<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Böbrekler ve İdrar Yolları Hastalıkları</title>
	<atom:link href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bobrekler-ve-idrar-yollari-hastaliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik.im</link>
	<description>Sağlık, Tıp, Estetik Tedavi Yöntemleri &#124; Sağlık&#039;ım Her şey Diyorsanız..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Aug 2011 02:08:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Böbrek Yetmezliği</title>
		<link>http://www.saglik.im/akut-ani-bobrek-yetmezligi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/akut-ani-bobrek-yetmezligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2009 06:31:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Böbrekler ve İdrar Yolları Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Yetmezliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1961</guid>
		<description><![CDATA[AKUT (ANİ) BÖBREK YETMEZLİĞİ: Akut böbrek yetmezliği, çeşitli etkenlere bağlı olarak, böbrek işlevlerinin ani olarak bozulmasını anlatan bir terimdir. Hastalığın genellikle ilk fark eçlilen belirtisi, hastanın çıkardığı günlük idrar miktarındaki azalmadır. Bu azalma “Oligüri” düzeyindedir. Yani hastaların günlük idrar miktarı 500 mi ‘nın altındadır. Ancak oligüri gelişmeyebilir. Akut böbrek yetmezliğinin klinik özelliklerine ve belirtilerine geçmeden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AKUT (ANİ) BÖBREK YETMEZLİĞİ:</strong></p>
<p>Akut <a href="http://www.saglik.im/akut-ani-bobrek-yetmezligi/">böbrek yetmezliği</a>, çeşitli etkenlere bağlı olarak, böbrek işlevlerinin ani olarak bozulmasını anlatan bir terimdir.</p>
<p>Hastalığın genellikle ilk fark eçlilen belirtisi, hastanın çıkardığı günlük idrar miktarındaki azalmadır.</p>
<p>Bu azalma “<a href="http://www.saglik.im/oliguri-veya-anuri-yaratan-nedenler/">Oligüri</a>” düzeyindedir.</p>
<p>Yani hastaların günlük idrar miktarı 500 mi ‘nın altındadır. Ancak oligüri gelişmeyebilir.</p>
<p><a href="http://www.saglik.im/akut-ani-bobrek-yetmezligi/">Akut böbrek yetmezliği</a>nin klinik özelliklerine ve belirtilerine geçmeden Önce, hastalığı yaratan etkenlerden söz edeceğiz.</p>
<p>1) Karbontetraklorür zehirlenmesi<br />
2) <a href="http://www.saglik.im/sulfonamidler/">Sülfonamidler</a><br />
3) Amfoterisin B<br />
4) Arsenik<br />
5) Cıva<br />
6) Mantar <a href="http://www.saglik.im/yazi/zehirlenme/">zehirlenme</a>si<br />
7) Akut glomerülonefrit<br />
8 ) Şok<br />
9)  Geniş yanıklar<br />
10) Ezilmeler<br />
11} <a href="http://www.saglik.im/yazi/bobrek/">Böbrek</a> <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> dolaşımının bazı <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp damar</a> ameliyatları sırasında bozulması<br />
12) Peritonit<br />
13) <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/enfeksiyon-hastaliklari/">Enfeksiyon hastalıkları</a><br />
14) <a href="http://www.saglik.im/penisilinler/">Penisilin</a> allerjisi<br />
15) Kanın <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> içinde hemolize (kan hücrelerinin damar içinde parçalanması) uğraması</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-8649" title="bobrek-yetmezligi" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/06/bobrek-yetmezligi.jpg" alt="bobrek-yetmezligi" width="194" height="235" /></p>
<p>16) <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/seker-hastaligi/">Şeker hastalığı</a><br />
17) <a href="http://www.saglik.im/karaciger-yetmezligi/">Karaciğer yetmezliği</a><br />
18) EHampsi<br />
19] Septik abortus<br />
20) <a href="http://www.saglik.im/kategori/kadin-ve-dogum/">Doğum</a> sonrası <a href="http://www.saglik.im/kanamalar/">kanamalar</a><br />
21) Plasenta previa.<br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="360" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xa31eb_bobrek-yetmezliyi_lifestyle" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="360" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xa31eb_bobrek-yetmezliyi_lifestyle" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><strong>Kronik <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> yetmezliğinde en önemli bozukluklar  nelerdir?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Özellikle glomerüllerle ilgili bozukluklar önemlidir. Bu olgularda  ilti-habi sürecin şiddeti azalmış, ama iltihap ortadan kalkmamıştır.  Bunu hücrelerin üreme hızındaki artış izler. Öncelikle kılcal <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> bölgele­rini tıkama  eğilimindedir, daha sonra nedbe dokusuna dönüşür. Böyle­ce glomerüller  giderek işlevsizleşir ve süzme görevini yerine getire­mez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/akut-ani-bobrek-yetmezligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Polikistik Böbrek</title>
		<link>http://www.saglik.im/polikistik-bobrek/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/polikistik-bobrek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2009 07:12:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Böbrekler ve İdrar Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1990</guid>
		<description><![CDATA[POLİKİSTİK BÖBREK : Doğumsal bil anormallik olarak böbrek dokusunun irili ufakl çok sayıda kistlerle dolu olması haline polikistik böbrek denilmektedir. Kistler normal böbrek dokusunun yerini almıştır. Bu nedenle böbrek işlevleri hastalığın ağırlığına paralel olarak bozulur. Anormalliğin oluşunda kalıtımın önemli etkisi vardır ve aynı ailenin birçok üyesinde görülebilir.Ağır vakalarda çocuklar Ölü olarak doğabilirler ya da doğumdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>POLİKİSTİK BÖBREK</strong> : Doğumsal bil anormallik olarak <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> dokusunun irili ufakl çok sayıda kistlerle dolu olması haline polikistik böbrek denilmektedir. Kistler normal böbrek dokusunun yerini almıştır. Bu nedenle böbrek işlevleri hastalığın ağırlığına paralel olarak bozulur. Anormalliğin oluşunda kalıtımın önemli etkisi vardır ve aynı ailenin birçok üyesinde görülebilir.Ağır vakalarda çocuklar Ölü olarak doğabilirler ya da doğumdan kısa bir süre sonra ölebilirler. Hastalık belirtileri genellikle 30-40 yaşlarında ortaya çıkmaya başlar. Hematüri, albuminüri, hipertansiyon, bel bölgesinde <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> ilk farkedilen bulgulardır. İlerlemiş vakalarda üremi tablosu gelişebilir. Hastalığın kendine özgü bir tedavisi yoktur. Tedavi, gelişmiş olan belirti ve bulgulara yöneliktir.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-10490" title="polikistik-bobrek" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/04/polikistik-bobrek.jpg" alt="" width="250" height="198" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/polikistik-bobrek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böbrek Taşı</title>
		<link>http://www.saglik.im/bobrek-taslari-2/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/bobrek-taslari-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 17:12:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Böbrek Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrekler ve İdrar Yolları Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Seçtiklerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1989</guid>
		<description><![CDATA[BÖBREK TAŞLARI: Amerika Birleşik Devletleri’nde hastaneye yatan her 1000 hastanın l’inde yatış nedeni böbrek taşıdır. Yapılan otopsilerde ise taş vakalarına % 1 sıklıkta rastlanmıştır. Buna göre böbrek taşlarının daha genel bir yaklaşımla idrar yolları taşlarının büyük bir bölümü sessizdir. Yani hastayı rahatsız edici herhangi bir belirti ortaya çıkarmaz. Kimyasal yapılarına göre, birbirinden farklı böbrek taşlarına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BÖBREK TAŞLARI:</strong> Amerika Birleşik Devletleri’nde hastaneye yatan her 1000 hastanın l’inde yatış nedeni <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> taşıdır. Yapılan otopsilerde ise taş vakalarına % 1 sıklıkta rastlanmıştır. Buna göre böbrek taşlarının daha genel bir yaklaşımla <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bobrekler-ve-idrar-yollari-hastaliklari/">idrar yolları</a> taşlarının büyük bir bölümü sessizdir. Yani hastayı rahatsız edici herhangi bir belirti ortaya çıkarmaz. Kimyasal yapılarına göre, birbirinden farklı böbrek taşlarına rastlanabilir. Kimyasal yapısı “Kalsiyum oksalat”, “Kalsiyum fosfat”, “Amon-yumürat”, “Sodyum ürat”, “Ürik asit”, “Sistin”, “Ksantin”, “Kalsiyum karbonat”, “Amonyum fosfat” ve “Magnezyum fosfat” olan taşlar vardır. <a href="http://www.saglik.im/kalsiyum/">Kalsiyum</a> fosfat, kalsiyum karbonat, amonyum fosfat, <a href="http://www.saglik.im/magnezyum-ma/">magnezyum</a> fosfat, kalsiyum oksalat taşlarını, çekilen basit bir böbrek röntgeninde görmek olasıdır.</p>
<p>Diğer taşların görülebilmesi için “întravenöz piyelografi” [1VP] denilen özel bir yöntemle, böbreklerin röntgeninin çekilmesi gerekmektedir. % 80 vakada böbrek taşı tek tarafta oluşur. Sağ böbrekte daha sık taş oluşmaktadır. Erkeklerde kadınlara oranla iki kat daha sık olarak böbrek taşma rastlanmaktadır. % 60 vakada böbrekte tek bir taş bulunmaktadır. Böbrek taşı 0.5 cm ‘den 5 cm ‘ye kadar büyüklükte olabilmektedir.İdrar içinde ürat, fosfat, oksalat gibi kristalloid-îer erimiş durumdadır. Normalde idrar yolları idrar ile ıslanmaz. Ancak idrar yollarında gelişecek olan bir iltihap, buraların idrarla ıslanabilmesine yol açar.</p>
<p>Islanabilen bu anormal yüzeylere ise idrar içindeki kristalloidler çökmeye ye böylece taş oluşmaya başlar. Üre, azot, salisilik asit gibi idrar içinde bulunabilen bazı maddeler, “Hidrotrop madde-ler”dir. Bu maddeler kristalloidlerin idrar içinde erirliklerini artırırlar, dolayısıyla da bu kristalloidlerin çöküp taş oluşturmalarına engel olurlar. İdrar içinde “Nükleik asit”, “Kondroitin sülfürik asit” gibi kolloidler bulunmaktadır. Bu kolloidle-rin yokluğunda böbrek taşlan oluşmaktadır. İdrar içindeki kristalloidlerin normalden fazla yoğunlukta bulunmaları ya da kişinin <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a> kaybı nedeniyle yoğun idrar çıkarması, böbrek taşlarına hazırlayıcı bir etkendir. İdrar alkali olduğunda fosfat taşları oluşur, asit idrarlarda ise böbreklerde sistin ve ürat taşları oluşur. Böbrek taşı vakalarının % 4′üniin nedeni ise “Gut” hastalığıdır. Taş vakalarının % 5′inde ise ailesel eğilim saptanmaktadır.</p>
<p><img class="size-medium wp-image-3333 alignleft" title="174" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/174-300x222.jpg" alt="" width="300" height="222" /></p>
<p><a href="http://www.saglik.im/a-vitamini/">A vitamini</a> eksikliği, idrar yollarındaki darlıkların yol açtığı idrar akışı yavaşlaması, uzun süre yatalak olmak, kronik <a href="http://www.saglik.im/yazi/kemik/">kemik</a> iltihaplan, hiperparatiroıdizm, <a href="http://www.saglik.im/d-vitamini/">D vitamini</a> fazlalığı böbrek taşlarının oluşumuna yol açan çeşitli etkenlerdir. <a href="http://www.saglik.im/bobrek-taslari-2/">Böbrek taşları</a> genellikle böbrek kaliksleri içinde oluşurlar. Böbrek taşı idrar akışı ile dışa atılma yoluna girdiğinde, idrar yollarını herhangi bir bölgeden tıkayabilir. Bunun sonucu olarak da tıkanmanın gerisinde idrar birikebilir. Bu durum da böbrek ve idrar yollarında infeksiyonların oluşmasına yol açabi-bilir. Taş, idrar yolları içinde <a href="http://www.saglik.im/hareket/">hareket</a> ederken kanamaya da yol açabilir.Böbrek taşlarının büyük bir çoğunluğu hastayı rahatsız etmez. Beürti verdiğinde ise, en önemli belirtiler “Ağrı” ve “Hematüri”dir. Ağrı, böbrek taşının idrar yolları içinde ilerlemesi sonucu idrar yollarında gelişen spazma bağlıdır. <a href="http://www.saglik.im/agri/">Ağrı</a> küt olabileceği gibi, “Kolik” denilen çok şiddetli, batıcı bir ağrı özelliğinde de olabilir, Koük ağrısı çok şiddetlidir, hasta kıvranır, yüzü solar, ter döker. Ağrı bütün karına yayılabilir. <a href="http://www.saglik.im/bulanti-kusma/">Bulantı</a> ve <a href="http://www.saglik.im/kusma/">kusma</a> ağrı sonucu gelişebilir. Taşın idrar yollarını zedelemesi sonucu <a href="http://www.saglik.im/idrarda-kan/">idrarda kan</a> çıkabilir [hematüri).</p>
<p>Böbrek taşlarının neden olduğu ağrı atakları sırasında, hastaya morfin ya da benzeri ağrı kesicilerinin ve spazm çözücü ilaçların verilmesi, ağrının dindirilmesi bakımından yararlı olmaktadır. Hastanın fazla miktarda su içmesi, idrar akımını artıracağından, taşın düşmesini kolaylaştırabilir. Kendiliğinden düşmeyen ve hasta için tehlikeli olabilecek böbrek taşlarının ise cerrahi yöntemlerle çıkartılması gerekir. Etten ve sıvıdan zengin, karbonhidrattan ise oldukça fakir bir diet ve’ günde bir saat kadar yürümek ya da düzenli olarak spor yapmaki böbrek taşlarına karşı değerli bir önleyicidir.Böbrek taşlan olağan koşullarda id­rarda çözünmüş maddelerin çökelerek sert birikinti parçacıkları oluşturmasıyla ortaya çıkar. Böbrek taşı oluşumuna yol açan bu maddelerin başlıcalan tirat, ok­salat ve kalsiyum fosfat gibi bileşikler­dir.</p>
<p>Taşın oluşum yerine göre değişen hastalık belirtileri ortaya çıkabilir. Taşlar böbrek çanaklarına (kaliks) ya da havu­zuna (pelvis) yerleşebilir. Ayrıca siyek (üretra), idrar kesesi ve idrar borularında da (üreter) bulunabilirler. Böbrek taşlan sayılarına, bulundukları yerlere ve kim­yasal yapılarına göre sınıflandırılmakta­dır. Az sayıda ve küçükseler yuvarlak,idrar kesesi taşlannda olduğu gibi çok sayıda ve birbirlerine sürtünüyorlarsa köşelidirler. İri olmaları böbrek çanağı ve havuzu gibi boşluklarda oluştuklarını gösterir. Boyutlan ise çok küçük olan­lardan bütün böbrek boşluğunu doldura­cak iriliğe ulaşanlara kadar değişir.</p>
<p><strong>NEDENLERİ</strong><br />
Böbrek taşlan bazen bir <a href="http://www.saglik.im/metabolizma/">metabolizma</a> bozukluğuna bağlı olarak gelişir, bazen de kalıtsal yolla ortaya çıkar. Taşın oluşma nedeni idrar yoğunluğunun art­ması ya da çözünmüş maddelerin idrar­da aşırı miktarda bulunmasıdır.Taş oluşumuna yol açan metaboliz­ma hastalıkları için böbrek kaynaklı asi-doz (asitlİk düzeyinin yükselmesi), ka­lıtsal <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> için ise sistinüri (sistin gibi gibi amino asitlerin idrarda aşırı artması) Örnek olarak verilebilir. Ama böbrek taşı olgularının yüzde 70-80′e varan bölümünde kesin bir neden göste­rilemez. Taş oluşumu genellikle kalıtsal ve başka bazı belirleyici etkenlere bağ­lanır. Bunlar arasında idrarda kristalleş­me eğilimi olan maddelerin bulunması;idrar akışının bir engel yüzünden dur­ması; idrarın asittik (pH) derecesinin değişmesi, idrar yollanrıın iltihaplanma­sı gibi çökelti oluşturacak maddelere uygun fiziksel ve kimyasal ortamın ha­zırlanması; çevrelerinde çökelmeyi ko­laylaştıracak bir öz oluşturan bakteri, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a> artıkları gibi maddelerin varlığı sayılabilir.Kendi başına taş oluşumuna neden olan tek hastalık birincil hiperparatiroidizmdir. (paratiroit bezinin aşın çalış­ması). Kanda ve idrarda kalsiyum düze­yinin artması kalsiyum fosfat taşlarının oluşmasına uygun ortamı hazırlar. Kal­siyum taşlan ise bütün böbrek taşlarının yüzde 50-80′ini oluşturur.</p>
<p>En sık görülen böbrek taşlan grimsi kırmızı renkli kalsiyum oksalattan olu­şur. Bunu beyaz renkli kalsiyum fosfat ve sarımsı kahverengi kalsiyum ürat taş­lan izler. Gut (damla) hastalan gibi id-rarlannın asit derecesi yüksek olanlarda kahverengi <a href="http://www.saglik.im/urik-asit/">ürik asit</a> taşlanna oldukça sık (bölgelere göre yüzde 5-33)rastlanır. Ender görülenlerler arasında ise yeşi­limsi sistin ve sarımsı kahverengi ksan-tin taşları sayılabilir.Böbrek havuzunda oluşan taş, çok büyük değilse, idrar borusu yoluyla id­rar kesesine iner. Burada <a href="http://www.saglik.im/yazi/prostat/">prostat</a> büyü­mesi gibi idrar çıkarmayı güçleştiren koşullar oluşmuşsa, daha da irileşebilir ya da idrarla birlikte keseden atılır. Öte yandan böbrek taşları idrar kesesine in­meden böbrek havuzu ağzında ya da id­rar borusunda takılıp kalabilir. Bu du­rumda bazen böbrek tıkanıklığı ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>GÖRÜLME SIKLIĞI</strong><br />
Böbrek taşı erkeklerde kadınlara oranla en az üç kat daha yaygındır. En çok 30-50 yaşlar arasında görülür.Hastalığın coğrafi dağılımı düzen­sizdir. Mısır, Çin, Rusya, Galler, Mada­gaskar, ABD’nin güneydoğu kesimleri ve Türkiye’ de böbrek taşı olgulanna ol­dukça sık rastlanırken Hindistan’ın gü­ney, Çin’in kuzey kesimleri, İrlanda ve Güney Amerika’da böbrek taşı olguları hemen hemen hiç görülmez.Bu dağılım hastalığın oluşumunda beslenme, iklim ve jeolojik etkenlerin önemli olduğuna ilişkin kuramlan tam olarak desteklememektedir.</p>
<p><strong>BELİRTİLERİ</strong><br />
Böbrek taşı uzun süre belirti vermeyebi­lir ya da son derece önemsiz yakınmala­ra yol açar. Değişik şiddette ağrı ile id­rarın kumlu çıkmaya başlaması böbrek taşım düşündürür. Hastalığın temel be­lirtisi “böbrek koliği” denen tipik sancı­dır. Bu birden başlayan şiddetli ağn nö­betlerine, içinde taş bulunan idrar boru­su duvarının spazm biçiminde kasılma-lan ya da taşla tıkanmış böbrek havuzu­nun gerilmesi aniden başlayan şiddetli ağn nöbetlerine yol açar. Önceleri ara­lıklı gelen, daha sonra süreklilik kaza­nan sancılar genellikle ilk olarak bel bölgesinde duyumsanır. Buradan idrar yollan boyunca yayılan ağn makat çev­resinde, erkekte erbezleri ve kamış ba­şında, kadınlarda büyük dudaklarda, ayrıca kasık, uyluk içi ve bazen göğüs altı ve kürek kemiklerinde görülür. Ağrının en şiddetli olduğu dönemde huzursuz­luk, bunaltı, soğuk ter, bel kaslarında kasılma, bulantı ve kusma görülür. Has­ta taş düşürüyorsa, taşm dar siyek (üretra) kanalından geçerken yarattığı ağn son derece şiddetlidir. Taş düşürüldük­ten hemen sonra hasta rahatlar ve ortaya çıkmış olan bütün belirtiler kaybolur.</p>
<p>Ağn sırasında çıkanlan idrar miktarı az ve belirgin biçimde kanlıdır. Taşın böb­rek havuzuna dönmesi ya da idrar kese­sine inmesiyle belirtiler hafifler.Belde hafif bir dolgunluk duygusun­dan başka yakınmaya yol açmayan iri böbrek taşlan da olabilir. Bu çelişkili durumun nedeni büyük taşlann böbre­ğin bir bölgesinde hareket edemeyecek biçimde sıkışmış olmasıdır. Bu olgular­da kesin tanı koymak her zaman kolay olmaz.</p>
<p><strong>İNCELEMELER</strong></p>
<p>Günümüzde tanıya götürecek yeterlilik­te inceleme yöntemleri vardır. Önemli olan ağnlı dönemi yaşamadan gerekli önlemlerin alınmasıdır. Temel tanı yön­temlerinden biri radyolojik incelemedir. Hastalann yaklaşık yüzde 80′inde taşlar kalsiyum tuzlarından (fosfat, oksalat, karbonat) oluşur. Kalsiyum taşları rönt­gen ışınlarını geçirmediğinden çekilen filmlerde kolayca belirlenir. Röntgen ışınlarım geçiren ürat, ksantin ve mag-nezyum-amonyum fosfat taşlarını sap­tamak için idrar yollanna kontrast mad­de verilmesi gerekir. Bu dolaylı yönte­min bir uygulaması hızla kandan böb­reklere geçecek kontrast maddenin da­mardan verilmesidir. Röntgen ışınlarını engelleyen kontrast madde aracılığıyla idrar yollan görünür duruma gelirken, böbrek taşlarının bulunduğu yerler kontrast maddenin dolduramadığı alan­lar olarak kalır. Bu yöntemin iki adı vardır: İntravenöz (damar yoluyla) ürografi adı görüntülemeye yardımcı maddenin damara verilmesinden, “inen ürografi” adı ise kontrast maddenin kandan böbreklere doğru inmesinden kaynaklanır. İnen Ürografinin yeterli bilgi sağlayamadığı durumlarda klinik belirtiler ve laboratuvar verileri böbrek taşını düşündürüyorsa “çıkan ürografiye” başvurulur. Bu yöntemde kontrast maddeyi <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> yerine doğrudan idrar yollarına vermek için siyekten sokulan bir boru (kateter) kullanılır.</p>
<p>Karın ultrasonografisi, röntgen ışın­larını geçirsin ya da geçirmesin, çapı yarım santimetre kadar olan küçük taş­ların bile yerini kesin biçimde belirle-yebilen bir yöntemdir. Ama bu yöntem­le idrar borusundaki taşlar ve idrar yol­larında taşın yol açtığı değişiklikler ya da taş oluşumunu hazırlayan yapısal özellikler belirlenemez. Ultrasonografı hastaya zarar vermemesi ve uygulama kolaylığı nedeniyle özellikle belirtisizDolguların tanısında oldukça yararlı bir yöntemdir. Laboratuvar incelemeleri de hastalığın tanısında büyük önem taşır. İdrarda <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> aranması, idrarın asit dere­cesinin belirlenmesi, kanda kalsiyum ve ürik asit düzeylerinin ölçülmesi tanı için değer taşıyan incelemelerdir. Taşla­rın tedaviye yönelik kimyasal analizi ve idrar kültürü de çok önemlidir.<br />
Kontrast maddenin kullanılmadığı dolaysız radyografik incelemede taş kuş­kusu uyandıran lekeler, ürografi yoluyla ayrıntılı biçimde saptanabilir. Bu yön­tem sayesinde taşın yeri, böbrek ve idrar yollarının işlevlerine etkisi anlaşılmakla kalmaz, taşsız böbreğin işlevlerine iliş­kin daha ayrıntılı bilgiler elde edilir.<br />
<strong>KOMPLİKASYONLAR</strong><br />
Böbrek ve idrar borusu taşlarından kay­naklanan komplikasyonlar, yani taşa bağlı ek bozukluklar sık görülür. Büyük taşlar idrar birikmesine yol açarak böb­rek havuzu ve çanaklarında genişleme­ye (hidronefroz), zamanla mikroplan­manın başlamasıyla böbrek iltihabına (piyelonefrit), daha sonra da böbrek do­kusunun apse sonucu yıkıma uğraması­na (piyonefroz) neden olur. Bu kompli­kasyonlar yavaş bir gelişme göstermesi­ne karşın, böbrek yetmezliğiyle sonuç­lanan kronik piyelonefrit kaçınılmazdır</p>
<p><strong>TEDAVİ</strong><br />
Böbrek taşının tedavisi üç aşamada ya­pılır: Ağrı tedavisi; taş oluşumuna ze­min hazırlayan ya da yol açan genel ko­şulların tedavisi; böbrek işlevlerini bo­zan ve/ya da sürekli ağrı yapan taşların cerrahi tedavisi. Sancı biçiminde başla­yan şiddetli ağrı sıcak uygulamasıyla ya da spazm çözücü, iltihap ve ağrı giderici ilaçlarla dindirilmeye çalışılır.</p>
<p><strong>BÖBREK TAŞI TEDAVİSİNDE YENİ YÖNTEMLER</strong></p>
<p>Yeni geliştirilen yöntemler böbrek ve idrar yollarındaki taşların cerrahi teda­visinde büyük ilerleme sağladı. İsveç’ te bulunan ve özellikle Almanya ve İn­giltere’de daha da geliştirilen perkütan litotripsi adh yöntem geleneksel cerrahi tedavi yöntemlerine göre önemli üstün­lükler taşımaktadır. Deride açılan bir delikten böbrek taşlarının alınmasını olanaklı kılan bu yöntem, kullanılan ay­gıtların basit, uygulamanın hızlı ve da­ha masrafsız, sonuçlanıl son derece olumlu olması nedeniyle birçok ülkede yaygın biçimde kullanılmaya başlamış­tır. Üstelik geleneksel tedavinin ameli­yat sonrası ağrılı dönemi ve hastanede uzun süre kalma gibi istenmeyen so­nuçlan da bu yeni yöntemle aşılmıştır.Perkütan litotripsi yönteminde, önce deriden sokulan nefroskop adlı bir ay­gıtla böbrek boşluklarına ulaşılarak taş­ların görülmesi sağlanır. Taşlar yanm santimetreyi aşmayan çaptaysa aygıtta bulunan penslerle dışarı çekilir. Daha büyük taşlar ses dalgalanya parçalan­dıktan sonra bir pompayla emilir. Bu yöntem yerel ya da <a href="http://www.saglik.im/genel-anesteziler/">genel anestezi</a> kul­lanılarak uygulanabilir. Hastalar girişi­min ilk gününden başlayarak ayağa kal­kıp yemek yiyebilirler.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="320" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.simgolo.com/Resources/SWFs/videoPlayerV2.swf?noname=307192811015&amp;durum=stop&amp;albumId=21920" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="320" src="http://www.simgolo.com/Resources/SWFs/videoPlayerV2.swf?noname=307192811015&amp;durum=stop&amp;albumId=21920" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Deriye giriş ye­rine bir bant yapıştırmaktan başka bir önleme gerek bırakmayan bu yöntemde hasta 3-4 gün sonra hastaneden taburcu edilir.Böbrek taşımn bir başka tedavisi de taşların vücut dışında yaratılan sesüstü ultrason dalgalarla ufalanıp idrar yolla­rından atılmasıdır. Bu yöntem safra taşı tedavisinde de kullanılır. Ultrasonla taş kırma tedavisinin hastayı ve uzmanı zor duruma düşüren komplikasyonlan, ek olarak litotripsinin de kullanılmasını gerektirir. Önce litotripsi, sonra ultra­sonla taş kırma yönteminden yararlan­ma birçok nedenden ötürü daha uygun görülmektedir.En sert taşlar bile deriden girilerek uygulanan yöntemle parçalanabilir. Bu­nu izleyen taş kırmayla böbrek taşlan-nın kesin biçimde tedavisi gerçekleşmiş olur. Bu iki yöntem hasta anestezi altındayken birlikte uygulanabilir. Böbrek taşlarının çıkarılmasına yönelik bütün girişimlerin başansı taşın boyuttan, bi­çimi, sertliği ve yerine; ayrıca idrar yol­larının darlık, Ödem ve eğrilik gibi özel­liklerine bağlıdır.</p>
<p><strong>CERRAHİ TEDAVİ</strong><br />
Cerrahi tedavi günümüzde çok sınırlı olarak uygulanır. Daha çok böbrek taşı­nın özellikleri nedeniyle litotripsi ve ultrasonla taş kırma yöntemi uygulana­mayan olgularda kullanılır. Öte yandan taş kırma yöntemi, cerrahi girişim son­rasında boşaltım sisteminde kalan, en­feksiyona ve yeni çökelmelere yol açan taşların çıkarılmasında çok yararlıdır. Ameliyat sonrası kalan taşların <a href="http://www.saglik.im/sok/">şok</a> dal­galarıyla “temizlenmesi” cerrahi girişim ile bütün taşların çıkarılma zorunlulu­ğunu ortadan kaldırmış, tersi durumlar­da doğacak sorunları büyük ölçüde çöz­müştür.<br />
<strong>KORUNMA</strong><br />
Bütün taş türlerinin zamanla yemden oluşması sık görülen bir durumdur. Kal­siyum taşı olgularının yüzde 20-30′unda bir yıl içinde yinelenme görülmektedir. Bu nedenle bütün böbHc taşı hastala­rında ayrıntılı incelemeerin yapılması zorunludur. Böylece birincil hiperpara-tiroidizm, böbrek kaynaklı asidoz, sisti-nüri ve enfeksiyon gibi belirli bir hasta­lığa bağlı olarak gelişen böbrek taşı ol­guları saptanmalı tıbbi ve cerrahi tedavi buna göre yürütülmelidir.</p>
<p>Böbrek taşı tanısında <a href="http://www.saglik.im/ultrasonografi/">ultrasonografi</a> gibi hastaya zarar vermeyen tanı yön­temleri başka amaçlar için de kullanıla­bilir. Bazı durumlarda böbrek taşları, yoğun tedavi gerektiren ağır bir genel hastalığın ilk belirtisi olabilir.Böbrek taşı bir yandan iş saati kaybı, doktor ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">ilaç</a> masrafları, ultrasonografi ve cerrahi tedavi harcamaları gibi hasta­ya ekonomik ve sosyal yük getirirken, bir yandan da dayanılmaz sancılar ve enfeksiyonlarla zor bir dönem yaşatır. .Ultrasonla taş kırma ile tedavinin birkaç kez uygulanması sonucu böbrek işlevlerinin uzun dönemde nasıl etkile­neceği iyi bilinmemektedir. Ama yapılan araştırmalarda böbrek taşı hastaları­nın yüzde 70′i aşan bölümünde özel bir işlev bozukluğuna rastlanmamıştır. Kalsiyum ve ürik asit atılımında artış, idrar asitliğinin yükselmesi gibi <a href="http://www.saglik.im/idrar-bozukluklari/">idrar bozuklukları</a> laboratuvar incelemeleriy­le ortaya çıkarılabilmektedir.</p>
<p>Laboratuvar incelemelerinde elde edilen bilgilerin ışığında metabolizma bozukluklarına yönelik tedaviler uygu­lanabilir. Ama bu tedavilerin böbrek ta­şı oluşumunu önleyici etki yaptığı he­nüz kesin olarak kanıtlanamamıştı.<br />
Unutulmaması gereken iki önemli nokta vardır:</p>
<p>1) Olguların yüzde 60′ım aşan bölümünde hastaların bol sıvı al­masıyla böbrek taşı oluşumu Önlenebi­lir: 24 saatte 1,5-2 İt idrar çıkarmak için en az 3-4 İt sıvı alınması böbrek taşlarının önlenmesinde çok yararlıdır. Sıvı alımının kısıtlandığı <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> yetmezliği, yüksek <a href="http://www.saglik.im/tansiyon/">tansiyon</a> gibi du­rumlarda bu yöntem uygulanamaz. Ay­rıca kalsiyum, oksalat ve pürince zen­gin besinlerden kaçınmak gerekir. Böbrek taşı yavaş gelişmesinin do sonucu olarak kronik bir hastalıktır. Hastanın sürekli olarak doktor deneti­minde kalması yararlıdır. Nedeni bilin­meyen böbrek taşı olgularında idrarda ortaya çıkan yüksek kalsiyum düzeyi idrar söktürücü (diüretik) ilaçlar yardı­mıyla denetlenebilir. Bu uygulamayla birlikte tuz alımı azaltılarak sodyumun tedaviyi engelleyici etkisi giderilir. İd­rarında ürik asit ve oksalat düzeyi yük­selmiş hastalarda 24 saatte 300 mg allo-purinol verilmesi oldukça yararlıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/bobrek-taslari-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>18</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nefrotik Sendrom</title>
		<link>http://www.saglik.im/nefrotik-sendrom/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/nefrotik-sendrom/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2008 12:18:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Böbrek Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrekler ve İdrar Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=391</guid>
		<description><![CDATA[NEFROTİK SENDROM Böbreklerde ortaya çıkan nefrotik sendromun başlıca özellikleri şunlardır: 1) Yaygın ödem; 2) idrarda yüksek miktarda protein bulunması (günde 3 gr’den çok protein atılması); 3) kanda albümin düzeyinin azalması; 4) kanda kolesterol, fosfolipit ve trigliserit dü­zeylerinin artması. Nefrotik sendrom, tedavi ve gidişi değişik birçok klinik tabloyu içerdiğinden, tam ve başarılı te­davi için klinik verilerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NEFROTİK SENDROM</strong></p>
<p>Böbreklerde ortaya çıkan nefrotik sendromun başlıca özellikleri şunlardır: 1) Yaygın ödem; 2) idrarda yüksek miktarda <a href="http://www.saglik.im/protein/">protein</a> bulunması (günde 3 gr’den çok protein atılması); 3) kanda albümin düzeyinin azalması; 4) kanda kolesterol, fosfolipit ve trigliserit dü­zeylerinin artması. Nefrotik sendrom, tedavi ve gidişi değişik birçok klinik tabloyu içerdiğinden, tam ve başarılı te­davi için klinik verilerden başka <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> biyopsisi de önemlidir.<br />
Nefrotik sendroma yol açan <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bobrek-hastaliklari/">böbrek hastalıkları</a> dört ana grupta toplanabilir:<br />
1) Glomerülonefritler. 2) Glomerül-leri tutan genel hastalıklar. 3) Böbrek toplardamarlarında basmç artması. 4) Birincil nefrozlar.<br />
Kronik glomerülonefritler bazen nefrotik dönemden geçebilir ve aylar ya da yıllar geçtikten sonra üremi ile son-lanabilir. Subakut glomerülonefritte de nefrotik bir dönem bulunabilir.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3339" title="Nefrotik_sendrom" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/176.jpg" alt="" width="250" height="176" /> Glomerülleri tutan genel hastalıklar­dan biri amiloidozdur. Ailevi Akdeniz ateşi ve yaygm (multipl) miyelomda or­taya çıkan ikincil amiloidoz sonucu <a href="http://www.saglik.im/nefrotik-sendrom/">nefrotik sendrom</a> gelişebilir. Bu olgu­larda böbrekten iğne biyopsisi, karın derialtı biyopsisi ya da düzbağırsak (rektum) mukoza biyopsisi yardımıyla amiloidoz tanısı konabilir . Amiloidoza bağlı nefrotik sendromda yüksek tansi­yon ve <a href="http://www.saglik.im/idrarda-kan/">idrarda kan</a> yoktur. <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">Kan</a> diyalizi ve böbrek nakli, seçilen tedavi yöntem­leridir.Şeker hastalığının en önemli komplikasyonlanndan biri de glomerüllerde oluşturduğu bozukluktur. Bu hastalık sırasında glomerüllerde glikoproteinin birikmesi sonucu nefrotik sendrom ge­lişir. Özgün bir tedavisi yoktur.Eritemli (kızartılı) lupus hastalığın­da glomerülonefrit tipinde böbrek lez-yonu gelişebilir. Hastalığın böbreklerde yol açtığı komplikasyon nefrotik send­rom döneminden geçtikten sonra üremi (kanda <a href="http://www.saglik.im/ure/">üre</a> yükselmesi) dönemi başlar.<br />
Aynca poliarteritis nodosa enfeksi­yon hastalıklarından sıtma, hepatit B ve frengi, kötü huylu hastalıklardan lenfom ve karsinomlar nefrotik sendrom oluşturabilirler.<br />
İlaçların ve alerjenlerin yol açtığı genel <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> da glomerülleri etkile­yerek nefrotik sendrom nedeni olabilir.Böbrek toplardamarında pıhtı olu-Şumu, triküspid kapak yetmezliğiyle birlikte konjestif <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> yetmezliği, böb­rek toplardamarında basmç artışına neden olarak nefrotik sendroma yol açar.<br />
Birincil nefrozlar hiçbir nedene bağlı olmayan ya da nedeni bilinme­yen nefrotik sendromlardır. Başlıca üç biçimi vardır: 1) En az lezyonlu glo-merütonefrit (lipoİt nefrotik sendrom). 2) Zar gelişimiyle seyreden (membra-nöz) glomerülonefrit. 3) Zar gelişimi ve <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> artışıyla seyreden membra-noproliferatif glomerülonefrit.Erişkinlerde olguların yüzde 20’sini oluşturan lipoit tipte, glomerülde (kıl­cal <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> yumağı) ancak elektron mik-roskopuyla saptanabilen lezyonlar gö­rülür. Taban zarı şişer, <a href="http://www.saglik.im/epitel/">epitel</a> hücreleri­nin parmaksı uzantıları düzensiz bir görünüm alır. <a href="http://www.saglik.im/bobreklerin-islevi/">Böbreklerin işlevi</a> bozul­mamıştır ve kortizon grubu ilaçlara iyi yanıt verir. Membranöz glomerülonef­rit olguların yüzde 25-30′unda görülür. Biyopsiyle alınan, doku örneği mikros­kopla incelendiğinde glomerüllerdeki kılcal damarların duvarlarının kalınlaş-tığı ve epitel hücrelerinin şiştiği görü­lür. Taban zanyla epitel hücreleri ara­sında yalnız elektron mikroskopuyla görülebilen tanecikli birikintiler olu­şur; immünflüoresan mikroskopunda bunların immünglobülinler ile komple-manın bileşimiyle oluştuğu görülür. Elektron mikroskopunda incelenen ör­nekte taban zarının uzantıları saptanır. Taban zan zamanla incelir, glomerül-lerde bağdokusu gelişir. Bu tip nefro­tik sendromun tedavisi yoktur, 8-10 yıl içinde <a href="http://www.saglik.im/yazi/bobrek-yetmezligi/">böbrek yetmezliği</a> gelişir. Membranoproliferatif glomerülonefrit nefrotik sendrom olgularının yüzde 5′inde görülür; glomerüllerdeki kılcal damarların duvarları kalınlaşır, epitel hücreleri hızla çoğalır. Bu sürecin so­nunda glomerülün yapısı tümüyle de­ğişir. Bu tip nefrotik sendrom da ilaçla tedavi edilemez. Her üç tipte de glo­merülün taban zarının albümine karşı geçirgenliği artar, borucuklann geri emilim yeteneği ise tümüyle kaybol­mamıştır.<br />
NEDENLERİ<br />
Nefrotik sendromun nedenleri glome-rüllerin iltihaplanması, bağışıklık tep­kimeleri, cıvalı idrar söktürücüler, al­tın ve bizmut tuzlan içeren ilaçlar ya da aşın duyarlı kişilerde böcek sok­ması olabilir. Böbrek toplardamarlan-mn bir pıhtıyla tıkanması sonucunda damar basıncının artışı da idrarla fazla miktarda protein atılmasına neden ola­bilir. Nefrotik sendrom kötü huylu tü­mörlerde de ortaya çıkabilir.<br />
<strong>GÖRÜLME SIKLIĞI</strong><br />
Her yaşta görülebilirse de Özellikle 18-30 yaşlannda ortaya çıkar.<br />
<strong>BELİRTİLERİ</strong><br />
En önemli belirti idrarda yüksek mik­tarda (24 saatte 3-20 gr) protein çık­masıdır; kandaki proteinlerin idrarla vücuttan atılması öteki belirtilere de neden olur.<br />
Nefrotik sendromun en açık belir­tisi derialtındaki dokularda sıvı birik­mesiyle oluşan ödemdir. Nefrotik <a href="http://www.saglik.im/odem/">ödem</a> ayak bileğinin yan çıkıntıları, sağrı bölgesi, erbezi torbası, vulva gi­bi vücudun bombeli bölgeleri ile yüz­de (genellikle gözkapaklannda), kimi zaman da bütün vücut yüzeyinde gö­rülebilir.<br />
Ödemli bölgeler şiş, Üstünü örten deri gergin, parlak ve beyaza yakın renktedir. Kıvamı yumuşaktır, par­makla bastırınca, gode adı verilen bir iz kalır. Karın, akciğer ve kalp zarlan-mn arasındaki boşluklarda da sıvı biri­kirse anazarka adı verilen özel bir ödem görülür. Ödemin yanı sıra idrar miktan azalır, vücut ağırlığı artar. Hastanın soluk görünümü ve kötü bes-lenmesiyle çelişen kilo artışının kesin nedeni vücutta sıvı birikmesidir.Bazı olgularda apandisit ya da ka­rın zarı iltihabını düşündüren kolik ti­pi karın ağnsı görülebilir; <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> bağır­saklarda aşın <a href="http://www.saglik.im/gaz/">gaz</a> birikimi, bulantı, bazen <a href="http://www.saglik.im/kusma/">kusma</a> ile ortaya çıkar”. Hastalı­ğın genel belirtileri halsizlik ve beyin ödeminden kaynaklanabilen şiddetli baş ağrısıdır. Bunlardan başka, başta pnömokoklar olmak üzere çeşitli et­kenlerin neden olduğu enfeksiyonlara karşı vücudun direnci azalmıştır.<br />
<strong>İNCELEMELER</strong><br />
Nefrotik sendromda klinik belirtilerin yanı sıra tanı açısından son Demli laboratuvar bulguları da vardır. | idrar tahlilinde en önemli bulgu yük­sek düzeyde protein çıkmasıdır. Lipoit «efrotik sendromda idrarla çıkan prote­inler hemen tümüyle albüminlerden oluşur; Öteki glomerülonefritlerde, globülin gibi molekül ağırlığı daha yük­sek ve hastalığın glomerüllerde neden olduğu değişiklikler sonucunda çıkarı­lan <a href="http://www.saglik.im/protein/">proteinler</a> de görülür. İdrar çökelti­sinin (sediment) mikroskopla incelen­mesinde, nötr yağ damlacıkları, çift kı-nlmaty yağ cisimcikleri, oval yağlı ci­simler, başta hiyalin ve mumsu olanlar olmak üzere çok sayıda silindirler sap­lanırken, alyuvarlar ya az görülür ya da hiç yoktur.Kanda böbrek işlevini gösteren reatinin ve azot düzeyi normal bulu-ir. <a href="http://www.saglik.im/plazma/">Plazma</a> protein düzeyi ise 7 gr/ 100 ml’den 3 gr/100 ml’nin de altına düşmüştür. Normal olarak kanda en az bulunan protein türü albümindir (3-4 gr/100 mi); hastalık sırasında bu oran 1 gr/100 ml’nin altına düşebilir.Nefrotik sendromda alfa-2 globülin ile bir Ölçüde beta globülinin artması beklenir.<br />
Bu değişiklikler, proteinlerin bir elektrik alana göçünü temel alan ve proteinlerin tipi ile miktarının belirlen­mesini sağlayan serum elektroforez yöntemiyle saptanabilir.Hemen her zaman kandaki yağ ora­nı artmıştır (hiperlipemi). Görünürde en fazla lipoit nefrotik sendromda bu klinik tablo ortaya çıkarsa da, öteki glomerülonefritler de bu değişikliklere neden olabilir. Bu tiplerin gidişi ve te­davisi birbirinden farklı olduğundan, mutlaka kesin tanıya varılmalıdır. İd­rarda çıkan proteinlerin incelenmesi, durumu bir ölçüde aydınlatır; yukarıda belirtildiği gibi, lipoit nefrotik send­romda yalnız albümin gibi <a href="http://www.saglik.im/dusuk-abortus/">düşük</a> mo­lekül ağırlıklı proteinler çıkarken, öte­ki glomerülonefritlerde molekül ağırlı­ğı yüksek proteinler de (globülin) çık­maktadır.<br />
Tam daha kesin olarak böbrek bi-yopsisiyle elde edilen böbrek dokusu Örneğinin incelenmesiyle konabilir. Böbrek biyopsisi böbrek hastalıkları­nın belirlenmesinde büyük önem taşır. Böbrekten alınan küçük bir parçacık özel olarak boyanıp işlemlerden geçi­rildikten sonra mikroskopla incelenir. <a href="http://www.saglik.im/biyopsi/">Biyopsi</a> körlemesine yapılabilir; başka bir deyişle, iğne böbreğe sokularak, böbrek dokusundan küçük bir parça kesilir ve iğne boşluğundan dışarı çı­karılır. Bu girişim sırasında yerel anestezi uygulanır; hasta bir yatağın üzerinde yüzükoyun yatar, derin bir nefes alarak böbreğin hareketsiz kal­masını sağlar. “Açık” uygulamada ise deri ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/kaslar/">kaslar</a> böbreği ortaya çıkara­cak biçimde kesilir. İnceleme için ge­rekli doku Örneği ya daha önceki tek­nikle ya da bir bisturiyle alınır. Böb­rek yetmezliği, <a href="http://www.saglik.im/pihtilasma/">pıhtılaşma</a> bozukluğu ya da yüksek tansiyonu olmayan has­talarda uzmanlarca yapılan böbrek bi­yopsisi genellikle komplikasyona yol açmaz. Bazı hastalarda ise girişim sonrasında idrarla <a href="http://www.saglik.im/yazi/kan-kaybi/">kan kaybı</a> olabilirse de, birkaç gün içinde sona erer. Çok ender olarak <a href="http://www.saglik.im/tardamarlar/">atardamarlar</a> ve toplarda­marlar arasında olağandışı bir bağlantı (arteriyovenöz fistül) bulunabilir.Lipoit nefrotik sendrom olguların­da optik mikroskopta böbrek dokusu normaldir. Özellikle glomerüllerde de­ğişiklik hiç yoktur ya da çok küçük değişiklikler vardır. Flüoresanla iş­lemden geçirilmiş antikorlarla işaretle­nen doku mmünflüoresan mikrosko-puyla incelendiğinde antikorların glo­merüllerde tutulduğu görülemez; öteki glomerül hastalıkların tümünde anti­korlar tutulur. Burada değişiklikler an­cak elektron mikroskopu ile gözlene­bilir.<br />
<strong>BELİRTİLERİN AÇIKLANMASI</strong><br />
İlk ortaya çıkan belirti idrarda protein (Özellikle albümin) çıkmasıdır. Nefro­tik sendromlu bir hastanın böbrek glo-merülü elektron mikroskopuyla incele­diğinde bunun nedeni bulunabilir. Böbrek glomerülü küçük bir atarda­mardan çıkan kılcal damarlardan olu­şur. Bu kılcal damarların duvarı ya da Bowman kapsülünün iç katmanının epitel hücreleriyle endotel hücreleri arasında bulunan taban zarı delikli bir yapıdadır. Normal olarak bu delikler­den molekül ağırlığı 70 binin üstünde­ki proteinler geçemez.<br />
Nefrotik sendromda kılcal damarın duvarının yapısı bozulduğundan özel­likle başta en küçükleri olmak üzere albüminler idrara geçer. Proteinlerin, özellikle albüminlerin, suyu çekme özelliği vardır. Kan hücreleriyle bir­likte kanı oluşturan <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a> damarların için­de kalır; kandaki proteinler tarafından tutulduğundan dokulara dağılmaz. Kandaki protein düzeyinin düşmesi, dokulara sıvı sızmasına yol açar. Eriş­kinde 5 litre kadar olan kan hacmi, 3 litrenin altına iner. Vücut bu duruma kendiliğinden uyum sağlayamaz; kan miktarı azaldığında ya da miktarı he­men hemen aynı kaldığı halde geçiş­me basıncı (ozmotik basınç) azaldığın­da, bazı süreçler harekete geçer. Kal­bin sol ve sağ kulakçıklarında, şahda-marında ve merkez sinir sisteminde hipotalamusta) bazı duyarlı alanlar vardır. Kanın hacmi ya da basıncıyla İlgili bütün değişiklikler bu alanlarda kaydedilerek bazı refleksleri harekete geçirir. Böylece böbreküstü bezinden daha çok aldosteron ve hipofizden da­ha çok antidiüretik <a href="http://www.saglik.im/kategori/hormon/">hormon</a> salınır. Bu iki hormon kanın geçişme özelliğinin kaybolması sonucunda kan hacminin azalmasını karşılamak için böbrekten su ve <a href="http://www.saglik.im/sodyum-2/">sodyum</a> atılımını sınırlar. Bunun sonucunda belirtiler hafiflerse de, olumsuz sonuçlar da doğabilir. Temel bozukluk olan protein eksikliği sürdü­ğünden, kandaki sıvılar en esnek doku olan derialtına ve öteki dokulara sızar. Böylece ödem oluşur ve hastanın sık sık fark ettiği susuzluk duygusu ortaya çıkar. Derialtında biriken büyük miktarda sıvıya karşın, kan hacmi azaldı­ğından hastada sıvı kaybı belirtileri gözlenir.İdrarla atılan proteinler ve yağların vücutta tutulmasını sağlamak için böb­rek borucuklanndan olabildiğince fazla miktarda protein ve yağ emilimi olur. Bununla birlikte geri emme kapasitesi­ne oranla atılan miktar çok fazla oldu­ğundan, önemli miktarda protein ve yağ kaybı olur. Emilen yağ ve proteinler hücrenin depolama kapasitesinin üstün­de olduğunda bu moleküller hücrede çöker. Kandaki yağ düzeyinin artması­nın böbreklerden protein kaybına bağlı olduğu ileri sürülmektedir.<br />
<a href="http://www.saglik.im/kolesterol/">Kolesterol</a> artışı plazma albümininin azalmasıyla ters orantılı olduğundan kandaki albümin düzeyinin düşmesinin lipit metabolizması bozuklukla-nna yol açtığı düşünülür. Bazı böbrek hastalık­larında kandaki lipit düzeyi yükselme­diği halde albümin düzeyinin aşırı dere­cede düştüğü görülebilir.<br />
<strong>BEKLENEN GİDİŞİ (PROGNOZ)</strong><br />
Antibiyotiklerin yaygın kullanımından önce lipoit nefrotik sendromda <a href="http://www.saglik.im/olum/">ölüm</a> oranı oldukça yüksekti. Olguların yak­laşık yüzde 40′ında ilk belirtilerden son­raki 2 yıl içinde hasta yitirilir ve ölüme, özellikle enfeksiyonlardan kaynaklanan komplikasyonlar yol açardı. Antibiyo­tiklerin kullanılması, erken dönemde ölüm tehlikesini azaltmıştır. Ayrıca kor­tizon türevleri ve sitostatik (hücre geli­şimini durdurucu) ilaçların kullanımı da birçok hastanın bütünüyle iyileşmesini sağlamıştır. Tedavi sonucunda elde edi­len İyileşmelerin kesin değerlendirilme­si iki nedenle güçtür. Öncelikle, olgula­rın büyük bir bölümünde (yüzde 10-30) kendiliğinden İyileşme görülebilir; teda­vi gören hastada bu iyileşme yanlışlıkla tedaviye bağlanabilir. Buna ek olarak birçok olguda hastalık iyileşmez ve bir­kaç ay ya da kimi zaman birçok yıl son­ra yineleyebilir. Bazı hastalarda belirti­ler kaybolduktan sonra kortizon grubu <a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">ilaç</a> tedavisinin kesilmesi, belirtilerin bir süre sonra yeniden ortaya çıkmasına neden olur ve ancak yeniden kortizon verilmesiyle geriler. Ayrıca, Önerilen tedavi yöntemleri çok çeşitli olduğundan karşılaştırma yapılması çok güçtür. Doğru tedavi edilen lipoit nefrotik sendrom olgularında hastaların yüzde 60-80′inde hastalık bütünüyle gerileye­bilir. Öteki olgularda, zamanla böbrek yetmezliği gelişebilir.<br />
<strong>TEDAVİ</strong><br />
Nefrotik sendrom tedavisinin başlıca hedefleri, Ödemi azaltmak için idrar miktarını artırmak; kanda albüminin azalmasına bağlı Ödem oluşumunu azaltmak için kandaki albümin düzeyini artırmak; idrarla atılan albümin miktarı­nı azaltmak; kandaki yağ oranını azalt­maktır. Biyopsi gibi bir dizi inceleme uygulanarak kesin tam konduktan son­ra, etkili bir tedavi için hastanın bir süre hastaneye yatırılması gerekebilir. Yatak istirahati ödemm azalması için yararlı olsa da, çok uzatılması doğru değildir. <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">Beslenme</a> kalori açısından yeterli, pro­teince zengin olmalı ve fazla sodyum içermemelidir. Günlük protein alımı ki­logram başına 1-15 gr olmalıdır. Belir­gin ödemi olan hastada yiyeceklerle günde 0,5-1 gr’dan fazla sodyum alın­mamalıdır. Kandaki sodyum düzeyi normalse sıvı kısıtlaması gerekmez. İd­rar söktürücü ilaçlar verilerek idrar miktarı artırılabilir. Bununla birlikte id­rar söktürücü ilaçlar ne kadar yararlı ol­sa da, tedavinin ana hedefinin ödemi ortadan kaldırmak olmadığı unutulma­malıdır; hızla çözülen ödemin ardından hastada elektrolit dengesizliğinin geliş­me tehlikesi olduğundan kimi zaman ödem tedavisinden vazgeçmek gerekebilir.<br />
Kortizon türevi ilaçlar (prednizolon) nedene yönelik tedavi sağlar. Uzun süre yüksek dozda prednizolon verilmelidir. Ama kortizon tedavisinin ciddi sakınca­ları vardır. Kortizon grubu ilaçların uzun süre kullanımı enfeksiyonlara kar­şı direnci kırdığı, <a href="http://www.saglik.im/mide/">mide</a> onikiparmakbağırsağı ülserleri, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/seker-hastaligi/">şeker hastalığı</a> ve aşın <a href="http://www.saglik.im/sismanlik/">şişmanlık</a> ile veremin ortaya çık­masını kolaylaştırdığı için komplikas­yonlar zaman zaman ölüme neden ola­bilir. Bu sonuçlan önlemek ya da azalt­mak için, kortizon tedavisinde bazı ön­lemler alınabilir.Tedavi başlangıç aşamasında 1-4 hafta sürebilir; daha sonra istenen mik­tarda idrar çıkmaya başlayınca, aşamalı olarak azaltılır ve yavaş yavaş hastanın dengede kalmasını sağlayan en düşük doz bulunur. Bu doz bulunduktan sonra yan etkileri azaltmak amacıyla günlük kullanımdan aralıklı kullanıma geçile­bilir. Aralıklı tedavide, iki günde veril­mesi gereken prednizolon miktarı, 48 saatte bir tek doz olarak, sabah kahval­tısında verilir.<br />
Nefrotik sendromda kortikosteroit tedaviyi kesmemek önemlidir; belirtiler ve laboratuvar bulguları normale dönse bile, hastalığın yinelememesi için ilaç tedavisi en az bir yıl sürmelidir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/nefrotik-sendrom/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>29</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKLARIN YATAK ISLATMASI (ENÜ-KEZİS)</title>
		<link>http://www.saglik.im/cocuklarin-yatak-islatmasi-enu-kezis/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/cocuklarin-yatak-islatmasi-enu-kezis/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Aug 2008 17:17:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Böbrekler ve İdrar Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1996</guid>
		<description><![CDATA[ÇOCUKLARIN YATAK ISLATMASI (ENÜ-KEZİS): 5 yaşın üstündeki çocukların, yataklarını istem dışı olarak ve tekrarlayıcı bir biçimde ıslatmaları olayına “Enürezis” denilmektedir. Çocukların % 88′i 4.5 yaşına kadar idrarlarım kontrol etmeyi öğrenmiş olurlar. Enürezise erkek çocuklarında daha sık rastlanmaktadır ve ailesel eğilim göze çarpmaktadır.Enürezislerin küçük bir bölümü çocuğun idrar yollarındaki bazı anatomik bozukluklara bağlıdır. Enürezisİn en sık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇOCUKLARIN YATAK ISLATMASI </strong>(ENÜ-KEZİS): 5 yaşın üstündeki çocukların, yataklarını istem dışı olarak ve tekrarlayıcı bir biçimde ıslatmaları olayına “Enürezis” denilmektedir. Çocukların % 88′i 4.5 yaşına kadar idrarlarım kontrol etmeyi öğrenmiş olurlar. Enürezise erkek çocuklarında daha sık rastlanmaktadır ve ailesel eğilim göze çarpmaktadır.Enürezislerin küçük bir bölümü çocuğun idrar yollarındaki bazı anatomik bozukluklara bağlıdır. Enürezisİn en sık rastlanan nedeni çocuktaki psikolojik gelişim bozukluklarıdır. Yeni doğan kardeşi kıskanma, ilgiyi üzerine çekme gibi istekler, antisosyal davranışlar, baskı altına alınmış olan saldırgan dürtüler kendilerini enürezis biçiminde ortaya koyabilirler. Enürezisİn tedavisi kuşkusuz altta yatan etkene göre değişmektedir. Eğer çocukta anatomik bir bozukluk yoksa, onun psikolojik sorunlarının çözümlenmesine çalışılmalıdır. Çocuğa sevgiyle yaklaşümalıdır. Geceleri çocuğu idrara kaldırmak yararlı olabilir. Ancak bu yapılırken, çocuğu tamamen uyandırmamak gerekir. Yatağını ıslattığı için cezalandırmak, ters sonuçlar yaratabilir. Özetlemek gerekirse, anatomik bozuklukların dışında, enürezis vakalarınıçocuklardaki davranış bozukluklarından biri olarak ele almak gerekir. Bunun düzeltilmesi ise bir psikologun ya da psikiyatristin yardımını gerektirebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/cocuklarin-yatak-islatmasi-enu-kezis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mesane Tümörleri</title>
		<link>http://www.saglik.im/mesane-tumorleri/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/mesane-tumorleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Aug 2008 17:16:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Böbrekler ve İdrar Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1995</guid>
		<description><![CDATA[MESANE TÜMÖRLERİ: Mesane tümörleri vücutta gelişentümörlerin°/o 3′ünü oluşturmaktadır. Mesane tümörlerinin % 95&#8242;inden fazlası epitel hücrelerinden kaynaklanmaktadır. Epitel hücrelerinden kaynaklanan tümörlerin ise % 75′i kanser, % 25′i ise iyi huylu papilomlardır. Mesane tümörleri 40 yaşından sonra ve özellikle de 60 yaşından sonra sık görülürler. Erkeklerde kadınlara oranla 4 kat daha sık olarak mesane tömürleri görülür.Bazı sanayi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MESANE TÜMÖRLERİ: </strong>Mesane tümörleri vücutta gelişentümörlerin°/o 3′ünü oluşturmaktadır. Mesane tümörlerinin % 95&#8242;inden fazlası <a href="http://www.saglik.im/epitel/">epitel</a> hücrelerinden kaynaklanmaktadır. Epitel hücrelerinden kaynaklanan tümörlerin ise % 75′i kanser, % 25′i ise iyi huylu papilomlardır. <a href="http://www.saglik.im/mesane-tumorleri/">Mesane tümörleri</a> 40 yaşından sonra ve özellikle de 60 yaşından sonra sık görülürler. Erkeklerde kadınlara oranla 4 kat daha sık olarak mesane tömürleri görülür.Bazı sanayi dallarında (örneğin boya, plastik , kauçuk sanayisinde) çalışanlarda mesane kanserlerine daha sık rastlanmaktadır. Çünkü bu gibi kimseler mesane için <a href="http://www.saglik.im/yazi/kanser/">kanser</a> yapıcı (karsinojen) olan bazı maddelerle yakın temas halindedirler.Bu maddelerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Anilin boyalan, 2- aminoı-1-nafol, 4-amino-2 fenil, benzidin. Sözünü ettiğimiz son üç madde vücuda girmiş olan aromatik aminlerin vücut içinde metabolize edilmeleri sonucu oluşmaktadır. Mesane kanserlerinde gelişen belirtileri şöyle özetleyebiliriz: idrarda <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> çıkması (hematüri), idrar etmede güçlük ve <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> (dizüri), sık idrar etme (piüri).Mesane tömürlerinin tedavisinde tümörün cinne özelliklerine ve hastanın durumuna göre, cerrahi, ışın ya da diatermi tedavisi uygulanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/mesane-tumorleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MESANE TAŞLARI</title>
		<link>http://www.saglik.im/mesane-taslari/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/mesane-taslari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Aug 2008 17:16:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Böbrekler ve İdrar Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1994</guid>
		<description><![CDATA[MESANE TAŞLARI: Mesane taşlarına oldukça sık rastlanmaktadır. Çoğunluğu, böbrekten mesaneye düşmüş olan böbrek taşlarıdır. Böbrek taşı önce üretere oradan da mesaneye ulaşır. Mesaneye ulaşmış olan böbrek taşı, daha geniş olan üreter yoluyla vücuttan dışarı atılır. Mesane infeksiyomı mesane taşlarının oluşumunu kolaylaştıran bir etkendir. A vitamini eksikliği de mesanede taş oluşmasına yol açabilmektedir. Ağrı, mesane taşlarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MESANE TAŞLARI</strong>: Mesane taşlarına oldukça sık rastlanmaktadır. Çoğunluğu, böbrekten mesaneye düşmüş olan <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> taşlarıdır. Böbrek taşı önce üretere oradan da mesaneye ulaşır. Mesaneye ulaşmış olan böbrek taşı, daha geniş olan üreter yoluyla vücuttan dışarı atılır. Mesane infeksiyomı mesane taşlarının oluşumunu kolaylaştıran bir etkendir. <a href="http://www.saglik.im/a-vitamini/">A vitamini</a> eksikliği de mesanede taş oluşmasına yol açabilmektedir. Ağrı, mesane taşlarının en özgün belirtisidir. Kural olarak idrarın sonunda şiddetlenir. Eğer mesanedeki taş dikenli ise, hasta yürürken taşın <a href="http://www.saglik.im/hareket/">hareket</a> etmesiyle <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> duyar. Taşı hareket ettirmemek için de çok dikkatli yürür. Ağrı skrotuma, rektuma, vaginaya ve glans penise yansıyabilir.İdrar etme sırasında , taşın mesanenin üretraya açıldığı deliği tıkaması sonucu idrar akışı aniden durabilir. Bu durumda hasta, anormal pozisyonlar alıp taşı yeniden mesaneye düşürüp, idrar etmeyi sürdürmeye çalışır. Eğer taş üretrada takılmış ve burayı tıkamışsa, taş sonda ile mesaneye geri itilmedikçe, idrar etme olanak dışıdır. <a href="http://www.saglik.im/mesane-taslari/">Mesane taşları</a> bazı vakalarda kendiliğinden Üretra yoluyla vucuı dışına atılırlar. Bunun dışında özel aletlerle üretradan girilip mesane taşı mesane içinde kırılıp çıkartılabilinir. Bazı vakalarda ise taşın cerrahi olarak çıkartılması gerekmektedir..</p>
<p><a href="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/181.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-3374" title="181" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/181.jpg" alt="" width="276" height="238" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/mesane-taslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÜRETER TAŞLARI</title>
		<link>http://www.saglik.im/ureter-taslari/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/ureter-taslari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Aug 2008 17:15:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Böbrekler ve İdrar Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1993</guid>
		<description><![CDATA[ÜRETER TAŞLARI: Üreterlerde saptanan taşların hemen hemen hepsi, böbrekten üretere düşmüş olan böbrek taşlarıdır. Üreter taşlarının yarısından fazlası, üreterlerin 1/3 son bölümünde bulunurlar. Üreter taşlarının oluşumları için söylenebilecek belirtiler, böbrek taşları ile aynı olduğundan, burada bunları yinelemiyoruz. Üreter taşlarının verdiği belirti ve bulguların başlıcaları şiddetli ağrı ve hematüridir. Ağrı, üreter içinde hareket eden taşın yarattığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÜRETER TAŞLARI: </strong>Üreterlerde saptanan taşların hemen hemen hepsi, böbrekten üretere düşmüş olan <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> taşlarıdır. Üreter taşlarının yarısından fazlası, üreterlerin 1/3 son bölümünde bulunurlar. Üreter taşlarının oluşumları için söylenebilecek belirtiler, <a href="http://www.saglik.im/bobrek-taslari-2/">böbrek taşları</a> ile aynı olduğundan, burada bunları yinelemiyoruz. Üreter taşlarının verdiği belirti ve bulguların başlıcaları şiddetli <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> ve hematüridir. Ağrı, üreter içinde <a href="http://www.saglik.im/hareket/">hareket</a> eden taşın yarattığı şiddetli üreter spazmına bağlıdır. Taş üreter içinde hareket ederken, neden olduğu çeper zedelenmesi kanamaya yol açıp, <a href="http://www.saglik.im/idrarda-kan/">idrarda kan</a> çıkması (hematim] bulgusuna neden olmaktadır. Üreter taşları piüriye de neden olabilir. Bazı vakalarda <a href="http://www.saglik.im/ureter-taslari/">üreter taşları</a> üreter tıkanmasına yol açıp, idrar çıkaramama durumuna (amiri) yol açmaktadır. Üreter taşlarında tıkanma sonucu gelişen anüri, üç biçimde oluşabilmektedir. Tıkanan üreter hastanın çalışan tek böbreğine ait olabilir ya da her iki üreter taş ile tıkanmaktadır ya da bir üreterin tıkanması <a href="http://www.saglik.im/refleksler/">refleks</a> olarak diğer üreterle-rin spazmına yol açıp anüri oluşmaktadır. Tedavi genellikle “Üreterolitotomi” denilen cerrahi yöntemle yapılmaktadır.20.69. SİSTİT: Sistit, mesaneninbakt eriyelinfeksiyonudur. Sistitle birlikte, genellikle idrar ve üreme yollarının diğer bölgelerinde de iltihap bulunur. Buna göre <a href="http://www.saglik.im/sistit/">sistit</a> tek başına bir hastalık olmaktan çok, idrar ve üreme yollarının infeksiyo-nunun bir bölümünü oluşturan bir infeksiyondur. Normal koşullarda mesane içindeki idrarda <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteri</a> bulunmaz. Sistit yaratan <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteriler</a> sıklık sırasına göre şöyle sıralanırlar: Eşeria koli, stafilokoklar ve streptokoklar. Bakteriler ve genellikle de eşeria koli, üretradan mesaneye ulaşırlar. Kadınlarda <a href="http://www.saglik.im/uretra/">üretra</a> daha kısa olduğundan sistit sıklığı daha fazladır. îdrar akımının tıkanma sonucu azalması, masanede idrarın birikmesi sistit oluşmasında önemli bir etkendir. Sistitin belli başlı belirtileri “Pollaküri”, “Dizüri” ve “Piüri” dir. Hastalar sık sık idrara çıkarlar [pollaküri), idrar etme sırasında ağrı duyarlar (dizüri) ve idrar içinde cerahat bulunur (piüri). îdrar etme sırasındaki ağrı rektuma, penise ya da büyük dudaklara yansır. Sistitin bir diğer bulgusu ise hematüridir. Piürisiz .sistit teşhisinin konulamayacağım da belirtelim.Hastalığın tedavisinde etkili antibiyotiklerden yararlanılmaktadır. Buna ek olarak eğer idrar akışını güçleştiren bir etken varsa, bunun da tedavisi yoluna gidilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/ureter-taslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BÖBREK YARALANMALARI</title>
		<link>http://www.saglik.im/bobrek-yaralanmalari/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/bobrek-yaralanmalari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Aug 2008 17:14:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Böbrekler ve İdrar Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1992</guid>
		<description><![CDATA[BÖBREK YARALANMALARI: Böbrek yaralanmaları sıklıkla trafik kazaları sonucu oluşmaktadır. Bunun yanı sıra çeşitli sporlarda da böbrek yaralanmalarına rastlanmaktadır. Böbrek yaralanması iki tipte olmaktadır. “Kapalı böbrek yaralanması” ve “Açık böbrek yaralanması”. Kapalı böbrek yaralanmasında deride yara yoktur. Darbe nedeniyle böbrek kendi kapsülü içinde zedelenmiştir, Böbreğin zedelenmesi sonucu böbrekte kanama ortaya çıkar. Kapsül içinde biriken kan, böbreğe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BÖBREK YARALANMALARI:</strong> <a href="http://www.saglik.im/bobrek-yaralanmalari/">Böbrek yaralanmaları</a> sıklıkla trafik kazaları sonucu oluşmaktadır. Bunun yanı sıra çeşitli sporlarda da <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> yaralanmalarına rastlanmaktadır. Böbrek yaralanması iki tipte olmaktadır. “Kapalı böbrek yaralanması” ve “Açık böbrek yaralanması”. Kapalı böbrek yaralanmasında deride yara yoktur. Darbe nedeniyle böbrek kendi kapsülü içinde zedelenmiştir, Böbreğin zedelenmesi sonucu böbrekte kanama ortaya çıkar. Kapsül içinde biriken kan, böbreğe baskıyla ağrıya neden olur. Hastanın idrarında <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> çıkar (hematüri). Kanama fazla ise basta kan kaybından şoka girebilir, anemi gelişebilir. Darbe sonucu böbrek dokusundaki ve damarlarındaki zedelenme, idrar yapımını azaltabilir. Bu gibi durumlarda hastanın idrar çıkarmadığı görülür. Eğer böbrekteki darbe çok ciddi değilse, 12-24 saat sonra idrar çıkarolabilir. Bazen hafif bir darbede bile, böbrekte ciddi bir zedelenme olmaksızın idrar yapamama durumu gelişebilir. Bu bir <a href="http://www.saglik.im/refleksler/">refleks</a> olayına bağlıdır. Zedelenme sonucu böbrek kapsülü yırtılmış olabilir. Bu durumda eğer <a href="http://www.saglik.im/periton/">periton</a> da yırtılmışsa idrar periton boşluğuna ulaşabilir.Tedavide, eğer varsa, ilk hedef şokun tedavi edilmesidir. Daha sonra vakanın gösterdiği özelliklere göre cerrahi tedaviye kadar gidebilen müdahaleler gerekebilir.Açık böbrek yaralanmaları sıklıkla mermi ya da bıçakla oluşmaktadır.Yara deriden böbreğe kadar ulaşmaktadır. Yaradan kan ve idrar gelir. Eğer yaradan kan geliyorsa, böbrek kaliksleri ya da pelvisinin yaralanmış olduğu anlaşılır. Açık böbrek yaralanmalarında böbreklerde infeksiyon gelişme riski çok fazladır, çünkü açık olan yaradan çok sayıda ve çeşitte mikrop böbreğe ulaşabilir. Hastanın idrarında kan çıkar (hematüri) .Tedavi cerrahidir. Şok gelişmişse, etkin bir <a href="http://www.saglik.im/sok/">şok</a> tedavisine girilmelidir, infeksiyon riskine karşı da, etkili bir <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotik</a> tedavisi gerekmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/bobrek-yaralanmalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kronik Pyelonefrit</title>
		<link>http://www.saglik.im/kronik-ptyelonefrit/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/kronik-ptyelonefrit/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Aug 2008 17:11:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gokhan33</dc:creator>
				<category><![CDATA[Böbrekler ve İdrar Yolları Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1988</guid>
		<description><![CDATA[KRONİK Pyelonefrit: Kronik piyelonefrit, böbrek tubuluslarını ve pelvisini yıllar boyunca sinsi biçimde tutmuş olan bir bakteriyel infeksiyonun bu dokularda yol açtığı iltihap olayıdır. Bazı vakalarda idrar yollarında tıkanıklığa rastlanmaktadır. Tıkanıldık bu vakalar için hazırlayıcı etken olmaktadır. Hastalık sinsi bir biçimde üerler ve yıllar süren seyri boyunca ilerleyici bir biçimde böbrek işlevlerini bozar. Hastalar genellikle hastalığın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KRONİK Pyelonefrit: </strong>Kronik piyelonefrit, <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> tubuluslarını ve pelvisini yıllar boyunca sinsi biçimde tutmuş olan bir bakteriyel infeksiyonun bu dokularda yol açtığı iltihap olayıdır. Bazı vakalarda idrar yollarında tıkanıklığa rastlanmaktadır. Tıkanıldık bu vakalar için hazırlayıcı etken olmaktadır. Hastalık sinsi bir biçimde üerler ve yıllar süren seyri boyunca ilerleyici bir biçimde böbrek işlevlerini bozar. Hastalar genellikle hastalığın ileri dönemlerinde rahatsızlık duyarlar. Böbrek yetmezliği, yüksek <a href="http://www.saglik.im/tansiyon/">tansiyon</a> (hipertansiyon), proteinüri, anemi, halsizlik, ödem, <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> yetmezliği, bulantı, <a href="http://www.saglik.im/kusma/">kusma</a> hastada ilk saptanabilecek olan belirti ve/veya bulgulardandır. Kronik piyelonefrit hastalarında hastalığın herhangi bir döneminde yüksek tansiyon gelişebilmektedir. İdrar yollarında bir tıkanma varsa, bu tıkanmanın ortadan kaldırılması tedavinin ilk ve en önemli adımlarından biridir. Buna ek olarak hastaya etkin bir <a href="http://www.saglik.im/antibiyotikler/">antibiyotik</a> tedavisi de uygulanmaktadır. Eğer hastada kayda değer bir bakteriüri yoksa, etkin bir antibiyotik tedavisinin uygulanması gereksizdir. Üremi ya da <a href="http://www.saglik.im/hipertansiyon/">hipertansiyon</a> gelişmiş olan hastalara ise bu bozukluklara yönelik tedaviler uygulanmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/kronik-ptyelonefrit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

