<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Kadın Hastalıkları</title>
	<atom:link href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kadin-hastaliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik.im</link>
	<description>Sağlık, Tıp, Estetik Tedavi Yöntemleri &#124; Sağlık&#039;ım Her şey Diyorsanız..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Aug 2011 02:08:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Vulva</title>
		<link>http://www.saglik.im/vulva-kanseri/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/vulva-kanseri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2009 20:51:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi Yöntemleri ve İncelemeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1302</guid>
		<description><![CDATA[Kadın üreme organlarının en dış bölümü olan vulva, üreme organlarının dıştan görülebilen bölümüne verilen addır. 10 ayrı bölümden meydana gelir: 1) “Venüs Tümseği” (Mons veneris, Mons pubis}, 2)”Büyük dudaklar” (dış dudaklar, Labia majora), 3) ‘ ‘Küçük dudaklar” (iç dudaklar, Labia minora), 4) “Klitoris (bızır), 5) “Vestibül”, 6) “Vagina deliği”, 7) “Kızlık zarı” (himen), 8 ) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın üreme organlarının en dış bölümü olan vulva, üreme organlarının dıştan görülebilen bölümüne verilen addır.</p>
<p>10 ayrı bölümden meydana gelir:</p>
<p>1) “Venüs Tümseği” (Mons veneris, Mons pubis},<br />
2)”Büyük dudaklar” (dış dudaklar, Labia majora),<br />
3) ‘ ‘Küçük dudaklar” (iç dudaklar, Labia minora),<br />
4) “Klitoris (bızır),<br />
5) “Vestibül”,<br />
6) “Vagina deliği”,<br />
7) “Kızlık zarı” (himen),<br />
8 ) “Üretra dış deliği [Meatus externus),<br />
9)Skene kanalları,<br />
10) “Vulvovaginal bezler” (Bartholin bezleri)</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-4411" title="daigramofvulvaranatomy" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/daigramofvulvaranatomy-300x191.jpg" alt="" width="300" height="191" /></p>
<p><strong>VULVA KANSERİ</strong>: Kadının üreme organlarında rastlanan <a href="http://www.saglik.im/yazi/tumorler/">tümörler</a> içinde sıklık bakımından dördüncü sırayı <a href="http://www.saglik.im/vulva-kanseri/">vulva kanseri</a> almaktadır. Bilindiği gibi üreme organlarının en sık rastlanan diğer üç kanseri <a href="http://www.saglik.im/rahim-agzi/">rahim ağzı</a> (serviks uteri) kanseri, <a href="http://www.saglik.im/rahim/">rahim</a> kanseri ve <a href="http://www.saglik.im/yumurtalik-ovaryum/">ovaryum</a> (yumurtalık) kanseridir. Üreme organlarındaki kanserlerin % 2-3 kadarı vulva kanserleridir. Vulva kanseri, özellikle yaşlı kadınların hastalığı olarak, klinik Özellik taşımaktadır. Hastalık 70 yaşındakilerde sıklık bakımından doruğa ulaşmaktadır. Vulva kanserlerinin çok büyük bir bölümü “Skuamöz hücreli kanser” tipindendir ve az da olsa “Adenokarsinom” denilen salgı bezi kanseri de gelişebilmektedir. Vulvanın herhangi bir bölgesinde <a href="http://www.saglik.im/yazi/kanser/">kanser</a> gelişip yayılabilir. Vulva kanserlerinde başlangıçta hafif bir kabarıklık, sertleşme ve <a href="http://www.saglik.im/kasinti/">kaşıntı</a> bölgesine rastlanır. Bu bölgede küçük bir <a href="http://www.saglik.im/peptik-ulser/">ülser</a> de gelişebilir. Ülser çevresinde şişlik de gelişebilmektedir. Bu tablo önemsenmediğinde, sözü geçen değişiklikler tüm vulvaya yayılmaktadır. Vulvadaki ülser genişledikçe ve kanser daha derinlere yayıldıkça şiddetli bir <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> gelişmektedir. Bu gibi durumlar, ağrı kesici ilaçlara gereksinim doğuracak kadar ağrılı olabilmektedir.Tedavi olarak genellikle cerrahi yöntemler önerilmektedir. Işın tedavisinin yeterli bir sonuç sağladığı görüşü, tıp çevrelerinde destek bulmamıştır.</p>
<p><strong>VULVA VE DÖLYOLU TÜMÖRLERİ VULVA KARSİNOMU</strong></p>
<p>Kadında dış cinsel organlara vulva de­nir. Yayılmacı vulva karsinomu kadın­lara Özgü kötü huylu tümörlerin yüzde 4′ünü oluşturur ve genellikle ileri yaş­larda ortaya çıkar. Hastaların ortalama yaşı 65′tir; bunların yüzde 60′tan fazlası 50. yüzde 25′i 70, yüzde 10′u da 80 yaşın üzerindedir. Bu nedenle yüksek tan­siyon, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/seker-hastaligi/">şeker hastalığı</a> ve <a href="http://www.saglik.im/sismanlik/">şişmanlık</a> da çoğu kez vulva kanserine eşlik eder.</p>
<p><strong>Nedenleri</strong></p>
<p>Vulva karsinomunun nedenleri arasında vulva kaşıntısına bağlı yaralar, kasık lenfogranülomu, frengi, <a href="http://www.saglik.im/pelvis-legen/">leğen</a> bölgesine ışınım uygulanması, arsenikÜ böcek ilaçlan ve podofilin gibi kimyasal mad­delerin etkisiyle sürekli örselenmeler İleri sürülmüştür. Özellikle genel <a href="http://www.saglik.im/">sağlık</a> ve temizlik kurallarına dikkat etmeyen­lerde vulva karsinomuna sık rastlanır. <a href="http://www.saglik.im/yazi/cinsel-iliski/">Cinsel ilişki</a> ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/kadin-ve-dogum/">doğum</a> travmalarının et­ken olmadığı anlaşılmaktadır, çünkü ev­lilerle bakireler arasında vulva kanserine yakalanma sıklığı bakımından fark yok­tur. Aynı durum demir ve B12 vitamini eksikliği, kozmetik alerjileri ve geçmişte vulva kaşıntısının tedavisinde kullanılan türden ışmım için de geçerlidir.<br />
Tek basma ya da birlikte birçok et­kenin kansere yol açtığı söylenebilırse de kesin bir neden ileri sürmek olanak­sızdır. Ama genç kadınlarda insan pa-pillom virüsü (HPV tip 6) enfeksiyonuyla in situ durumdaki (kendi doğal yerinde, çevreye yayılmamış) ya da he­nüz yayılmaya başlamış vulva karsino­mu arasında anlamlı bir ilişki olduğu sanılmaktadır. Ayrıca dış cinsel organ­larda siğile benzer kabartılar olan kondilom tipi virüs hastalıklarıyla kötü huylu vulva tümörleri arasında görülme sıklığı açısından bir koşutluk vardır.</p>
<p><strong>Yatkınlığa Yol Açan Lezyonlar </strong></p>
<p>Karsinom öncesinde en sık görülen de­ğişimler şunlardır:<br />
• Gevreme (Kraurosis) &#8211; Başlıca kli­nik özellikleri vulvada derinin kuruyarak incelmesi, kılların dökülmesi ve do­ku gerilemesidir. Vulva yüzeyi düzleşmiş, sarı-gri bir renk almış, derialtı yağ dokusu ortadan kalkmıştır. Bu durum vulva ağzında daralma nedeniyle cinsel ilişkide ağrıya (disparöni) yol açar. Vulva kuruması menopoz dönemindeki kadınlara özgü <a href="http://www.saglik.im/ostrojenler/">östrojen</a> eksikliğine bağlanmaktadır. Ama <a href="http://www.saglik.im/yumurtalik-ovaryum/">yumurtalık</a> işlevi normal genç kadınlarda da görülmesi bu mon etkisine yeterli yanıt vermemesin­den kaynaklanmaktadır.<br />
• LÖkoplaki &#8211; Karsinom Öncesinde en sık görülen lezyondur. Düz ya da kaba­rık bir katman görünümünde, değişik bi-Çİm ve büyüklükte, sedef rengindedir; tek ya da birden çok olabilir; küçük du­dakların iç ya da dış yüzeyine yerleşmiş ve mukozaların yüzeyiyle sınırlı bir olu­şumdur. En çok 40- 50 yaş arasındaki ve menopoz dönemindeki kadınlarda görü­lür. Örseleyici uyaranların sürekli etkisi­ne bağlı olduğu sanılmaktadır. Kanser­leşme riski 3-5 yıl içinde yüzde 5 dola­yındadır.<br />
• Kronik liken (lichen scîerosus e at-rophicus) &#8211; Vulvada şiddetli kaşıntı ya­pan kronik bir deri hastalığıdır. Deride aşın keratin birikimiyle beyaz renkli, üzeri yassı kabarıklar oluşur. Bu olu­şumlar vulva ve makat çevresindedir. Arkada üçüncü kuyruksokumu omuru­na, yanlarda kalça oluğuna kadar yayılır.<br />
• Kondilom &#8211; Siğile benzer küçük olu­şumlardır. Çeşitli biçimleri vardır. Aşın keratinli, saplı, çok sayıda konik kondi­lom ya da sapı geniş tabanlı, sedef renk­li, bir ya da birkaç tane rozet görünümlü kondilom biçiminde olabilir. Bazen de vulva derisinin ve mukozasının üstünde lökoplakiye benzer oluşumlar biçiminde ortaya çıkar, ama bu oluşumların içinde ince damarlar vardır.<br />
Belirtileri<br />
Vulvadaki lezyonlar kaşıntıya, ağrılı bir rahatsızlık duygusuna ve yanmaya yol açar. Ama bu belirtiler yalnızca kötü huylu oluşuma özgü değildir, in situ du­rumundaki karsinomun klinik olarak kendine özgü bir görünümü yoktur. Ge­nellikle deriden hafifçe kabarık, kenar­ları düzensiz, yavaş yayılan bir oluşum­dur. Mukozaya yerleşenlerin rengi şarap kırmızısı, yüzeyi kadife gibidir; deride-kiler ise beyaz renkli, yüzeyi egzamalı ya da ülserli olur. Olguların üçte birinde lezyon aşın pigmentlidir; vulvadaki pig­mentli değişimlerin en sık rastlanan ikinci nedeni in sttu karsinomdur. Ço­ğunlukla küçük dudaklarda gelişir ve çok odaklıdır. Hastalann hemen hepsin­de bundan başka belirti görülmez. Bazı hastalar kaşıntıdan yakınır. Kötü huylu bir değişim olan <a href="http://www.saglik.im/paget-hastaligi/">Paget hastalığı</a> genel­likle <a href="http://www.saglik.im/egzama/">egzama</a> görünümünde kırmızı renkli tek bir plak gibidir. Büyük du­dakların derisi üstünde yer alır; ağnsız ve kaşıntılıdır, yavaş ilerler. Siğilimsi karsinom ağız boşluğu, <a href="http://www.saglik.im/burun/">burun</a> delikleri, gırtlak, yemek borusu, deri gibi vulva-dan başka dokularda da görülebilen bir tümördür. Karnabahar gibi düzensiz yü­zeyli, beyaz renkli, 1-5 cm çapındadır; genellikle büyük dudaklarda gelişir. Di­kensi hücreli yayılmacı karsinom baş­langıç evresinde küçük bir ülseri andı­rır. Belirgin kenarlan vardır ve kısmen kabukla kaplıdır. Tümörde çizgi biçi­minde kanama olabilir ve üstünde en­feksiyon gelişebilir. Kanama ve ağn za­manla artar. Dikensi hücreli karsinom hastalann yüzde 75′inde vulvamn ön bölümündedir; bunlann yüzde 6O’ı bü­yük dudaklarda, yüzde 30′u <a href="http://www.saglik.im/klitoris-bizir/">klitoris</a> başı ve küçük dudaklarda, geri kalanı da döl-yolu girişinde bulunur. Hastalann yüzde 25′inde ise karsinom vulva dudaklan bağı denen deri kıvrımmdadır. Bartholin bezi karsinomu başlangıçta kapsüllüdür. Tanı genellikle ileri evrede konur; çün­kü dışandan güç fark edilen bir yerdedir ve hastalar utandıklanndan doktora baş­vurmakta gecikirler.<br />
İncelemeler<br />
Doğru tanı ve sınıflama için yapılması gereken çeşitli incelemeler vardır. Önce jinekolojik muayene yapılır ve karsino­mun boyutuyla kasık lenf bezlerindeki olası büyüme belirlenir. Kazıma yoluyla <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> örneği alınarak hücreler incelenir. Tetrasiklinle flüoresans testi ya da meti­len mavisiyle boya testi uygulanır. Ye­rel anesteziyle kolposkopik büyütme al­tında <a href="http://www.saglik.im/biyopsi/">biyopsi</a> yapılır. Kesin tanı için vul­vadaki bütün değişimlerin kesilip alın­ması gerekir. Kuruma ve lökoplaki tipi değişimlerde boya testleri dışında kol-poskopi ve biyopsi uygulanmalıdır. (Metilen mavisi testi aşınmış ve nedbe dokusu oluşmuş bölgelerde sonuç ver­mez; in situ karsinomu olan hastalann yalnızca üçte ikisi teste yanıt verir.) Ülserleşme görülen bütün oluşumlara bi­yopsi yapılmalıdır. Kötü huylu oluşum-lann ayırt edilmesi için laboratuvar in­celemeleri de gerekir.<br />
Ayırıcı Tanı<br />
Vulva karsinomu Bartholin bezi kistin­den (iyi huylu ter bezi tümöründen (hidroadenom), deri yumrularından (dermatofibrom), frengiden, herpes enfeksiyonundan, kondilomdan (özellikle siğilimsi karsinom), kasık Ienfogranülo-mundan ve lökoplakiden ayırt edilmeli­dir. Ayıncı tam her zaman kolay değil­dir. Örneğin kasık lenfogranülomuyla yayılmacı karsinom birlikte bulunabil­mektedir. Başka bölgelerden kaynakla­nan kötü huylu tümörlerin vulvaya sıç­raması ve idrar kesesi ya da düzbağırsak karsinomunun yayılması da ayırıcı tanıda dikkate alınmalıdır. ~&gt; ^ «*- &gt;’i&#8217;m^<br />
Gidişi ve Komplikasyonlar<br />
Dikensi hücreli yayılmacı vulva karsi-nomu yavaş bir yerel gelişim gösterir.<br />
Yerel yayılma siyek, dölyolu, düz-bağırsak ve apışarasına (perine) doğru­dur. Bölgesel lenf düğümlerine yayılma sık görülür ve erken başlar; tam kondu­ğunda hastaların yüzde 50’sinde kasık lenf düğümlerine metastaz vardır. Kar-sinomun çapı ne kadar büyükse, yayıl­ma olasılığı da yüksektir.<br />
Uzağa yayılma ise çok ender ve an­cak ileri evrede görülür. Tedavi edilme­yen karsinom bütün apışarası düzeyine yayılır; dölyoluyla düzbağırsak ve idrar kesesi arasında fistüller, bacaklarda len-födem oluşur. Hasta kanser kaşeksisi (şiddetli zafiyet, bitkinlik) ya da kana­ma nedeniyle ölür. Çapı 1 cm’den kü­çük olan ve derinliği 5 mm’yi geçmeyen dikensi hücreli yayılmacı vulva karsino-mu hiçbir zaman lenf düğümü metastazı yapmaz. Siğilimsi karsinomda lenf dü­ğümüne yayılma görülmez.<br />
Kanserin yinelemesi birincil karsi lıdır. Geniş çıkarılmayla (rezeksiyon) tedavi edilen in situ karsinom ve Paget hastalığında yineleme sık görülür; has­talık cerrahi girişimin sınırlarında bu­lunmamasına karşın buralarda yineler ve özellikle Paget hastalığında gizli odaklarda da ortaya çıkar. Yayılmacı karsinomda yineleme erken ya da geç olabilir. Erken yinelerse aynı yerde (cerrahi girişimin nedbesi üstünde ya da çevresindeki deride) ya da bölgede (kasıktaki metastazh lenf düğümlerin­de) ortaya çıkar. Her iki durumda da yi­neleme cerrahi girişimin yeterince kök­ten olmamasından ve girişim sırasında karsinomlu hücrelerin yayılmasından kaynaklanır.<br />
Tedavi<br />
• Genel ilkeler &#8211; Bütün evrelerde tek tedavi cerrahi girişimdir. Hastanın ge­nel durumunun cerrahi girişime elver­mediği koşullarda bile, bunların olabil­diğince düzeltilmesinden sonra birincil tümörün çıkarılması Önerilir.<br />
• Cerrahî girişim &#8211; Vulvada bütün kanser öncesi değişimler sıkı kontrol al­lında tutulmalıdır. Genç kadınlarda cer­rahi girişime karar verilirken bunun es­tetik değişiklik, dölyolu daralması ve cinsel uyumsuzluk gibi sorunlara yol açabileceği göz önüne alınmalıdır. Ameliyat edilen hastanın düzenli ve dikkatli kontrolü yapılmalıdır. Ameli­yattan sonra genel sağlık ve temizlik kurallarına titizlikle uyulması, ayrıca lenfödemin önlenmesi si gerekir. Yeniden <a href="http://www.saglik.im/kanserlesme/">kanserleşme</a> olasılı­ğı bulunduğundan düzenli kontrol beş yıldan sonra da sürdürülmelidir.<br />
• Işın tedavisi (radyoterapi) &#8211; Vulva karsinomunun birincil tedavisinde deri­den emilen radyoterapinin yeri yoktur, çünkü bu karsinom ışınıma duyarlı de­ğildir. Ayrıca ışınım deriye, bağırsağa ve idrar yollarına zarar verir, vulva ilti­habına (vulvit) yol açabilir. Lenf düğü­mü metastazları bulunduğunda da ışın tedavisi cerrahiye ek bir yarar sağlamaz.<br />
•  İlaç tedavisi (kemoterapi) &#8211; Başka bir tedavi olanağının kalmadığı, ilerle­miş evre dışında <a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">ilaç</a> tedavisi uygulan­maz. Genellikle dölyatağı boynu karsi-nomunda kullanılan ilaçlar seçilir. Has­taların ancak yüzde 10 kadarında nes­nel düzelme sağlanır.<br />
• Yeniden kanserleşmelerin tedavisi-Aynı yerde yineleyen karsinomun teda­visinde cerrahi girişime, elektrikle yak­maya, soğuk cerrahisine (kriyoşirurji) ya da laser cerrahisine başvurulur, Işın tedavisi birincil tümördeki kadar bile etkili değildir, çünkü daha önceki cerra­hi girişim nedeniyle kanm dokuları bes­lemesinde değişiklikler ortaya çıkmış­tır. Kasıktaki yinelemeler olabildiğince cerrahi yoldan tedavi edilir. Cerrahi gi­rişim yapılamazsa ışm tedavisi uygula­nır; ama kasıkta yineleyen karsinomlar genellikle tedavi edilemez.<br />
•  Komplikasyonların tedavisi &#8211; Ameli­yat sonrası dönemde kötü huylu olmayan başlıca Üç komplikasyon ortaya çıkar:<br />
a) Dölyatağının ve dölyolu duvarla­rının sarkması &#8211; Tek tedavi dölyolu ve dölyatağının cerrahî girişimle alınması­dır. Ama hastanın yaşı ve daha olan hastalığı dikkatle değerlendirilip gerekli Önlemler alınarak dölyoluna özel bir aygıt yerleştirilebilir; peser a .-nen bu aygıt destek işlevi görür.<br />
b) Lenfödem &#8211; Sık görülür. Lenf sı­vısının ve <a href="http://www.saglik.im/toplardamarlar/">toplardamar</a> kanının birikme­sine, ayrıca ameliyat sonrası trombofle-bite (toplardamarda pıhtı ve iltihap) bağlıdır. Karsinomun leğen bölgesinde yineleyip yinelemediği her zaman kont­rol edilmelidir.<br />
c) Dölyoîu daralması &#8211; Ender görü­lür ve yalnızca genç kadınlarda sorun oluşturur. Cinsel uyumsuzluğa yol aç­ması çözümü güç bir sorun yaratır.<br />
Beklenen Gidişi &#8211; - -v (Prognoz)<br />
Vulvamn cerrahi girişimle alınması yo­luyla tedavi edilen in situ karsİnom, ba­zal hücreli karsinom ve siğilimsi karsi-nom çok iyiye gider. Beş yıl sonunda sağ kalma oram yüzde 100′dür. Yayıl­macı karsinomun gidişi ise birincil tü­mörün yerine, yayılmasına ve tedaviye bağlıdır. Lenf düğümlerine yayılmamış ve uygun biçimde tedavi edilmiş tümör­lerde beş yıl sonunda sağ kalma oram yüzde 75-90 arasındadır; kanser lenf düğümlerine yayılmışsa bu oran yüzde 25-30′a düşer. Organın korunduğu cer­rahi girişimle birlikte ya da tek basma uygulanan ışm tedavisi sonucunda beş yıllık sağ kalma oram genel olarak yüz­de 20′nin altındadır. Klitoris karsinomu-nun gidişi daha kötüdür.<br />
DÖLYOLU KARSİNOMU<br />
Kötü huylu birincil dölyolu tümörleri kadınlara özgü kötü huylu tümörlerin yüzde 1-2’sini oluşturur. Bunların yakla­şık yüzde 95′i dikensi hücreli yayılmacı karsinomdur; çok ender görülen in situ karsinom genellikle dölyatağı boynu in situ karsinomuyla birlikte ortaya çıkar.<br />
Dikensi hücreli karsinom tipik ola­rak 50 yaşm üzerinde, en çok da 56-65 yaş arasında görülür. Oluşumunu kolay­laştırdığı bilinen tek etken, sarkmayı hafifletici bir önlem olarak dölyoluna peser yerleştirilmiş olmasıdır. Dikensi hücreli karsinom gelişen hastaların yüz­de 10-15′i daha önce peser kullanmıştır. Leğen bölgesine ışınım uygulanmasının etkisi ise kesin değildir.<br />
Belirtileri<br />
Dölyolu karsinomunun belirtileri dölya­tağı boynu karsinomuna benzer. Ülserli bir alandaki kanama ilk belirtiyi oluştu­rur. Kanamayla aynı zamanda cinsel iliş­ki sırasında ağrı ve beyaz <a href="http://www.saglik.im/akinti/">akıntı</a> (lökore) ortaya çıkabilir. İdrar kesesi boynu ve si­yek yakın olduğundan idrar yollarıyla il­gili belirtiler de sık görülür. Hastaların yüzde 60′ından fazlasında dikensi hücre­li karsinom ülserli biçimde ortaya çıkar. En sık görüldüğü yer dölyolunun arka duvarı ve üst bölümüdür. Karsinom ol­guların yüzde 55′inde dölyolunun üst, yüzde 15′inde orta, yüzde 30′unda da alt bölümündedir. Tanıda gecikilmesinin başlıca nedenleri hastaların ileri yaşta ol­maları, cinsel açıdan aktif olmamaları ve düzenli muayene edilmemeleridir İncelemeler<br />
Karsinomun doğru sınıflanduıhnası için anestezi alanda jinekolojik muayene, kolposkopi, Schiller testi ve Pap testi vazgeçilmez incelemelerdir. (Bu testler dölyatağı boynunda olumsuz sonuç ver­melidir.) Belirgin lezyonlar ya da Schil­ler testinde iyotla boyanmayan (kanserli) bölgeler belirlendiğinde kolposkopik bü­yütme altında dölyolu biyopsisi yapılır. Kanserin dölyatağı gövdesine yayılma olasılığını dışlamak için dölyatağı içi ka­zıma, ayrıca lenfografi, <a href="http://www.saglik.im/sistoskopi/">sistoskopi</a> ve <a href="http://www.saglik.im/rektoskopi/">rektoskopi</a> uygulanır. Tanı tablosunu ta­mamlamak için idrar yollan, göğüs ve kontrast maddeyle kalınbağırsak filmi Çekilir.<br />
Ayırıcı Tanı<br />
Birincil dölyolu karsinomu öncelikle şunlardan ayırt edilmelidir:<br />
•  Başka yerlerden kaynaklanan ve döl­yoluna sıçrayan tümörler (endometri-yum, dölyatağı boynu ya da yumurtalık karsinomu).<br />
• Yakın bölgelerden kaynaklanan ve dölyoluna yayılan tümörler (dölyatağı boynu, Bartholin bezi, vulva, düzbağır-sak, idrar kesesi ya da siyek karsinomu), Ayırıcı tanıda frengi, endometnyoz ve yakıcı madde lezyonlan olasılıkları da dikkate alınır.<br />
Karsinomun dölyolundan kaynaklan­dığını belirlemek için birincil tümörün dölyatağı boynu ve gövdesinde bulun­madığı kanıtlanmalı, kolposkopi ve döl­yatağı içi kazıma olumsuz sonuç verme­lidir.<br />
Gidişi ve Komplikasyonlar<br />
Dölyolu karsinomu önce vulvaya, idrar kesesine ve düzbağırsağa yayılır. Bölge­sel lenf düğümlerine yayılma da erken evrede görülür.<br />
<a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">Tümör</a> dölyolunun üst bölümündey-se yayılması dölyatağı boynu karsino­muna benzer. Buna karşılık dölyolunun orta ve alt bölümlerindeyse yayılma vul­va karsinomunu andırır; kanser önce ka­sık lenf düğümlerine, daha sonra leğen bölgesi lenf düğümlerine yayılır. Lenf yayılması birincil tümörün yayılmasıyla doğrudan bağlantılıdır.<br />
Dölyolu karsinomu genellikle ilk te­daviyi izleyen iki yıl içinde aynı yerde yineler. Uzak organlara yayılması seyrek görülür ve ileri evrelerde ortaya çıkar.<br />
Tedavi<br />
Tedavi deriden emilen yüksek enerjili radyoterapiye ve radyumlu iğne ya da çubuklarla uygulanan küriterapiye daya­nır. Dölyolunun dölyatağı ve lenf dü-ğümleriyle ya da leğen bölgesi dokula­rıyla birlikte çıkarıldığı çok radikal cer­rahiye ancak ışm tedavisinin başarılı ol­madığı hastalarda başvurulur. İlaç teda­visi tek başına etkili değildir; seçilen ilaçlar dölyatağı boynu karsinomunda kullanılanlara benzer. Tedavi karsino­mun yerine, boyutlarına, yayılma derin­liğine ve bölgesel lenf düğümlerinin et­kilenmesine göre belirlenir.</p>
<p>Beklenen Gidişi (Prognoz)</p>
<p>Dölyolu karsinomu olan hastaların iyi­leşme olasılığı radyoterapi yöntemlerin­deki ilerlemeler sonucunda artmıştır.<br />
Hastalığın beklenen gidişi açısından en önemli etken tümörün boyutudur. Küçük boyutlu (1-2 cm) karsinomlarda hastaların beş yıl sonunda sağ kalma oranı yüzde 60′ın üzerindedir, ama ileri evrelerde bu oran önce yüzde 30′a, daha sonra da yüzde 10′a düşer.</p>
<p><strong>VULVAYA AİT KISIRLIK NEDENLERİ:</strong></p>
<p>Vulvadaki bir bozukluk, genellikle <a href="http://www.saglik.im/yazi/kisirlik/">kısırlık</a> yakınmasından önce. bir gelişim bozukluğu olarak yakınmalarla kendini gösterir. Diğer bir deyimle, böyle bir hastanın kısırlıktan önceki ilk yakınması adet görememe ya da cinsel birleşme yapamama gibi farklı belirtilerdir. Vulvanın böyle bozukluklarına örnek olarak himenin (kızlık zarı) kapalı oluşunu gösterebiliriz. Himeni kapalı olan bir genç kız ilk olarak adet görememekten yakınmaktadır. Eğer bu genç kız evli ise cinsel birleşme yapamamaktan dolayı hekime başvurabilir; gayet doğal olarak kısırlık sorunu ikinci plandadır.</p>
<p><strong>VULVOVAGİNAL BEZLER &#8211; BARTHOLİN BEZLERİ:</strong> Bartholin bezleri (vulvovaginal bezler), <a href="http://www.saglik.im/yazi/vagina/">vagina</a> deliğinin iki yanına yerleşmiş olan iki bezdir. Buraya gonore mikrobu ve diğer mikroplar kolayca bulaşabilir. Bartholin bezleri mukus salgılarım birer kanalla vestibüle boşaltırlar. Mukus özellikle cinsel birleşme sırasında psikolojik ve fiziksel uyarılarla salgılanır ve vagina girişini nemlendirir, kayganlaştırır.</p>
<p><strong>PRURİTUS VULVA (VULVA KAŞINTISI):</strong>Herhangi bir nedenle vulvada kaşıntı olabilir. Vulvada kaşıntıya yol açan ve bazen kadını çok rahatsız eden nedenler aşağıda sıralanmıştır:</p>
<p>1) İdrar yollarına ilişkin sorunlar: İdrarda şeker çıkması (şeker hastalığında), idrarda iltihap bulunması ve idrar kaçırma gibi nedenler vulvayı tahriş ederek kaşıntıya yol açarlar.</p>
<p>2)  Vaginal akıntılar: Herhangi bir nedenle olan vaginal <a href="http://www.saglik.im/akinti/">akıntılar</a> uzun süre devam ederse tahrişe ve sonunda kaşıntıya neden olurlar.</p>
<p>3}Anüs (makat) ile ilgili sorunlar:Hemoroid ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bagirsak-hastaliklari/">bağırsak</a> parazitleri de vulvada kaşıntıya neden olan etkenlerdendir. Özellikle küçük kız çocuklarında bağırsak parazitleri sıklıkla vulvada kaşıntı oluştururlar.</p>
<p>4) Deri hastalıkları: Lökoplaki, kondilomata akü-minatum, liken sklerosus gibi hastalıkların yanında bit ve <a href="http://www.saglik.im/uyuz-gale/">uyuz</a> da kaşıntı nedenlerindendir. Bunlardan başka şıklıkla görülen bir kaşıntı nedeni de allerjik reaksiyonlardır. Pubis bölgesine uygulanan hijyenik maddeler [intim sprey) de bazen tahrişe yol açarak kaşıntıya yol açarlar.</p>
<p>5) Psikosomatik etken: Birçok kadında da kaşıntı nedeni belirli bir organik hastalık olmayıp, tümüyle psikolojik kökenlidir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/vulva-kanseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın Üreme Organları</title>
		<link>http://www.saglik.im/kadin-ureme-organlarinin-gelisimi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/kadin-ureme-organlarinin-gelisimi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2009 06:05:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1492</guid>
		<description><![CDATA[KADIN ÜREME ORGANLARININ GELİŞİMİ: Kadın üreme organları başlangıçta yan yana bulunan iki adet kanaldan oluşur. Bu kanallara mül-ler kanalları denir. Bu kanalların gelişim döneminde yan yana tam olarak birleşmesiyle aşağı dan yukarı doğru kadın üreme organları ortaya çıkar. Bu müller kanallarının birleşmesi uzunlamasına olup, aşağıda tamdır, yukarda ise birleşme yoktur. Diğer bir deyişle Müller kanallarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KADIN ÜREME ORGANLARININ GELİŞİMİ:</strong></p>
<p>Kadın <a href="http://www.saglik.im/yazi/ureme-organlari/">üreme organları</a> başlangıçta yan yana bulunan iki adet kanaldan oluşur. Bu kanallara mül-ler kanalları denir. Bu kanalların gelişim döneminde yan yana tam olarak birleşmesiyle aşağı dan yukarı doğru <a href="http://www.saglik.im/kategori/kadin-ve-dogum/">kadın</a> üreme organları ortaya çıkar. Bu müller kanallarının birleşmesi uzunlamasına olup, aşağıda tamdır, yukarda ise birleşme yoktur. Diğer bir deyişle Müller kanallarının birleşmesi “Y” ya da “T” harfine benzetilebilir. Bu birleşme sonucunda aşağıda dölyolu [Vagina) ve <a href="http://www.saglik.im/rahim/">rahim</a> (uterus) oluşurken, yukarıda <a href="http://www.saglik.im/fallop-borulari/">fallop boruları</a> (tüpler) müller kanallarının ayrı ayrı iki tarafta gelişmesinden oluşur.Müller kanallarının birleşmesindeki bir kusur ya da hiç birleşmemesi durumlarında doğuştan bazı gelişim bozukluklarına neden olur. Kadın ve erkek üreme organlarının kesin farklılık kazanarak işlev kazanması, olgunluk döneminden sonra <a href="http://www.saglik.im/kategori/hormon/">hormon</a> etkinliğinin başlamasıyla görülür. Bu hormonların eksikliği de bazı gelişim bozukluklarına yol açar.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-4383" title="ru" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/ru-300x193.jpg" alt="" width="300" height="193" /></p>
<p><strong>KADIN ÜREME ORGANLARINA İLİŞKİN DOĞUMSAL GELİŞİM BOZUKLUKLARI</strong>: Yumurtalıklar: <a href="http://www.saglik.im/kromozom/">Kromozom</a> bozuklukları sonucu <a href="http://www.saglik.im/yumurtalik-ovaryum/">ovaryum</a> gelişemez ve bağ dokusundan ince bir şerit olarak bulunur. Görev yapmadığından kız çocuğu ergenlik dönemine geldiği halde gelişmesi tam olmaz ve adet göremez. Tedavisi olanaksızdır.</p>
<p><strong>Fallop boruları</strong>: Genellikle diğer gelişim kusurlarıyla birliktedir, hiç olmayabilir ya da gelişmesi tam olmayabilir.</p>
<p><strong>Rahim</strong>: Doğumsal anomali açısından zengin bir organdır</p>
<p>1. Ufak, fındık kadar bir <a href="http://www.saglik.im/bag-dokusu/">bağ dokusu</a> biçiminde olabilir. İşlevi yoktur ve tedavisi ümitsizdir.</p>
<p>2. Normalde rahimin cismi, serviksinin iki katı büyüklüğündedir. Bu oran doğumda tersinedir. Yani, serviks, uterus cisminin 2 katı büyüklüğündedir. Bu doğumdaki durumun olgunluk dönemine de değişmemesi “infantil rahim” adını alır. Genellikle adet görülmemesine neden olur. Hormo-nal tedavi olasıdır, fakat başarı oranı zayıftır.</p>
<p>3. Yukarıda da açıklandığı gibi rahim, normalde yan yana duran iki kanalın (Müller kanalları) uzunlamasına kaynaşması sonucu ortaya çıkar. Bu kaynaşmaya ilişkin bozukluklar, yani kaynaşmanın tam olmaması ya da hiç olmaması değişik yapı kusurlarına neden olur. Bu kaynaşma bozukluklarının neden olduğu gelişim bozuklukları hafiften <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> doğru aşağıda kısaca açıklanmıştır.</p>
<p>a) Rahim dibinin içine doğru bombeli olması (uterus arcuatus): En hafif birleşme kusuru olup, rahimin en üst kısmı, yani dibi uterus boşluğuna doğru bombeli bir biçimdedir.</p>
<p>b) Rahim boşluğu içinde bölme olması (uterus sep-tus): Rahim dıştan normal görümündedir. Rahim boşluğu içinde bulunan bir bölmeyle ikiye ayrılmıştır. Bu bölme yukarıdan aşağı doğru değişik uzunluklarda olabilir. Tam olduğunda “uterus septus”, yarım olduğunda “uterus subseptus” adını alır.</p>
<p>c) Rahimin boynuzlu olması (uterus bicornis): Rahimin serviks bölümü bir tanedir, fakat cisim kısmı iki tanedir. Başka bir anlatımla bu tip yapı kusurunda, bozukluk birleşmenin (Müller kanallarının), uterusun cisim düzeyindeki eksikliğidir, yani müller kanalları aşağıda birleşerek tek bir ser-viks oluşturmuşlar buna karşılık hemen üstünde birleşmemişler ve iki tane rahim cisminin oluşmasına yol açmışlardır. Bazen rahim ağzında da birleşme kusuru olaya eşlik ederek, <a href="http://www.saglik.im/rahim-agzi/">rahim ağzı</a> da çift olabilir (uterus bicornis, bicollis).</p>
<p>d) Çift rahim olması (Uterus didelphys): Bu tip yapı bozukluğunda, müller kanallarının birleşmesi rahimin alt kısmında da olmadığından serviks de iki tanedir. Yani birbirinin benzeri tam olarak iki tane rahim yan yana bulunmaktadır. <a href="http://www.saglik.im/yazi/vagina/">Vagina</a> da çift olabilmektedir.</p>
<p>e) Rahimin tek bir müller kanalından gelişmesi (Uterus unicornis): Rahim iki müller kanalından birinde gelişmiş olup, diğer kanal ise gelişmeden bir <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> artığı biçiminde gelişmiş olan rahimin yanında yer alır. Başka bir deyişle rahim iki müller kanalının gelişmesiyle ortaya çıkacağına bir tekinden oluşur.</p>
<p>Yukarıda görülen rahimin yapısal kusurları, sanılanın tersine ağır yakınmalara neden olmaz. Böyle yapısal rahim bozukluğu olan kadınlar normal adet görebilir, gebe kalabilir ve normal <a href="http://www.saglik.im/kategori/kadin-ve-dogum/">doğum</a> yapabilir. Böyle bir kadında var olan bir gelişim kusuru yaşam boyu farkedilmeyebilir ya da herhangi bir nedenle ortaya çıkabilir. Bazı kadınlarda hiçbir yakınmaya yol açmayan bu yapısal kusurlar, bazı kadınlardaysa düşüklere, erken doğumlara, doğumların ağır seyretmesine ve kısırlığa yol açabilir.</p>
<p><strong>KADININ ÜREME ORGANLARI &#8211; KADININ GENİTAL ORGANLARI: </strong></p>
<p>Kadının üreme organları, iç ve dış olmak üzere başlıca iki gruba ayrılır, iç üreme organları “Vagina” (hazne, dölyolu), “Rahim” (uterus, dölyatağı), “Fallop boruları” (tubalar, tüpler) ve “Yumurtalıklar”dır [ovaryum). Dış <a href="http://www.saglik.im/yazi/ureme-organlari/">üreme organı</a> ise “Vulva”dır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/kadin-ureme-organlarinin-gelisimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Disparoni (Cinsel Birleşmenin Ağrılı Olması)</title>
		<link>http://www.saglik.im/disparoni-cinsel-birlesmenin-agrili-olmasi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/disparoni-cinsel-birlesmenin-agrili-olmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2008 16:04:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1490</guid>
		<description><![CDATA[DİSPARONİ (CİNSEL BİRLEŞMENİN AĞRILI OLMASI): Bazı kadın hastalıklarında cinsel birleşme ağrılı olabilir. Disparoni adı verilen bu du-rum.tümüyle psikolojik kökenli olabildiği gibi, va-gina ve penis boyutlarının uyumsuzluğu sonucu da ortaya çıkabilir. Bundan başka bazı hastalıklar da cinsel birleşmenin ağrılı olmasına yani dis-paroniye neden olabilir.Kızlık zarının sert oluşu, operasyonlar sonucu oluşan vaginal darlıklar, vulva, vagina ve üretranın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİSPARONİ (CİNSEL BİRLEŞMENİN AĞRILI OLMASI):</strong> Bazı <a href="http://www.saglik.im/kategori/kadin-ve-dogum/">kadın</a> hastalıklarında cinsel birleşme ağrılı olabilir. Disparoni adı verilen bu du-rum.tümüyle psikolojik kökenli olabildiği gibi, va-gina ve <a href="http://www.saglik.im/yazi/penis/">penis</a> boyutlarının uyumsuzluğu sonucu da ortaya çıkabilir. Bundan başka bazı <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> da cinsel birleşmenin ağrılı olmasına yani dis-paroniye neden olabilir.Kızlık zarının sert oluşu, operasyonlar sonucu oluşan vaginal darlıklar, vulva, <a href="http://www.saglik.im/yazi/vagina/">vagina</a> ve üretranın iltihaplı hastalıkları, menopoz sonrasındahormonaleksiklik sonucu va-ginanm daralması, vaginada yapısal bir kusur olması (vaginada bölme olması gibi), rahimin yer değiştirmesi (prolapsus uteri gibi), kanserler, fallop borusu ve ovaryumlarm iltihapları ve endo-metriosis gibi durumlar disparoni nedenleri arasındadır.Disparoni farklı nedenlerden kaynaklandığından, tedavisi de bu etkenlere yönelik olmaktadır. Örneğin neden iltihabi bir durumsa, bu iltihabın tedavisiyle sorun ortadan kalkar. Veya vaginadaki septum (bölme) cinsel birleşmenin ağrılı olmasına yol açıyorsa, operasyonla bu durumun düzelmesi hastayı rahatlatacaktır..</p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-4390" title="cinsellikteacduymacn0" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/cinsellikteacduymacn0.jpg" alt="" width="260" height="216" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/disparoni-cinsel-birlesmenin-agrili-olmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karın Büyümesi</title>
		<link>http://www.saglik.im/karin-buyumesi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/karin-buyumesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2008 16:04:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1489</guid>
		<description><![CDATA[KARIN BÜYÜMESİ: Kadın hastalıklarının bazılarında, belirtilerden biri de karında büyüme olmasıdır. Karın büyümesi, kadın hastalıklarından başka hastalıklarda da sıklıkla görülebildiğinden bir kadın hastalığından kaynaklanıp, kaynaklanmadığını ayırdetmek her zaman kolay olmaz. Karında büyümeye yol açan olaylar ya karın derisinden kaynaklanır ya da karın içinde yer alan organların hastalıklarından. Karın derisinden kaynaklanan ve karını büyüten olaylar şunlardır; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KARIN BÜYÜMESİ:</strong> <a href="http://www.saglik.im/kategori/kadin-ve-dogum/">Kadın</a> hastalıklarının bazılarında, belirtilerden biri de karında büyüme olmasıdır. Karın büyümesi, kadın hastalıklarından başka hastalıklarda da sıklıkla görülebildiğinden bir kadın hastalığından kaynaklanıp, kaynaklanmadığını ayırdetmek her zaman kolay olmaz. Karında büyümeye yol açan olaylar ya karın derisinden kaynaklanır ya da karın içinde yer alan organların hastalıklarından. Karın derisinden kaynaklanan ve karını büyüten olaylar şunlardır; ileri derecede yağlanma, <a href="http://www.saglik.im/odem/">ödem</a> (su toplanması sonucu şişme), fazla sayıda doğumlar, iri çocuk ya da ikiz, üçüz doğumlar sonucu karın kaslarının aşırı derecede gevşeyerek sonunda sarkması, karın <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> ve diğer dokularından kaynaklanan tümörler, başka organlardaki kanserlerin karnı duvarına yayılması (metastaz), <a href="http://www.saglik.im/fitiklar/">fıtıklar</a> ve apseler. Karın-içi ile ilgili olarak karında büyüme görülmesiyle başlıca 3 olay sonucudur, bunlar; meteorizm (gaz nedeniyle olan şişkinlik), asit (karın boşluğunda sıvı birikmesi) ve tümörlerdir.<img class="alignleft size-full wp-image-4392" title="gebelik" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/gebelik.jpg" alt="" width="203" height="145" /></p>
<p>Meteorizm: <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bagirsak-hastaliklari/">Bağırsak</a> hareketlerinin azalmasıyla ilgilidir. Halk arasında “bağırsak düğümlenmesi” adı verilen ileus ya da kronik bir bağırsak stenozu (daralması) bu duruma yol açabilir. Bağırsakların genişleyerek gazla dolması ve şişkinliğe yol açması histerik ve sinirli kadınlarda sıklıkla görülür. Kadınların adet kanamasına yakın dönemlerinde karında bir şişlik hissetmeleri de hormonal etkinliğin normal bir sonucudur. Genellikle pek yakınmaya yol açmaz. Bu şişkinlik hissi adet kanamasının başlamasıyla birlikte ortadan kaybolur. Herhangi bir nedenle oluşan bir adet gecikmesi durumunda da bu şişkinlik daha da şiddetli olarak rahatsızlığa neden olabilir.</p>
<p><strong>Asit:</strong> Karında sıvı (asit) toplanmasına neden olan <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> arasında, genellikle <a href="http://www.saglik.im/yazi/kanser/">kanser</a> gibi kötü huylu <a href="http://www.saglik.im/yazi/tumorler/">tümörler</a> vardır. Bundan başka karın zarının tüberkülozu (tüberküloz peritonit] da karında asit toplanmasına yol açabilir. Ayrıca karın iç organlarının yaralanmaları, delinmeleri de iç kanamalara neden olarak, karın boşluğu içinde <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> toplanmasına yol açarlar. Bunun bir örneği dış gebeliklerdir. Dış gebelikte fallop borusunun yırtılması sonucu oluşan kanama karın boşluğu içinde toplanır. Bu konuda daha önce söz etmiştik. Tümerlör: Kadınlarda karının büyümesine yol açan tümörler, genellikle üreme organlarından kaynaklanırlar. Fakat karın içinde yer alan diğer organ tümörleri ya da kanser metastazları da karını büyütürler. <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kadin-hastaliklari/">Kadın hastalıkları</a> içinde karında büyümeye yol açan ve en fazla görülen hastalıklar, miyomlar ve <a href="http://www.saglik.im/yumurtalik-ovaryum/">ovaryum</a> tümörleridir.</p>
<p>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/karin-buyumesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğumsal Kalça Çıkığı</title>
		<link>http://www.saglik.im/dogumsal-kalca-cikigi-2/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/dogumsal-kalca-cikigi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 06:05:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İskelet Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1659</guid>
		<description><![CDATA[DOĞUMSAL KALÇA ÇIKIĞI: Bilindiği gibi “Uyluk kemiği başı” ile leğen kemiğinin dış yüzündeki “Asetabulum” adlı eklem oluşumundaki “Fasies lunata” adlı eklem yüzeyi arasında bir eklemleşme vardır. Bu eklemin adı “Kalça eklemi”dir. Bu eklem de diğer oynaklarda olduğu gibi, dıştan “Eklem kapsülü” denilen bir torba içine alınmıştır. Doğumsal kalça çıkığı vakalarında “Uyluk kemiği başı”, “Fasies lunata” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DOĞUMSAL KALÇA ÇIKIĞI</strong>: Bilindiği gibi “Uyluk kemiği başı” ile <a href="http://www.saglik.im/pelvis-legen/">leğen</a> kemiğinin dış yüzündeki “Asetabulum” adlı eklem oluşumundaki “Fasies lunata” adlı eklem yüzeyi arasında bir eklemleşme vardır. Bu eklemin adı “Kalça eklemi”dir. Bu eklem de diğer oynaklarda olduğu gibi, dıştan “Eklem kapsülü” denilen bir torba içine alınmıştır. Doğumsal kalça çıkığı vakalarında “Uyluk kemiği başı”, “Fasies lunata” denilen eklem yüzeyi ile eklemleşmiştir. Fakat “Eklem kapsülü”nün dışına da çıkînış değildir. Başka bir anlatımla kalça eklemini kuran tüm öğeler vardır. Fakat birbirleriyle normal bir anatomik ilişki içinde değillerdir.Çocuk yürümeye başladığında, kalça eklemi normal biçimde oluşmadığından uyluk kemiği başı ile fasies lunata üst üste oturamaz. Bu durumda çocuk yürüdüğü zaman vücut ağırlığı kalça eklemi yardımıyla uyluk kemiğine iletilemez ve o taraftaki leğen kemiği uyluk kemiği desteğinden yoksun kalır. Vücut ağırlığıyla leğen kemiği aşağı doğru çökerken, uyluk kemiği başı da eklemleşmediğinden eklemden daha yukarıda bir düzeye çıkar.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-4116" title="kl" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/kl.jpg" alt="" width="248" height="248" />Bütün bunlar gerçekleşirken eklem kapsülü yırtılmaz. Uyluk kemiği başı da normal eklemin üstünde kendisine yeni bir sahte eklem bölgesi kurar. Böylece sahte eklem ve yırtılmamış olan kalça eklemi kapsülü vücudun o taraftaki ağırlığını taşır. Fakat o tarafta bacak kısaldığından, çocuk topallayarak yürür. Kalça çıkığı olan kişiler tedavi edilmezlerse tüm yaşamları boyunca topallarlar.Doğumsal kalça çıkığı yeni doğanların 1/60′ında görülür. Fakat bunların % 80′i ilk iki ay içinde kendiliğinden düzelir. Kız çocuklarında daha sık görülür. Dünya üzerinde coğrafi bölgelere göre yayılışları Özellik gösterir. Siyah ve sarı ırkın yayıldığı bölgelerde daha az görülür. Batılı ırklardaysa sık görülür. Ülkemizde özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde oldukça sık rastlanır. Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemektedir. Fakat bir doğumsal kalça çıkığının nasıl tedavi edileceği, nasıl önleneceği bilinmektedir.Bu konuda yapılan incelemelerde, şu ilginç sonuca varılmıştır. Afrika zencilerinde ve Uzakdoğu halkında doğumsal kalça çıkığına hiç rastlanmıyordu. Buna karşılık Batı ülkelerinde ve ülkemizde oldukça sık rastlanıyordu. Bilindiği gibi Afrikalı ya da Uzakdoğulu anne, bütün gün çalışırken çocuğunu sırtında taşır. Bu sırada çocuğun bacakları iki yana açılmış durumdadır. Bacakların bu biçimi, uyluk kemiği başının tam olarak karşısındaki eklem yuvasına oturmasını sağlamaktadır. Bu da doğumsal kalça eklemi çıkığının oluşmasını engeller. Eğer bir çıkık varsa bunun da düzelmesini sağlar. Oysa çoğu Batı ülkesinde ve özellikle ülkemizde yeni doğan çocuklar çok sıkı bir biçimde kundaklanırlar. Kundak içinde bacakların birbirine bitişik durması sonucu, uyluk kemiği başının, karşısındaki eklem yuvasına iyi bir biçimde oturması engellenir. Bu durum doğumsal kalça çıkıklarına ortam hazırlar ya da varolan bir kalça çıkığının kendiliğinden düzelme olasılığını ortadan kaldırır. Burada önemle belirtelim; “Bacakları düz olsun” gibi yanlış bir düşünceyle yeni doğmuş bile oîsa çocukları alışılmış biçimde “KUNDAKLAMAMAK GEREKİR”. Tam tersine, çocuğun ara bezini geniş tutarak olabildiğince bacaklarının birbirinden açık tutulması sağlanmalıdır. Zaten çocuk yürümeden önce teşhis edilmiş olan doğumsal kalça çıkığı vakaları bu ilkeye göre tedavi edilmekte ve topallıklar önlenmektedir. Bu nedenle şu iki ilkeyi yeniden vurgulamayı gerekli buluyoruz.</p>
<p>“ÇOCUKLARINIZI KUNDAKLAMAYINIZ VE BACAKLARININ ARASINA KOYDUĞUNUZ ARA BEZİNİ GENİŞ TUTUNUZ”. Herhangi bir anne, baba, ebe, hemşire ya da doktor eğer birkaç basit muayene yöntemini biliyorsa, doğumsal kalça çıkığını kolayca teşhis edebilir ya da en azından böyle bir olasılıktan kuşkulanabilir. Doğumsal kalça çıkığı teşhisini koyduran birçok muayene yöntemleri ve röntgen incelemeleri vardır. Bunlar ortopedi konusunda uzmanlaşmış doktorların bilgi alanlarına girer. Biz burada yalnız herhangi birinin kolayca kullanabileceği teşhis yöntemlerinden söz edeceğiz ve bu teşhis yöntemlerini bilmeyi ve uygulamayı her anne babaya ve ebeye önereceğiz.</p>
<p>1] Bilindiği gibi bebeklerin uyluk bölgesinde (diz ile kalça arası) deride bir ya da iki boğum bulunur. Bir taraf uyluğunda diğerine oranla daha fazla boğum bulunması doğumsal kalça çıkığı için bir işaret olabilir.</p>
<p>2) Henüz yürümemiş olan çocuk sırt üstü yatırılır ve her iki uyluk gövde ile 90 derecelik bir açı yapacak biçimde kalça ekleminden oynatılır. Bu sırada dizler de bükülmüştür. Daha sonra 90 dereceye getirilmiş olan bacaklardan biri dış yana doğru yatırıhr-açıhr. Normalde dışa yatırılan açılan bacak çocuğun üstünde yatmakta olduğu muayene masasına ya da yatağına değer ya da çok yaklaşır. Aynı şey diğer bacak için de söz konusudur. Oysa, doğumsal kalça çıkığı olan tarafta gövde ile 90 dereceye getirilmiş olan uyluk, dış yana yatırılmak açmak istendiğinde uyluğun bir miktar açıldıktan sonra artık daha fazla açılmadığı gibi muayene masasına ya da yatağa da değmediği görülür. Eğer iki tarafta da çıkık varsa her iki uyluğun da dışa doğru açılmalarmda sınırlılık görülür, çocuk geç yürür.</p>
<p>3] Yürümeye başlamış olan bir çocuğun topallaması ya da iki yana yalpalayarak ördek gibi yürümesi dikkati çekmeyecek gibi değildir.</p>
<p>4) Çocuk sert bir zemine sırtüstü yatırılıp bacakları toplandığında, çıkık olan taraftaki diz normal taraftakinden daha altta kalır. Buna “Allis” belirtisi denir.</p>
<p>5) Çocuk normal taraftaki bacağı üzerinde tek ayak duracak olursa her iki kalçanın düzeyleri birbirinin aynı kalır. Çıkık olan tarafta tek ayak üzerinde durduğunda ise o taraftaki kalça normal olan taraftakinden daha yukarı bir düzeye çıkar. Bu teste “Trandelenburg testi” denilmektedir. Tedavi için çeşitli yöntemler vardır ve bu yöntemler çocuğun yaşma göre, yürümeye başlayıp başlamadığına göre ve diğer bazı ölçütlere göre seçilir. Doğuştan kalça çıkığı tedavisine ne kadar erken başlanırsa alınacak sonuç o kadar iyi olur. Burada çocukları kundaklamaktan vazgeçilmesini ve ara bezinin geniş olarak konmasını yeniden önererek konuyu bitiriyoruz.</p>
<p>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/dogumsal-kalca-cikigi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stress İnkontinans (İdrar Kacırma)</title>
		<link>http://www.saglik.im/stress-inkontinans-idrar-kacirma/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/stress-inkontinans-idrar-kacirma/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2008 16:35:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1517</guid>
		<description><![CDATA[STRESS İNKONTİNANS (İDRAR KAÇIRMA): Gülmek, Öskürmek, ağır bir şey kaldırmak gibi karın içi basıncının arttığı durumlarda idrarın tutulmamasına stress inkontinans denir. İdrar tutamamanın bir diğer biçimi de tuvalete giderken idrarın kaçırılması, gece yatarken idrar kaçırma ya da sürekli olarak idrar gelmesi gibi karın içi basıncının artışıyla ilgili olmayan durumlardandır bu da genellikle sinir sistemine ait [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>STRESS İNKONTİNANS (İDRAR KAÇIRMA):</strong> Gülmek, Öskürmek, ağır bir şey kaldırmak gibi karın içi basıncının arttığı durumlarda idrarın tutulmamasına stress inkontinans denir. İdrar tutamamanın bir diğer biçimi de tuvalete giderken idrarın kaçırılması, gece yatarken idrar kaçırma ya da sürekli olarak idrar gelmesi gibi karın içi basıncının artışıyla ilgili olmayan durumlardandır bu da genellikle sinir sistemine ait bir bozukluktan kaynaklanır. İdrarın, idrar deliği yerine vaginadan gelmesi ise <a href="http://www.saglik.im/fistul-ve-empiyem/">fistül</a> sonucu oluşan bir hastalıktır. Burada bizim sözünü edeceğimiz olay yalnız karın içi basıncının arttığı durumlarda idrar tutamamaktır. Stress inkontinansa yol açan bozukluk tümüyle anatomik bir lezyondur. Burada normalde mesaneyle <a href="http://www.saglik.im/uretra/">üretra</a> (idrar borusu} arasında olması gereken açı bozulmuştur. Stress inkontinansın tedavisi operasyonla olasıdır. Operasyonla, bozulmuş olan mesaneyle üretra arasındaki açı yeniden oluşturulur ve hastanın yakınması giderilir..</p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-4309" title="1_610806949" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/1_610806949-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/stress-inkontinans-idrar-kacirma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Enterosel</title>
		<link>http://www.saglik.im/enterosel/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/enterosel/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2008 16:34:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1515</guid>
		<description><![CDATA[ENTEROSEL: Vaginanın en derin yeri olan arka forniksin, dışarı doğru sarkması yani bir tür fıtığı enterosel adını alır. Bu durumda sarkan bölüm içinde bağırsaklar bulunabilir..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ENTEROSEL</strong>: Vaginanın en derin yeri olan arka forniksin, dışarı doğru sarkması yani bir tür fıtığı <a href="http://www.saglik.im/enterosel/">enterosel</a> adını alır. Bu durumda sarkan bölüm içinde <a href="http://www.saglik.im/yazi/bagirsaklar/">bağırsaklar</a> bulunabilir..</p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-4327" title="enterosel" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/enterosel-300x221.jpg" alt="" width="300" height="221" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/enterosel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rektosel</title>
		<link>http://www.saglik.im/rektosel/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/rektosel/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2008 16:33:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1514</guid>
		<description><![CDATA[REKTOSEL: Vaginanın arkasında; kalınbağırsağın son bölümü olan rektum vardır. Vaginanın destek olma özelliği bozulduğunda rektum, va-gina arka duvarını da önünde iterek vaginadan dışarı sarkar. Bu duruma da rektosel denir..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>REKTOSEL</strong>: Vaginanın arkasında; kalınbağırsağın son bölümü olan <a href="http://www.saglik.im/rektum/">rektum</a> vardır. Vaginanın destek olma özelliği bozulduğunda rektum, va-gina arka duvarını da önünde iterek vaginadan dışarı sarkar. Bu duruma da <a href="http://www.saglik.im/rektosel/">rektosel</a> denir..</p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-4329" title="rektosel" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/rektosel.jpg" alt="" width="172" height="200" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/rektosel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üretrosel</title>
		<link>http://www.saglik.im/uretrosel/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/uretrosel/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2008 16:33:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1513</guid>
		<description><![CDATA[ÜRETROSEL: Üretranm (idrar borusunun), sistoseldekine benzer biçimde dışarı sarkmasıdır..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÜRETROSEL</strong>: Üretranm (idrar borusunun), sistoseldekine benzer biçimde dışarı sarkmasıdır..</p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-4331" title="sistosel-uretrosel1" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/sistosel-uretrosel1-300x232.jpg" alt="" width="240" height="186" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/uretrosel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prolapsus Uteri (Rahim Düşüklüğü -Rahim Sarkması)</title>
		<link>http://www.saglik.im/prolapsus-uteri-rahim-dusuklugu-rahim-sarkmasi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/prolapsus-uteri-rahim-dusuklugu-rahim-sarkmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2008 16:32:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1511</guid>
		<description><![CDATA[PROLAPSUS UTERİ (RAHİM DÜŞÜKLÜĞÜ -RAHİM SARKMASI): Normalde rahimin bulunması gereken yerden aşağılara sarkması ve sonunda vulvadan dışarı çıkmasıdır. Böyle kadınlarda dokuların esnekliği bozulmuş olduğundan, kadın üreme organlarında bir sarkma gözlenir. Prolapsusun değişik dereceleri vardır. Birinci derecede prolapsus dendiğinde en hafif olan sarkma anlaşılır. Rahim ağzı bu durumda daha henüz vagina içindedir, yani dışarı çıkmamıştır. Rahim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>PROLAPSUS UTERİ (RAHİM DÜŞÜKLÜĞÜ -RAHİM SARKMASI):</strong> Normalde rahimin bulunması gereken yerden aşağılara sarkması ve sonunda vulvadan dışarı çıkmasıdır. Böyle kadınlarda dokuların esnekliği bozulmuş olduğundan, <a href="http://www.saglik.im/kategori/kadin-ve-dogum/">kadın</a> üreme organlarında bir sarkma gözlenir. Prolapsusun değişik dereceleri vardır. Birinci derecede prolapsus dendiğinde en hafif olan sarkma anlaşılır. <a href="http://www.saglik.im/rahim-agzi/">Rahim ağzı</a> bu durumda daha henüz <a href="http://www.saglik.im/yazi/vagina/">vagina</a> içindedir, yani dışarı çıkmamıştır. <a href="http://www.saglik.im/rahim/">Rahim</a> şğzının vaginadan dışarı çıkması durumundaysa ikinci derece prolapsustan ya da parsiyel (kısmi) prolapsustan söz edilir. Prolapsusun en ağır derecesi olan üçüncü derece prolapsus ya da total (tam) prolapsusta ise uterus tümüyle vaginadan dışarı çıkmıştır..</p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-4339" title="prolapsus_clip_image002" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/prolapsus_clip_image002.jpg" alt="" width="220" height="144" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/prolapsus-uteri-rahim-dusuklugu-rahim-sarkmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

