olmak üzere vücudun çeşitli organlarında yerleşebilir.</p>
<p>• Birincil odak &#8211; Koch basili vücuda solunan havayla girdiğinden, ayrıca yoğun kılcal <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> ağlan bulunan ak­ciğerler kandaki mikrobun toplandığı bir süzgeç görevi gördüğünden, doğal olarak verem en sık bu organda görü­lür.<br />
Verem mikrobunun vücutla ilk kar­şılaşmasında ortaya çıkan hastalık bi­rincil odak adım alır. Genellikle akci­ğerde veremin en sık görülen ve tek belirtisi birincil odaktır. Havayla vücuda giren Koch basilleri, soluk borusu ve bronşları aşıp hava keseciklerine (alveol) ulaşır. Burada iltihaplanmaya (alveolit) neden olur. Akciğer dokusunun basillere tepki göstermesi sonucunda damarlardan alyuvar, akyuvar ve prote­ince zengin bir sıvı (eksüda) çıkar ve bir fibrin ağı oluşur. Enfeksiyonun ilk evresinden başlayarak görülen ve tüberkül eksüdası hücreleri olarak adlan­dırılan özel hücreler hastalığın tanın­masını kolaylaştınr.<br />
Hastalığın gidişi bu evrede kesinti­ye uğrayabilir ve enfeksiyon gerileye-bilirse de, genellikle vücuttaki savun­ma mekanizmalan yayılmayı kolayca durduramaz. İltihaplı bölgenin merke­zinde, hastalığa özgü <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> ölümü (ka-zeöz nekroz) görülür. Verem basillerin-: den salınan bazı maddeler ve enfeksi­yon odağına gelen akyuvarlardan çıkan enzimler, hücreleri ve hava kesecikleri- j nin arasındaki bölmeyi oluşturan büyük molekülleri parçalar. Bunun sonu­cunda <a href="http://www.saglik.im/protein/">protein</a> molekülleri bozunuma uğrar ve biçimsiz, sanmsı beyaz, pey­nire benzer (kazeöz) madde ortaya çı­kar. Bölgeye vereme özgü tipik dev hücrelerden epitelsi hücreler gelir. Bu arada, odağın Çevresindeki sağlıklı doku, enfeksiyonu sınırlamaya ve yayılmayı engelle­meye çalışır. Böylece, hastalık sürecini sınırlayan bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a> ve bağdokusu en­geli oluşur.<br />
Olgulann büyük bir bölümünde akciğerin yanı sıra akciğerin lenf bezle rinde de enfeksiyon görülür. Böylec akciğer, bronşlar ve soluk borusunun” Çevresindeki lenf düğümleri iltihapla­narak büyür ve içlerinde veremli akciğerdekine benzer bir doku ölümü görü­lür. Lenf damarlarında da <a href="http://www.saglik.im/yazi/iltihaplanma/">iltihaplanma</a> ortaya çıkar.<br />
Yukarıda betimlenen tablo, başka bîr deyişle bronş ve akciğerlerdeki ilti­hap odağı, lenf bezlerindeki büyüme; ve çevredeki <a href="http://www.saglik.im/lenf-bezleri/">lenf bezi</a> iltihabı birincil] odak olarak adlandırılır.Koch basili çoğunlukla vücuda gir­dikten sonra bir süre sessiz kalır. langıçta akciğerlerde ve lenf bezlerine iltihaplanma yoktur.<br />
Verem mikrobunu alan herkest hastalık görülmez. Basil çoğu kez akc ğerlerde kolayca fark edilmeyen ha bir hastalık tablosunun ardından olur. Sessiz geçirilen bu tür enfeksiyon­ların tek belirtisi enfeksiyonun ardın­dan derideki tüberkülin testinin olumlu sonuç vermesidir. Vücutta basile karşı oluşan tepki belirgin olduğunda, vere­me özgü klinik belirtiler ortaya çıkar.<br />
Başlangıçta ani ateş yükselmesi (38°C-39°C), göğüste ya da kürek ke­miklerinin arasında ağrı, inatçı ve kuru bir <a href="http://www.saglik.im/oksuruk/">öksürük</a> olabilirse d©, bunların hiç­biri çok belirgin değildir. Akşamlan ateş terlemeyle yükselir (37,5°C-38°C), gece terlemeyle düşer. Her zaman şid­detli olmayan inatçı bir Öksürük vardır. Genellikle veremin akciğer zarına yer­leşmesine bağlı olarak kürek kemikleri­nin altında <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> duyulur. Hasta kendini halsiz hisseder, rengi soluktur, <a href="http://www.saglik.im/eklem-agrisi/">eklem ağrıları</a> olabilir; <a href="http://www.saglik.im/istahsizlik-2/">iştah</a> azalır, genellikle sindirim güçlüğü vardır.<br />
Verem belirtileri başlangıçta tanın-mayıp, basit bir soğuk algınlığı ile ka­rıştırılırsa tedavide gecikilebilir. Verem kendiliğinden de iyileşebileceğinden, bazı hastalar tedavi edilmese de tümüy­le iyileşebilir.<br />
Birincil odak, kazeöz maddenin tü­müyle emilimi ve akciğer yapısının ku­sursuz biçimde düzelmesiyle sonlana-bilir ya da kazeöz madde tümüyle emi-lemediğinden bölgenin çevresini bağ-dokusu sarar. Daha sonra bağdokusu il­tihap odağının yerini alır, buraya çöken <a href="http://www.saglik.im/kalsiyum/">kalsiyum</a> tuzlan kireçlenmeye neden olur. İçinde hastalık yapabilen canlı ba­siller kalabilir; bunlar daha sonra etkin hale geçerek birincil odak sonrası has­talığa yol açabilir. Bununla birlikte, ba­sillerin bulunması birincil enfeksiyonun ardından edinilmiş bağışıklığı ko­rur ve enfeksiyonun alevlenmesine da­ha kolay engel olur.<br />
Az sayıda olguda birincil odak olumsuz yönde gelişir ve “birincil ve­rem” adı verilen tablo ortaya çıkar. • Birincil verem &#8211; Akciğere bol mik­tarda basil girerse ya da vücudun vere­me karşı bağışıklığı zayıfsa birincil odak sınırlanamaz ve hızla kazeöz nek­roz gelişir. Bu sırada oluşan kazeöz (peynirsi) madde ölü akyuvarlardan çı­kan <a href="http://www.saglik.im/enzimler/">enzimler</a> tarafından çözünür ve do­ku Ölümü olan bölgedeki bronşa akar. Böylece dökülen kazeöz maddenin ye­rinde birincil oyuk (kavern) oluşur. Bronşa ulaşan kazeöz madde öksürükle vücut dışına atılabilir. Bunun yerine akciğerin başka bölgelerine giderse bi­rincil kazeöz zatürree ya da bronko-pnömoni (bronş-akciğer iltihabı) geli­şir. Akciğerin hastalanan bölgelerinde farklı boyutlarda gri-sanmsı yumrular ortaya çıkar.<br />
Birincil verem tablosu ilerledikçe belirtiler daha da ağırlaşır.<br />
Veremin önemli belirtilerinden biri, damar duvarlarındaki zedelenme nede­niyle ortaya çıkan kanamanın ardından öksürdükçe ağızdan kan gelmesidir (hemoptizi). Hastanın genel durumu kötüleşir. Öksürükle Koch basili içeren bol <a href="http://www.saglik.im/yazi/balgam/">balgam</a> çıkar. Ateş farklı düzeylere çıkabilir. Tablonun ağırlığına karşın, birincil hastalık kendiliğinden iyileşe-bilirse de, akciğerde içi basil dolu oyuklar oluşmuşsa, hastalık birincil odaktan daha uzun sürer ve kendiliğin­den iyileşmez. Odaklar, giderek çevredeki sağlıklı dokuyla sınırlanır. Ölü maddeler dokularca emilir ve bağdoku­su, zedelenen bölgeyi onarır. Hastalı­ğın ardından akciğer dokusunda bağdo­kusu bölgeleri kalır ya da akciğer tü­müyle normale dönebilir.<br />
İnsan vücudunda Koch basili çoğu zaman yok edilir. Olguların büyük bir bölümünde hastalık birincil odağın iyi-leşmesiyle sonlanır; daha seyrek olarak birincil verem gelişir. Basillerin güçlü olduğu ya da vücudun zayıf düştüğü durumlarda hastalık sürer.</p>
<p><strong>•3 BİRİNCİL ODAK SONRASI AKCİĞER VEREMİ </strong></p>
<p>Kısaca değindiğimiz gibi, verem basili­nin vücuda ilk kez girmesini izleyen dönemde hasta klinik belirtiler görül­meden kısa sürede iyileşir ya da birin­cil verem ortaya çıkar. Verem basili vücuda ilk kez girdikten sonra, bağışık­lık sistemi vereme benzer yapıdaki en­feksiyonlara özel bir tepki vermeye başlar. Bu olgularda vücuda dışardan ya da birincil enfeksiyon odağından, başka basiller gelebilir ve yeni bir en­feksiyon süreci başlayabilir. Ne var ki, vücut duyarlılık kazanmış olduğundan, bu enfeksiyonun özellikleri ilkiyle aynı olmayacaktır. Birincil odak sonrasında­ki verem, radyolojik görünüm ve biyo­lojik özelliklere göre miliyer ve yumrulu olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlar vücudun direncine göre birbirine dönü<br />
şebildiğinden her zaman açık bir biçim­de ayırt edilmez.<br />
• Miliyer verem &#8211; Birincil odak sonra­sı verem daha çok miliyer görünümle ortaya çıkar. Miliyer veremde dan ta­nesine benzeyen odakların çapı yarım milimetrenin altında olduğundan rad­yolojik incelemeyle görülemez. Rönt­gen filminde görülmesi için en az üç tüberkülün bir araya gelmesi gerekir. Tüberkülün ortasında peynirsi görü­nümlü ölü doku, bunun çevresinde ve­reme özgü epitelsi hücreler ve dev Langhans hücreleri bulunur. Tüberkü­lün çevresi <a href="http://www.saglik.im/lenfositler/">lenfositler</a> ve daha dışta fib-roblastlarla sınırlanmıştır. Fibroblastla-n görevi bağdoku yapısında bir engel oluşturarak enfeksiyonu sınırlamak ve tüberkülün yayılarak büyümesini önle­mektir.<br />
Miliyer verem basilin kan yoluyla yayılması sonucunda oluşur. Hastalık klinik olarak yıllarca sessiz kaldıktan sonra verem mikroplan kan dolaşımına geçer. Örneğin, çevredeki koruyucu do­kunun sağlam dokulardan ayırdığı bi­rincil odakların içinde yıllarca, hastalık yapabilen canlı basiller yer alır. Hasta­lık yeniden alevlendiğinde birincil odak bîr damara açılırsa, basiller kana geçer ve miliyer verem ortaya çıkar.<br />
Miliyer veremin şiddeti vücudun yeni enfeksiyona verdiği tepkiye, basil­lerin yerleşimine, kana kansan basille­rin miktarına ve hastalık yapma gücüne bağlıdır. Böylece sınırlı ve yaygın bi­çimler akut, subakut ve kronik olarak ortaya çıkar. Radyolojik incelemeyle her zaman görünmeyen, yalnızca hafif ateş, halsizlik ve yüksek tüberkülin tep­kisiyle ortaya çıkan biçimler de vardır. Akut yaygın miliyer verem ise ağır bir hastalıktır; verem ilaçlan kullanılmazsa ölüme neden olabilir.<br />
Miliyer veremde belirtiler etkilenen organa ve bakteri miktarına göre deği­şir. Halsizlik, <a href="http://www.saglik.im/istahsizlik-2/">iştahsızlık</a>, huzursuzluk, akşamlan yükselen ateş gibi genel be­lirtilerle ortaya çıkan gizli bir dönem­den sonra, yüksek ateş, morarma, solukluk, solunum güçlüğü olabilir. Ba­zen belirtiler tifodakilere benzer ya da beyin zarlannın da hastalıktan etkilenmesiyle uyuklama, huzursuzluk, <a href="http://www.saglik.im/bas-agrisi/">baş ağrısı</a>nın ardından <a href="http://www.saglik.im/yazi/yuksek-ates/">yüksek ateş</a>, <a href="http://www.saglik.im/bilinc-bulanikligi/">bilinç bulanıklığı</a> ve <a href="http://www.saglik.im/kusma/">kusma</a> görülür.Kronik biçimlerde ise miliyer verem yıllar boyu gizli kalabilir. Bu durum genellikle alışık olduklan hafif be­lirtileri önemsemeyen eski veremliler­de görülür. Aniden kanlı balgam, ateş ve çeşitli organlarla (örneğin deri, böb­rek, akciğer zarı, gırtlak) ilgili belirtiler ortaya çıkar. Miliyer tip ender olarak ağır sonuçlara yol açar. Hastada hafif ateş, terleme, yorgunluk, iştahsızlık, sindirim güçlüğü, balgam, bazen kanlı balgam ve öksürük görülür. Verem ba­sillerinin saptanması zaman zaman çok güç olabilir.<br />
• Yumrulu verem &#8211; Yumrulu akciğer vereminde vücut miliyer veremden farklı olarak, mikroplara çok daha zor tepki gösterir.Yumrulu veremde basiller vücuda dışardan gelebilir ya da sıklıkla önce­den var olan bir odaktan yayılır. Ço­ğunlukla direncin düşmesinin ardından önce sınırlı bir miliyer verem, sonra yumrulu verem görülür.<br />
Hastalık önceden verem geçirenler­de ortaya çıkar, ilk enfeksiyondakinden farklı organlar da tutulabilir. Yumrulu odağın büyüklüğü bezelye­den cevize kadar değişir. Yumru ge­nellikle akciğerin orta ya da üst bölge-lerindedir. Akciğerin bir lobu ya da lobun bir bölümü tümüyle tutulabilir, ak­ciğerlerin biri ya da her ikisinin önem­li bir bölümü kazeöz iltihap nedeniyle yaygın olarak örselenebilir. Kazeöz doku ölümü (nekroz), çevredeki sağ­lıklı doku direnç gösteremeden hızla yayılır.<br />
Başlangıçta <a href="http://www.saglik.im/yazi/yuksek-ates/">yüksek ateş</a> vardır, has­talık yayıldıkça solunum güçlüğü, gö­ğüs ağnlan, yaygm eklem ağnlan, bol terleme ve hastanın renginde solukluk görülür. Hastanın genel durumu bozuk­tur. Doku ölümüne bağlı oyuklar (kavern) oluşurken belirtiler ağırlaşır. Do­ku ölümü hızlı ve yaygın, sınırlama tepkisi yetersiz olduğunda çok sayıda oyuk görülür.<br />
Daha sık rastlanan verem infiltras-yonu tablosunda belirtiler daha hafiftir ve gidişi genellikle soğuk algınlığı­na benzer. Bu durum hekimi yanıltabi­lir ve uygun tedaviye geçmeden za­man kaybedilir. Bazı araştırmacılara göre, kronik akciğer veremi olguları­nın yüzde 80′inde verem infiltrasyonu vardır.</p>
<p><strong>KRONİK AKCİĞER VEREMİ </strong></p>
<p>Verem geçirmiş olan kişide, vücuda ye­ni mikropların girmesiyle, bir oyuktan gelen ve basil içeren kazeöz maddenin bronşlar aracılığıyla yayılmasıyla ya da mikropların kana geçip akciğerde ikin­ci kez yerleşmesiyle hastalık yeniden ortaya çıkar. Miliyer ya da yumrulu i odak tümüyle iyileşebilir, bağdokuyla çevrilip kireçlenebilir ya da burada bir oyuk oluşabilir. Vücudun mikroplan yok etmeye ve odağı sınırlamaya yöne­lik savunma mekanizmaları yetersiz kalırsa oyuk oluşur. Oyuk oluşurken akciğer dokusunun ölümüyle oluşan kazeöz madde, akyu­varlardan çıkan protein parçalayıcı en­zimlerin etkisiyle sıvı hale geçer. Bu sıvı oyuğun eriyen duvarlarından bronşlara akar ve akciğer dokusu için­de bir oyuk oluşur. Bu süreç birincil dönemde ender, birincil odak sonrasın­da ise daha sık görülür. Kronik akciğer vereminin temel unsuru oyuklardır. Bu durumda yeterli tedavi uygulan­mazsa kronik verem tablosu ortaya çı­kar. Oyuk oluşumunun başlıca nedeni enfeksiyondur; oyuğun hacmini artıran mekanik etkenler de vardır. Akciğer dokusu, yapısının esnekliği nedeniyle büzüşebilir.<br />
Oyuğun duvarlarını sürekli hareket ettiren solunum hareketleri, oyuğun ge­nişlemesine neden olur. Akciğer zarın­da (plevra) akciğerin bir bölgesini anormal ölçüde geren yapışıklıklar, şiddetli solunum hareketleri ve öksü­rük nöbetleri oyuğun kapanmasını ve iyileşmesini zorlaştıran etkenlerdir.</p>
<p>• Oyuklar ve fibroz (bağdoku artı­şı)- Oyuk yuvarlak ya da oval biçimli bir boşluktur. Büyüklüğü bezelyeden, portakala kadar değişirse de akciğerin tümünü kaplayan dev oyuklar da olabi­lir. Hastalık kronikleştikçe oyuğun du-varlan kalınlaşır ve sertleşir. Oyuğun duvarı kabaca üç katmandan oluşur: En içteki katman kazeınli dokudan, orta katman yıkıma uğrayan bölgeyi sınırla­yan dokudan (granülasyon dokusu) oluşur; çok sayıda damar içerir. Genel­likle bu damarların yırtılması nedeniy­le hasta kanlı balgam (hemoptizi) çıka­rır. Dış katman giderek artan bağdokusu ve oyuğun çevresindeki hava kese­ciklerinin büzüşmesiyle vücudun oyu­ğu sınırlama çabalarının sonucunda oluşur.<br />
Oyuğun yanı sıra bağdokusımun ol­ması kronik veremin göstergesidir. Bağdokusu, ağsı liflerin daha sağlam kollajen liflere dönüşmesiyle ortaya çı­kar. Kılcal damarları oluşturan ve hava keseciğinin duvarlarım döşeyen bazı hücreler de bağdoku oluşumuna katkı­da bulunur. Akciğerdeki büyük lezyon-lar sert ve zamanla büzüşen bağdokuy-la onarılır. Kronik veremde yıkılmış akciğer dokusunun yerini alan ve oyuk­ları saran bağdokusu akciğerin yapışım bozmuştur.</p>
<p><strong>Belirtileri </strong></p>
<p>Kronik veremde belirtiler çok değiş­kendir ve oyuğun yerine, büyüklüğüne ve bağdokusunun miktarına göre deği­şir.<br />
Genellikle bol miktarda verem basi­li içeren balgam ve öksürük, terleme, hafif ateş başlıca belirtilerdir. Veremin etkin döneminde kilo kaybı, iştah kay­bı, halsizlik ve sıklıkla kanlı balgam da görülebilir. Akciğerde kan dolaşımıyla ilgili bozukluklar vardır. Hava keseciği kılcal damar yatağı, oyuklu bölgelerde örselenir ve kan, dokuların oksijen ge­reksinimini karşılamak için normalden hızlı akar. Bu durum kalbin iş yükünün artmasına yol açar. Ağır veremli hasta­larda kronik <a href="http://www.saglik.im/kor-pulmonale/">kor pulmonale</a> (doğrudan akciğerdeki lezyonlara bağlı <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> yet­mezliği) gelişir. Bu durum solunum güçlüğüne ve kanın yeterine*; oksijenle-nememesi nedeniyle morarmaya (siya-noz) yol açar.<br />
Kronik verem iyileşebilirse de, tam iyi­leşme akut olgularda daha sık görülür. Günümüzde kronik veremin ortaya çık­ması, olguların büyük bir bölümünde, özellikle başlangıç evresindeki yetersiz tedaviden kaynaklanır. Tedavi klinik ve radyolojik belirtilerin ortadan kalk­masından sonra uzun süre uygulanırsa, savunma sistemlerinin tümü normale her 10 kişiden birinin hastalandığı unu­tulmamalıdır.<br />
Ne var ki, hastalığa yakalanma ora­nı, <a href="http://www.saglik.im/olum/">ölüm</a> oranı gibi düşüş göstermemiş­tir. Yakın zamana değin hastalığın zo­runlu bildirimi hiçbir ülkede düzenli olarak uygulanmadığından çeşitli ülke­lerdeki veremlilerin sayısıyla ilgili ke­sin rakam vermek güçtür. AİDS gibi güncel Önemi olan <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> verem tehlikesinin önemini unutturmuş olsa da, verem, sıklıkla AİDS ile birlikte görülen bir enfeksiyondur.<br />
Hasta ve ölüm sayısının en yüksek olduğu kıta Asya’dır. Öte yandan top­lam nüfusa oranla hastalığın ortaya çıkma sıklığının ve ölüm oranının en yüksek olduğu kıta Afrika’dır.Sanayileşmiş ülkelerle ilgili sayılar kuşkusuz düşüktür. Ama veremin yer­yüzünden tümüyle kaldırılması hedefi­ne ulaşmaya henüz çok zaman vardır. Verem aşısı (BCG) veremle savaşta en değerli silahlardan biri olmayı sürdür­mektedir.<br />
AİDS ve veremin birlikte görülme oranı Afrika’da yüzde 75, Latin Ameri­ka’da yüzde 15, Kuzey Amerika ve Ba­tı Avrupa’da yüzde 7,5′tir. Asya’da bu sorun henüz önemsiz boyutlardadır, ama bu kıta AİDS ve veremin birlikte görüldüğü bir salgının patlaması açı­sından büyük tehlike oluşturmaktadır. AİDS etkeni HIV (insan bağışıklık yet­mezliği virüsü) ender de görülse, Koch basili bulaşmış 15-50 yaş arasındaki 500 milyonu aşkın kişi potansiyel bir hastalık deposunu oluşturur.<br />
Sağlık koşullarının belirgin olarak İyileşmesi ve çağdaş tedavi olanakları hastalığın erken dönemde engellenme­sini sağlamaktadır. Akut ve yeni olgularda hastalık daha kolay iyileşirken, kronik ve eski olgularda tam İyileşme­yi sağlamak güçtür. Kuşkusuz kesm te­davi, yüzyılın başında çoğunlukla ölümle sonlanan bu hastalık için büyük bir adımdır. Bununla birlikte, eksik uy­gulanan tedavi, tam iyileşmemiş ve­remlilerin sayışım ve bulaşma olasılığı­nı artırmaktadır. Bu nedenle toplumda bulaşmayı Önlemek için dış ortama ba­sil çıkaran hastaların bir sanatoryumda tedavi edilmeleri gerekir.<br />
Hastalığın yayılımının bir Özelliği, Koch basili ile ilk karşılaşmanın ger­çekleştiği yaşın değişmesidir. Daha sonra hastalık ortaya çıkmasa da, he­men herkes verem mikrobu ile karşıla­şır. Otuz yıl öncesine değin bu karşı­laşma, hemen her zaman yaşamın ilk yıllarında gerçekleşiyordu. Türkiye’de 0-4 yaş grubunda enfeksiyon tehlikesi binde 46′dır. Bu olguların onda biri hastalığa yakalanmaktadır. Günümüz­de ilk karşılaşma 20-30 yaşlara kay­mıştır. ABD’de 17-20 yaş arasındaki 152 bin deniz piyadesine uygulanan araştırmalar, askerlerin yalnız yüzde 4,6’sma verem mikrobunun bulaştığını ortaya koymuştur. Dünya Sağlık Örgü-tü’ne (WHO) göre toplumda verem ba­sili ile karşılaşma oranı yüzde 1 olmalı­dır. Bu, sağlık kurallarına uyarak ulaşı­labilecek bir amaçtır. Koch basili ile ilk kez karşılaşan erişkinler, çocuklara göre çok daha iyi tepki verir.</p>
<p>KORUNMA</p>
<p>Öteki enfeksiyon hastalıklarında oldu­ğu gibi bildirim, karantina, mikroplardan arındırma, aşılama gibi koruyucu önlemler veremin toplumda yayılması­nı önleyebilir.Veremde en önemli korunma kura­lı doğru ve zamanında tam konması­dır. Hastalık ne kadar erken tanınırsa, o ölçüde kolay ve hızlı tedavi edilir. Toplumdaki tüm bireyler akciğerle il­gili belirtiler olmasa da, düzenli olarak muayeneden geçirilmelidir. Özellikle okul çağında, ergenlik çağında, ve­remlilerle birlikte yaşayanlarda düzen­li kontrol yararlıdır. Besin sanayisi gi­bi bazı işkollarında çalışan işçilerde de bu muayeneler zorunludur.Toplumda sağlık kurallarına uyul­masının verem sıklığını azalttığı bilin­mektedir.<br />
İneklerde verem yaygın olduğun­dan süt ve süt ürünleri ile bulaşmayı önlemek için sütün sağlık kurallarına uygun olarak işlenmesi önem taşır. Veremden korunmak için kaynamış ya da pastörize süt kullanılmalıdır. Ayrı­ca sığır veremi basilini taşıyan hay­vanların ortadan kaldırılması gerekir.<br />
Balgamla basil çıkaran etkin ve­remli hastaların sanatoryumda tedavi edilmesi, bunların ailelerini ve çocuk­larım veremden korur. Vereme karşı bağışıklık tepkisi daha zayıf olan çocukların Koch basiline karşı en etkili biçimde korunması için bütün önlem­ler alınmalıdır. Bulaşma özellikle ko­nuşurken ya da öksürürken çıkarılan tükürük aracılığıyla gerçekleşir. Öksü­rürken ağzı kapama, yere tükürmeme, hastanın mendil ve çamaşırlarının ayrı yıkanması veremden korunmak için basit ve etkili önlemlerdir. Hastanın çamaşırları ve özellikle mendilleri, ta­bak, bardak gibi eşyaları ailenin öteki bireylerinin kullandıklarından ayrı tu­tulmalıdır. Koch basili güneşli ortam­da hızla etkisizleştiğinden hastanın odasının ve yatağının güneş görmesi önemlidir.</p>
<p>Basil çıkaran veremli hasta ev de­ğiştirdiğinde, bıraktığı ortam özenle mikroplardan arındırılmalıdır. Verem­li hastayla aynı ortamda yaşayanlara Koch basilinin geçtiği kanıtlanmıştır. Etkili temizlik için yalnız hastanın odası değil evin tümü mikroplardan arındırılmalıdır. Kireç kaymağı ile du­varların boyanmasının vereme karşı dezenfekte edici etkisi yoktur; kireç alkali nitelikte olduğundan basili Öl­dürmez. Mikroplardan arındırma için bölgedeki halk sağlığı merkezlerine başvurmak uygundur.</p>
<p><strong>TEDAVİ </strong></p>
<p>Dinlenme ve iyi beslenme en azından 50 yıl öncesine değin tek tedavi yön­temiydi. Verem ilacı kullanan hasta­larda düzenli ve dengeli beslenme ile hafif beden hareketleri iyileşmeyi hız­landırır. Hastanın açık ve güneşli ha­vada birkaç saat oturarak ya da yata­rak dinlenmesi de yararlıdır. Yüksek ateş varsa yatakta dinlenmesi gerekir. Dinlenme, solunum hareketlerini azal­tır ve akciğerin onarımını kolaylaştı­rır.Veremli hasta için özel bir diyet yoktur. Beslenmenin çeşit ve vitamin­ce zengin olması yeterlidir.</p>
<p>Geçmişte tedavide hava değişimle­rine büyük önem verilmiştir. Günü­müzde de hava değişimi önerilirse de tıbbi tedavi çok daha etkilidir. Yük­seklik (1.000 m-1,800 m) <a href="http://www.saglik.im/kategori/sinir-sistemi/">sinir sistemi</a> ve genel organik denge üzerinde uya­rıcı etki yaptığından kronik hastalarda yayla iklimi önerilir. Veremde eski­den kullanılan ve akciğer hareketlerini azaltarak oyuğun genişlemesini önle­yen yapay pnömotoraks yöntemi gü­nümüzde kullanılmamaktadır.<br />
Veremli kadınların <a href="http://www.saglik.im/yazi/gebelik/">gebelik</a> sırasın­da, çok ender bile olsa, dölüte hastalı­ğı geçirebileceği kabul edilmektedir. Doğumdan sonra bebeğin anneden ya­lıtılmasına gerek yoktur. Anne çocuğu emzirebilir. Ama tedavi gören anne­nin yanı sıra bebek de gözetim altında tutulmalıdır.<br />
Verem tedavisinde başarı sağlayan ilaçlar 50 yıl önce bulunmuştur. 1944′te bulunan streptomisinin yeni ve akut veremli hastalarda etkili oldu­ğu kanıtlanmıştır. Daha sonra bulunan verem ilaçlarının birlikte kullanılması veremli hastalarda kesin iyileşme sağ­lamaktadır.</p>
<p><strong>Verem bar, lokanta ya da <a href="http://www.oteller.tc/">oteller</a>de bulaşır mı?</strong></p>
<p>Koch basilinin, hastanın kullandığı örtüler, yatak çarşafları, çatal bı­çak, tabak, bardak, mendil gibi eşyalarla ve ellerle taşmdığı bilinmeli­dir. Bu nedenle halka açık yerlerde ya da topluluklarda yaşayan hasta­lar verem mikrobunu bulaştırabilir. Bu kişiler <a href="http://www.saglik.im/karantina/">karantina</a> altına alınma­lıdır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>İnsanda vereme yol açan <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteri</a> türleri hangileridir?</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span></p>
<p><a href="http://www.saglik.im/verem/">Verem</a> temel olarak Koch basilinden kaynaklanır. Verem olgularının büyük bölümü bu türdendir. Sığır vereminin etkeni olan bakteri türü ise günümüzde insanda ender olarak hastalığa yol açar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/verem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akciğer Apsesi</title>
		<link>http://www.saglik.im/akciger-apsesi-2/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/akciger-apsesi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 22:42:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akciğer Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=4638</guid>
		<description><![CDATA[AKCİĞER APSESİ: Akciğerde herhangi bir bölgede gelişen bir iltihabın o bölgedeki akciğer dokusunu öldürmesi sonucu akciğer apsesi oluşur. Apsenin çevresindeki akciğer dokusunda iltihap alam, başka bir anlatımla pnömoni alanı bulunur. Canlılığını kaybeden bu akciğer alanı, bir bronşa açılıp belgam biçiminde atılabilir. Bazen de apse, akciğer zarlarına doğru ilerleyip plevre (akciğer zarij boşluğuna açılır. Böylece içindeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-9293" title="AKCİĞER APSESİ" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/04/AKCİĞER-APSESİ-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" />AKCİĞER APSESİ: Akciğerde herhangi bir bölgede gelişen bir iltihabın o bölgedeki akciğer dokusunu öldürmesi sonucu akciğer apsesi oluşur. Apsenin çevresindeki akciğer dokusunda iltihap alam, başka bir anlatımla pnömoni alanı bulunur. Canlılığını kaybeden bu akciğer alanı, bir bronşa açılıp belgam biçiminde atılabilir. Bazen de apse, akciğer zarlarına doğru ilerleyip plevre (akciğer zarij boşluğuna açılır. Böylece içindeki ölü <a href="http://www.saglik.im/dokular/">dokular</a> plevra boşluğuna dökülür ve bir ampiyem gelişir. Bazı durumlarda apse hem bronşa hem de plevra boşluğuna açılır. Bu duruma ‘Bronkoplöral fistül’ denir. Bronkoplö-ral <a href="http://www.saglik.im/fistul-ve-empiyem/">fistül</a> nedeniyle plevra boşluğunda fazla miktarda hava birikmesiyle ‘Pnömtoraks’ denilen durum ortaya çıkar.</p>
<p>PnÖmotoraks, yani plevra boşluğunda biriken hava fazla olduğundan, o taraftaki akciğere baskı yapıp onun adeta bir balon gibi sönmesine neden olabilir. Bu da <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> olayını olumsuz yönde etkiler. Akciğer apsesi genellikle solunum yollarına mikroplu bir yabancı cismin solunması sonucu oluşur. Bu durum genellikle alkoliklerde ya da komadaki hastalarda görülür. Aynı zamanda bir pnömoni (zatürree) olayı apseye neden olabilir. Akciğer apsesinin belirtileri, pnömoni belirtilerine benzer. Göğüste bir <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> ortaya çıktığında, plevranm etkilendiği düşünülmelidir. Akciğerlerin röntgeni çekildiğinde, tamamen boşalmış olan bir apsede hava-sıvı düzeyi denilen birbirinden farklı yoğunlukta iki bölge görülür. Bunun yanı sıra bölgenin pnömonik özelliği de röntgende görülebilir.</p>
<p>Akciğer apsesinde en çok kullanılan <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotik</a> penisilindir. Günümüzdeki etkin <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotikler</a> nedeniyle cerrahi girişimlere pek az gerek duyulmaktadır.</p>
<div><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="420" height="339" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/xa31ni_akciyer-kanseri-teyhisi-ve-tedavisi_lifestyle&amp;autoPlay=1&amp;related=1" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="339" src="http://www.dailymotion.com/swf/xa31ni_akciyer-kanseri-teyhisi-ve-tedavisi_lifestyle&amp;autoPlay=1&amp;related=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object><br />
<strong><a href="http://www.dailymotion.com/swf/xa31ni_akciyer-kanseri-teyhisi-ve-tedavisi_lifestyle&amp;autoPlay=1&amp;related=1"><br />
</a></strong><em><a href="http://www.dailymotion.com/SaglikSitem"></a></em></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/akciger-apsesi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nefes Darlığı</title>
		<link>http://www.saglik.im/nefes-darligi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/nefes-darligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 00:16:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Solunum Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi Yöntemleri ve İncelemeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=758</guid>
		<description><![CDATA[NEFES DARLIĞI Nefes darlığı her türlü solunum güçlüğünü anlatmak için kullanılan bir terimdir. Hasta genellikle yardımcı solunum kasları aracılığıyla soluk alıp verir ve hava açlığı denen bir boğulma duygusuna kapılır.Çoğu durumda nefes darlığı daha derin soluk alıp verme ve daha sık soluma biçiminde ortaya çıkar. Ama solumanın seyrekleştiği ya da normal sıklıkta kaldığı nefes darlıkları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NEFES DARLIĞI</strong></p>
<p>Nefes darlığı her türlü <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> güçlüğünü anlatmak için kullanılan bir terimdir. Hasta genellikle yardımcı <a href="http://www.saglik.im/solunum-kaslari/">solunum kasları</a> aracılığıyla soluk alıp verir ve hava açlığı denen bir boğulma duygusuna kapılır.Çoğu durumda <a href="http://www.saglik.im/nefes-darligi/">nefes darlığı</a> daha derin soluk alıp verme ve daha sık soluma biçiminde ortaya çıkar. Ama solumanın seyrekleştiği ya da normal sıklıkta kaldığı nefes darlıkları da vardır. Olguların çoğunda hasta soluma güçlüğünü duyar, yani hava açlığının farkındadır, ama bazen, Örneğin <a href="http://www.saglik.im/bilinc/">bilinç</a> kaybı söz konusuysa bu Öznel duygu bulunmayabilir. Nefes darlıklarının birçok türünde hasta yatar konumda duramaz, solunum kaslarının kolay çalışması için oturur ya da yarı oturur bir konum almak zorundadır. Nefes darlığı normal solumanın engellenmesine ya da kandaki oksijen gereksiniminin artmasına bağlı olarak solunumun zorlamalı hale gelmesidir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-4468" title="gogus_hastaliklari" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/gogus_hastaliklari-300x276.jpg" alt="" width="300" height="276" /><br />
<strong>Nefes Darlığı Tipleri</strong></p>
<p>Nefes darlıklan başlıca özelliklerine göre iki grupta incelenebilir: Zorlamalı soluk alma ve zorlamah soluk verme.Zorlamalı soluk alma: Soluk alma süresiyle soluk verme süresi arasındaki normal oran (5:6) bozulmuş, soluk alma süresi uzamıştır. Ayrıca soluk alma zorlaşmış ve gürültülü hale gelmiştir. Yardımcı solunum kasları (boyun, göğüs, kann kasları) da soluk almaya katılmaktadır. Bu tür nefes darlığı genellikle havanın solunum yollarmdan geçişini zorlaştıran bir engelin varlığında ortaya çıkar; örneğin gırtlak ya da soluk borusu darlığında durum böyledir.Zorlamalı soluk verme: Soluk verme süresi uzamış, soluk verme zor ve gürültülü hale gelmiştir. Başta kann kaslan olmak üzere yardımcı solunum kaslan da soluk verme eylemine katılmaktadır. Bu tür nefes darlığı akciğer anfizemi gibi akciğer dokusunun esnekliğinin azaldığı ya da <a href="http://www.saglik.im/yazi/astim/">astım</a> gibi küçük bronşlarda spazma bağlı olarak havanın hava keseciklerinden (alveol) çıkmasının engellendiği durumlarda ortaya çıkar.</p>
<p>• Nöbetler halinde gelen nefes darlığı: Normal soluma dönemleri arasında nöbetler halinde ortaya çıkar. <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">Kalp</a> astımında, akciğer ödeminde, üremiye bağlı astımda ve gırtlak spazmında vb görülür. Ama bu tür nefes darlığının en tipik Örneği bronş astımıdır. Bu hastalıkta nöbetler genellikle geceleri tutar, 10 dakikadan birkaç saate kadar sürebilir. Önce yapışkan, daha sonra hafif köpüklü beyaz bir <a href="http://www.saglik.im/yazi/balgam/">balgam</a> çıkarılmasıyla nöbet sona erer. Nöbetin günlerce sürmesi status asthmaticus (astım durumu) olarak bilinir.</p>
<p><strong>• Sürekli nefes darlığı</strong> : Genellikle ağır kalp, dolaşım ve solunum yetmezliklerinin ileri evrelerinde görülür.</p>
<p><strong>Soluma güçlüğü olarak da tanımlanan nefes darlığı (dispne) nedir?</strong></p>
<p>Nefes darlığı hekimden yardım istemini gerektiren ve sık rastlanan belirtiler­den biridir. Her şeyden önce nefes darlığını doğru tanımlamak gerekir. Nefes darlığı hızlı soluma anlamına gelen “takipne” değildir; metabolizmanın artma­sına bağlı olarak daha sık ve derin soluma anlamına gelen “hiperpne” de değil­dir. Nefes darlığı öznel bir olgudur; hasta bilinçli bir biçimde, nefes alma ça­basını güçlendirmeye çalışır. Akciğerlerin yeterli oksijen sağlayamadığı du­rumlarda ortaya çıkar. Solunum güçlükle ve rahatsız bir biçimde gerçekleşir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/nefes-darligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>79</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bronşit</title>
		<link>http://www.saglik.im/akut-bronsit/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/akut-bronsit/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2008 22:35:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanyukle</dc:creator>
				<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1801</guid>
		<description><![CDATA[BRONŞİT: Akut bronşit, trakea (nefes borusu) ve bronşların ani bir iltihaplanma olayıdır. Hastalık genellikle kış aylarında ortaya çıkar. Bu aylarda üst solunum yollarında, örneğin burun veya gırtlakta gelişen bir virâl [virüslere bağlı) infeksiyon, daha sonra nefes borusu ve bronşlara doğru inebilir. Viral hastalığın zayıflattığı ortam üzerine bir bakteriel infeksiyon da eklenebilir. Üşüme, yorgunluk, bozuk beslenme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>BRONŞİT: Akut bronşit, <a title="trakea" href="http://www.saglik.im/nefes-borusu-trakea/">trakea</a> (<a title="nefes borusu" href="http://www.saglik.im/nefes-borusu-trakea/">nefes borusu</a>) ve <a title="bronş" href="http://www.saglik.im/brons-genislemesi-bronsektazi/">bronş</a>ların ani bir <a href="http://www.saglik.im/yazi/iltihaplanma/">iltihaplanma</a> olayıdır. <a title="hastalık, hastalıklar" href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">Hastalık</a> genellikle kış aylarında ortaya çıkar. Bu aylarda üst <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> yollarında, örneğin <a href="http://www.saglik.im/burun/">burun</a> veya <a title="gırtlak" href="http://www.saglik.im/girtlak-larinks/">gırtlak</a>ta gelişen bir virâl [virüslere bağlı) infeksiyon, daha sonra nefes borusu ve bronşlara doğru inebilir. Viral hastalığın zayıflattığı ortam üzerine bir bakteriel infeksiyon da eklenebilir. Üşüme, yorgunluk, bozuk <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">beslenme</a> gibi etkenler kişinin akut bronşite yakalanma riskini arttırırlar. <a title="solunum" href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">Solunum</a> yollarını tahriş eden çeşitli gazlar, sigara dumanı, tozlar, kirli hava gibi etkenler de <a href="http://www.saglik.im/akut-bronsit/">akut bronşit</a> olaylarına neden olabilmektedirler.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-9332" title="bronsit" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/08/bronsit.jpg" alt="" width="270" height="230" /></p>
<p>Hastalığın belirtileri herkes tarafından yakından tanınır. Burun akıntısı, hafif bir <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> yükselmesi (bkz <a title="yüksek ateş" href="http://www.saglik.im/yazi/yuksek-ates/">yüksek ateş</a>) (38.3-39 C) <a title="halsizlik, halsizlik nedenleri sebepleri" href="http://www.saglik.im/yorgunluk/">halsizlik</a>, <a title="sırt ağrıları, sırt ağrısı" href="http://www.saglik.im/sirt-agrisi-neden-yaygindir/">sırt ağrıları</a> kas ve <a title="bel ağrıları" href="http://www.saglik.im/bel-agrilari/">bel ağrıları</a>, hafif bir üşüme hissi veya <a title="titreme" href="http://www.saglik.im/titreme/">titreme</a> <a title="bronşit, bronşit belirtileri" href="http://www.saglik.im/akut-bronsit/">bronşit belirtileri</a>ndendir. Akut <a title="bronşit" href="http://www.saglik.im/akut-bronsit/">bronşit</a>in en önemli bulgularından biri de öksürüktür. Öksürük başlangıçta kurudur. Daha sonraları <a title="mukus" href="http://www.saglik.im/diskida-mukus-bulunmasi-ne-anlama-gelir/">mukus</a>lu veya cerahatli bir <a href="http://www.saglik.im/yazi/balgam/">balgam</a> eklenebilir. Cerahatli <a title="balgam çıkarma, balgam çıkarmak" href="http://www.saglik.im/balgam-cikarma/">balgam çıkarma</a> halinde akut bronşit tablosunun bronş ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/nefes-borusu-ve-esas-bronslarin/">nefes borusu</a>nu tutan bakteriel bir <a title="infeksiyon" href="http://www.saglik.im/infeksiyon-ve-bulasici-hastaliklar/">infeksiyon</a>a da hedef olabileceği düşünülmelidir. Yükselen ateş en fazla 5 günde iner. İnat eden ve gitgide yükselen bir ateş akut bronşit olayına, ciddi bir pnömom (<a title="zatüre, zatürre, zatürree" href="http://www.saglik.im/zaturree/">zatürre</a>) olayının da eklenmiş olduğunu düşündürmelidir. <a title="öksürük" href="http://www.saglik.im/oksuruk/">Öksürük</a> akut bronşit geçtikten sonra 3 hafta kadar inat edebilir.</p>
<p>Akut bronşit hastalığı genellikle basit önlemlerle kendiliğinden iyileşebilen bir hastalıktır. Fakat müzmin bir akciğer hastalığından veya bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> hastalığından yakınan hastalarda         akut bronşit olayları oldukça ağır seyredebilir. Akut <a title="bronşit, bronşit hastalığı" href="http://www.saglik.im/akut-bronsit/">bronşit hastalığı</a>nın en korkulan komplikasyonu pnömoni yani <a href="http://www.saglik.im/zaturree/">zatüre</a>ye dönüşmesidir. Akut bronşit olaylarının tedavisine kesin yatak istirahati ile başlanır. Ateş düşene kadar dinlenmek, yapılacak en doğru davranıştır. Bu sırada hastanın ateşinin düşürülmesi amacıyla <a title="aspirin" href="http://www.saglik.im/aspirin-ve-diger-salisilatlar/">aspirin</a> kullanılabilir. Hastanın ateşinin yükseldiği günlerde bol miktarda sıvı alması (su, çay, ayran, çorba vs. toplam 3000-4000 ml. kadar) gerekir. Hastanın öksürüğü çok şiddetli ve onu uyutmayacak düzeydeyse bir öksürük şurubuna başvurulabilir. <a title="balgam" href="http://www.saglik.im/yazi/balgam/">Balgam</a> zor çıkarılıyorsa hastanın bir süre <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a> buharı solumasında yarar vardır. Ateşin çok yüksek olduğu veya balgamın çok cerahatli olduğu durumlarda, tetrasiklin ya da <a href="http://www.saglik.im/penisilinler/">penisilin</a> gibi <a title="antibiyotik, antibiyotikler" href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotikler</a>in tedaviye eklenmesi gerekir. Ancak <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotik</a> kullanmadan Önce kesinlikle bir doktora danışılmalıdır. Ne yazık ki toplumumuz antibiyotikleri bilgisizce kullanma eğilimindedir. Bu da çeşitli tıbbi sakıncalar yaratmaktadır. Hastanın durumu gitgide düzeleceğine, tam tersi bir gelişme gösteriyorsa bir doktorun yardımlarına başvurmak seçilecek en doğru yoldur.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/akut-bronsit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PNÖMOTORAKS</title>
		<link>http://www.saglik.im/pnomotoraks/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/pnomotoraks/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jul 2008 11:48:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1831</guid>
		<description><![CDATA[PNÖMOTORAKS: Akciğer zarları arasındaki boşluğa (plevra boşluğuna) hava birikmesi olayına pnömotoraks denilmektedir. Pnömotoraks çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Bir yanıyla bronşa açılmış olan bir akciğer apsesi veya kaverni diğer yanıyla da plevra boşluğuna açılırsa pnömotoraks oluşur. Bu olaya “Bronkop-levral fistül” denilmektedir. Akciğerdeki bazı hava keseciklerinin plevra boşluğuna doğru patlamaları da pnömotoraksa neden olmaktadır. Göğüse gelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>PNÖMOTORAKS: Akciğer zarları arasındaki boşluğa (plevra boşluğuna) hava birikmesi olayına pnömotoraks denilmektedir. Pnömotoraks çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Bir</p>
<p>yanıyla bronşa açılmış olan bir akciğer apsesi veya kaverni diğer yanıyla da plevra boşluğuna açılırsa pnömotoraks oluşur. Bu olaya “Bronkop-levral fistül” denilmektedir. Akciğerdeki bazı hava keseciklerinin plevra boşluğuna doğru patlamaları da pnömotoraksa neden olmaktadır. Göğüse gelen delici darbeler nedeniyle plevra boşluğu ile atmosfer arasında bir bağlantının kurulması ve böylece plevra boşluğuna hava sızması pnömotoraksa neden olur. Hangi taraftaki plevraya hava birikirse biriken bu havanın basıncı ile o taraftaki akciğerler yeterince şişemez, dolayısıyla sönmeye başlarlar. Bu durum o taraftaki akciğerin yavaş yavaş <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> olayının dışında kalmasına neden olur. Pnömoto-raksın belirtileri, olayın gelişme hızına ve büyüklüğüne göre hafif belirtilerden, hayatı tehdit eden <a href="http://www.saglik.im/sok/">şok</a> tablosuna kadar değişen bir spektrum içinde çeşitli belirtilere neden olur. Aniden oluşan şiddetli bir <a href="http://www.saglik.im/gogus-agrisi/">göğüs ağrısı</a> <a href="http://www.saglik.im/nefes-darligi/">nefes darlığı</a> ve <a href="http://www.saglik.im/oksuruk/">öksürük</a> genellikle en erken rastlanan belirtilerdir. <a href="http://www.saglik.im/agri/">Ağrı</a> omuza veya karma vurabilir. Fakat genellikle olayın geçtiği göğüs bölgesindedir. Pnömotoraks yavaş gelişiyorsa veya biriken hava miktarı az ise belirtiler çok hafif olabilir. Hafif bir pnömotoraks olayında özel bir tedaviye gerek yoktur. Birikmiş olan hava kendiliğinden kaybolur. Fakat biriken hava fazlaysa bu durumda özel drenaj yöntemleriyle boşaltılması gerekmektedir. Bu arada pnömotoraksi yaratan nedene yönelik girişimler de gereklidir.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/pnomotoraks/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PLÖREZİ</title>
		<link>http://www.saglik.im/plorezi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/plorezi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jul 2008 11:47:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1829</guid>
		<description><![CDATA[PLÖREZİ: Akciğer zarlarının (plevra) çeşitli nedenlere bağlı olarak iltihaplanması olayına plörezi denilmektedir. İltihabı yaratan etkenler ya doğrudan doğruya akciğerlerden gelirler, yani akciğerdeki bir iltihabi olay zarlara kadar ulaşır. İltihap etkeni diğer organlardan kan yoluyla akciğer zarlarına gelebilir. Göğsün delici bir alet ile yaralanmasıyla da iltihap etkeni doğrudan doğruya akciğer zarlarına ulaşmış olur. Bakteriler, virüsler, mantarlar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>PLÖREZİ: Akciğer zarlarının (plevra) çeşitli nedenlere bağlı olarak iltihaplanması olayına <a href="http://www.saglik.im/plorezi/">plörezi</a> denilmektedir. İltihabı yaratan etkenler ya doğrudan doğruya akciğerlerden gelirler, yani akciğerdeki bir iltihabi olay zarlara kadar ulaşır. İltihap etkeni diğer organlardan <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> yoluyla akciğer zarlarına gelebilir. Göğsün delici bir alet ile yaralanmasıyla da iltihap etkeni doğrudan doğruya akciğer zarlarına ulaşmış olur. Bakteriler, virüsler, mantarlar, çeşitli <a href="http://www.saglik.im/parazitler/">parazitler</a> ve çeşitli kimyasal maddeler iltihap etkeni olarak karşımıza çıkarlar.</p>
<p>Hastalığın belirtileri genellikle aniden başlar, özellikle nefes alırken veya öksürürken göğüste batar tarzda ani bir <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> belirir. Kuru veya balgamlı bir <a href="http://www.saglik.im/oksuruk/">öksürük</a> gelişebilir. <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">Solunum</a> genellikle yüzeysel fakat hızlıdır.</p>
<p>Tedavi çoğunlukla olayı yaratan nedene yöneliktir. Eğer iltihaba bağlı olarak plevra boşluğuna sıvı birikmiş ve biriken sıvı da hastanın solunumunu olumsuz yönde etkiliyorsa özel drenaj yöntemleriyle bu sıvı boşaltılır.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/plorezi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AKCİĞER KANSERİNDE TEDAVİ</title>
		<link>http://www.saglik.im/akciger-kanserinde-tedavi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/akciger-kanserinde-tedavi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jul 2008 11:46:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1828</guid>
		<description><![CDATA[AKCİĞER KANSERİNDE TEDAVİ: Bütün kanserlerde olduğu gibi erken teşhis akciğer kanserinde de hayat kurtarıcıdır. Hastalığın yayılma durumuna, akciğerde yerleştiği bölgeye ve hastanın genel durumuna göre tedavinin şekli kararlaştırılır. Cerrahi, ışm veya ilaç tedavisi ya da bunların karışımı olan bir tedavi seçilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AKCİĞER KANSERİNDE TEDAVİ: Bütün kanserlerde olduğu gibi erken teşhis akciğer kanserinde de hayat kurtarıcıdır. Hastalığın yayılma durumuna, akciğerde yerleştiği bölgeye ve hastanın genel durumuna göre tedavinin şekli kararlaştırılır. Cerrahi, ışm veya <a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">ilaç</a> tedavisi ya da bunların karışımı olan bir tedavi seçilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/akciger-kanserinde-tedavi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AKCİĞER KANSERLERİNİN BELİRTİLERİ</title>
		<link>http://www.saglik.im/akciger-kanserlerinin-belirtileri/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/akciger-kanserlerinin-belirtileri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jul 2008 11:45:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1827</guid>
		<description><![CDATA[AKCİĞER KANSERLERİNİN BELİRTİLERİ: Akciğer kanserlerinin ilk belirtisi öksürüktür. Fakat bu belirti genellikle önemsenmez. Çünkü hasta öksürüğünü sigaraya veya soğuk algınlığına bağlar. Sigara içen bir kimsenin öksürüğünde son zamanlarda bir artış kaydedilirse ve özellikle öksürüğün nitelikleri Önceye oranla değişecek olursa bu değişiklikleri akciğer kanseri açısından bir alarm işareti olarak değerlendirmek gerekir. Bir diğer belirti balgam çıkarmadır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>AKCİĞER KANSERLERİNİN BELİRTİLERİ:</p>
<p>Akciğer kanserlerinin ilk belirtisi öksürüktür. Fakat bu belirti genellikle önemsenmez. Çünkü hasta öksürüğünü sigaraya veya soğuk algınlığına bağlar. Sigara içen bir kimsenin öksürüğünde son zamanlarda bir artış kaydedilirse ve özellikle öksürüğün nitelikleri Önceye oranla değişecek olursa bu değişiklikleri <a href="http://www.saglik.im/akciger-kanseri/">akciğer kanseri</a> açısından</p>
<p>bir alarm işareti olarak değerlendirmek gerekir. Bir diğer belirti <a href="http://www.saglik.im/yazi/balgam/">balgam</a> çıkarmadır. Fazla miktarda balgam çıkartılmaz fakat bu balgamın günün birinde kanlı çıkması çok önemli bir uyan oluşturmaktadır .Ne yazık ki kanlı balgam çıkaran bazı hastalar, akciğer kanseri olmalarına karşın uzun süre tüberküloz olarak tedavi edilmişlerdir. Bir diğer önemli belirti de <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> öksürmedir (Hemoptizi] .Bronşlardaki daralma-tıkanma hırıltılı bir solunuma yol açar.</p>
<p>Yukarıda değindiğimiz belirtiler, akciğer kanserinin oldukça erken devrelerinde gelişen belirtileridir. Geç dönemde iştahsızlık, zayıflama, halsizlik gibi kanserin genel belirtileri başlar. Bunların yanı sıra akciğer kanserinin yayılışına göre de belirtiler ortaya çıkar. Ses kısıklığı, yutma güçlüğü, gibi.</p></div>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-8090297453280028992&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-8090297453280028992&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/akciger-kanserlerinin-belirtileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AKCİĞER KANSERLERİ</title>
		<link>http://www.saglik.im/akciger-kanserleri/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/akciger-kanserleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jul 2008 11:44:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1826</guid>
		<description><![CDATA[AKCİĞER KANSERLERİ: Akciğer kanserlerinin % 60′ını bronşlardan kaynaklanan skuamöz hücreli kanserler oluşturmaktadır. Akciğer kanserinin bu türü sigaraya bağlıdır.Sigara dumanında bulunan katranda, birçok kanser yapıcı maddeler vardır. Bu maddeler içindfe 3.4 benzopiren en etkili olanıdır. Sigara kullanmayan her 100.000 erkekten 3.5′inde akciğer kanseri ortaya çıkarken sigara kullanan erkeklerin her 100.000′inde 59.5′inde akciğer kanseri gelişmektedir. Sigaranın yanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>AKCİĞER KANSERLERİ: Akciğer kanserlerinin % 60′ını bronşlardan kaynaklanan skuamöz hücreli kanserler oluşturmaktadır. Akciğer kanserinin bu türü sigaraya bağlıdır.Sigara dumanında bulunan katranda, birçok <a href="http://www.saglik.im/yazi/kanser/">kanser</a> yapıcı maddeler vardır. Bu maddeler içindfe 3.4 benzopiren en etkili olanıdır. Sigara kullanmayan her 100.000 erkekten 3.5′inde <a href="http://www.saglik.im/akciger-kanseri/">akciğer kanseri</a> ortaya çıkarken sigara kullanan erkeklerin her 100.000′inde 59.5′inde akciğer kanseri gelişmektedir. Sigaranın yanı sıra <a href="http://www.saglik.im/asbestozis/">asbestozis</a> vakalarında,uranyum madenlerinde çalışanlarda ve akciğerinde nedbe (fibroz) dokusu gelişenlerde de akciğer kanserine daha sık rastlanmaktadır.</p>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-8090297453280028992&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-8090297453280028992&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Akciğer kanserlerini başlıca iki gruba ayırabiliriz. Bunlardan ilki akciğere başka organlardan sıçramış olan kanserlerdir. Bu tür kanserlere metastatik kanserler denir. Bu kanserler genellikle, memeden, tiroitten, kalınbağırsaklardan, prostattan, kemiklerden, böbreklerden veya testislerden sıçrar. Akciğerin ikinci tip kanserleri doğrudan doğruya akciğer dokusundan kaynaklanan kanserlerdir. Bu kanserler de başlıca dört çeşittirler.</p>
<p>1) Skuamöz hücreli kanser: Kesinlikle sigarayla ilgili olan kanser türüdür. Akciğer kanserlerinin % 60′ını oluşturur. Erkenden bronşlarda tıkanma yaptığı için klinik belirtileri erken ortaya çıkar. Bu erken teşhis bakımından önemlidir.</p>
<p>2) Adenokarsinom : Genellikle akciğerlerdeki nedbe dokularından kaynaklanır. Nedbe dokuları akciğerlerdeki iltihabı, nekrozlu olaylar sonucu gelişmiş olabilirler. Bunlara neden olduğu nedbe-leşmeler de dahildir. Bu tür, ne yazık ki genellikle çok geç belirti gösterir. Böylece teşhiste Önemli gecikmeler olur.</p>
<p>3) Anaplastik hücreli kanser: Kanserin bu türü genellikle erken yaşlarda ortaya çıkar ve erkenden başka organlara sıçrar.<br />
4} Bronkioalveoler hücreli kanser: İlerleyici bir nefes darlığına, hipoksi ve sık solumaya neden olur.</p></div>
<p><strong>Akciğer Kanseri Ameliyatı</strong><br />
<object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=988900518234518044&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=988900518234518044&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/akciger-kanserleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

