<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Bulaşıcı Hastalıklar</title>
	<atom:link href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bulasici-hastaliklar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik.im</link>
	<description>Sağlık, Tıp, Estetik Tedavi Yöntemleri &#124; Sağlık&#039;ım Her şey Diyorsanız..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Aug 2011 02:08:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Kızıl</title>
		<link>http://www.saglik.im/kizil/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/kizil/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 04:25:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıl Hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=279</guid>
		<description><![CDATA[KIZIL Kızıl, bütün vücut derisinde dökün­tüler yapan, glomerülonefrit ve romatizmal ateş gibi çok önemli komplikas-yonlara yol açabilen akut ve bulaşıcı bir hastalıktır. NEDENLERİ Hastalığa, salgılanan zehirle (toksin) deri ve mukozalarda döküntülere neden olan birçok streptokok türü yol açar. Buna karşın yutak ve bademciklerdeki değişiklikler doğrudan bakterilerin etki­si sonucunda gelişir. Hastalığa neden olan mikroorganiz­malar olguların büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIZIL</strong><br />
Kızıl, bütün vücut derisinde dökün­tüler yapan, glomerülonefrit ve  romatizmal <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> gibi çok önemli komplikas-yonlara yol açabilen akut ve bulaşıcı bir  hastalıktır.<br />
<strong>NEDENLERİ</strong><br />
Hastalığa, salgılanan zehirle (toksin) deri ve mukozalarda döküntülere  neden olan birçok streptokok türü yol açar. Buna karşın <a href="http://www.saglik.im/yutak-farinks/">yutak</a> ve bademciklerdeki değişiklikler doğrudan bakterilerin etki­si  sonucunda gelişir.<br />
Hastalığa neden olan mikroorganiz­malar olguların büyük bir bölümünde  yutak mukozasına yüzeyel olarak yerleş­tiğinden (akut bademcik iltihabı)  <a href="http://www.saglik.im/kizil/">kızıl</a> vücudun belirli bir bölgesinde ortaya çı­kar. Bakterilerin yerleştiği  bölgede salgı­ladığı zehirli madde, genel dolaşım yo­luyla yayılarak  deri ve mukozalarda dö­küntü gibi genel belirtilere neden olur. Daha  seyrek olarak streptokoklar, cerra­hi yaralar (cerrahi kızıl), <a href="http://www.saglik.im/yaniklar/">yanıklar</a> (yanık kızılı) ya da doğuma bağlı yaralardan da (loğusalık kızılı)  vücuda girebilir.<br />
NASIL BULAŞIR?<br />
Kızıla neden olan <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteriler</a> insanlar­dan,  öncelikle de hastalardan, iyileşme dönemindeki hastalardan ve kronik  ta­şıyıcılardan bulaşır. Taşıyıcılarda strep­tokok ağız-burun boşluğuna,  burna ve deriye yerleşir; ayrıca hastaların kanın­da da bulunabilir.  Bulaşma, özellikle kronik taşıyıcı hastalardan yayılan damlacıklar  aracılığıyla doğrudan ya da dolaylı olarak gerçekleşir. Bu durumda  mikroplarla kirlenmiş çamaşırlar, kap kaçak, çatal bıçak, kişisel  eşyalar, oyuncaklar, halka açık yerlerdeki eşya­lar hastalığın  bulaşmasında etken olabi­lir. <a href="http://www.saglik.im/sut/">Süt</a> ve süt ürünleri ile onları  işleyen kişilerin streptokok taşıyıcısı olması ya da ineğin memesinde  streptokokun yol açtığı enfeksiyonun bulunması da bu­laşmada rol  oynayabilir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-10141" title="kizil" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2010/03/kizil-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /><br />
YAYILMA<br />
Kızıl büyük kentlerde yaygın bir biçim­de, küçük yerleşmelerde sınırlı  salgın­lar halinde, köylerde ise tekil olgular biçiminde görülür.  Hastalığın yayılma hızı bulaşma koşullarının elverişli ol­masına ve  hastalığa açık kişilerin sayı­şma bağlıdır. Hastalığa yakalananlar  iyileştikten sonra bağışıklık kazanırlar. Hastalığa açık kişilerden  oluşan yeni bir çekirdek ortaya çıkana değin hasta­lığın görülme  sıklığında azalma gözle­nir. Köylerde hastalığın tekil olgular  bi­çiminde görülmesinin nedeni, ailelerin birbirinden uzak  yaşamalarıdır. Bura­larda hasta kişilerle yakın ilişki kentlere göre çok  daha azdır. Kızıl en çok 2-9 yaş grubunda görülür. Bunun en önemli  nedeni, daha küçük bebeklerde anneden gelen bir korunma özelliğinin,  ikinci olarak da streptokokların neden olduğu gizli bir enfeksiyonun  yarattığı aktif bir bağışıklığın bulunmasıdır.<br />
BELİRTİLERİ<br />
Kızılın <a href="http://www.saglik.im/kulucka-suresi/">kuluçka</a> evresi  genellikle 3-7 gündür; ama bu süre loğusalık kızılı ya da cerrahi  kızılda çok daha kısa olabi­lir. Hastalığın genel belirtileri kendini  kötü hissetme, <a href="http://www.saglik.im/yorgunluk/">yorgunluk</a> ve baş ağnsı-dır.  Hastalık ani ve şiddetli bir biçimde başlar. Titreme, hızla yükselen bir  ateş (40°C-41°C), huzursuzluk, baş ağrısı, bulantı, kusma, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> güçlüğü, karnı derisinde ve yüzde kızarıklık, çene ve ağız çevresinde  solukluk görülür. Bü-ğaz ağrısı, yutma güçlüğü, yutak ve bo­ğaz  mukozasında şişlik ve kırmızılık ortaya çıkar. Dilin üzerini beyaz bir  pas kaplar, ucu ve çevresi ise kırmızı bir görünüm alır. Boynun yan  bölümleri ve iistçenenin arkasındaki <a href="http://www.saglik.im/lenf-bezleri/">lenf bezleri</a> şi­şer.<br />
Oldukça hızlı gelişen bu evre bir gün kadar sürer. Ağız mukozasında  kırmızı zemin üzerine koyu kırmızı renkli küçük lekelerin belirmesiyle  hastalığın gidişi yavaşlar; ayrıca hastanın dili hastalığın etkisiyle  Özel bir görünüm alır. Bu du­rum “çilek dili” olarak adlandırılır.  Dö­küntü 24 saat içinde yaygınlaşır. Bazı ön belirtilerden sonra  döküntülerin ortaya çıkması iki güne kadar gecikebilir. Dö­küntü 3-4 gün  sürer. Döküntü dönemin­de belli aralıklarla bütün vücutta eşit da­ğılım  gösteren pembe-kızıl renkte dö­küntüler gözlenir. Elle muayenede  kır­mızılığın, topluiğne başından küçük, çok sayıda pürtüklü kabartıdan  oluştuğu gö­rülür.<br />
Döküntüler tipik bir dağılımla önce göğüste, boynun altında ya da  karında ortaya çıkar; sonra yavaş yavaş el ve ayaklara kadar yayılır.  Çene, ağız ve <a href="http://www.saglik.im/burun/">burun</a> kanatlan çevresinin soluk  bir renk alması dikkat çekicidir. 5-6. gün­den sonra, vücudun değişik  yerlerinde soyulma başlar. Soyulma önce yüzde pullanma, vücutta birkaç  milimetre ça­pında kabuklar, kol ve bacaklarda da geniş parçalar  biçimindedir. Soyulma günler ya da haftalarca sürebilir; bu dö­nemde  hastanın genel durumu iyidir.<br />
<a href="http://www.saglik.im/yazi/kizil-hastaligi/">Kızıl hastalığı</a> klinik olarak tipik ol­mayan biçimlerde de ortaya çıkabilir. Oldukça  kısa süren ve çok az döküntü yapan “hafif kızıl” tablosu Özellikle  önemlidir. Aynca bazı yazarlar, döküntüsüz kızıl adlı bir tablo  tanımlamış ve kızıla yakalanan hastaların ailelerinde ortaya çıktığım  belirtmişlerse de bu ta­nımlama pek doğru değildir. Strepto­kokların  salgıladığı zehirli (toksik) maddelere karşı bağışıklığı olan kişiler­de  ortaya çıkan anjin gerçek bir strepto­kok anjini değildir. Ayrıca  olağanüstü ağır gidişli ve bakterinin salgıladığı aşı­rı toksine bağlı  tipik olmayan biçimler de bilinmektedir. Bakteriye karşı bağı­şıklık  olmadığı durumlarda streptokok farenjiti gelişebilir. Az rastlanan öteki  biçimlerde döküntüler mor renkli (mavi kızıl) ya da kesecikler  biçiminde olabi­lir (miliyer [yaygın] kızıl).<br />
KOMPLÎKASYONLAR<br />
Kızılın yol açtığı komplikasyonlar üç başlık altında toplanabilir.<br />
•  Septik komplikasyonlar. Streptokok­ların yayılmasına bağlı olarak  gelişir.<br />
•  Toksik komplikasyonlar. Bakterinin salgıladığı toksin etkisine  bağlıdır.<br />
• Geç komplikasyonlar. Aşın duyarlılık gelişimine bağlı olarak ortaya  çıkan geç komplikasyonlara alerjik komplikasyon­lar da denir. Günümüzde  çok az rastla­nan septik komplikasyonlar streptokokların komşuluk ya da <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> yoluyla yayılmasına bağlı olarak gelişir ve strepto-i kok anjini  komplikasyonlanna benzer.<br />
Toksik komplikasyonlar esas olı <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> ve böbreklerde  ortaya çıkar. Eri yaşta ortaya çıkan <a href="http://www.saglik.im/kalp-kasi/">kalp kası</a> iltihabı çarpıntı,  nefes darlığı, göğüs ağrısı, katımlannda hızlanma ve bazen işle bir  üfürüm ile seyreder. Erken <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> komplikasyonlarmın en  sık görüleni z. terstisyel nefrit”tir. İdrarda hafif alt. min artışı  görülür, idrarla kan gelir idrar miktarı azalır. Ardından kanda miktar  artar, buna karşın kan basıncı­da yükselme ve şişme (Ödem) görülür  Hastalığın sonu genellikle iyıc: Ama bazen idrar çıkışı bütünüyle durc.  ğundan, yapay böbrek gibi modern ar -ma tekniklerine başvurmak  gerekebilir<br />
Hastalığın başlamasından yaklaşık 20 gün sonra ortaya çıkan geç komp .  kasyonlar herhangi bir A grubu hemo^-tık streptokok enfeksiyonu  komplıkakasyonu gibi daha çok kalp, <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrekler</a> ve eklemlerde  görülür. Özellikle kalp \f eklemlerde kızıl sonrası romatizma ateş  gelişir. En önemli geç komplikas-yon böbrekte ortaya çıkan akut ya\g-.r  glomerülonefrittir. Nedenleri ve gelişim süreci açısından, herhangi bir  strep­tokok enfeksiyonu sonrasında görüle-böbrek iltihabından  farksızdır.<br />
TANI<br />
olay olan kızıl tanısı, yalnızca kli-rilerin değerlendirilmesiyle bile  ko-. Ateş, bademcik iltihabı, oldukça ieri ve mukoza döküntüleri, çilek  belirliler kolaylıkla tanıya götürür. ıstahğın özellikle kızamıktan  ayırt ;si oldukça kolaydır. Kızamıkta dö-er anjinle değil, özellikle  nezleye r belirtilerle seyreden bir hastalığın ününde ortaya çıkar.  Kızamıkta dö-ler baştan ayağa doğru yayılır, zil gibi döküntü yapan  kızamıkçı-ıldan ayırmak zordur. Kızamık-lenf bezi büyümeleri görülür;  an-ktur.<br />
ynca virüse bağh çeşitli hastalıkla-dişinde ve ilaçlara bağlı  zehirlen­eni tepkimelerinde kızıla benzer ıtüler ortaya çıkabilir. İlaç  tepki-inde mukozada döküntü görühnez<br />
BEKLENEN GİDİŞİ (PROGNOZ)<br />
Bir zamanlar, yol açtığı komplikasyon-lar nedeniyle oldukça ciddi bir  hastalık olan kızıl, günümüzde etkin <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotik</a> tedavisiyle  kolayca iyileştirilebilmekte-dir. 20. yüzyılın başlarında yüzde 3 olan  hastalıktan Ölüm oranı, günümüz­de en çok yüzde 0,05′tir.<br />
TEDAVİ<br />
Streptokok enfeksiyonlarına karşı uy­gun ve etkin bir antibiyotik  tedavisi uy­gulanmalıdır. Burada yalnız mikrobun yok edilmesiyle  hastalığın hafif geçme­si ya da kısa sürmesi değil, enfeksiyo­nun lir.  İlacın hastalık süresince düzenli bi­çimde verilmesi olanaklı değilse,  600.000-1.200.000 ünitelik tek doz ola­rak benzatil-penisilin  verilebilir. Penisi­linin uygulanma olanağı yoksa, günde kilo başına 25  mg olarak eritromisin verilebilir. Eritromisin 10 gün süreyle  uygulanmalıdır. Bakterileri yok etme­yip yalnızca büyümelerini durduran  sülfamitler kullanılmamalıdır.<br />
Kızıl geçiren küçük yaştaki hastala­ra ateşli dönemde yatak istirahati,  nite­lik ve nicelik açısından hafif ve uygun besinler ile sıvı kaybını  karşılayacak miktarda sıvı verilmesi gerekir. Hasta­da <a href="http://www.saglik.im/kategori/kulak-burun-bogaz/">boğaz</a> kuruluğu varsa, yattığı odanın havası nemlendirilmelidir. Ağrılara  kar­şı (baş ya da lenf bezleri ağrıları) asetil-salisilik asit (aspirin)  kullanılır.<br />
KORUNMA<br />
Kızıl bildirilmesi zorunlu olan hastalık­lardan biridir. Eskiden hasta  çevreden uzak tutulurdu. Bu süre 40 güne değin varabilirdi. Ama  günümüzde etkili anti­biyotik tedavisi sonucunda <a href="http://www.saglik.im/karantina/">karantina</a> gerekli  olmamaktadır. Gene de strepto­kokların önemli ölçüde dirençli  olmala­rından dolayı, bulaşmaya yol açabilecek bütün eşyaların dikkatle  dezenfekte edilmesi ve hasta iyileştikten sonra oda­sının da dikkatle  temizlenmesi gerekir. Ayrıca hastalığın yayılmasını önlemek için  hastanın ailesine ve çevresindeki yakalanma tehlikesi yüksek kişilere  pe­nisilin verilmelidir.<br />
Oldukça yaygın görülen A grubu streptokok taşıyıcılarına karşı pratik  açıdan alınacak önlemler de oldukça önemlidir. Sağlıklı streptokok  taşıyıcı­larının, kendileri ve başkaları için teh­likeli olup  olmadıkları tartışılan ve üzerinde fikir birliğine varılamayan bir  konudur. Bir görüşe göre taşıyıcılarda-ki streptokoklar son derece  tehlikeli bir kaynaktır; her koşulda ortadan kaldırıl­ması ve  kurutulması gerekir. Bir başka görüş ise özellikle okul çağındaki  ço­cuklar arasında birçok taşıyıcı bulun­masına ve bunların sürekli  olarak mik­rop taşımalarına karşın, streptokok kö­kenli hastalıklara  yakalanmadıklarım ileri sürmektedir. Taşıyıcılarda genel­likle yüksek  miktarda koruyucu anti­kor bulunur ve streptokok kökenli bir hastalığa  yakalansalar bile, hastalık et­keni çoğunlukla boğazlarında yerleşik  durumdaki streptokoktan farklı tipte­dir. Vücudunda uzun süre streptokok  taşıyan kişilerin kanında streptokokla­ra karşı koruyucu <a href="http://www.saglik.im/antikor/">antikor</a> miktarı oldukça yüksektir. Ama streptokokları kısa süre taşıyanlarda bu  durum göz­lenmemiştir.<br />
Bu veriler ışığında, sağlıklı taşıyıcı­ların boğazındaki streptokokların  orta­dan kaldırılmaması gerektiği, çünkü bu taşıyıcılık durumunun doğal  bir bağışıklama yöntemi olduğu söylenebilir. Ama bu gözlemin çelişkili  yanı, A gru­bu streptokok taşıyıcılarının kendileri için olmasa bile,  toplum için önemli bir tehlike kaynağı olmalarıdır. Bundan ötürü <a href="http://www.saglik.im/penisilinler/">penisilin</a> ya da eritromisinle uy­gulanacak bir koruyucu tedavinin top­lumsal  açıdan gerekli olduğu söylene­bilir.</p>
<p><strong>Soru</strong></p>
<p><strong>Kızıl nasıl bulaşır?</strong></p>
<p><strong>Cevap</strong><br />
Genelde bulaşma <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> yollarından çıkan damlacıklarla (Flügge damlacıkları) olur. Gözden   kaçan, tehlikeli bulaşmalar ise, özel bir streptokok türü olan hastalık   etkeninin kronik, sağlıklı taşıyıcılar aracılığıyla taşınması sonucu   gerçekleşir. Bir başka bulaşma biçimi ise, streptokok enfeksiyonu   bulunan ineklerden alınan sütün kayna­tılmadan içilmesidir. Kızüm   bulaşıcılığı oldukça düşüktür, ama kli­nik açıdan döküntü yapmayan   biçimlerin de bulunduğu unutulma­malıdır.</p>
<p><strong>Soru<br />
</strong></p>
<p><strong>KİMLER KIZIL TAŞIYABİLİR?</strong></p>
<p><strong>Cevap</strong></p>
<p>Sağlıklı bir kişi kızılı ”taşıyabilir” ve bunu bir çocuğa   bulaştıra­bilir mi?<br />
Evet. Bir önceki soruda da açıklandığı gibi, en tehlikeli bulaşma bu   biçimde gerçekleşir.</p>
<p><strong>Soru</strong></p>
<p><strong>Kuluçka dönemi ne kadar sürer?</strong></p>
<p><strong>Cevap</strong><br />
Kızılın <a href="http://www.saglik.im/kulucka-suresi/">kuluçka</a> dönemi oldukça  kısadır; 6-7  günü geçmez. Bu dö­nemden sonra <a href="http://www.saglik.im/kategori/kulak-burun-bogaz/">boğaz</a> mukozası kızarır,  bademcikler ve boyun <a href="http://www.saglik.im/lenf-bezleri/">lenf bezleri</a> şişer.  Hastalığın başlıca  belirtileri baş ağrısı, yutma zorluğu, bulantı,  boğaz ağrısı ve 38°C’nin  üzerine çıkabilen ateştir.</p>
<p><strong>Soru</strong></p>
<p><strong>Dilin özel bir görünümü var mıdır?</strong></p>
<p><strong>Cevap</strong><br />
Beyazımsı bir pasla kaplanan dil, özellikle yüzeyel tabakaların   yitiril­mesi nedeniyle çok özel bir görünüm alır: Çilek dili.</p>
<p><strong>Soru<br />
</strong></p>
<p><strong>Çocuğa yatak istirahati uygulamak gerekli midir?</strong></p>
<p><strong>Cevap</strong><br />
Kesin olarak yatak istirahati ve bununla birlikte sıvı ya da yan sıvı   gı­dalarla <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">beslenme</a> gerekir.  Bağırsağın,  yumuşatıcı gıdalar verilerek boş kalması sağlanmalıdır.  Enfeksiyon ve <a href="http://www.saglik.im/yazi/zehirlenme">zehirlenme</a> olasılığma  karşı <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotik</a> tedavisi  uygulamak  gerekir.</p>
<p>﻿</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/kizil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Grip</title>
		<link>http://www.saglik.im/grip/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/grip/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 00:47:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanyukle</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=379</guid>
		<description><![CDATA[GRİP-İNFLUENZA: Ani olarak gelişen bir solunum sistemi infeksiyonudur. Grip hastalığının karakteristik belirtileri ani gelişen baş ağrısı, halsizlik, kas ağrısı ve ateş biçimindedir. Grip hastalığının etkeni “RNA” grubunun Ortomikso-virüs ailesinden “İnfluenza A”, “İnfluenza B’ ve “înfluenza C” adlı virüslerdir. İnfluenza A virüsüyle oluşan grip genellikle kış aylarında salgınlar biçiminde ortaya çıkar. Örneğin 1918 yılında dünyayı etkisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GRİP-İNFLUENZA:</strong></p>
<p>Ani olarak gelişen bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> sistemi infeksiyonudur. <a href="http://www.saglik.im/grip/">Grip</a> hastalığının karakteristik belirtileri ani gelişen <a href="http://www.saglik.im/bas-agrisi/">baş ağrısı</a>, halsizlik, <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> ağrısı ve <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> biçimindedir. <a href="http://www.saglik.im/grip/">Grip hastalığı</a>nın etkeni “<a href="http://www.saglik.im/t-rna/">RNA</a>” grubunun Ortomikso-virüs ailesinden “İnfluenza A”, “İnfluenza B’ ve “înfluenza C” adlı <a href="http://www.saglik.im/yazi/virusler/">virüsler</a>dir. İnfluenza A virüsüyle oluşan <a href="http://www.saglik.im/grip/">grip</a> genellikle kış aylarında salgınlar biçiminde ortaya çıkar. Örneğin 1918 yılında dünyayı etkisi altına alan grip salgınında 20-40 milyon insan ölmüştür, İnfluenza B virüsü genellikle okul, kışla gibi toplu yaşanan yerlerde salgınlara yol açmaktadır, influenza C virüsünün yol açtığı griplere fazla rastlanmamaktadır.</p>
<p>İnfluenza virüsüyle bir kez karşılaşıldığında virüse karşı bağışıklık gelişir. Virüse karşı gelişen bağışıklık, onun sahip olduğu antijenlerden kaynaklanır. Ancak influenza virüsü, sahip olduğu <a href="http://www.saglik.im/antijen-2/">antijen</a>leri değiştirir. Farklı bir antijenik özelliğe sahip olan influenza virüsüyle karşılanan <a href="http://www.saglik.im/tumorlerin-organizma-uzerindeki-etkileri/">organizma</a>, daha önce grip olmuş olsa bile yeniden hastalanabilir. Çünkü karşılaştığı farklı antijenli virüse karşı bağışıklığa sahip değildir. İşte bu nedenle insanlar sık sık grip olabilirler. Virüs havadaki damlacıklar içinde <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> yollarına girer. Virüs vücuda girdikten 18-36 saat sonra <a href="http://www.saglik.im/grip/">grip belirtileri</a>ne neden olur. Bunlar halsizlik, <a href="http://www.saglik.im/yazi/yuksek-ates/">yüksek ateş</a>, <a href="http://www.saglik.im/titreme/">titreme</a>, <a href="http://www.saglik.im/yorgunluk/">yorgunluk</a>, kas ağrısı ve <a href="http://www.saglik.im/yazi/bas-agrilari/">baş ağrıları</a>dır. <a href="http://www.saglik.im/kategori/kulak-burun-bogaz/">Boğaz</a> ağrısı, <a href="http://www.saglik.im/sirt-agrisi-neden-yaygindir/">sırt ağrısı</a>, aksırma, <a href="http://www.saglik.im/burun/">burun</a> akıntısı, gözlerde yaşarma, <a href="http://www.saglik.im/kizariklik/">kızarıklık</a>, kuru bir <a href="http://www.saglik.im/oksuruk/">öksürük</a>, <a href="http://www.saglik.im/istahsizlik-2/">iştahsızlık</a> gibi belirtiler de hastalığın seyri sırasında ortaya çıkarlar.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3731" title="grip" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/grip.jpg" alt="" width="250" height="250" /></p>
<p>Hastalık ortalama olarak 7 gün sürer. <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">Hastalık</a> kendi kendisiyle sınırlı kaldığı yani komplikasyon yaratmadığı sürece tehlikeli değildir. Kendi normal seyrini tamamlayıp iyileşir. Gribin en sık yol açtığı komplikasyon pnömonidir (<a href="http://www.saglik.im/zaturree/">zatürre</a>, <a href="http://www.saglik.im/zature/">zatürre</a>). Pnömoni ya virüse bağlıdır ya da grip nedeniyle zayıflayan organizmada <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/akciger-hastaliklari/">akciğer</a>lere yayılan <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteriler</a>e bağlıdır. Gelişebilecek olan diğer komplikasyonlar <a href="http://www.saglik.im/sinuzit/">sinüzit</a> ve <a href="http://www.saglik.im/orta-kulak-iltihabi-otitis-medya/">orta kulak iltihabı</a>dır. înfluenza virüsünün yol açtığı önemli bir komplikasyon daha vardır. Buna “Reye” sendromu denir. Bu durumda <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/beyin-hastaliklari/">beyin</a>de <a href="http://www.saglik.im/odem/">ödem</a> ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/karaciger-hastaliklari/">karaciğer</a>de yağlanma görülür. Reye sendromuna diğer bazı virüs çeşitleri de yol açabilir. Hastalığın <a href="http://www.saglik.im/olum/">ölüm</a> riski yüksektir. Hamile kadınlarda grip geliştiğinde <a href="http://www.saglik.im/dusuk-abortus/">düşük</a> tehlikesi de artar. Hastalığın özel bir tedavi yöntemi yoktur. Kullanılan antibiyotiklerin ne hastalığı iyileştirdiği, ne de doğacak komplikasyonları kesinlikle önlediği söylenebilir. <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">Antibiyotik</a> tedavisine komplikasyon belirdiğinde başlamak daha doğrudur. Hastaların 3-7 günlük bir yatak istirahatinde bulunmalarında, G ve <a href="http://www.saglik.im/b-grubu-vitaminleri/">B vitamini</a> ve günde 3-6 <a href="http://www.saglik.im/aspirin-ve-diger-salisilatlar/">Aspirin</a> almalarında ve kendilerini yormayıp üşütmemelerinde yarar vardır. Bunların dışındaki <a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">ilaç</a> ve önlemlerin gereksiz harcamalara yol açmaktan başka etkileri yoktur. Bazı influenza tiplerine karşı <a href="http://www.saglik.im/asilar/">aşılar</a> geliştirilmiştir. Bu <a href="http://www.saglik.im/asilar/">aşılar</a> yalnız belli virüs tipine karşı bağışıklık sağlarlar. Salgın yapan virüsle hazırlanan aşılar kişiyi o salgına karşı koruyabilmektedir.</p>
<p><strong>NEDENLERİ</strong><br />
Grip hastalığının etkeni olan virüs türü, bazı özelliklerine göre üç tipe ayrılır. A, B ve C harfleriyle tanımlanan bu tip­ler de kendi içlerinde alt tiplere ayrıl­maktadır.Büyük salgınlara yol açarak toplum sağlığını tehdit eden en önemli virüs A tipidir. Eskiden beri bütün yeryüzünde yaygın biçimde ortaya çıkan salgınlar­dan A tipi virüslerin sorumlu olduğu kabul edilmektedir, Bu açıdan C tipi vi­rüsler daha az önem taşır. B tipi ise yal­nız yerel salgınlar yapma özelliği gösterir. Grip hastalığının bu derece yaygın sı hem virüsün kolay bulaşabilmesine, hem de vücudun bağışıklık siste­mini hazırlıksız yakalayan <a href="http://www.saglik.im/antijen-2/">antijen</a> yapı­sındaki değişkenliğe bağlıdır. Bu ne­denle vücutlarına giren virüsü etkisiz kılacak uygun antikoru bulunmayan ki­şiler kolayca grip hastalığına yakalanır­lar. Grip virüslerinin temel özelliği, be­lirli ve değişmez bir yapılarının olmayı­şıdır. Ayırt edici Özelliklerini sürekli değiştirerek yeni bir biçim kazanır, böylece hazırlanan aşılan etkisiz kılan yeni yeni salgınlara neden olurlar. Grip salgınları hemen her zaman, başka bir ülkeden gelen kişi ya da kişilerin taşıdı­ğı yeni bir virüs alt tipinin, bu virüse karşı bağışıklığı bulunmayan topluluğa bulaşmasıyla başlar. Yurtiçi ve yurtdışı gezilerinin son derece yoğunlaştığı gü­nümüzde virüsün yayılması da büyük ölçüde kolaylaşmış, eskiden 7-10 yılda bir görülen pandemiler artık hemen her kış görülmeye başlamıştır.Grip virüsünün neden hızla değişim gösterdiği bilinmemektedir. Bir görüşe göre sınırlı sayıda virüs küçük insan top­luluklarında klinik belirti vermeden do­laşımını sürdürmekte, sayılan kendileri­ne karşı koyan <a href="http://www.saglik.im/antikor/">antikor</a> düzeyinin üzerine çıkıp salgına yol açacak ^ölçüde artana değin ortamda sürekli olarak bulunmak­tadır. 1957 ve 1977′ deki pandemilere aynı virüsün neden olduğunun belirlen­mesi, bu görüşü desteklemektedir.<br />
Grip salgınları daha çok kış aylarında görülür. Virüs insandan insana doğrudan solunum yoluyla bulaşmakta ve soğuk, solunum yollarındaki yerel savunma me­kanizmalarım zayıflatarak hastalığın ya­yılmasını kolaylaştırmaktadır.Virüsler, aynı zamanda toksik (zehir­leyici) özellikler de taşıdığından, solunum sistemi dışında yayılma ve üreme eğilimi göstermeseler bile, çeşitli organ­larda birçok rahatsızlığın ortaya çıkması­na neden olabilirler. Daha önce herhangi bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> rahatsızlığı bulunmayanlarda bi­le, morarma, kalp atımlarının hızlanması ve düzensizleşmesi ile birlikte <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> ba­sıncının düşmesine yol açabilirler. <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-sistemi-ve-hastaliklari/">Solunum sistemi</a> belirtileri ise <a href="http://www.saglik.im/yutak-farinks/">yu­tak</a>, <a href="http://www.saglik.im/soluk-borusu-iltihabi-nedenleri-nelerdir/">soluk borusu</a> ve bronş mukozası <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a>lerindeki kirpiksi uzantıların virüs tarafından yıkıma uğratılması sonucu gelişir. Bu nedenle hastalığın ateşli ev­resinin sonuna doğru, soluk borusu ve <a href="http://www.saglik.im/brons-akciger-iltihabi-bronkopnomoni/">bronş iltihabı</a> görülür. Bu da <a href="http://www.saglik.im/gogus-kemigi-sternum/">göğüs ke­miği</a> arkasında yanma duyumu ve inat­çı bir Öksürükle ortaya çıkar. Hücrele­rin kirpiksi uzantılarını yeniden geliştir­mesi için en azından 2-3 haftalık bir sü­re gerekir. Bu nedenle <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> düştükten ve gribin akut evresinden sonraki bir­kaç hafta boyunca son derece inatçı bir kuru <a href="http://www.saglik.im/oksuruk/">öksürük</a> sürer.<br />
<strong>BELİRTİLERİ</strong><br />
Grip solunum yollarıyla (burun, boğaz, gırtlak, soluk borusu ve bronşlar) sınırlı yerel ve genel belirtiler vererek ortaya çıkar. Hastalığın <a href="http://www.saglik.im/kulucka-suresi/">kuluçka</a> evresi çok kı­sadır; 1-3 gün içinde bazen de bulaşma­yı izleyen ilk 24 saatte tamamlanabilir. Başlıca belirtileri arasında birden başla­yan titreme, baş dönmesi, baş ağrısı, ışığa karşı duyarlılık; kaslarda, eklem­lerde ve kemiklerde yaygm <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> ve birden yükselen ateş (39°C-40°C) sayıla­bilir. Hasta birkaç saat sonra kendini kı-mıldayamayacak ölçüde yorgun ve hal­siz hisseder. İlk 2-3 gün içinde <a href="http://www.saglik.im/istahsizlik-2/">iştah</a> kaybı ve <a href="http://www.saglik.im/kusma/">kusma</a> görülür. Daha sonra yaygın bir <a href="http://www.saglik.im/yazi/iltihaplanma/">iltihaplanma</a> başlar. Boğaz kırmızıdır. Gırtlak ile soluk borusuna doğru yayılan bir yanma duyusu algıla­nır. Burunda akıntı, gözyaşı salgısında artış, ses kısıklığı, inatçı ve kuru bir ök­sürük, göğüs kemiği arkasında öksürük­le artan ağrı başlar.Bu durum 2-3 gün, bazen daha da uzayarak bir hafta kadar sürer. Bu süre­nin sonunda ateş birden düşer. Tüm ya­kınmalar (baş ağrısı, kas ve <a href="http://www.saglik.im/yazi/kemik/">kemik</a> ağrı­ları, kusma, <a href="http://www.saglik.im/istahsizlik-2/">iştahsızlık</a> vb) azalır. Hasta gene de çok yorgun ve bitkindir. Gücü yavaş yavaş yerine gelir. Bazen kan çizgileri bulunan balgamla birlikte ök­sürüğün biraz daha sürdüğü görülür. Yalm bir seyir izleyen grip tiplerinde hiç iz kalmadan iyileşme gerçekleşir. Ama hasta bir ay kadar halsizlikten ya­kınabilir. Öte yandan salgınlar sırasında grip çok hafif biçimde geçiştirilebilir. Yatmaya gerek kalmadan atlatılan, ate­şin çok az yükseldiği ya da hiç yüksel­mediği bir bitkinlik dönemi yaşanır. Hasta çoğu kez bu durumu basit bir so­ğuk algınlığı olarak kabullenir.<strong><br />
EN AĞIR GRİPLER</strong><br />
Salgınlar sırasında bazı çok ağır durum­lar da görülebilir. Ağır dolaşım ve solunum güçlüğü, <a href="http://www.saglik.im/yazi/zehirlenme">zehirlenme</a> tablosu, zor fark edilen çok hızlı <a href="http://www.saglik.im/nabiz/">nabız</a> alımlarıyla birlikte hızla ilerleyen hastalık, özellikle daha önce kalp ya da solunum sistemi hastalığı olanlarda, yaşlılarda ve ağır hastalığı olanlarda Ölümle sonuçlanabi­lir. Bunun yanı sıra daha az olarak belir­li bir sistemdeki belirtilerle ortaya çıkan gripler de görülebilir. Örneğin Öncelikle sindirim sisteminin etkilendiği olgularda iştah tamamen kesilmiş, dil beyazlaş-mıştır. Kusma, ishal, bağırsaklarda şiş­kinlik ve yaygın <a href="http://www.saglik.im/karin-agrisi-2/">karın ağrıları</a> ortaya çı­kar. Akciğerlere ilişkin ağır belirtiler yaygın göğüs ağrıları, güçlükle <a href="http://www.saglik.im/yazi/balgam/">balgam</a> çıkarılan inatçı ve ağrılı öksürük, kanlı balgam, ileri derecede solunum zorluğu ve bazen kalp-dolaşım yetmezlikleridir. Kalbe ilişkin ağır belirtiler ise <a href="http://www.saglik.im/kalp-kasi/">kalp kası</a> ve kalp dış zan iltihapları biçiminde or­taya çıkar. Sinir sisteminin etkilendiği durumlarda beyin iltihabına bağlı derin uyku (koma uykusu) ya da taşkınlık du­rumu görülebilir. Kanamalı belirtiler de­ri ve mukozada yaygın <a href="http://www.saglik.im/kanamalar/">kanamalar</a> biçi­minde görülür. Çocuklarda ise gırtlak il­tihabı ortaya çıkar. Bu da gırtlakta tıka-yıcı bir “yalancı krup”a (yalancı difteri) yol açabilir. Akut akciğer iltihabı gelişir­se bol balgam, genel durumda kötüleş­me ve solunum yetmezliği görülür.<br />
<strong>KOMPLİKASYONLAR</strong><br />
Başlıca komplikasyonlar pnömokok, sta-filokok ve streptokok gibi bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlardır. Bunlar normal durumda solunum yolları mukozasında hastalığa yol açmadan saprofit (çürükçül) olarak yaşar ve virüsün vücudun savun­ma sistemini zayıflatmasından yararlana­rak hastalık etkenlerine dönüşürler.<br />
Genel olarak ateşin yeniden yüksel­mesi, nefes darlığı, mukuslu ya da kö­püklü balgamla birlikte yoğun Öksürük gibi belirtiler görülür. Bunlar hastalığın başında değil, iyileşme evresinde ortaya çıkan bronş-akciğer iltihabı belirtileri­dir. İyileşme evresinde vücudun kendini toplamasına fırsat verilmezse ortaya çı­karlar. Daha ağır bir komplikasyon ise gribin başlangıcında görülen son derece hızlı ve ağır gidişli akciğer iltihabıdır.Bu komplikasyon grip virüsüne bağ­lı birincil akciğer iltihabı (birincil grip pnömonisi) ya da virüs enfeksiyonuna eklenen ikincil <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteri</a> enfeksiyonuna bağlı (ikincil grip pnömonisi) olabilir. İkincil grip pnömonisinde, bronş ağa­cında daha önce oluşan virüs lezyonlan ve balgamın varlığı, bakterilerin üreme­sini kolaylaştırır. Bu olgularda gribin yol açtığı <a href="http://www.saglik.im/yazi/yuksek-ates/">yüksek ateş</a> akciğer iltihabını maskeleyerek doğru tam ve tedavinin gecikmesine neden olur.<br />
Gribin başlangıç evresinde solunum güçlüğü, <a href="http://www.saglik.im/gogus-agrisi/">göğüs ağrıları</a> ve Öksürükle birlikte kanlı balgam varsa, akciğer ilti­habından kuşkulamlmahdır.Yaşlılarda ve kronik hastalığı olan­larda vücut direncinin zayıf olması ne­deniyle bronş-akciğer iltihabı odaklan her İki akciğere yaygm biçimde dağılır ve ağır solunum zorluğuyla birlikte sey­reden bir klinik tabloya yol açar. Hasta oturur konumda, solgun, korku dolu, morarmış, soğuk terler döken ve inatçı bir öksürüğün pençesinde kıvranır du­rumdadır. Bu aşamaya gelindiğinde hastalık ölümle sonuçlanabilir.Belirtilerin bu kadar şiddetlenmedi­ği durumlarda, zaman zaman ağırlaşıp hafifleyen hastalık 2-3 haftanın sonun­da İyileşmeye yüz tutar. Ateş düşmekİe birlikte nabız hızlıdır ve bitkinlik sürer. Genel durumu pek değişmeyen hasta sanki hiç iyileşemeyecekmiş korkusuna kapılır. Öte yandan yataktan erken kalkma, normal etkinliklere çabuk dö­nüş, hastalığın kolayca yeniden alevlen­mesine neden olur. Gribin öteki komp-likasyonlan <a href="http://www.saglik.im/kategori/kulak-burun-bogaz/">kulak</a> iltihabı, üstçene ve alm kemiği sinüslerinin iltihabı, <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> iltihabı, ender olarak da irinli eklem il­tihabıdır. Daha önce değinildiği gibi, yaygm akciğer ya da kalp kası iltihap­lanmasına bağlı olarak gelişen kalp has­talığı oldukça sık görülür.<br />
<strong>TANI</strong><br />
Kendine özgü klinik belirtileri ve geli­şimiyle yaygm bir salgın biçiminde or­taya çıkan gribin tanısı çok kolaydır. Bu durumda grip tanısına varmak he­men hiçbir zaman yanıltıcı olmaz.<br />
Ama genellikle kış aylarında salgınlara bağlı olmadan tekil olgular halinde ortaya çıkan nezle ve ateşin gripten kay­naklığını söylemek çok zordur. Solunum yollarında ortaya çıkan bütün virüs kö­kenli <a href="http://www.saglik.im/yazi/enfeksiyonlar/">enfeksiyonlar</a> için grip adının kul­lanılması belirli bir virüsün sorumlu ol­duğu grip hastalığını belirsizleştirerek yanlış anlamalara yol açmaktadır.<br />
<strong>TEDAVİ</strong><br />
Hastalığı en kolay biçimde atlatabilmek için sindirimi kolay ve sıvı ağırlıklı bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">beslenme</a> ile kesin olarak yatakta din­lenme yoluna gidilmelidir.<br />
Grip belirtilerine karşı ateş düşürücü ve ağrı kesiciler oldukça sık kullanılır. Bunlar hastalığın gidişini değiştirme­mekle birlikte hastayı önemli ölçüde ra­hatlatır. Antibiyotik ve sülfamitler an­cak hekimin Önerisiyle ve olası bir bak­teri enfeksiyonunu önlemek ya da teda­vi etmek amacıyla kullanılmalıdır.<br />
C vitamini tedavi edici olmaktan çok, koruyucu bir etki yapar. Gene ya­kınmaları azaltmak için, mikrop öldürü-cü ve iltihap giderici gargaralar, burun damlaları, öksürüğü yatıştırıcı şuruplar, sinir sistemini ve kalbi destekleyecek uyarıcılar kullanılabilir. Kusma, <a href="http://www.saglik.im/ishal/">ishal</a> gibi ek belirtiler de, gene uygun ilaçlar kullanılarak tedavi edilir.<br />
İyileşme evresinde çok dikkatli ve sakirıırnh olmalı, komplikasyonlan ve yinelemeleri Önlemek için yatakta din­lenmeyi uzatmalı, vücudun tam olarak sağlığına kavuşması için besleyici ve bol çeşitli yiyecekler tüketilmelidir.<br />
<strong>KORUNMA</strong><br />
Grip son derece bulaşıcı olduğundan genel korunma önlemleri çoğu zaman yetersiz kalır. Bulaşma, hastaların ök­sürmesi ve hapşırması sonucu havaya saçılan damlacıklar yoluyla gerçekleşir. Böylece toplu taşıma araçlarında, halka açık yerlerde, okullarda, çalışma ortam­larında ve evlerde herkes bu damlacık­lara hedef olabilir.<br />
Kuşkusuz çevre koşullarına dikkat etmenin de önemli bir yaran vardır. Bunlar arasında soğuktan korunma, ter­lemeye neden olacak ölçüde kalın gi­yinmekten kaçınma, alkollü içkiler gibi vücudu yıpratan kötü alışkanlıklardan uzak durma, iyi beslenme, aniden sı­caktan soğuğa çıkmama, sık sık hava­landırılan ve nem oram uygun ortamlar­da bulunma sayılabilir. Salgın dönemle­rinde, eğlence yerleri ve büyük toplan­tılar gibi çok sayıda insanın bir araya geldiği yerlerde bulunmamak olası bu­laşmaları önlemeye yarayacaktır.Hastaya bakan kişi, kişisel temizli­ğine büyük özen göstermeli, özellikle yüz ve el temizliğine dikkat etmelidir. Ayrıca sık sık tuzlu ılık <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a> ile ağız ve boğazım temizlemesi yararlı olur.<br />
<strong>AŞILAR</strong><br />
En geçerli korunma, salgın yapan virü­sün etkisizleştirilmiş örneklerini içeren aşıyı yaptırmakla sağlanır. Her yıl çeşit­li ülkelerin <a href="http://www.saglik.im/">sağlık</a> bakanlıkları Dünya Sağlık Örgütü’nün uyanları doğrultu­sunda, olası bir salgından sorumlu olabi­lecek virüs tipine ilişkin bilgi verir. Bu bilgilerden yola çıkan ilaç yapımcılan, ölü virüs içeren aşılar üretirler. Aşı, kas içine ya da deri altına uygulanır ve eriş­kinlere bir kez, 12 yaşından küçük ço­cuklar ile daha önce hiç <a href="http://www.saglik.im/asilar/">aşı</a> olmamış ki­şilere bir ay ara ile iki kez yapılır. Etkin virüs tipi yeniyse, aşının herkese İki doz uygulanması önerilmektedir.<br />
Aşıyla elde edilen korunma oram yüzde 60-80 arasında değişir. Korunma süresi 3 aydır. Aşının yalnız gribe karşı etkili olduğu, başka solunum yolu has­talıklarım önlemeyeceği bilinmelidir. Türkiye’de grip aşısının yapılmasına ilişkin yasal bir yükümlülük bulunmasa da, aşağıdaki özellikleri taşıyanların komplikasyon tehlikesine oldukça açık olmalan nedeniyle gribe karşı aşılan­malarında büyük yarar vardır.</p>
<p>•   Özellikle yurtlarda ya da yaşlılar evinde kalan 65 yaşını aşmış kişiler;<br />
•  başta kalp-solunum yetmezliği olmak üzere kalp-damar ya da akciğer hastalı­ğı olanlar;<br />
•   şeker hastalığı, tümör, kronik böbrek ya da <a href="http://www.saglik.im/karaciger-yetmezligi/">karaciğer yetmezliği</a> olanlar;<br />
• hastanelerin yoğun bakım birimlerin­de yatanlar;Aşının kızarma, şişme, ağn gibi ye­rel yan etkileri oldukça sık görülür (yüzde 30-50). Daha az olarak da ateş, fenalık hissi ve döküntü gibi genel be­lirtiler ortaya çıkabilir.Grip aşısı, akut hastalığı olanlar ile <a href="http://www.saglik.im/yumurta/">yumurta</a> proteinlerine karşı alerjisi bu­lunanlarda kesin olarak uygulanmama­lıdır. Buna karşılık <a href="http://www.saglik.im/yazi/hamilelik/">hamilelik</a> aşıya en­gel oluşturmaz.</p>
<p><strong>Grip virüsü vücudu nasıl etkiler?</strong></p>
<p>Virüs vücuda solunum yoluyla girer. Solunum yolları epiteli üzerinde üreye­rek <a href="http://www.saglik.im/epitel/">epitel</a> hücrelerinin ölümüne neden olur. Böylece virüse karşı organizma­nın verdiği tepkiye bağlı olarak yerel belirtiler ortaya çıkar. Sık sık virüsün yıkıma uğrattığı solunum yollarında biriken sıvı ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a> ar­tıkları üzerine yerleşen <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteriler</a> bütün bronş ağacına yayılır.</p>
<p><strong>Grip ölüm nedeni olabilir mi?</strong></p>
<p>Grip her yıl az da olsa, ölüme yol açmaktadır. Ayrıca çok sayıda ölümlerin görüldüğü ağır salgınlar da ortaya çıkabilir. 1957′deki “Asya gribi” ve 1968′de bu gribin “yaygın” şekli binlerce insanın ölümüne neden olmuştur. Yalnız ABD’de bu salgınlarda ölen hasta sayısı 100 bin dolayındadır. Daha büyük bir grip felaketi 1918-19′da yaşanmıştır, “ispanyol gribi” adıyla tanınan bu pande-mi (dünya ölçeğinde salgın) 25 milyon kişinin ölümüne neden olmuştur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><br />
</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>Hastalığa en çok hangi yaşlarda yakalanılır?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Hastalık her yaşta görülür. Ama özellikle ailede birkaç çocuk bulunuyorsa 2-4 yaşlannda ya da çocuğun anaokulu ve okula başlama dönemi olan 5-6 yaşında yaygındır. Hastalığın görülme sıklığı 7 yaşından sonra hızla düşer ve 40 yaş dolayında gene artar.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>Gribin bulaşmasını ve yayılmasını kolaylaştıran etkenler nelerdir?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
<a href="http://www.saglik.im/grip/">Grip</a> salgınlarının ortaya çıkmasını ve bulaşmayı kolaylaştıran nedenler arasın­da her şeyden önce ısı değişimleri yer alır. Özellikle aşın ısıtılmış bir ortamdan (ev, büro, okul, taşıma araçları) soğuk bir ortama geçilmesi çok tehlikelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/grip/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nezle ve Soğuk Algınlığı</title>
		<link>http://www.saglik.im/soguk-alginligi-ve-nezle/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/soguk-alginligi-ve-nezle/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 22:14:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=503</guid>
		<description><![CDATA[SOĞUK ALGINLIĞI VE NEZLE Soğuk algınlığı ve grip sık sık birbi­riyle karıştırılan iki ayrı hastalıktır. Her iki hastalığın da etkeni virüslerdir. Bazı belirtilerinin benzer olmasına karşın gribi, birçok tipi bulunan belirli bir vi­rüsün yol açtığı hastalık olarak tanımla­mak daha doğru olur. SOĞUK ALGINLIĞI YADA VİRÜS NEZLESİ Soğuk algınlığı çeşitli virüslerin etken olduğu bir üst solunum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SOĞUK ALGINLIĞI VE NEZLE</strong><br />
Soğuk algınlığı ve <a href="http://www.saglik.im/grip/">grip</a> sık sık birbi­riyle karıştırılan iki ayrı hastalıktır. Her iki hastalığın da etkeni virüslerdir. Bazı belirtilerinin benzer olmasına karşın gribi, birçok tipi bulunan belirli bir vi­rüsün yol açtığı hastalık olarak tanımla­mak daha doğru olur.</p>
<p><strong>SOĞUK ALGINLIĞI</strong> <strong>YADA VİRÜS NEZLESİ</strong><br />
Soğuk algınlığı çeşitli virüslerin etken olduğu bir üst <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> yollan enfeksi­yonudur. Bu <a href="http://www.saglik.im/yazi/virusler/">virüsler</a> hastanın <a href="http://www.saglik.im/oksuruk/">öksürük</a> ve aksırığı ile çevreye yayılan damla­cıklar yoluyla bulaşır. Özellikle kış ay­larında sık görülen soğuk algınlığı, bu­run deliklerinin üst bölümünde ve ge­nizde kuruluk, yanma hissi, kaşıntı, hapşırma ile başlar. Çok geçmeden sulu ve saydam, daha sonra sarımsı ve koyu kıvamlı olabilen <a href="http://www.saglik.im/burun/">burun</a> akıntısı görülür. <img class="alignleft size-medium wp-image-3729" title="00115939" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/00115939-257x300.jpg" alt="" width="257" height="300" />Burun mukozasındaki şişmeye bağlı olarak burun tıkanıklığı gelişebilir.</p>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=1410258666435693911&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=1410258666435693911&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><a title="halsizlik, halsizlik nedenleri sebepleri" href="http://www.saglik.im/yorgunluk/">Halsizlik</a>, ürperirle, <a title="baş ağrısı" href="http://www.saglik.im/bas-agrisi/">baş ağrısı</a> ve <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> ağrıları gibi genel belirtilere bazen 38°C’yi geçen <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> eşlik edebilir. <a title="soğuk algınlığı" href="http://www.saglik.im/soguk-alginligi-ve-nezle/">Soğuk algınlığı</a>, so­lunum yollarında örselenmeye bağlı olarak göğüste yanma hissi ve kuru ök­sürüğe de yol açabilir. Öbür belirtiler arasında ses kısıldığı, gözlerde ve ge­nizde <a href="http://www.saglik.im/kizariklik/">kızarıklık</a> sayılabilir. Genellikle ateş birkaç gün içinde düşerken, tam iyileşme için geçen süre de bir haftayı pek aşmaz.</p>
<p>Soğuk algınlığında hastalığın baş­langıç yeri olan burun boşluğu, mukoza denen ve üst katmanında havayı süzen kirpiksi uzantıların bulunduğu özelleş­miş <a href="http://www.saglik.im/epitel/">epitel</a> hücreleriyle döşenmiştir. Bu kirpiksi uzantılar mukus salgısıyla bir­likte bir çeşit temizlik işlevi görür. Bu­run delikleri içindeki <a href="http://www.saglik.im/sac-ve-killar/">kıllar</a> burna giren iri toz taneciklerini tutar. Burun kılları­nı aşan tanecikler ise genize kadar uza­nan ve düzenli bir dalgalanma hareketi yapan kirpiksi uzantılar tarafından tutulurak dışarı doğru süpürülür. Epitel hücreleri aynı zamanda mukoza yüzeyininin nemli kalmasını sağlar.Burun mukozasının alt katmanında değişik görevler üstlenen hücreler ve <a title="salgı bezleri" href="http://www.saglik.im/salgi-bezleri-salgi-guddeleri-glandlar/">salgı bezleri</a> yer alır.</p>
<p>Bu hücreler burna dışarıdan giren yabancı maddelere yö­nelik bağışıklık tepkilerinde rol oynar. <a title="salgı bezi" href="http://www.saglik.im/salgi-bezleri-salgi-guddeleri-glandlar/">Salgı bezi</a>nin ürettiği burun salgısı (sümük) hafif asit yapısındadır ve <a href="http://www.saglik.im/lizozomlar/">lizozom</a> adı verilen mikrop öldürücü tanecikler içerir. Bu nedenle burun sal­gısı mikroorganizmaların üremesini engeller. Burun yoğun bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> ağına sa­hiptir. Burun mukozasındaki geçirgen kılcal damarlar genişleyip daralabilir. Bunlar, burna giren havanın nemlendirilmesini sağlar. Burundaki küçük top­lardamarların başlıca görevi İse burna giren havanın sıcaklığını ayarlamaktır.</p>
<p>Burundaki sinirlerin ve sinir uçları­nın başlıca önemi koruyucu <a href="http://www.saglik.im/refleksler/">refleks</a> ha­reketlerinden kaynaklanır. Örseleyici maddelere karşı aksırma ve burun sal­gısı oluşur. Sempatik sinirler damar sistemini uyarır ve damarların büzül­mesini sağlar. Parasempatik sistem ise mukoza bezlerini uyarır ve damarları biraz genişletir. Sinirsel uyarıların yanı sıra iltihaplandırıcı maddeler ve örsele­yici etkenler de mukusun salgısını artı­rır.Soğuk algınlığında, burun tıkanıklı­ğına neden olacak kadar mukoza şişme­si ve salgı artışıyla birlikte burun muko­zası iltihabı söz konusudur. Bu durum rinit ya da yaygın adıyla <a title="nezle" href="http://www.saglik.im/soguk-alginligi-ve-nezle/">nezle</a> olarak bilinir. <a title="iltihaplanma" href="http://www.saglik.im/yazi/iltihaplanma/">İltihaplanma</a> aksırma, burun içinde örselenme, koku duyusu kaybı ve burun tıkanıklığı gibi belirtilere yol açar. Genellikle gözlerde kızarma, göz kapaklannda hafif şişlik gibi belirtiler de görülür. Enfeksiyon dışında kimya­sal örselenme ve <a href="http://www.saglik.im/yazi/alerji/">alerji</a> gibi etkenlerin burun mukozasında yol açtığı iltihap­lanma ise soğuk algınlığından bağımsız bir biçimde gelişebilir.Soğuk algınlığında burun mukozası­na ulaşan virüsler, burada çoğalarak hastalık yapıcı etkilerini gösterir. So ğuk, örseleyici tozlar, hava kirliliği, alerjik durumlar ve genel bağışıklığın azalması gibi burun mukozasının direncini azaltan koşullar virüslerin burna yerleşmesini kolaylaştırarak soğuk al­gınlığında etkili olur.</p>
<p>Soğuk algınlığının <a href="http://www.saglik.im/kulucka-suresi/">kuluçka</a> dönemi genellikle 24-48 saattir. Hastalığın ilk gününde hastanın soğuk algınlığını bu­laştırma olasılığı çok yüksektir. Soğuk algınlığı iyileştikten sonra virüse özgü bağışıklık kazanılır. Ama soğuk algınlı­ğına yol açan çok sayıda virüs bulundu­ğundan aynı kişi yıl boyunca farklı vi­rüslerle birkaç kez soğuk algınlığına yakalanabilir.Soğuk algınlığında hastanın kanında akyuvar sayısı azalabilir (lökopeni) ve idrarında <a href="http://www.saglik.im/protein/">protein</a> bulunabilir (proteinü-ri). Gargara yapılan suda virüs üreyebi­lir ve enfeksiyondan 2 hafta kadar son­ra hastanın kanında virüse karşı oluş­muş <a href="http://www.saglik.im/antikor/">antikorlar</a> görülebilir. Soğuk algın­lığı kendiliğinden iyileşebilir ya da bak­teri enfeksiyonlarının eklenmesiyle za­türree (pnömoni), akut sinüs iltihabı (si­nüzit), <a href="http://www.saglik.im/ortakulak-iltihabi/">ortakulak iltihabı</a> ve <a title="bronşit" href="http://www.saglik.im/akut-bronsit/">bronşit</a> gibi <a title="hastalıklar" href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a>a yol açabilir. Bu nedenle özellikle ağır geçen soğuk algınlıkların­da dikkatli olmak gerekir.Virüs ya da <a title="bakteriler, bakteri nedir" href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteri</a>lerin etken oldu­ğu birçok enfeksiyon hastalığı da sıra­dan bir soğuk algınlığı gibi başlayabilir.</p>
<p><a title="kızamık" href="http://www.saglik.im/kizamik/">Kızamık</a>, <a title="kızıl" href="http://www.saglik.im/kizil/">kızıl</a>, <a title="tifo" href="http://www.saglik.im/tifo/">tifo</a>, bruselloz (Malta humması) ve <a title="çocuk felci" href="http://www.saglik.im/poiiomiyelit-cocuk-felci/">çocuk felci</a>nin başlangı­cında <a title="soğuk algınlığı belirtileri" href="http://www.saglik.im/soguk-alginligi-ve-nezle/">soğuk algınlığı belirtileri</a> gözle­nir. Bu nedenle soğuk algınlığının gidişi iyi izlenmeli ve herhangi bir ağırlaşma görüldüğünde hekime başvurulmalıdır.Soğuk algınlığında <a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">ilaç</a> kullanımı genellikle yararsızdır. Erken dönemde alınmaya başlandığında bazı ilaçlar <a title="nezle belirtileri" href="http://www.saglik.im/soguk-alginligi-ve-nezle/">nezle be­lirtileri</a>ni hafifletici etki gösterir. <a title="c vitamini" href="http://www.saglik.im/askorbik-asit-c-vitamini/">C vita­mini</a>nin vücut direncini artırarak soğuk algınlığında yararlı olduğu ileri sürülmüşse de bu konuda kesin kanıtlar yok­tur. Bileşiminde burun tıkanıklığını gi­deren mukus çözücü maddelerin, <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> kesici, ateş düşürücü ve burun salgısını azaltan maddelerin bulunduğu ilaçlar hastanın yakınmalarını hafifletir. Aynı biçimde burna ilişkin yakınmaları hafif­leten damlalar, boğazda kuruluk ya ağ­rıyı gideren pastiller, solunum yollarını nemlendirici buğular ve öksürük kesici şuruplar yarar sağlayabilir. Çorba ve ıh­lamur gibi ılık içecekler de hastanın du­rumunda bir rahatlama sağlar. Soğuk algınlığında hastalığa <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteriler</a> eklenmemişse <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotik</a> kullanılmamalıdır.</p>
<p>Çünkü <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotikler</a> virüslere karsı et­kili değildir. Ateşin 4 günden fazla sür­mesi, öksürükle birlikte sarı yeşil renkli <a href="http://www.saglik.im/yazi/balgam/">balgam</a> çıkarılması ve kanda akyuvar artışı hastalığa bakterilerin eklendiğini gösterir. Ayrıca kronik bronşit gibi bir solunum yolu enfeksiyonu olanların so­ğuk algınlığına yakalanmaları duru­munda koruyucu olarak antibiyotik ve­rilebilir.Sık soğuk algınlığına yakalanan hastalarda bu durumu kolaylaştırıcı et­kenlerin ortadan kaldırılması önemlidir. Çocuklarda adenoit (geniz bademcikle­ri), erişkinlerde burun orta bölmesi eğ­riliği (deviasyon) ve burun içindeki do­kuların aşırı büyümesi, soğuk algınlığı­na yatkınlık nedenidir.</p>
<p><strong>BAKTERİ NEZLESİ</strong></p>
<p>Streptokok, stafılokok, ve pnömokok gibi bazı bakteriler burun boşluğuna yerleşebilir ya da solunan havayla bur­na girebilir. Soğuk algınlığı örselenme nedeniyle burun boşluğundakı dokula­rın savunma gücünü azalttığında, bu bakteriler burun mukozasında çoğalabi­lir.Bakterilerin burun içinde çoğalma­sı, zarar verme etkinlikleriyle birleşti­ğinde <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteri</a> nezlesine neden olur. Bu durum, basit soğuk algınlığı sonrasında gelişen tipik bir komplikasyon olarak ortaya çıkabilir.<br />
Soğuk algınlığından farklı olarak, bakteri nezlesinde aksırma nöbetleri da­ha seyrektir. Burun salgısı koyu kıvam­lı ve irinlidir. Işıklı bir alet olan rinoskop yardımıyla burun içme bakıldığın­da, burun mukozasının kızarmış) şiş ve yoğun salgı ile örtülü olduğu saptanır. Mikroskopta burun salgısının mukoza hücreleri, bakteriler, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> damarlarından gelen akyuvarlar ve mukoza salgıbezle-rinin ürettiği mukustan oluştuğu görü­lür.Genel belirtiler hafif olabilir. Ama burun orta bölmesi eğriliği ve adenoit büyümesi gibi nezleyi kolaylaştırıcı ya­pısal bozukluklar varsa iltihap birkaç hafta sürebilir.İltihabın burun boşluğuna komşu olan sinüslere ve başka bölgelere yayılması sonucu bakteri nezlesi çeşitli komplikasyonlara yol açar.</p>
<p><strong>VAZOMOTOR NEZLE</strong></p>
<p>Soğuk algınlığında belirtilerin etkeni virüslerdir. Genellikle çiçektozları (polen­ler) başta olmak üzere, vücudun bazı maddelere karşı duyarlılık kazanması sonucu ortaya çıkan alerjik nezleye bir sonraki başlık altında yer verilmiştir. Bu maddelerin burun mukozasıyla te­ması bir antijen-antikor tepkimesine yol açar. Histamin ya da histamin benzeri maddeler hücrelerden açığa çıkar ve bu­na bağlı olarak hapşırma nöbetleri, bu­run tıkanması, bol, sulu burun akıntısı ı gibi belirtiler ortaya çıkar.<br />
Vazomotor terimi genel olarak oto­nom <a href="http://www.saglik.im/kategori/sinir-sistemi/">sinir sistemi</a> kökenli damar hareketleri için kullanılır.</p>
<p>Alerjik nezleye benzeyen Özellikleri olan, bu nedenle yalancı alerjik nezle adıyla da bilinen vazomotor kökenli nez­le, bu hastalığa yatkınlığı olan kişilerde görülür. Vazomotor nezle, özellikle so­ğuktan sıcağa çıkma, gaz, toz ya da örse­leyici duman gibi etkenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bazı olgularda adet gör­me, gebeliğin ilk ayları, <a title="menopoz" href="http://www.saglik.im/menopoz-adetten-kesilme/">menopoz</a>, <a title="tiroit hormonları hormonu" href="http://www.saglik.im/tiroit-hormonlari/">tiroit hormonu</a> fazlalığı gibi içsalgı sistemin­deki değişiklikler, <a title="otonom sinir sistemi" href="http://www.saglik.im/otonom-sinir-sistemi/">otonom sinir sistemi</a>­ne ilişkin denge bozuklukları, <a title="karaciğer yetmezliği" href="http://www.saglik.im/karaciger-yetmezligi/">karaciğer yetmezliği</a>, yerel enfeksiyon ve hafif <a title="şeker hastalığı" href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/seker-hastaligi/">şeker hastalığı</a>na bağlı <a href="http://www.saglik.im/metabolizma/">metabolizma</a> bo­zuklukları ve heyecanlanma gibi ruhsal uyaranlar vazomotor nezlede rol oynar.Bu nezle tipine yatkınlığı olan kişi­lerin burnunda vazomotor <a title="refleksler" href="http://www.saglik.im/refleksler/">refleksler</a>in belirgin olduğu ve alerjik bir uyarı bu­lunmadığı zaman bile histamin ya da histamin benzeri maddelerin açığa çık­tığı, buna bağlı olarak klinik belirtilerin görüldüğü kabul edilir.Belirtiler alerjik nezledekilere ol­dukça benzer: Saydam ve bol miktarda burun salgısının yanı sıra <a title="burun tıkanması, burun tıkanıklığı" href="http://www.saglik.im/burun-tikanikligi/">burun tıkanması</a> ve aksırık nöbetleri görülür.</p>
<p>Vazomotor nezlede nöbetlerin dü­zensiz oluşu alerjik nezleyle ayrıcı ta­nıya yardımcı olur. Bu nöbetler birkaç dakikadan birkaç saate değin sürebilir ve değişken aralıklarla yinelenir. Öbür ayırt edici özellikleri arasında nöbetlere yol açabilecek alerjen işlevi gören çiçektozları ya da başka maddelerden ba­ğımsız gelişmesi ve alerji testlerine olumsuz yanıt vermesi sayılabilir. Te­davisi soğuk algınlığında olduğu gibi belirtilere yöneliktir.</p>
<p><strong>ALERJİK NEZLE</strong></p>
<p>Alerjik nezle burun mukozasında şiş­me, kızarma, kaşınma ve aksırık nöbet-leriyle kendini belli eden bir hastalıktır. En sık rastlanan alerjik durumdur. So­lunum yollanyla alınan alerjenlerin ya­nı sıra besinlerle alınan alerjenler de alerjik nezleye yol açabilir. Alerjik nez­le, hastayı son derece rahatsız eder. Öğ­rencilerin okula, çalışan insanların işle­rine gidememesine neden olur. Genel­likle çocuklarda ve gençlerde görülür. Yaklaşık olarak hastaların üçte birinde 10 yaşından önce ortaya çıkar. Erkek­lerde en çok 10-19, kadınlarda ise 20-30 yaşlan arasında görülür.Alerjik nezlenin saman nezlesi gibi akut ve kısa süreli biçimleri ve mev­simsel ya da yineleyen nezle adıyla bi­linen kronik biçimleri vardır.</p>
<p>Bazı has­talarda ikisine birden rastlanabilir. Akut alerjik nezle, alerjik nezlenin en sık rastlanan biçimidir. Genellikle okul çağlannda ve 50 yaşın altındaki erişkin­lerde görülür. Ağızdan soluma ve bu­runda kızarıklık gibi hastalığa eşlik eden belirtilere rastlanabilir. Alerjik nezlenin ortaya çıktığı kişilerin ailesin­deki öbür bireylerde de alerjik durumla­ra oldukça sık rastlanır. Görülme sıklığı havada çiçektozlarının uçuştuğu bahar ve yaz aylarında artar. Ağaç çiçektozları baharda ortaya çıkan belirtilerden, ot­su bitkilerin çiçektozları bahar ve yaz aylarındaki belirtilerden, mantar sporları ve küfler ise sonbaharda ortaya çıkan belirtilerden sorumludur. Sonuç olorak alerjik nezle, etken maddeye bağlı ola­rak yıl boyunca görülebilir.</p>
<p>Başlıca belirtileri, çiçektozlarının yoğun olduğu günün erken saatlerinde ortaya çıkan aksmk, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, genizde yanma, Öksü­rük, göz ve kulakları ilgilendiren belirti­lerdir. Ayrıca yorgunluk, ruhsal çökün­tü, tat ve koku duyusu kaybı, <a href="http://www.saglik.im/istahsizlik-2/">iştahsızlık</a> gibi çeşitli belirtilere rastlanabilir. Mua­yenede burun mukozasının kızarık ve şiş, burnun tıkalı olduğu, burun salgı­sında bol miktarda eozinofil (bir tür ak­yuvar), serumda yüksek düzeyde E tipi immünglobulin bulunduğu saptanır.Saman nezlesi günün erken saatle­rinde bütün şiddetiyle ortaya çıkar. Ak­şam saatlerinde havanın serinlemesiyle birlikte havadaki çiçektozu hareketleri en alt düzeye iner. Alerjik nezle olgula­rı her zaman saman nezlesi mevsiminde ortaya çıkmaz. Alerji öyküsü olan kişi­lerde genel nezle belirtileri yılın herhan­gi bir öneminde görülebilir.</p>
<p>Hastanın duyarlı olduğu ev tozu, hayvan tüyü, küf, duman, tozlar, çeşitli <a href="http://www.saglik.im/sebze-ve-meyveler/">sebze</a> protein­leri gibi alerjenler hastalığa neden ola­bilir. Bu durumda kronik alerjik nezle söz konusudur.Kronik nezlede de akut nezle belirti­leri görülür. Bu hastalarda sinüzite bağ­lı baş ağrısı olabilir. Sürekli olarak bu­run arkasından genıze doğru akıntı, bu­rada bakterilerin üremesine uygun bir ortam yaratarak sık sık üst solunum yo­lu enfeksiyonlarına yol açabilir.Alerjik nezleye bakteri enfeksiyonu eklenirse burun akıntısı sarımsı yeşil bir renk alır. Ortaya çıkabilecek belirtiler­den olan burun polipleri, burun ve sinüs mukozasına ince bir sapla bağlı <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a> dam­lası görünümünde oluşumlardır. Tek ya da kümeler halinde bulunabilirler. Kan damarlarının genişlemesi, <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> şişme­si, histamine bağlı tepkimeler polip olu­şumunda önemli etkenlerdir.</p>
<p>Alerjik Nezlenin Oluşum MekanizmasıBurun boşluğunu çevreleyen mukoza altında bulunan <a href="http://www.saglik.im/mast-hucreleri/">mast hücreleri</a> (heparin, histamin gibi maddelerin oluşum ve depolanmasıyla ilgili bir çeşit bağ-doku hücreleri), alerjenlerle temasın yüksek olduğu dönemlerde epitel yüze­yine göç eder. Mast hücrelerinin üze­rinde bulunan E tipi immünglobulinle-re alerjenler bağlanınca, bu hücreler­den çeşitli aracı maddeler salgılanır. Aracı maddeler antijen-antikor tepki­mesine yol açar. Bu aracı maddelerin başlıcalan histamin, nötrofil kemotak-tik faktör (NCF), eozinofil kemotaktik faktör (ECAF-A), trombosit uyarıcı faktör ve prostaglandinlerdir. Hista­min, burundaki erken belirtilerin ortaya çıkmasında etkilidir.Histaminin açığa çıkmasına bağlı olarak burunda duyarlı sinir uçlarının uyarılmasıyla gelişen refleksler sonu­cunda aksırık, parasempatik refleks ha­reketine bağlı salgı artışı ve histaminin damar geçirgenliğini yükseltmesiyle mukozada şişmeye bağh burun tıkanıklı­ğı oluşur. Histaminin bu etkileri çok hız­lı ortaya çıkar. Mukozanın zamanla uyaranlara karşı aşın duyarlılık kazanma alerjik nezlenin Önemli bir özelliğidir.</p>
<p><strong>Tanı</strong><br />
Hastanın geçmişinde alerjik nezle kınmaları vardır. Klinik belirtilerin yanı sıra rinoskopi (burun boşluğunun alet görerek incelenmesi) ve sinüs filmi tanıya yardımcı olur. Laboratuvar incelenmesi olarak deri testleri, serumda E tip <a title="immünglobulin" href="http://www.saglik.im/immun-globulin/">immünglobulin</a> ölçümü ve eozinofil sa yımı gibi testler uygulanabilir.</p>
<p><strong>Tedavi</strong><br />
Hastalar yakındıkları belirtilerden an önce kurtulmak istediklerinden, davide yeğlenen ilaçlar antihistaminik-1 ler ya da burun tıkanıklığı ve akıntıyı, gideren ilaçlardır. Bu tedaviden yanıt] alınamadığında steroitlere, <a href="http://www.saglik.im/sodyum-2/">sodyum</a> krc moglikata, bazen de alerjene karşı özel olarak hazırlanan aşılarla duyarsızlaştır­ma tedavisine başvurulur. Bu arada alerjenlerden sakınılması gerçek anlam­da korunma sağlayacağından, deri test­leriyle saptanacak alerjenler ortamda uzaklaştırılmalı ya da bu maddelerde uzak durulmalıdır.</p>
<div style="width: 465px;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100%" height="355" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="bgcolor" value="#000000" /><param name="src" value="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=1008837" /><param name="wmode" value="window" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="100%" height="355" src="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=1008837" allowfullscreen="true" wmode="window" bgcolor="#000000"></embed></object></div>
<p><strong>Komplikasyonlar</strong><br />
Tam ve düzenli uygulandıklarında aler­jik nezleye yönelik tedavilerden yete­rince iyi sonuç alınabilir.<br />
Alerjik hasta, ilk başarısız tedavi gi­rişiminden sonra tedaviden Vazgeçme­melidir. Tedavi edilmeyen alerjik nezle kronikleşir ve bir süre sonra hastalık belirtileri süreklilik kazanır. Alerjik nezle iyi tedavi edilmezse solunum yol­larında komplikasyonlara yol açabilir. Bunlardan başhcalan kronik sinüzit, kronik burun-yutak iltihabı, burun poli­pi ve bronş astımıdır.Günümüzde bu tip komplikasyon­lar önlenebilmektedir. Alerjik hastalık­lara yatkınlığı olduğu saptanan çocuk­larda alerjen maddelerin araştırılması ve bunların ortamdan uzaklaştırılması gerekir</p>
<p>.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>Burun damlaları ve spreyleri zararlı mıdır?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
<a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">Damar</a> büzücü <a href="http://www.saglik.im/burun/">burun</a> spreyleri ya da damlalar ve buğu solunması be­lirtileri geçici olarak hafifletebilir. Soğuk algınlığı nedeniyle burun mukozası tüylerinin etkinliği azaldığından yerel damar büzücüler, belirtileri hafifletmesine karşılık iyileşmeyi geciktirir. Küçük çocuk­larda adrenalin türevlerini içeren damar büzücü ilaçlar kullanılma­malıdır. Çünkü bu tür ilaçlar merkez sinir sisteminde zararlı etkilere yol açar.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>Burun damlaları ve spreyleri zararlı mıdır?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
<a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">Damar</a> büzücü <a href="http://www.saglik.im/burun/">burun</a> spreyleri ya da damlalar ve buğu solunması be­lirtileri geçici olarak hafifletebilir. Soğuk algınlığı nedeniyle burun mukozası tüylerinin etkinliği azaldığından yerel damar büzücüler, belirtileri hafifletmesine karşılık iyileşmeyi geciktirir. Küçük çocuk­larda adrenalin türevlerini içeren damar büzücü ilaçlar kullanılma­malıdır. Çünkü bu tür ilaçlar merkez sinir sisteminde zararlı etkilere yol açar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/soguk-alginligi-ve-nezle/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suçiçeği</title>
		<link>http://www.saglik.im/sucicegi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/sucicegi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 22:20:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Çiçek Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=506</guid>
		<description><![CDATA[Genellikle çocukluk çağında ortaya çıkan suçiçeği, çok yaygın görülmekle birlikte ağır belirtilere yol açmayan vi­rüs kökenli bir bulaşıcı hastalıktır. Ti­pik döküntüler, deride içi sıvı dolu ka­barcıklardan oluşur. Çok bulaşıcı olan bu hastalığa hafif genel belirtiler de eş­lik eder. NEDENLERİ Suçiçeğinin etkeni, herpes grubundan bir virüstür. Uçuk (herpes simplex) virüsüne çok benzeyen ve herpesvirus varicella ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle çocukluk çağında ortaya çıkan suçiçeği, çok yaygın görülmekle birlikte ağır belirtilere yol açmayan vi­rüs kökenli bir bulaşıcı hastalıktır. Ti­pik döküntüler, deride içi sıvı dolu ka­barcıklardan oluşur. Çok bulaşıcı olan bu hastalığa hafif genel belirtiler de eş­lik eder.</p>
<p><strong>NEDENLERİ</strong></p>
<p>Suçiçeğinin etkeni, herpes grubundan bir virüstür. Uçuk (herpes simplex) virüsüne çok benzeyen ve herpesvirus <a href="http://www.saglik.im/sucicegi/">varicella</a> ya da varicella zoster adlarıyla tanınan bu virüs suçiçeğinin yanı sıra zona hastalığının da etkenidir. Hastalık temel olarak <a href="http://www.saglik.im/sucicegi/">suçiçeği</a> virüsüyle yüklü tükürük damlacıklarının ağızdan solu­num yollarına alınması sonucu bulaşır. Vücuda giren suçiçeği virüsü henüz bi­linmeyen dokulara yuvalanarak çoğalır.<br />
Hastalığa özgü döküntülerin gruplar ha­linde birbiri peşi sıra çıkarak bütün vü­cuda yayılması, virüsün aralıklı olarak kana geçtiğini gösterir.<br />
Virüs, derideki kılcal damarları etki­leyerek üstderi (<a href="http://www.saglik.im/epidermis/">epidermis</a>) yapısının bozulmasına, içi serum, <a href="http://www.saglik.im/epitel/">epitel</a> ve bazen iltihap hücreleriyle dolu tipik kabarcık­ların oluşmasına yol açar. <a href="http://www.saglik.im/sucicegi/">Su çiçeği</a> vi­rüsünden kaynaklanan bu lezyonlar de­riyle sınırlı kalmaz; yemek borusu, pankreas, <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> havuzu, idrar borusu (üreter), idrar kesesi ve böbreküstü bez­lerinde de görülür.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-4923" title="sucicegi" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/04/sucicegi-201x300.jpg" alt="" width="201" height="300" /><br />
GÖRÜLME SIKLIĞI</strong><br />
Suçiçeği en çok 2-8 yaşlan arasındaki çocuklarda görülen bir hastalıktır. Ama yaşamın her evresinde cinsiyet ve ırka bağlı olmaksızın ortaya çıkabilir. Hastalık kış ve ilkbahar aylarında daha sık görülür. Üç ayını doldurmamış bebek­lerde suçiçeğine ender olarak rastlanır. Bu durumun anneden kazanılan geçici bir bağışıklıkla ilgili olduğu sanılmak­tadır. Çok seyrek rastlanmakla birlikte hastalık aynı kişide iki kez ortaya çıka­bilir. Bu ayrıksı örnekler bir yana bıra­kılırsa suçiçeği geçiren hastalar ömür boyu kalıcı bağışıklık kazanmaktadır.<br />
<strong>BELİRTİLERİ</strong><br />
Bulaşma ve ilk belirtiler arasında geçen <a href="http://www.saglik.im/kulucka-suresi/">kuluçka süresi</a> 2-3 haftada tamamlanır. Ortaya çıkan döküntüler 24-36 saatte, makûl denen ve deride kabartı yapmayan noktalar halindeki lekelerden, içi sı­vı dolu kabarcıklara dönüşür. Kabarcık­ların çevresinde halka biçiminde belir­gin bir <a href="http://www.saglik.im/kizariklik/">kızarıklık</a> görülür. Bu kızarıklık­lar kabarcıkların kurumaya başlamasıy­la kaybolur. Kabarcıklar ortalarından kuruyup kabuk bağlamaya başladığında göbekli bir görünüm kazanır.<br />
Döküntüler ilk önce göğüste ve sırt­ta belirerek hızla yayıbr. Hafif olgular­da döküntü baş, yüz ve gövdeyle sınırlı­dır. Ağır olgularda daha yaygın olan dö­küntüler kol ve bacaklara, gözün dış za­rına (konjunktiva), yutak, gırtlak ve so­luk borusu mukozalarına da sıçrar.<br />
Döküntüler kabukların düşmesiyle 5-20 gün içinde iz bırakmadan kaybo­lur. Ama karşı durulmaz bir kaşınma is­teği uyandıran bu döküntülerin kaşın­ması durumunda deride çiçekbozuğunu andıran küçük çukurlar kalabilir. Sürek­li çıkan yeni döküntüler nedeniyle vü­cudun bir bölgesinde döküntülerin bü­tün gelişim evreleri aynı anda görülebi­lir. Bu da suçiçeğinin ayırt edici özellik­lerinden birini oluşturur. <a href="http://www.saglik.im/ates/">Ateş</a> genellikle 38,5°C-39°C arasında kalır. Ama ağır durumlarda 40,5°C’ye ulaşabilir.<br />
<strong>TEDAVİ</strong><br />
Öbür virüs kökenli hastalıklarda oldu­ğu gibi <a href="http://www.saglik.im/sucicegi/">suçiçeği</a>ni de iyileştirecek bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">ilaç</a> yoktur. Tedavi girişimi temel ola­rak hastanın yakınmalarını olabildiğin­ce azaltmaya yöneliktir. Hastalığı ağır geçiren bebek ve çocuklarda, özellikle bir ayını doldurmamış bebeklerde,kortikoit tedavisi gören hastalarda <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> kanseri gibi kötü huylu hastalı larda, iyileşme dönemindeki zona ha talannın serumundan elde edilen ga maglobülinler kullanılabilir. Bu uy§ lama, bulaşmayı izleyen üç gün içine yapılırsa hastalığı önler. Belirtilere ye nelik tedavi Özellikle kaşıntıyı azmayı amaçlar.<br />
Sabunlu suyla sık banyo yapılıra gelişebilecek deri enfeksiyonlarım öı leyeceğinden yararlıdır. Ayrıca hast nın iç çamaşırlarının ve yatağının he gün değiştirilmesi önerilir. Yüzde oranında <a href="http://www.saglik.im/sodyum-2/">sodyum</a> bikarbonat içeren çc zeltiler, mentol içeren tali pudrası ya da antihistaminikli losyonlar kaşıntı) hafifletir. Döküntülerin Örselenmes derin lezyonlara ve deride yara izi kalmasına yol açacağından, suçiçekli cukların kaşınması kesinlikle engellen­melidir. Olası kaşınmanın yol açacağı i zararları en aza indirmek için hastanın tırnakları özenle kesilerek törpülenmeli, bebeklere ise eldiven giydirilmelidir<br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="360" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xa32x7_su-ciceyi_lifestyle" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="360" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xa32x7_su-ciceyi_lifestyle" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Suçiçeği ve çiçek hastalığının deride yol açtığı belirtiler arasında fark var mıdır?</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Makûllerle başlayan, kabartılann ortaya çıkmasıyla papüllere, daha sonra içi sıvı dolu kabarcıklara dönüşen ve en sonunda kabuk bağlayan döküntüler hem suçiçeğinde, hem de çiçek hastalığında görülür. Ama çiçek hastalığında bütün lezyonlar aynı anda başlayıp eşzamanlı olarak gelişir. Suçiçeğinde ise” değişik evrelerdeki döküntüler aynı anda görülebilir.<br />
Koruyucu hekimlik alanında kazanılan en büyük basan çiçek hastalığının, aşılamayla ortadan kaldırılmış olmasıdır. Bu hastalık tarih boyunca büyük” salgınlara yol açmış, Dünya <a href="http://www.saglik.im/">Sağlık</a> Örgütü 1977′de hastalığın yeryüzünden silindiğini açıklamıştır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>SUÇİÇEĞİNİN ZONALI ERİŞKİNLERDEN DE BULAŞABİLİR Mİ?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span></p>
<p>Suçiçeğinin, zonalı erişkinlerden de bulaşabileceği doğru mudur?<br />
<a href="http://www.saglik.im/sucicegi/">Suçiçeği</a> ve zona aynî tür virüsün yol açtığı hastalıklardır. Bu nedenle zonalı bir kişiyle temas eden bebek ve çocuklarda suçiçeği görülebilir. Zona ve su­çiçeğinin ayrı <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> olarak ortaya çıkmasına aynı virüsün iki farklı bi-Çİmde etkinlik göstermesi neden olmaktadır. Virüs, kendisine karşı üretilmiş antikorları taşımayan, yani bağışıklık kazanmamış kişilerde de saçiçeğine yol açar. Bunlar doğal olarak çoğu kez bebekler ve çocuklardır. Suçiçeği çı­karanların virüsle yeniden karşılaşması ise zona hastalığına yol açar.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Soru</span></strong></p>
<p>Gebelik sırasında <a href="http://www.saglik.im/sucicegi/">suçiçeği</a> tehlikeli midir?</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Gebelikte geçirilen suçiçeği dölüt için son derece tehlikelidir. Annenin ge­beliğin ilk 4 ayında geçireceği suçiçeği genellikle dölütün ölümüne ve dola­yısıyla düşüğe yol açar. Anne için tehlike yoktur. Hastalık normal gidişini gösterir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/sucicegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keneler</title>
		<link>http://www.saglik.im/keneler/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/keneler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 04:10:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Virüsler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1100</guid>
		<description><![CDATA[Keneler: yaklaşık 35 000 türü bulunan eklembacaklı takımı {Acarı ya da Acarina). Çoğunun boyu 1 mm’den küçük olduğu için, öbür eklembacaklıların sığamaya-cağı yerlerde rahatlıkla yaşayan keneler takımı üyeleri genellikle karada yaşarlarsa da, su altında yaşayan türleri de vardır. Türlerin çoğu insan sağlığına ya da ürünlere zararlı böceklerdir. Keneler takımı üyelerinde örümcek ve yengeç gibi eklembacakîılardaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Keneler:</strong> yaklaşık 35 000 türü bulunan eklembacaklı takımı {Acarı ya da Acarina). Çoğunun boyu 1 mm’den küçük olduğu için, öbür eklembacaklıların sığamaya-cağı yerlerde rahatlıkla yaşayan <a href="http://www.saglik.im/keneler/">keneler</a> takımı üyeleri genellikle karada yaşarlarsa da, <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a> altında yaşayan türleri de vardır. Türlerin çoğu insan sağlığına ya da ürünlere zararlı böceklerdir. Keneler takımı üyelerinde örümcek ve yengeç gibi eklembacakîılardaki tipik gövde yapısının ön ve arka bölümleri, anagövdeyle kaynaşmış ve ortaya sekiz kısa bacaklı, <a href="http://www.saglik.im/yumurta/">yumurta</a> biçiminde bir gövde çıkmıştır. Dişiler ile erkekler arasında görünüş açısından büyük bir fark olmamakla birlikte, dişiler biraz daha iridir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-3727" title="kene_o" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/kene_o-228x300.jpg" alt="" width="228" height="300" /></p>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=2227829543258733729&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=2227829543258733729&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Çiftleşme sırasında erkekler, sperma keselerini ağızlarına alarak dişilere aktarırlar.Yaşama biçimleri birbirinden çok farklı olan keneler takımı üyelerinin bazıları yeşil bitkileri yer, bazıları pamuk ürünlerine ve meyvelere zarar verir, bazılarının larvaları insan dahil omurgalılarda asalak yaşar ve uyuz, vb. çeşitli hastalıkları taşırlar. Türlerin çoğu, bir besin kaynağından öbürüne gitmek için, böceklerden ya da kuşlardan yararlanırlar.Omurglılarda asalak yaşayan türler, omurgalının üstünde sürekli kalmaz, yalnızca karınlarını doyuracakları zaman gelip, çengel biçimindeki ağızlarıyla, deriyi delerek <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> emer, bir yandan da kanın pıhtılaşmasını Önleyen bir madde salgılarlar. Kutikulaları esnek olduğundan, kanı emdikçe şişer, sonunda kanla dolu, oval bir kesecik görünümü alır, yeterince beslendikten sonra, yere düşüp, bir süre dinlenir ve kabuk değiştirirler.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="345" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="name" value="Metacafe_1431555" /><param name="src" value="http://www.metacafe.com/fplayer/1431555/kirim_kongo_kanamali_atesi.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="345" src="http://www.metacafe.com/fplayer/1431555/kirim_kongo_kanamali_atesi.swf" allowfullscreen="true" wmode="transparent" name="Metacafe_1431555"></embed></object><br />
<span style="font-size: xx-small;"><a href="http://www.metacafe.com/"></a></span></p>
<p>Yeniden <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">beslenme</a> gereksinimini, bazen bir yıl ya da bir yıla yakın bir süre sonra duyar, o zaman yeniden kan emecek bir omurgalı bulmak için bitkilere tırmanıp beklemeye başlarlar. Çiftleşme, kanını emdikleri omurgalının üstünde gerçekleşir. Dişiler, beslenme süreleri bitip yere düştükten sonra, muma benzer yumurta yığınlarını dökerler. Yumurtadan yeni çıkan 6 bacaklı kurtçuklar, 8 bacaklı yetişkin <a href="http://www.saglik.im/keneler/">kene</a> evresine geçmeden önce iki kez kan emer,her kan emişte bir başka omurgalının asalağı olurlar. Bazı bölgelerde, keneler, hayvanlara, hattâ insanlara bazı önemli hastalıkları taşırlar. Ayrıca, koyun kenesi, koyun ve sığırlarda ciddi rahatsızlıklara yol açar. Bir hayvana çok sayıda kene y apıştığındaysa, kendileri hastalığa yol açarlar: Kene felci.Hangi tür keneler Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına neden olur?</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="345" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="name" value="Metacafe_1382874" /><param name="src" value="http://www.metacafe.com/fplayer/1382874/bu_kene_de_ld_r_yor.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="345" src="http://www.metacafe.com/fplayer/1382874/bu_kene_de_ld_r_yor.swf" allowfullscreen="true" wmode="transparent" name="Metacafe_1382874"></embed></object><br />
<span style="font-size: xx-small;"><a href="http://www.metacafe.com/"></a></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<div>
<p><strong>Bilinen başka <a href="http://www.saglik.im/keneler/">kene</a> tipleri var mıdır?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span></p>
<p>On binden fazla cins ve yapıda akar ve kene vardır. Çok ender de olsa, kedi (Sarcoptes minör), at (Sarcoptes equi) ve köpek (Sarcoptes ca-nis) akarları da insana bulaşabilir. At akarından insana bulaşan <a href="http://www.saglik.im/uyuz-gale/">uyuz</a> daha çok veterinerler, ahır personeli ve jokeylerde görülür; bunların bacaklarında kabartılı ve kesecikli lezyonlar yapar.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/keneler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salgın</title>
		<link>http://www.saglik.im/salgin/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/salgin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 02:53:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=8700</guid>
		<description><![CDATA[Salgın, apansızın ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklardan birinin hızla yayılarak çok sayıda kişiyi etkilemesi. Salgınlar hastalanmaya elverişli bireyler ile etkili bir hastalık kaynağının bulunduğu yerlerde ortaya çıkarlar. Sözgelimi suların kirlenmesi, kalabalık topluluklarda çok hızlı yayılan tifo ve kolera gibi hastalıkların salgına dönüşmesine neden olabilir. Ayrıca, salgınlar bulaşıcı bir hastalık yüzünden değil, zehirli maddelerin etkisiyle de ortaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Salgın, apansızın ortaya çıkan <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bulasici-hastaliklar/">bulaşıcı hastalıklar</a>dan birinin hızla yayılarak çok sayıda kişiyi etkilemesi. <a href="http://www.saglik.im/salgin/">Salgın</a>lar hastalanmaya elverişli bireyler ile etkili bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalık</a> kaynağının bulunduğu yerlerde ortaya çıkarlar. Sözgelimi suların kirlenmesi, kalabalık topluluklarda çok hızlı yayılan <a href="http://www.saglik.im/tifo/">tifo</a> ve <a href="http://www.saglik.im/kolera/">kolera</a> gibi <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a>ın salgına dönüşmesine neden olabilir. Ayrıca, salgınlar bulaşıcı bir hastalık yüzünden değil, zehirli maddelerin etkisiyle de ortaya çıkabilir. <img class="alignleft size-medium wp-image-10456" title="salgin-hastaliklar" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/09/salgin-hastaliklar-233x300.jpg" alt="" width="233" height="300" />Buna örnek olarak Japonya’da sanayi artıklarıyla kirlenmiş sulardan avlanan balıkları yiyenlerde görülen cıva zehirlenmesi salgını gösterilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/salgin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyuz</title>
		<link>http://www.saglik.im/uyuz-gale/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/uyuz-gale/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2009 21:11:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Deri (Cilt) Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1721</guid>
		<description><![CDATA[UYUZ (GALE): Uyuz, uyuzböcegi (Sarcoptes scabiei) adı verilen eklembacaklı türünün yol açtığı kaşıntılı, bulaşıcı hastalıklardan ve deri hastalıklarından biri. Dişi uyuzböceğinin deriye yerleşerek yumurtalarını bırakması asalağın üstderi içinde oyduğu, bir ucu beyazımsı nokta biçiminde, çok ince, kıvrımlı izlerden oluşan bozunların ortaya çıkmasına yol açar ve özellikle geceleri şiddetli kaşıntılara neden olur. Doğrudan temasla ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>UYUZ (GALE):</strong></p>
<p>Uyuz, uyuzböcegi (Sarcoptes scabiei) adı verilen eklembacaklı türünün yol açtığı kaşıntılı, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bulasici-hastaliklar/">bulaşıcı hastalıklar</a>dan ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/deri-cilt-hastaliklari/">deri hastalıkları</a>ndan biri. Dişi uyuzböceğinin deriye yerleşerek <a href="http://www.saglik.im/yumurta/">yumurta</a>larını bırakması asalağın üstderi içinde oyduğu, bir ucu beyazımsı nokta biçiminde, çok ince, kıvrımlı izlerden oluşan bozunların ortaya çıkmasına yol açar ve özellikle geceleri şiddetli kaşıntılara neden olur. Doğrudan temasla ya da hasta kişilerin çamaşırları aracılığıyla bulaşan <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalık</a>, uyuzböceğini öldüren krem, vb. ilaçlarla kolayca tedavi edilmektedir.</p>
<p>Uyuz böceği (Sarkoptes skabiei), insan derisinde epidermisin stratum kbrneum tabakasında açtığı tüneller içinde yaşar ve yumurtlar.Yalnız dişi <a href="http://www.saglik.im/uyuz-gale/">uyuz</a> böcekleri uyuz hastalığına neden olurlar. Dişi uyuz böceği, “Sillon” denilen tünellerde özellikle geceleri sıcakta <a href="http://www.saglik.im/hareket/">hareket</a> eder. Bu hareketler şiddetli bir kaşıntıya neden olurlar. Uyuz yalan temasla insandan insana kolayca bulaşır. Uyuzlu insan derisinde epidermisin stratum kbrneum tabakasında açtığı tüneller içinde yaşar ve yumurtlar.Yalnız dişi uyuz böcekleri uyuz hastalığına neden olurlar. Dişi uyuz böceği, “Sillon” denilen tünellerde özellikle geceleri sıcakta hareket eder. Bu hareketler şiddetli bir kaşıntıya neden olurlar. Uyuz yalan temasla insandan insana kolayca bulaşır. Uyuzl kişilerle aynı yatağı paylaşmak, cinsel ilişki,uyuzlu kişinin elbiselerini giyinmek ve el sıkışma bulaşma için bir yoldur.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3564" title="uyuz" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/uyuz.jpg" alt="" width="140" height="137" /></p>
<p>Uyuz genellikle parmakların arasına, koltuk altına, ön kola, bileğe, bacaklara, kaba etlerin üzerine ve genital bölgeye yerleşir. Kadınlarda en sık areola ve meme başını, erkeklerde glans penisi tuttuğu görülür. Özellikle geceleri çoğalan kaşıntılar, deri <a href="http://www.saglik.im/kasinti/">kaşıntı</a> izleri, kızarıklıklar, papül ve püstüller uyuz hastalığında görülen belirtilerdir.</p>
<p><strong>Tedavi: </strong>Uyuz hastalığı tedavi edilmedikçe kendiliğinden iyileşmez. Uyuz tedavisinde alkollü benzil benzoat, kükürtlü, katranlı ilaçlar kullanılır. Bunlardan “Wilkinson pomadı” çok etkili ve kullanımı kolaydır. Hasta bir banyo aldıktan sonra bu pomadı üç gün arka arkaya boynundan aşağı bütün vücuduna sürer. Bu Üç gün boyunca hiç banyo almaz ve iç çamaşırlarını değiştirmez. Dördüncü gün bir banyo daha alarak tedaviyi tamamlamış olur. Bu arada bütün elbiselerinin de yatak takımlarının kaynatılması ve sıcak bir ütüyle ütülenmesi gerekir. Kaynatılamayacak gibi olan elbiseler ise havalandırmalı ve ütülenmelidir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/uyuz-gale/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Parazitler</title>
		<link>http://www.saglik.im/parazitler/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/parazitler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 14:22:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Hücre]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=2540</guid>
		<description><![CDATA[Parazit sözcüğü, Yunanca para (yanında) ve sitos (besin) sözcüklerinden türemiştir. Para­zit, başka bir canlıda ona zarar vererek yaşayan canlı anlamına gelmektedir. Parazitler böylece besinlerini sağlar ve korunurlar. Parazitin üzerinde yaşadığı canlıya “konak” adı verilir. Bazı parazitler yaşamlarını tek, bazıları ise değişik konaklarda sürdürürler. Parazitin evrimi için gerekli olana “ara konak” ve erişkin şeklinin yaşadığı konağa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Parazit sözcüğü, Yunanca para (yanında) ve sitos (besin) sözcüklerinden türemiştir. Para­zit, başka bir canlıda ona zarar vererek yaşayan canlı anlamına gelmektedir. <a href="http://www.saglik.im/parazitler/">Parazitler</a> böylece besinlerini sağlar ve korunurlar. Parazitin üzerinde yaşadığı canlıya “konak” adı verilir. Bazı parazitler yaşamlarını tek, bazıları ise değişik konaklarda sürdürürler. Parazitin evrimi için gerekli olana “ara konak” ve erişkin şeklinin yaşadığı konağa “son konak” adı verilir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-9326" title="parazitler" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/10/parazitler-300x194.jpg" alt="" width="300" height="194" /></p>
<p>Günümüzde parazitlerle meydana gelen hastalıklarda azalma vardır. Ancak helmintler (so­lucan) ve protozoonlarm (tek hücreli organizma) neden oldukları <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> halen toplum sağlığı açısından önemli sorun oluşturmaya devam etmektedir. Bu ünitede parazitlerin diğer bir grubunu oluşturan artropod (bit, pire) ve sistemik protozoon enfeksiyonlarına yer verilmeyecektir<br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="369" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xa3a0q_parazitler_lifestyle" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="369" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xa3a0q_parazitler_lifestyle" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/parazitler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolera</title>
		<link>http://www.saglik.im/kolera/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/kolera/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Sep 2008 06:47:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=286</guid>
		<description><![CDATA[KOLERA Kolera, akut ve bulaşıcı bir enfeksi­yon teriye bağlı olarak görülür. İshal ile uı sıvı ve tuz kaybı sonucunda gelişen belirtilerle (kas krampları, bayılma) ortaya çıkar. Kolera, ince barsakta kolera vibriyonu (Vibrio cholerae) adlı bakterinin yol açtığı bulaşıcı enfeksiyon hastalığı. Barsakların kenarına tutunarak çoğalan, ama dokulara yayılmayan kolera vibriyonun ürettiği toksin, hastanın aşırı ölçüde su [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KOLERA</strong></p>
<p>Kolera, akut ve bulaşıcı bir enfeksi­yon teriye bağlı olarak görülür. İshal ile uı sıvı ve tuz kaybı sonucunda gelişen belirtilerle (kas krampları, bayılma) ortaya çıkar.</p>
<p>Kolera, ince barsakta kolera vibriyonu (Vibrio cholerae) adlı bakterinin yol açtığı bulaşıcı enfeksiyon hastalığı. Barsakların kenarına tutunarak çoğalan, ama dokulara yayılmayan kolera vibriyonun ürettiği toksin, hastanın aşırı ölçüde su yitirmesine neden olur: Su ‘ yitimi bazen hastayı birkaç saat içinde öldürecek kadar çok olabilir. Hastaların dışkısıyla kirlenmiş besinlerle ve sularla bulaşan <a href="http://www.saglik.im/kolera/">kolera</a>nın tedavisi, su ve elektrolit yitiminin giderilmesi için <a href="http://www.saglik.im/sodyum-2/">sodyum</a>, <a href="http://www.saglik.im/sodyum-ve-klor/">klor</a>, sodyum bikarbonat ve gerektiğinde damar yoluyla elektrolit sıvıları (fizyolojik serum) verilmesine dayanır. Ayrıca, antibiyotikler verilerek ishalin süresi kısaltılır; dolayısıyla da çevreye bulaşma tehlikesi azaltılır.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-8733" title="kolera" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/07/kolera-300x188.jpg" alt="" width="300" height="188" /></p>
<p><strong>YAYILMA</strong><br />
Kolera, <a href="http://www.saglik.im/">sağlık</a> koşullarının çok kötü olduğu ortamlarda yayılır. İnsandan insana bulaşma en çok hasta insanların dışkılarıyla kirlenmiş suyun kullanılmasıyla, daha az olarak aynı yolla kirlenmiş besinlerin (süt, meyve, sebze, tatlılar, kabuklu hayvan) yenmesi ve sineklerin koleralı dışardaki bakterileri besinlere taşımala gerçekleşir. En Önemli bulaşma lu içme ve kullanma suyudur.Kolera bakterisi 56°C’de 30 dakika kaynar <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a> içinde ise birkaç dakikada olur. Güneş ışınlan da mikrobu birkaç saat içinde öldürür. Bu <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteri</a> antisep­tiklere, özellikle alkole karşı çok duyar­ladır: organik bir maddenin yokluğuna, klor ve <a href="http://www.saglik.im/potasyum-2/">potasyum</a> permanganatla kolayca parçalanabilir.<br />
Dışkıda canlı kalma süresi ısıya ve başka mikropların varlığına bağlıdır. Su semde canlı kalma süresi ise, mikrobun so\una, ısıya, tuz miktarına ve güneş ışınlarının yoğunluğuna bağlı olarak birkaç günden yaklaşık iki haftaya ka­dir değişebilir.Asitli yiyecekler ve sebzelerde hızla ia\bolduğu halde, mikroplar <a href="http://www.saglik.im/sut/">süt</a> ve süt : erimlerinde, tatlılarda, pişmiş meyve-rde, hamurlu yiyecekler ve haşlanmış ‘pirinçte yaklaşık dört hafta kadar canlı kalabilir.Hastalar ortalama 1-2 haftada hasta etkenini dışkılarıyla atarlar. En çok tışılan konu ise olası sağlıklı taşıyıcı-rdır. Aslında Vibrio cholerae gerçek kronik taşıyıcılığa izin verecek ka-uzun yaşamaz, ama klinik belirti vermeyen olgularda yaklaşık 15 gün boyunca mikroplar dışkıyla atılır.Ağız yoluyla alınan <a href="http://www.saglik.im/kolera/">kolera</a> mikrobu asit salgısına karşın mideyi geçerek in-cebağırsağa ulaşır. <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bagirsak-hastaliklari/">Bağırsak</a> içeriği mik­ropların beslenmesi için çok uygun bir ortam sağladığından, mikroplar burada hızla çoğalarak kısa sürede büyük sayı­lara ulaşır. Mikroplar bağırsak duvarına girmezler, bağırsak boşluğunda yaşar ve bağırsak epiteli üzerinde ince bir tül oluştururlar. Mikropların bağırsakta sal­gıladığı zehirli maddeler hızlı ve aşın sı­vı yitirilmesine neden olur. Sıvı kaybı, günde 30 litreye ulaşâ*bilir. Karmaşık bir süreç izlemesine karşın, hastalığın en önemli belirtisi olan ağır ishal, kısa sü­rede önemli tuz (sodyum, potasyum) kaybına neden olur</p>
<p><strong>BELİRTİLERİ</strong><br />
Kısa süren <a href="http://www.saglik.im/kulucka-suresi/">kuluçka</a> dönemi birkaç saat ile birkaç gün arasında (1-5 gün, ortala­ma 48 saat) değişir. Hastalık birdenbire başlar; fenalaşma, kann ağnlan, karın­da şişlik ve <a href="http://www.saglik.im/kusma/">kusma</a> görülür. En tipik be­lirtiler “soğuk evre” adı verilen evrede görülür: Sulu, renksiz, pirinç suyuna benzer bulanıklıkta, içinde küçük par­çacıklar halinde bağırsak mukoza sıy-nntılan ile çok miktarda mikrop bulu­nan dışkılama başlar. 1-3 günde 50-100 kez bu tür dışkılama gerçekleşir. Bulan­tı ve zorlama olmaksızın şiddetli fışkır­ma biçiminde kusma görülür. Saatte bir litreyi aşabilen aşırı sıvı kaybı vücudu susuz bırakır. <a href="http://www.saglik.im/kalsiyum/">Kalsiyum</a> ve potasyum kaybı sonucunda, ağrılı klonik kasılma­lar biçiminde <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> krampları başlar. Hastada aşın susuzluk, aşırı <a href="http://www.saglik.im/yorgunluk/">yorgunluk</a> ile bazen soğuk ve yapışkan b&gt;r terleme görülebilir. İdrar çıkanlması Önemli öl­çüde azalır, bazen tamamen durabilir.Özellikle çocuklarda sıkça beyin za-n tahrişine bağlı belirtiler görülür.Karın içeri doğru çöker, <a href="http://www.saglik.im/nabiz/">nabız</a> çok hızlanır; <a href="http://www.saglik.im/tansiyon/">tansiyon</a> (kan basıncı) bazen ölçülemeyecek kadar düşer. Makattan ölçülen vücut ısısı normal, hatta yük­sekken, koltukaltından yapılan ölçümde ısının 33°C’ye kadar düştüğü gözlenir. Kanda <a href="http://www.saglik.im/ure/">üre</a> miktarı giderek artar ve yük­sek değerlere ulaşır.Hastalık oldukça hızlı ilerler; ağır olgularda belirtiler 5-12 saat içinde teh­likeli boyutlara varır.Hastalık birkaç saat ya da 2-3 gün içinde ölümle sonuçlanabilir. En önem­li Ölüm nedenleri şok, asidoz (kanda ve vücut sıvılannda asillik düzeyinin yük­selmesi) ve <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> yetersizliğidir.<br />
<strong>BEKLENEN GİDİŞİ (PROGNOZ)</strong><br />
Hastalığın beklenen gidişi uygulanan sıvı tedavisinin etkisine bağlıdır. Yeter­li tedavi uygulanan olgularda <a href="http://www.saglik.im/olum/">ölüm</a> ora­nı düşüktür (yaklaşık yüzde 1-5): ama tedavi yetersiz kaldığında ölüm oranı yüzde 50-70′e yükselir. Çoğunlukla gözden kaçabilen hafif olgular buluna­bileceğinden hastalığın gidişinin değer­lendirilmesi zordur. Genelde en ağır ol­gular salgının başlangıcında görülür, daha sonra olgu sayısı giderek azalır. Hastalık beş yaşm altındaki çocuklarda daha ağır sonuçlara yol açar.<br />
<strong>TEDAVİ</strong><br />
İki aşamada uygulanan tedavi, yoğun ve hızlı sıvı ve elektrolit kaybının karşı­lanmasına dayanır. Birinci aşamada hastaya <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> yoluyla mümkün olduğu kadar hızlı bir biçimde ve büyük mik­tarlarda sıvı verilmelidir. Bu miktar ye­tişkinlerde iliç 15 dakikada 1 litre, ardın­dan her 30-45 dakikada 1 litredir. Has­tanın vücut sıvıları normale dönünceye değin bu tedavi sürdürülmelidir. Genel­likle başarılı bir sonuç elde etmek İçin yaklaşık 3 saat içinde 5 litreden fazla sı­vı verilmesi gerekir.Daha sonra tedavinin ikinci aşama­sına geçilir. Bu aşamada tedavi <a href="http://www.saglik.im/ishal/">ishal</a> kesilİnceye kadar uygulanmalıdır. Bu te­davinin amacı, dışkıyla yitirilen sıvıyı karşılamaktır. Sıvı hem damar yoluyla, hem de <a href="http://www.saglik.im/mide/">mide</a> sondasıyla verilebilir. Çok ağır olgularda mide sondasından sıvı verilmesiyle damar yoluyla verilen sıvı miktarı yüzde 80 azaltılabilir.Verilecek sıvıların içeriği çok Önem­lidir. <a href="http://www.saglik.im/sodyum-2/">Sodyum</a> klorür ve sodyum bikar­bonat mutlaka verilmelidir. Potasyum en azından erken evrede pek gerekme­yebilir. Kalsiyum ya da <a href="http://www.saglik.im/magnezyum-ma/">magnezyum</a> ise gerekli değildir.Hastalığın çocuklardaki gidişi çok ağırdır. Bu nedenle çocuklarda tedaviye daha çok Özen gösterilmelidir. Verilen sıvının miktarında ya da bileşiminde yanlışlık yapılırsa çok tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabilir. Sıvı ve elektrolit mikta­rı, çocuğun kilosuna, atılan dışkı ve elektrolit miktarına, kandaki asit deği­şikliklerine göre dikkatle hesaplanmalı­dır.Yetişkin hastalardan farklı olarak, çocuklarda potasyumun ağız yoluyla verilmesinin büyük önemi vardır.Sıvı tedavisinde, aşın sıvı yüklen­mesini (ödem, akut akciğer ödemi, kon-jestif [kan göllenmesine bağlı] <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> yet­mezliği, <a href="http://www.saglik.im/bilinc/">bilinç</a> bulanıklığı) Önlemek için, çocuk ya da yetişkin bütün hastalar dikkatle gözetim altında tutulmalı, boyun toplardamarlarının dolgunluğu de-netlenmeli, kalp ve akciğerler sık sık dinlenmeli, hastanın vücut ağırlığındaki değişmeler izlenmelidir.Tetrasiklinler ile yapılan <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotik</a> tedavisi de çok yararlıdır. Bu yolla is­hal süresi, atılan dışkı miktarı ve çıkarı­lan bakteri sayısı azaltılır. Tetrasiklinle-rin ağız yoluyla verilmesi daha uygun­dur. Antibiyotik tedavisine, kusma ön­lendikten sonra başlamak gerekir; bu da sıvı tedavisine başladıktan üç saat son­rasına denk düşer.Kusma dışında başka bir olay bes­lenmeyi etkilemediğinden bu konuda fazla katı davranmak gereksizdir. Gü­nümüzde genellikle hastalara ne isterse yemesi önerilmektedir; gerçekten de normal beslenmeye dönebilmek için is­halin kesilmesini beklemek çok akılcı değildir.<br />
<strong>KORUNMA</strong><br />
Koleradan korunma, kuşkulu olguların bulunması, bunların klinik ve bakteri­yolojik olarak hasta olup olmadıkları­nın kanıtlanması ve hastaların <a href="http://www.saglik.im/karantina/">karantina</a> altına alınması önlemlerine dayanır. Hastalar, ancak 24 saat arayla üç kez alman dışkı kültürlerinde mikrop üre-mezse bütünüyle iyileşmiş kabul edile­bilir. Koleralılarla ilişkide bulunan kişi­ler için karantina süresi beş gündür. Bir kolera olgusu saptandıktan sonra, ne­denlere yönelik zincirleme araştırma için bütün olanaklar kullanılmalıc Kolera salgını sonrasında birkaç ay yunca, bölgede görülen bütün ishal gulan bakteriyolojik açıdan inceler lidir. Çevre, kullanılan eşyalar ve 02 likle de hastalıkla ilişkili maddeler gun yöntemlerle dezenfekte edilmeli. Besinlerin ve suların denetimi, sinel le savaş, dışkıların uygun bir biçü ortadan kaldırılması başta gelen önlelerdir.Hafif, ayakta tedavi edilen hast nn da, olası yayıcı olmalarından Öteki tıpkı ağır olgulardaki gibi karantiı alınmaları çok önemlidir.Ölü kolera mikrobuyla hazırlî ve kas içine verilen <a href="http://www.saglik.im/asilar/">aşılar</a> bağışı sağlama yeteneğini çok kısa sürede rir. Kolera salgınlarının sık ortaya çı ğı azgelişmiş kırsal alanlarda geniş san topluluklarını kısa sürelerle aşıte girişimi büyük uygulama zorluklan ratmakta ve yapılan büyük harcama karşın yetersiz kalmaktadır. Bunun rine basit biçimde hazırlanan tuz-şeker karbonat karışımlarının riskli bölgede yaygın olarak dağıtılması ve salgı ortaya çıkmasıyla hemen içilecek çimde hazırlanması çok daha etkili nuçlar vermektedir. Böylece hast etkin bir tedavi uygulanmakta, en dan soğuk devreye girmeden hastane ulaştırılmaları sağlanmaktadır. Düı Sağlık Örgütü de koleranın sık görük ğü bölgelerde bu girişimleri destek mektedir. Öte yandan koleraya çok daha uzun süreli aşıların geliş mesi İçin yoğun çabalar vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/kolera/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salmonella Besin Zehirlenmesi</title>
		<link>http://www.saglik.im/salmonella-besin-zehirlenmesi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/salmonella-besin-zehirlenmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 10:03:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[İlkyardım]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirlenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=2517</guid>
		<description><![CDATA[Diğer adıyla Salmonella gastro-enteritleri, “Salmonella bakterileri” bulaşan besin maddelerinin içilip ve/veya yenmesiyle bu bakterilerin sindirim kanalına ulaşıp burada çoğalmaları sırasında oluşturdukları endotoksin ve enterotoksinlerin etkisiyle oluşup, genellikle ateş yükselmesi, bulantı, kusma ve sürgün ile seyreden bir mide-bağırsak iltihaplanmasıdır. 1500′den fazla salmonella tipinden, “Salmonella tifi” dışında kalan herhangi bir salmonella türü besin zehirlenmesine yol açabilir. Bunların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diğer adıyla Salmonella gastro-enteritleri, “Salmonella bakterileri” bulaşan besin maddelerinin içilip ve/veya yenmesiyle bu bakterilerin sindirim kanalına ulaşıp burada çoğalmaları sırasında oluşturdukları endotoksin ve enterotoksinlerin etkisiyle oluşup, genellikle <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> yükselmesi, bulantı, <a href="http://www.saglik.im/kusma/">kusma</a> ve sürgün ile seyreden bir mide-bağırsak iltihaplanmasıdır. 1500′den fazla salmonella tipinden, “Salmonella tifi” dışında kalan herhangi bir salmonella türü besin zehirlenmesine yol açabilir. Bunların hemen hepsi gerçekte değişik hayvanların parazitidir, besinlere de bu yolla bulaşırlar. En sık rastlanan etkenler “Salmonella paratifi B”, “Salmonella tifi murium” “Salmonellaenteritidis”dir. Salmonella besin zehirlenmesinin <a href="http://www.saglik.im/kulucka-suresi/">kuluçka süresi</a> 8-24 saattir. Bu sürenin sonunda belirtiler gelişmeye başlar. İlk gelişen belirtiler baş ağrısı, <a href="http://www.saglik.im/karin-agrisi-2/">karın ağrısı</a> ve üşümedir. Daha sonra bulantı, kusma ve <a href="http://www.saglik.im/ishal/">ishal</a> gelişir. İshal mukuslu ve pis kokulu bazı vakalarda da kanlı olabilir. Hastada susuzluk duygusu gelişir, dil kuru ve paslıdır. <a href="http://www.saglik.im/nabiz/">Nabız</a> hızlı, ancak hafiftir. Hastalığın ilk iki günü boyunca ateş yükselir ve bir hafta kadar halsizlik ve <a href="http://www.saglik.im/istahsizlik-2/">iştahsızlık</a> sürer. Salmonella besin zehirlenmesi tedavisinin en önemli iki noktası yatak istirahati ve hastaya kaybettiği <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a> ve elektrolitlerin yeniden kazandırılmasıdır. Hastaya iki gün süreyle katı besinlerin verilmemesinde yarar vardır. İshal ve kusması fazla olanlara <a href="http://www.saglik.im/dusuk-abortus/">düşük</a> dozda “Atropin ya da Morfin” verilebilir. Ağır vakalarda “Kloramfeni-kol”, “Neomisin” ve “Polimiksin” adlı antibiyotiklerden birinin verilmesinde yarar vardır. Hastalıktan korunmanın en iyi yöntemi besin maddelerinin açık yerlerde bırakılmaması onlara sinek ve farelerin yaklaşmalarının Önlenmesidir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2878" title="86" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/86.jpg" alt="" width="135" height="180" /></p>
<p>“Salmonella bakterileri” bulaşan besin maddelerinin içilip ve/veya yenmesiyle bu bakterilerin sindirim kanalına ulaşıp burada çoğalmaları sonucu oluşur ve genellikle ateş yükselmesiyle seyreden bir mide-bağırsak iltihaplanmasıdır. 1500′den fazla salmonella tipinden, “Salmonella tifi” dışında kalan herhangi bir salmonella tipi besin zehirlenmesine yol açabilir. En sık rastlanan etkenler “Salmonella paratifi B”, “Salmonella tifi murium” ve “Salmonella enteritidis”tir. Salmonella besin zehirlenmesinin <a href="http://www.saglik.im/kulucka-suresi/">kuluçka</a> süresi 8-24 saattir. Bu sürenin sonunda belirtiler gelişmeye başlar. İlk gelişen belirtiler başağrısı, karın ağrısı ve üşümedir. Daha sonra bulantı, kusma ve ishal gelişir. İshal mukuslu ve pis kokulu, bazı vakalarda da kanlı olabüir. Hastada susuzluk duygusu gelişir, dil kuru ve paslıdır. Nabız hızlı, ancak hafiftir. Hastalığın ilk iki günü boyunca ateş yükselir ve bir hafta kadar halsizlik ve iştahsızlık sürer.Salmonella besin zehirlenmesinin tedavisinde en önemli iki nokta ; yatak istirahati ve hastaya kaybettiği su ye elektrolitlerin verilmemesinde yarar vardır. İshal ve kusması fazla olanlara düşük dozda “Atropin ya da Morfin” verilebilir. Ağır vakalarda “Kloramfenikol”, “Neomisin” ve “Polimiksin” adlı antibiyotiklerden birinin verilmesinde yarar vardır. Hastalıktan korunmanın en iyi yöntemi besin maddelerinin açık yerlerde bırakılmaması, onlara sinek ve farelerin yaklaşmalarının önlenmesidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/salmonella-besin-zehirlenmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

