<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Çocuk Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://www.saglik.im/kategori/cocuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik.im</link>
	<description>Sağlık, Tıp, Estetik Tedavi Yöntemleri &#124; Sağlık&#039;ım Her şey Diyorsanız..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Aug 2011 02:08:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Kızamıkçık  &#8211; Rubella &#8211; Alman Kızamığı</title>
		<link>http://www.saglik.im/kizamikcik-rubella-alman-kizamigi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/kizamikcik-rubella-alman-kizamigi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 08:04:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1541</guid>
		<description><![CDATA[KIZAMIKÇIK – RUBELLA – ALMAN KIZAMIĞI: Kızamıkçık, ateş ve deri belirtileriyle seyreden virüs kaynaklı bir bulaşıcı hastalıktır. Ancak “HAMİLE KADINLARDA GELİŞEN KIZAMIKÇIK, AĞIR GELİŞME ANORMALLİKLERİNE YOL AÇARAK SAKAT ÇOCUK DOĞUMLARINA NEDEN OLABİLİR”. Hastalığın etkeni RNA grubundan “Togavirüs” ailesine ait “Rubivirüs” adlı virüstür.Virüs üst solunum yollarından bulaşmaktadır. Bulaşmadan sonra klinik belirtilerin ortaya çıkmasına değin geçen kuluçka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIZAMIKÇIK – RUBELLA – ALMAN KIZAMIĞI</strong>: Kızamıkçık, <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> ve  deri belirtileriyle seyreden virüs kaynaklı bir bulaşıcı hastalıktır.  Ancak “HAMİLE KADINLARDA GELİŞEN KIZAMIKÇIK, AĞIR GELİŞME  ANORMALLİKLERİNE YOL AÇARAK SAKAT ÇOCUK DOĞUMLARINA NEDEN OLABİLİR”.  Hastalığın etkeni <a href="http://www.saglik.im/t-rna/">RNA</a> grubundan “Togavirüs”  ailesine ait “Rubivirüs” adlı virüstür.Virüs üst <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> yollarından bulaşmaktadır. Bulaşmadan sonra klinik belirtilerin ortaya  çıkmasına değin geçen <a href="http://www.saglik.im/kulucka-suresi/">kuluçka süresi</a> 14-21  gündür. Virüs boğazda, kanda ve dışkıda bulunabilir. Hastanın lenf  bezlerinde büyüme görülür. Hastalık Önce ateş, baş ağrısı, halsizlik, <a href="http://www.saglik.im/konjunktivit/">konjunktivit</a> gibi ön belirtilerle kendisini ortaya koyar. Sözünü ettiğimiz bu ön  belirtilerle kendisini ortaya koyar. Sözünü ettiğimiz bu ön belirtilere  erişkin hastalarda daha sık rastlanmaktadır. Çocuklardaki belirtiler  deri belirtileriyle birlikte başlamaktadır. Bazı hastalarda <a href="http://www.saglik.im/yazi/kizamikcik/">kızamıkçık</a> hiçbir deri belirtisi göstermeden başlar, bazılarındaysa kızamıkçığın  hiçbir deri belirtisi vermeden kendisini yalnız lenf bezle-rindeki  büyümeyle ortaya koyduğu görülmüştür. Deri belirtileri kızarık ya da  pembe renkli deri lekeleri biçimindedir. Bu lekeler önce yüzde belirir.  Daha sonra boyun ve gövdeye yayılırlar. Bu lekelerin bazıları deriden  hafifçe kabarabilirler, 1-5 gün içinde kaybolurlar.Hamileliğin ilk “4  ayında” kızamıkçığa yakalanan kadınların, henüz <a href="http://www.saglik.im/rahim/">rahim</a> içinde bulunan  çocuklarına hastalık bulaşır. <a href="http://www.saglik.im/yazi/virusler/">Virüsler</a> plasentadan  geçerek çocuğa ulaşır. Bu gibi durumlarda virüs, çocukta çok ciddi  bozukluklara yol açar. Bunları şöyle sıralayabiliriz:</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-3108" title="132" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/132-199x300.jpg" alt="" width="199" height="300" /></p>
<p><strong>Kalp anormallikleri:</strong> Ventriküller arası duvarda  delik, patent duktus arteriozus, pulmoner darlık. Göz  anormallikleri:Katarakt,kornea bozuklukları, korioretinit göz küçüklüğü  (mikroftalmi). Diğerleri: Sağırlık, zeka geriliği, mikrosefali (kafanın  küçük oluşu}, pankreatit. Kızamıkçık hastalığının hamile kadının çocuğu  için yarattığı ağır tehlikeler düşünüldüğünde, bu gibi vakalarda <a href="http://www.saglik.im/dusuk-abortus/">düşük</a> yapmaya karar verilebilir. Hastalığın daha hafif seyretmesi için  hastalara “Gama globülin” zerk edilebilir. Zayıflatılmış canlı  kızamıkçık virüsü aşıları, aktif bağışıklık kazandırmak için  kullanılabilir. Ancak bu aşıların hamile kadınlara yapılmaması gerekir.  Çünkü aşıdaki virüs plasentadan geçip anne rahmindeki çocuğa ulaşabilir.</p>
<p>.</p>
<div><strong>Soru</strong></div>
<div><strong>Kuluçka  dönemi ne kadar sürer?</strong></div>
<div><strong>Cevap</strong><br />
Bulaşma ile döküntünün ortaya çıkması arasındaki <a href="http://www.saglik.im/kulucka-suresi/">kuluçka</a> dönemi  ortalama  14 gün sürer,  bulaşma ile ateşin ortaya çıkması arasındaki  süre kuluçka  dönemi olarak  kabul edilirse ortalama 10 gün sürer. Bu  dönemde belirti  görülmez, kimi  zaman halsizlik, kırıklık ve akşamla­rı  hafif <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> ortaya  çıkabilir.</div>
<div><strong>Soru</strong></div>
<div><strong><br />
</strong></div>
<div><strong>Döküntüsüz kızamık biçimleri de var mıdır?</strong></div>
<div><strong>Cevap</strong><br />
Genellikle sütçocuklannda görülen, döküntülerin çok hafif olduğu ve    hastalığın çok kısa sürdüğü kızamık biçimleri de vardır. Çok zayıf ve    kötü beslenmiş çocuklarda da döküntüsüz kızamık gö­rülebilir.</div>
<div><strong>Soru</strong></div>
<div>
<p><strong>Çocuk  yatakta mı tutulmalıdır? Nasıl beslenmelidir?</strong></p>
<p><strong>Cevap</strong><br />
Ateşin düşmesinden sonraki ilk haftanın sonuna değin yatakta   din­lenmesi  iyi olur. Ama genellikle <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> düştükten ve çocuğun iştahı   açıldıktan  sonra belirli bir hareketliliğe izin verilebilir. Yan sıvı   ve besleyici  yiyecekler (süt, yumurta, reçel, lapa vb) verilmesi   öneri­lir.</p>
<p><strong>Soru</strong></p>
<p><strong>Genç kızlarda  koruyucu <a href="http://www.saglik.im/yazi/kizamikcik/">kızamıkçık</a> aşısı ne  zaman   yapılmalıdır?</strong></p>
<p><strong>Cevap</strong><br />
Kadınların doğurma yaşma  gelmeden önce hastalığı geçirerek ya da   aşılanma yoluyla kızamıkçığa  karşı bağışıklık kazanmaları beklenir.   Bununla birlikte, gebe <a href="http://www.saglik.im/kategori/kadin-ve-dogum/">kadın</a> çocukluk  çağında   bağışıklık kazanmış ol­sa da, hastalarla ve özellikle doğumsal    kızamıkçığı olan bebeklerle ya­kın ilişkiden korunması gerekir.  Doğumsal   kızamıkçık olgularında vi­rüsün 18 ay boyunca taşındığı    unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Soru</strong></p>
<p><strong>Gebeliğin ilk  üç ayında <a href="http://www.saglik.im/yazi/kizamikcik/">kızamıkçık</a> geçiren  kadınlarda <a href="http://www.saglik.im/dusuk-abortus/">düşük</a> gö­rülür mü?</strong></p>
<p><strong>Cevap</strong><br />
Evet. Gebeliğin ilk üç ayında  kızamıkçığa yakalanan kadınların üçte   birinde kendiliğinden düşük  olduğu bilinir. Gebe kadına immünoglo-bülin   verilerek hastalıktan  korunması ya da hastalığın daha hafif geç­mesi   sağlanabilir; böylece  birçok olguda dölütün karşılaşacağı tehlike   azaltılabilir. Ne var ki,  bazı olgularda sonucun tümüyle olumsuz  oldu­ğu  unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Soru</strong></p>
<p><strong>KIZAMIKÇIKTA  AKTİF BAĞIŞIKLAMA NEDİR?</strong></p>
<p><strong>Cevap</strong><br />
Aktif bağışıklama  canlı virüslerden üretilen aşının deri altına şırınga   edilmesiyle  gerçekleşir. Ardından birkaç hafif belirti görülür. Her  iki  cinste de  bir yaşla ergenlik dönemi arasında uygulanır; gebe  kalmayı  planlayan  kadınlara ergenlikten sonra da önerilir. Kadınlar <a href="http://www.saglik.im/yazi/gebelik/">gebelik</a> sı­rasında ya da ağır ateşli <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> geçirirken, <a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">tümör</a> hücrelerini  öldü­rücü,   steroit grubu ya da benzer etkili ilaçlarla tedavi  görürken <a href="http://www.saglik.im/asilar/">aşı</a> ol­mamalıdır. Gebe kadın, bağışıklığı olsa da olmasa da kızamıkçıklı    hastalarla yakın ilişkiden kaçınmalıdır.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/kizamikcik-rubella-alman-kizamigi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suçiçeği</title>
		<link>http://www.saglik.im/sucicegi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/sucicegi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 22:20:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Çiçek Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=506</guid>
		<description><![CDATA[Genellikle çocukluk çağında ortaya çıkan suçiçeği, çok yaygın görülmekle birlikte ağır belirtilere yol açmayan vi­rüs kökenli bir bulaşıcı hastalıktır. Ti­pik döküntüler, deride içi sıvı dolu ka­barcıklardan oluşur. Çok bulaşıcı olan bu hastalığa hafif genel belirtiler de eş­lik eder. NEDENLERİ Suçiçeğinin etkeni, herpes grubundan bir virüstür. Uçuk (herpes simplex) virüsüne çok benzeyen ve herpesvirus varicella ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle çocukluk çağında ortaya çıkan suçiçeği, çok yaygın görülmekle birlikte ağır belirtilere yol açmayan vi­rüs kökenli bir bulaşıcı hastalıktır. Ti­pik döküntüler, deride içi sıvı dolu ka­barcıklardan oluşur. Çok bulaşıcı olan bu hastalığa hafif genel belirtiler de eş­lik eder.</p>
<p><strong>NEDENLERİ</strong></p>
<p>Suçiçeğinin etkeni, herpes grubundan bir virüstür. Uçuk (herpes simplex) virüsüne çok benzeyen ve herpesvirus <a href="http://www.saglik.im/sucicegi/">varicella</a> ya da varicella zoster adlarıyla tanınan bu virüs suçiçeğinin yanı sıra zona hastalığının da etkenidir. Hastalık temel olarak <a href="http://www.saglik.im/sucicegi/">suçiçeği</a> virüsüyle yüklü tükürük damlacıklarının ağızdan solu­num yollarına alınması sonucu bulaşır. Vücuda giren suçiçeği virüsü henüz bi­linmeyen dokulara yuvalanarak çoğalır.<br />
Hastalığa özgü döküntülerin gruplar ha­linde birbiri peşi sıra çıkarak bütün vü­cuda yayılması, virüsün aralıklı olarak kana geçtiğini gösterir.<br />
Virüs, derideki kılcal damarları etki­leyerek üstderi (<a href="http://www.saglik.im/epidermis/">epidermis</a>) yapısının bozulmasına, içi serum, <a href="http://www.saglik.im/epitel/">epitel</a> ve bazen iltihap hücreleriyle dolu tipik kabarcık­ların oluşmasına yol açar. <a href="http://www.saglik.im/sucicegi/">Su çiçeği</a> vi­rüsünden kaynaklanan bu lezyonlar de­riyle sınırlı kalmaz; yemek borusu, pankreas, <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> havuzu, idrar borusu (üreter), idrar kesesi ve böbreküstü bez­lerinde de görülür.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-4923" title="sucicegi" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/04/sucicegi-201x300.jpg" alt="" width="201" height="300" /><br />
GÖRÜLME SIKLIĞI</strong><br />
Suçiçeği en çok 2-8 yaşlan arasındaki çocuklarda görülen bir hastalıktır. Ama yaşamın her evresinde cinsiyet ve ırka bağlı olmaksızın ortaya çıkabilir. Hastalık kış ve ilkbahar aylarında daha sık görülür. Üç ayını doldurmamış bebek­lerde suçiçeğine ender olarak rastlanır. Bu durumun anneden kazanılan geçici bir bağışıklıkla ilgili olduğu sanılmak­tadır. Çok seyrek rastlanmakla birlikte hastalık aynı kişide iki kez ortaya çıka­bilir. Bu ayrıksı örnekler bir yana bıra­kılırsa suçiçeği geçiren hastalar ömür boyu kalıcı bağışıklık kazanmaktadır.<br />
<strong>BELİRTİLERİ</strong><br />
Bulaşma ve ilk belirtiler arasında geçen <a href="http://www.saglik.im/kulucka-suresi/">kuluçka süresi</a> 2-3 haftada tamamlanır. Ortaya çıkan döküntüler 24-36 saatte, makûl denen ve deride kabartı yapmayan noktalar halindeki lekelerden, içi sı­vı dolu kabarcıklara dönüşür. Kabarcık­ların çevresinde halka biçiminde belir­gin bir <a href="http://www.saglik.im/kizariklik/">kızarıklık</a> görülür. Bu kızarıklık­lar kabarcıkların kurumaya başlamasıy­la kaybolur. Kabarcıklar ortalarından kuruyup kabuk bağlamaya başladığında göbekli bir görünüm kazanır.<br />
Döküntüler ilk önce göğüste ve sırt­ta belirerek hızla yayıbr. Hafif olgular­da döküntü baş, yüz ve gövdeyle sınırlı­dır. Ağır olgularda daha yaygın olan dö­küntüler kol ve bacaklara, gözün dış za­rına (konjunktiva), yutak, gırtlak ve so­luk borusu mukozalarına da sıçrar.<br />
Döküntüler kabukların düşmesiyle 5-20 gün içinde iz bırakmadan kaybo­lur. Ama karşı durulmaz bir kaşınma is­teği uyandıran bu döküntülerin kaşın­ması durumunda deride çiçekbozuğunu andıran küçük çukurlar kalabilir. Sürek­li çıkan yeni döküntüler nedeniyle vü­cudun bir bölgesinde döküntülerin bü­tün gelişim evreleri aynı anda görülebi­lir. Bu da suçiçeğinin ayırt edici özellik­lerinden birini oluşturur. <a href="http://www.saglik.im/ates/">Ateş</a> genellikle 38,5°C-39°C arasında kalır. Ama ağır durumlarda 40,5°C’ye ulaşabilir.<br />
<strong>TEDAVİ</strong><br />
Öbür virüs kökenli hastalıklarda oldu­ğu gibi <a href="http://www.saglik.im/sucicegi/">suçiçeği</a>ni de iyileştirecek bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">ilaç</a> yoktur. Tedavi girişimi temel ola­rak hastanın yakınmalarını olabildiğin­ce azaltmaya yöneliktir. Hastalığı ağır geçiren bebek ve çocuklarda, özellikle bir ayını doldurmamış bebeklerde,kortikoit tedavisi gören hastalarda <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> kanseri gibi kötü huylu hastalı larda, iyileşme dönemindeki zona ha talannın serumundan elde edilen ga maglobülinler kullanılabilir. Bu uy§ lama, bulaşmayı izleyen üç gün içine yapılırsa hastalığı önler. Belirtilere ye nelik tedavi Özellikle kaşıntıyı azmayı amaçlar.<br />
Sabunlu suyla sık banyo yapılıra gelişebilecek deri enfeksiyonlarım öı leyeceğinden yararlıdır. Ayrıca hast nın iç çamaşırlarının ve yatağının he gün değiştirilmesi önerilir. Yüzde oranında <a href="http://www.saglik.im/sodyum-2/">sodyum</a> bikarbonat içeren çc zeltiler, mentol içeren tali pudrası ya da antihistaminikli losyonlar kaşıntı) hafifletir. Döküntülerin Örselenmes derin lezyonlara ve deride yara izi kalmasına yol açacağından, suçiçekli cukların kaşınması kesinlikle engellen­melidir. Olası kaşınmanın yol açacağı i zararları en aza indirmek için hastanın tırnakları özenle kesilerek törpülenmeli, bebeklere ise eldiven giydirilmelidir<br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="360" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xa32x7_su-ciceyi_lifestyle" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="360" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xa32x7_su-ciceyi_lifestyle" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Suçiçeği ve çiçek hastalığının deride yol açtığı belirtiler arasında fark var mıdır?</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Makûllerle başlayan, kabartılann ortaya çıkmasıyla papüllere, daha sonra içi sıvı dolu kabarcıklara dönüşen ve en sonunda kabuk bağlayan döküntüler hem suçiçeğinde, hem de çiçek hastalığında görülür. Ama çiçek hastalığında bütün lezyonlar aynı anda başlayıp eşzamanlı olarak gelişir. Suçiçeğinde ise” değişik evrelerdeki döküntüler aynı anda görülebilir.<br />
Koruyucu hekimlik alanında kazanılan en büyük basan çiçek hastalığının, aşılamayla ortadan kaldırılmış olmasıdır. Bu hastalık tarih boyunca büyük” salgınlara yol açmış, Dünya <a href="http://www.saglik.im/">Sağlık</a> Örgütü 1977′de hastalığın yeryüzünden silindiğini açıklamıştır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>SUÇİÇEĞİNİN ZONALI ERİŞKİNLERDEN DE BULAŞABİLİR Mİ?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span></p>
<p>Suçiçeğinin, zonalı erişkinlerden de bulaşabileceği doğru mudur?<br />
<a href="http://www.saglik.im/sucicegi/">Suçiçeği</a> ve zona aynî tür virüsün yol açtığı hastalıklardır. Bu nedenle zonalı bir kişiyle temas eden bebek ve çocuklarda suçiçeği görülebilir. Zona ve su­çiçeğinin ayrı <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> olarak ortaya çıkmasına aynı virüsün iki farklı bi-Çİmde etkinlik göstermesi neden olmaktadır. Virüs, kendisine karşı üretilmiş antikorları taşımayan, yani bağışıklık kazanmamış kişilerde de saçiçeğine yol açar. Bunlar doğal olarak çoğu kez bebekler ve çocuklardır. Suçiçeği çı­karanların virüsle yeniden karşılaşması ise zona hastalığına yol açar.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Soru</span></strong></p>
<p>Gebelik sırasında <a href="http://www.saglik.im/sucicegi/">suçiçeği</a> tehlikeli midir?</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Gebelikte geçirilen suçiçeği dölüt için son derece tehlikelidir. Annenin ge­beliğin ilk 4 ayında geçireceği suçiçeği genellikle dölütün ölümüne ve dola­yısıyla düşüğe yol açar. Anne için tehlike yoktur. Hastalık normal gidişini gösterir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/sucicegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Omurga Çatlaklığı</title>
		<link>http://www.saglik.im/omurga-catlakligi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/omurga-catlakligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 19:57:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İskelet Sistemi ve Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=9028</guid>
		<description><![CDATA[Omurga çatlaklığı, yeni doğmuş bebeklerde görülen nedeni bilinmeyen omurilik oluşum bozukluğu (Spina bifida). Omurganın bir noktasında et kütlesi oluşturan bir kese bulunması ve bu kese içindeki sinir maddesinin üstünü Örten bir deri tabakasına yapışık olmasıyla nitelenen omurga çatlaklığında, çocukların % 60′ında omurga çeperleri eksiktir ve oluşum bozukluğunun bulunduğu noktadan aşağıda kalan organlarda felçle birlikte sidik, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Omurga çatlaklığı, yeni doğmuş bebeklerde görülen nedeni bilinmeyen <a href="http://www.saglik.im/omurilik-medulla-spinalis/">omurilik</a> oluşum bozukluğu (Spina bifida). <a href="http://www.saglik.im/omurga-kolumna-vertebralisj/">Omurga</a>nın bir noktasında et kütlesi oluşturan bir kese bulunması ve bu kese içindeki sinir maddesinin üstünü Örten bir deri tabakasına yapışık olmasıyla nitelenen <a href="http://www.saglik.im/omurga-catlakligi/">omurga çatlaklığı</a>nda, çocukların % 60′ında omurga çeperleri eksiktir ve oluşum bozukluğunun bulunduğu noktadan aşağıda kalan organlarda <a href="http://www.saglik.im/poiiomiyelit-cocuk-felci/">felç</a>le birlikte <a href="http://www.saglik.im/sidik/">sidik</a>, dışkı ya da <a href="http://www.saglik.im/idrarini-tutamama-idrar-inkon-tinansi/">idrar tutamamak</a> gibi belirtiler gözlenir; ayrıca, hidrosefali görülebilir. Tedavide derideki yarayı kapatarak enfeksiyonları önlemek ve beyinomurilik sıvısının basıncını azaltmak amacıyla ameliyata başvurulur. Ama sonuçlar pek başarılı değildir ve çocuk genellikle sakat kalır.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-9221" title="Omurga-Çatlağı" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/11/Omurga-Çatlağı-300x240.jpg" alt="" width="300" height="240" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/omurga-catlakligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük Yaşta Obezite Erken Erken Ergenlik Nedeni</title>
		<link>http://www.saglik.im/kucuk-yasta-obezite-erken-erken-ergenlik-nedeni/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/kucuk-yasta-obezite-erken-erken-ergenlik-nedeni/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 May 2009 18:33:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=4973</guid>
		<description><![CDATA[Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Endokrinoloji,  Metabolizma Hastalıkları ve Diyabet Uzmanı Dr.  Özay Tiryakioğlu, kendisine sorulan ergenlikle ilgili soruları cevapsız bırakmadı. Kızlarda 10, erkeklerde 11 yaşında belirtilerini gösteren ergenlik, obezitenin de etkisiyle kızlarda 8,erkeklerde 9 yaşında etkisini göstermeye başlıyor. Böyle çocuklar küçük yaşta yaşıtlarından daha iri, uzun olabiliyorlar. Genital bölgeleri yetişkinlerinkine benziyor. Ama daha sonra kemik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu <a href="http://www.saglik.im/">Sağlık</a> Merkezi (ASM) Endokrinoloji,  <a href="http://www.saglik.im/metabolizma/">Metabolizma</a> Hastalıkları ve Diyabet  Uzmanı Dr.  Özay Tiryakioğlu, kendisine sorulan ergenlikle ilgili soruları cevapsız bırakmadı.</p>
<p>Kızlarda 10, erkeklerde 11 yaşında belirtilerini gösteren ergenlik, obezitenin de etkisiyle kızlarda 8,erkeklerde 9 yaşında etkisini göstermeye başlıyor. Böyle çocuklar küçük yaşta yaşıtlarından daha iri, uzun olabiliyorlar. Genital bölgeleri yetişkinlerinkine benziyor. Ama daha sonra <a href="http://www.saglik.im/yazi/kemik/">kemik</a> dokusu gelişmediğinden boyları kısa kalabiliyor.</p>
<p>Erken erkenliğe giren kız çocuklarında erken menopozun görülme olasılığı da yüksek.Yapılan araştırmaya göre obez çocukların daha erken ergenliğe girdiği, ileri yaşlarda da kilo sorunu yaşadığı ortaya çıkıyor</p>
<p><img class="size-medium wp-image-4974 alignleft" title="341" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/05/341-300x210.jpg" alt="341" width="300" height="210" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/kucuk-yasta-obezite-erken-erken-ergenlik-nedeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Felci</title>
		<link>http://www.saglik.im/poiiomiyelit-cocuk-felci/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/poiiomiyelit-cocuk-felci/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 08:08:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1544</guid>
		<description><![CDATA[POIİOMİYELİT-ÇOCUK FELCİ: Poliomiyelit, oldukça yaygın, virüs kaynaklı bir bulaşıcı hastalıktır. Hastalık geniş bir belirti ve etki alanına sahiptir. Ancak belirtiler arasında en ciddi olanlar, merkezi sinir sistemindeki hastalığa ait bozukluklardan kaynaklananlardır. Poliomiyelit yalnız insanlarda görülmektedir. Hastalığın etkeni RNA grubundan “Pikoma virüs” ailesine ait “Poliovirüs” adlı virüslerdir. Üç tip poliovirüs vardır. Bunlar “Poliovirüs Tip I” (Brunhilde), [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>POIİOMİYELİT-ÇOCUK FELCİ:</strong> Poliomiyelit, oldukça yaygın, virüs kaynaklı bir bulaşıcı hastalıktır. Hastalık geniş bir belirti ve etki alanına sahiptir. Ancak belirtiler arasında en ciddi olanlar, merkezi sinir sistemindeki hastalığa ait bozukluklardan kaynaklananlardır. Poliomiyelit yalnız insanlarda görülmektedir. Hastalığın etkeni <a href="http://www.saglik.im/t-rna/">RNA</a> grubundan “Pikoma virüs” ailesine ait “Poliovirüs” adlı virüslerdir. Üç tip poliovirüs vardır. Bunlar “Poliovirüs Tip I” (Brunhilde), “Poliovirüs Tip II” (Lansing) ve “Poliovirüs Tip III” (Leon) olarak adlandırılırlar. Poliovirüsler-den bir tipine karşı kazanılan bağışıklık, öteki tiplere karşı da bağışıklık sağlamaz.</p>
<p><img src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/130-300x224.jpg" alt="" title="cocuk-felci" width="300" height="224" class="alignleft size-medium wp-image-3102" /><br />
Tentürdiyot, zefiran, alkol, ultraviyole ışınları gibi dezenfektan maddeler poliovirüsü öldürmezler. Virüs pis sularda, lağım suyunda ve berrak suda 4 ay canlı kalabilir.Virüsü taşıyan herkesin hastalanması kesin değildir. İşte bu gibi kişiler, yani virüsü taşıdığı halde hastalanmayan kişiler, virüsün başkalarına bulaşmasında çok önemli rol oynarlar. Virüsü taşıyan insanların dışkısında virüse rastlama olasılığı yüksektir.<br />
<strong>Çocuk Felci Neden Olur </strong></p>
<div style="width: 425px; background-color: #090909;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="bgcolor" value="#090909" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdAQVxGXBI=" /><param name="wmode" value="window" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdAQVxGXBI=" allowfullscreen="true" wmode="window" bgcolor="#090909"></embed></object></div>
<p>Zaten hastalık da sindirim kanalı çıkartıları yoluyla başkalarına bulaşmaktadır. Yani hastalığın bulaşması, “Fiko-Oral bulaşma” denilen dışkı-ağız bulaşma zinciri biçimindedir. Virüsü içeren dışkının ellere ya da besinlere bulaşması, daha sonra da bu kirli besinlerin ya da kirli ellerle tutulan besinlerin yenmesiyle virüs insanlara bulaşır. Virüs sindirim kanalına girdikten sonra önce geniz ve/veya incebağırsak <a href="http://www.saglik.im/epitel/">epitel</a> hücreleri içinde çoğalır ve buradan da kana karışır. Kana karışan virüslere karşı vücudun bağışıklık sistemi tarafından <a href="http://www.saglik.im/antikor/">antikorlar</a> hazırlanır. Virüs daha sonra sinir sistemine geçer. Genel kanıya göre virüs, beynin “Medulla oblongata” adlı bölümünden merkezi sinir sistemine bulaşmaktadır.</p>
<p>Bazı araştırmacılar virüslerin sinir liflerinden de sinir sistemine bulaştıklarım ileri sürmektedirler. Virüs bir kez sinir sistemine girerse ondan sonra sinir lifleri içinde yol alarak vücuda yayılır. <a href="http://www.saglik.im/yazi/virusler/">Virüsler</a> sinir sisteminde adeta güvenlik içindedirler, çünkü burada vücudun ürettiği antikorlardan korunurlar.</p>
<div style="width: 425px; background-color: #090909;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="bgcolor" value="#090909" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdAQVxGWxI=" /><param name="wmode" value="window" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdAQVxGWxI=" allowfullscreen="true" wmode="window" bgcolor="#090909"></embed></object></div>
<p>İnsanların|poliomiyelite karşı duyarlıkları bulaşmanın gerçekleştiği anda kişinin antikorlarıyla verebileceği yanıta bağlıdır. Eğer virüse karşı yeterli <a href="http://www.saglik.im/antikor/">antikor</a> üretilmişse bulaşmaya karşın hastalık gelişmez. 15 yaşına gelen kimselerin hemen hemen tümü virüsle karşılaşmış gibidir. Bu karşılaşmaların pek azında hastalık gelişmektedir. Çünkü insan organizması virüsü aldığında ona karşı antikor üreterek, hastalık gelişmesini önlemeye çalışmaktadır.Virüs vücuda girdikten sonra 3-35 günlük bir <a href="http://www.saglik.im/kulucka-suresi/">kuluçka</a> devri geçirir. Kuluçka devri % 80 vakada 6-20 gün sürmektedir.Poliomiyelit infeksiyonu başlıca 4 ayrı klinik biçiminden birini gösterir. Bunlar en hafifinden en ağırına doğru şöyle sıralanırlar:</p>
<p>1} Belirtisiz infeksiyon 2) Hafif hastalık 3) Felçsiz poliomiyelit ve 4) Felçli poliomiyelit.</p>
<p>Bu 4 durumu ayrı ayrı ele alacağız.</p>
<p>1) Belirtisiz infeksiyon: Poliomiyelit infeksiyonların yaklaşık % 95′i bu biçimdedir. Viriis bulaşmasına karşın, kişide hastalık belirtileri gelişmez. Başka bir anlatımla kişi hastalanmaz. Bulaşmanın olduğu kimselerde virüs sindirim kanalında, farinkste, dışkıda bulunabilir. Kişi hangi tip virüsle karşılaşmışsa o virüse karşı özel antikorlar, “Tip spesifik antikorlar geliştirir. Burada şunu yine belirtelim: 15 yaşına gelen insanların hemen hepsi poliovirüsle karşılaşmış durumdadır.2) Hafif hastalık: Infeksiyonun bu tipinde sinir sisteminin hastalandığına ilişkin herhangi bir klinik ve laboratuvar belirti gelişmeden genel hastalık belirtileri ortaya çıkar. înfeksiyonun bu tipine “Abortif tip” de denir. Bu tipte üç çeşit klinik tablo gelişir. Bu klinik tablolardan biri basit bir gribe benzer.</p>
<p>Öteki de basit bir üst <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> yolları infeksiyonunu andırır. Bu tabloda ateş, <a href="http://www.saglik.im/kategori/kulak-burun-bogaz/">boğaz</a> ağrısı, boğazda <a href="http://www.saglik.im/kizariklik/">kızarıklık</a> gibi belirtiler bulunur. Üçüncü tabloda <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/sindirim-sistemi-ve-hastaliklari/">sindirim sistemi</a> bozuklukları vardır. Bunlar bulantı, kusma, <a href="http://www.saglik.im/ishal/">ishal</a> kabızlık, <a href="http://www.saglik.im/karin-agrisi-2/">karın ağrısı</a> ve hafif bir <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> yükselmesi biçimindedir.Virüslere boğazda, sindirim kanalı ve dışkıda rastlanabilir. Hastanın bağışıklık sistemi, bulaşan virüs tipine karşı antikorlar üretir.</p>
<p>3) Felçsiz poliomiyelit: Hastalığın bu tipinde abortif tipteki belirtilerden oluşan bir ön belirtiler, daha sonra da beyin zarının tahrişine ilişkin (meningeal iritasyon) klinik belirtilerle beyin omurilik sıvısı değişiklikleri gelişir.Meningeal iritasyon belirtileri şunlardır: Hasta sırtüstü yatarken, bir elimizi başının altına koyarak hastanın kafasını yataktan kaldırmak istediğimizde bir dirençle karşılaşırız. Buna “ense sertliği” denir. Hastalar yatakta oturur duruma geçtiklerinde kollarını biraz geriye açıp onlara dayanarak otururlar. Bu belirtiye “tripod” denir. Hastalar oturur duruma geçtiklerinde başları da arkaya düşer. Buna da “hoyne” belirtisi denir. Sırtüstü yatan hastanın bacağını karnına doğru topladıktan sonra, aynı bacak dizden kırılarak açılmak istendiğinde bu harekete karşı direnç belirir. Buna da “kernig” belirtisi denir. Sırtüstü yatan hastanın başını elimizle kaldırdığımızda hastanın her iki bacağının da kendiliğinden (istemsiz olarak) karnına doğru toplandığı görülür.</p>
<div><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="420" height="339" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/x6qvh5" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="339" src="http://www.dailymotion.com/swf/x6qvh5" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object><br />
<strong><a href="http://www.dailymotion.com/swf/x6qvh5"><br />
</a></strong><em><a href="http://www.dailymotion.com/Keykubat"></a></em></div>
<p>Bu belirtiye “brudzinski” belirtisi denir. Hastadan alınan beyin omurilik sıvısı örneği incelendiğinde, bu sıvıdaki <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a> ve <a href="http://www.saglik.im/protein/">protein</a> miktarının arttığı buna karşılık glikoz miktarının normal kaldığı görülür. Felçsiz poliomiyelit klinik seyri sorun yaratmaz. Hastanın genel durumu 5-7 günde düzelir. Ancak meningeal iritasyon belirtileri yaklaşık 15 gün sürer.Hastalık <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> ve sinir işlevlerinde kalıcı bir bozukluğa yol açmaz.</p>
<p>4) Felçli poliomiyelit: Hastalığın bu tipi abortif tip belirtileri, meningeal iritasyon belirtileri ve beyin omurilik sıvısı belirtileriyle başladıktan sonra felçler ortaya çıkar. Ancak çoğu hastada bu dönem doğrudan doğruya felçlerle başlamaktadır. Bazı hastalarda hastalık iki dönemde gelişir. Önce abortif tip belirtilerinden bir grup gelişir ve ateş yükselir. Bu belirtiler bir süre sonra kaybolur. Bundan 5 gün sonra meningeal iritasyon belirtileriyle felçler gelişir. Çocuklarda abortif tip belirtilere üst solunum yollarında rastlanır, erişkinlerde bunlara kas ve <a href="http://www.saglik.im/eklem-agrisi/">eklem ağrıları</a> da eklenebilir.</p>
<p>Beyin yarıküreleri, beyin sapı ve omurilikte bulunan motor sinirlerin (kasları kasılmaya yönelten sinirler) poliomiyelit nedeniyle zedelenmeleri sonucu, kaslarda güç azalması (parezi) ve/veya felç (paralizi) gelişmesi, hastalığın yol açtığı en ciddi bozukluklardandır. Hastalığın bu etkisi nedeniyle pek çok insan daha çocukluk çağından felçli duruma düşmektedir. Hastada gelişen felçler merkezi sinir sisteminin etkilendiği bölgeye göre belirlenmektedir. Omurilikteki bozukluklardan kaynaklanan felçlerde önce etkilenen bölgeyle ilgili kaslarda kramp biçiminde ağrılar ve duygu kusurları gelişir. Felç aniden gelişebileceği gibi, önce kas güçsüzlüğü yaratarak da gelişebilir. 5 yaşından küçük çocuklarda bir bacakta güç azalmasına sık rastlanmaktadır. 5-15 yaş arasındaki hastalarda “Parapleji” denilen iki kolda ya da her iki bacakta felç gelişmesi ya da bir kolda güç azalması durumuna daha sık rastlanmaktadır. 15 yaşından büyük hastalarda “kuadropleji” denilen her iki kol ve bacakta felç gelişmesi durumu görülür. Solunum kaslarının ve/veya mesanenin felce uğraması da 15 yaşının üstündeki hastalarda sık rastlanılan bir bozukluktur. Beyin sapı bölümü etkilendiğinde kafa sinirlerinin dağılım alanlarında felç belirir. Beyin sapındaki solunum ve/veya dolaşım merkezleri etkilendiğinde hasta, solunum ve kalp-damar sistemi (dolaşım sistemi) bozuklukları nedeniyle ölebilir, Hastanın beyin yarıküreleri etkilendiğinde yukarıdaki bozukluklara ek olarak ya da onlar gelişmeden <a href="http://www.saglik.im/bilinc/">bilinç</a> bozuklukları, uyku hali ya da kolay uyarılma gibi belirtiler de gelişebilir.</p>
<p>Poliovirüsün üç tipinden hangisi vücuda girmişse, yüksek tansiyon, miyokardit, akciğer ödemi ve <a href="http://www.saglik.im/sok/">şok</a> gelişebilir.Hastalığın özel bir tedavisi yoktur. Tedavi, daha çok gelişen belirtilere yöneliktir. Poliovirüsün üç tipinden hangisi vücuda girmişse, o tipe karşı bağışıklık gelişir. Bir tipe karşı gelişen bağışıklık ötekilerine karşı da bağışıklık sağlamaz. İnsanlarda aktif olarak bağışıklık oluşturmak için polio aşıları kullanılır. İki tip polio aşısı vardır. Bunlardan biri “Saik” öteki de “Sabin” aşısıdır. Saik aşısı inaktif poliovirüsler içerir. Aşının içinde her Üç tip poliovirüs bulunur. Saik aşısı dörder hafta arayla üç kez 1 cm deri altına zerk edilerek yapılır. Son aşıdan 1 yıl sonra, bundan da 2-3 yıllık aralarla <a href="http://www.saglik.im/asilar/">aşı</a> yinelenir. Çocuk 2 aylık olduğunda bu aşı programına başlanmalıdır. Günümüzde sabin aşısı daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Çünkü bu aşı daha hızlı, daha yüksek oranda ve daha uzun süreli bir bağışıklık sağlamaktadır. Sabin aşısı, zayıflatılmış polio-virüsleri içermektedir. Aşı ağızdan örneğin bir kesme şeker üzerine damlatılarak kolayca verilir. Aşı üç tip için ayrı ayrı hazırlanır. Önce tip I sonra tip II sonra da tip III6 haftalık aralarla üç ayrı doz olarak da verilebilir. Son aşıdan 1 ve 4 yıl sonra dördüncü ve beşinci dozlar da verilmelidir. Çocuklar 2 aylık olduklarında aşılama programına alınmalıdırlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/poiiomiyelit-cocuk-felci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biberonla Besleme</title>
		<link>http://www.saglik.im/biberonla-beslenme/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/biberonla-beslenme/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 16:53:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1537</guid>
		<description><![CDATA[BİBERONLA BESLENME: Anne sütü 7. aya kadar çocuğun en değerli besin maddesidir. Ancak “Süt çocuğu”nun beslenmesi adlı bölümde de belirttiğimiz gibi bazı durumlarda çocuğun yapay sütlerle (mama) beslenmesi gerekir. Kimi zaman anne sütüne ek olarak dışarıdan çocuğa verilen bazı besin maddelerinin biberonla verilmesi gerekebilir. Burada biberonla beslenme konusunda dikkat edilecek konuları belirteceğiz. Bebeğin biberonu hazırlanmadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİBERONLA BESLENME:</strong> Anne sütü 7. aya kadar çocuğun en değerli besin maddesidir. Ancak “Süt çocuğu”nun beslenmesi adlı bölümde de belirttiğimiz gibi bazı durumlarda çocuğun yapay sütlerle (mama) beslenmesi gerekir. Kimi zaman anne sütüne ek olarak dışarıdan çocuğa verilen bazı besin maddelerinin biberonla verilmesi gerekebilir. Burada biberonla <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">beslenme</a> konusunda dikkat edilecek konuları belirteceğiz. Bebeğin biberonu hazırlanmadan önce bunu hazırlayan kişinin ellerini özenle temizlemesi gerekir. Eğer biberonun emziği delik değilse onu kızdırılmış bir iğneyle iyice delmek gerekir. Emziğin içine biraz sıcak <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a> doldurduktan sonra emzik sıkılarak sıcak suyun delikten geçip geçmediğine bakılmalıdır. Daha sonra emziği sıcak sabunlu suyla fırçalayarak yıkamak gerekir. Biberon ve kapaklarının iç ve dış yüzeylerini dikkatle fırçalamak gerekir. Bu işlemler sırasında deterjan kullanılmamalıdır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3122" title="136" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/136.jpg" alt="" width="222" height="140" />Daha sonra büyük bir kap suyla doldurulur ve su kaynatılır. Biberonlar, emzikler, biberonun ağzındaki yuvarlak halka huni ve bir bıçak kaynamakta olan suya atılır. Bu gereçlerin en az on dakika süreyle kaynatılması gerekir. Bu sürenin sonunda temiz bir mutfak maşasıyla biberonları, emzikleri, biberonun ağzındaki yuvarlak kapağı huni ve bıçağı sudan çıkarıp, düz ve temiz bir yüzey üzerinde süzülmeye bırakmak gerekir. Biberonlar baş aşağı çevril-melidir. Kabın içindeki su daha sonra dökülür. Kaba yeniden su doldurularak kaynamaya bırakılır. Bu su da en az 10 dakika süreyle kay-namalıdır. Suyla drhı kap daha sonra ateşten indirilerek soğumaya bırakılır. Eğer hazırlanacak mama 60 mi. ise biberona 60 mi. sıiyu huniyle boşaltmak gerekir.Daha sonra çocuk için geçerli olan ölçüde kullanılmakta olan mama biberona boşaltılır. Bu işlem için mamayla birlikte verilen Ölçek kaşığından yararlanılır. Ölçek kaşığı mamayla doldurulduktan sonra fazlalığı bıçağın sır-tıyla kaşık üzerinden atılır. Daha sonra şişenin ağzı kapatılır ve mamanın tümü suda çözününce-ye kadar biberon sallanır.Emziğin çocuğun ağzına girecek bölümü el değdi-rilmeden birkaç damla mamayı el sırtına damlatmak gerekir. Bu damlaların ne sıcak ne de soğuk olması gerekir. Vücut ısımızla aynı ısıda olması uygundur. Bu sırada mamanın biberondan yeterince damlayıp damlamadığına da bakmak gerekir. Biberon baş aşağı tutulduğunda her saniyede bir damla damlamalıdır. Eğer daha hızlı akıyorsa delikler çok büyük demektir çok hızlı gelen <a href="http://www.saglik.im/sut/">süt</a> bebeğin <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> yollarına kaçabilir ve bebeği kusturabilir. Bunu önlemek için biberonun emzik bölümünü değiştirmek gerekir. Beslenme bittikten sonra biberonda kalan mamayı dökmek gerekir. Tek bir biberon hazırlama daha kolaydır. Eğer böyle yapılacaksa biberon şişelerine kaynatılmış sudan konur ve ağızları kapatılır temiz bir yerde saklanır. Çocuk beslenmek istendiğinde mama tozu eklenir. Biberonla beslemek için çocuk yarı yatar biçimde kucaklanır ve başının altında bir kolla destek yapılır. Daha sonra biberonun emziği sütle dolu olacak bir eğimle tutularak çocuğun ağzına değdirilir. Beslenme sırasında çocuk bir miktar hava yutar, bu da onu rahatsız edebilir. Bu rahatsızlığı önlemek amacıyla çocuk kucaklanıp sırtına birkaç kez hafifçe vurulur. Aynı şey çocuk yüzükoyun yatarken de yapılabilir..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/biberonla-beslenme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Sütüyle Beslenme</title>
		<link>http://www.saglik.im/anne-sutuyle-beslenme/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/anne-sutuyle-beslenme/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 16:47:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1532</guid>
		<description><![CDATA[ANNE SÜTÜYLE BESLENME: Anne sütü süt çocuğunun en doğal besinidir. Besleyici niteliğinin yanı sıra sindirilmesinin daha kolay olması nedeniyle anne sütünden yararlanılmalıdır. Anne sütünde tuzun oldukça az oluşu, bebeğin ilk aylarda böbreklerinin çalışmasını kolaylaştırır. Süt yoluyla anneden çocuğa geçen belli antikorlar, özellikle IgA, çocuğu çeşitli bulaşıcı hastalıklara karşı korur. Anne sütüyle beslenen çocuklarda pişiklere de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANNE SÜTÜYLE BESLENME:</strong> Anne sütü <a href="http://www.saglik.im/sut/">süt</a> çocuğunun en doğal besinidir. Besleyici niteliğinin yanı sıra sindirilmesinin daha kolay olması nedeniyle anne sütünden yararlanılmalıdır. Anne sütünde tuzun oldukça az oluşu, bebeğin ilk aylarda böbreklerinin çalışmasını kolaylaştırır. Süt yoluyla anneden çocuğa geçen belli antikorlar, özellikle IgA, çocuğu çeşitli bulaşıcı hastalıklara karşı korur. Anne sütüyle beslenen çocuklarda pişiklere de daha az rastlandığı görülmüştür. Diğer yandan emzirme olayı, çocukla anne arasmdaçocuğun ruh sağlığı açısından çok önemli ilişkilerin kurulmasını sağlar. Emzirme İçin hazırlıklara doğumdan Üç ay önce başlanmalıdır. Banyo yaparken meme başlarının özenle yıkanması gerekir. Yıkandıktan sonra sabunun etkisiyle meme başlarının kuruyup çatlamasını önlemek için uygun bir merhemden yararlanılabilir. Doğumun son aylarında meme başları günde birkaç kez dışarı doğru çekilmelidir. Bu önlemler emzirmeyi kolaylaştırır ve <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> oluşmasına engel olur.Emzirirken rahat ve sakin olmak gerekir. Annenin heyecanlanması ve kendini sıkması süt miktarını etkileyebilir. Eğer anne yatarak emzirmek zorun-daysa hafifçe yan yatıp meme başını çocuğun yanağına değdirir ve çocuk başını çevirip kolayca memeyi alır. Bu olayı bir içgüdüyle yapar. Emzirmenin en iyi yolu oturarak emzirmektir, Çocuk yarım yatar durumda kavranır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3137" title="140" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/140.jpg" alt="" width="296" height="296" />Anne bir kolunu çocuğun başının altına destek yaparak, meme başını çocuğun yanağına ya da dudak kenarlarına yaklaştırır. Çocuğun tam olarak emebilmesi İçin, meme başını etrafındaki koyu renkli (Areola) bölgeyle birlikte ağzına almalıdır. Eğer bebeğin ağzı yalnız meme başının üstündeyse fazla süt alamaz. Bu durumda annenin memeyi yavaşça çocuğun ağzından çekip yeniden vermesi gerekir.Çocuk doğduktan birkaç gün sonra esas süt gelmeye başlar.Bundan önce memeden sarımtırak bir sıvı gelir. “Kolostrum” denilen bu süt, çocuk için son derece yararlı ve besleyicidir. Her beslenmede göğüsleri değiştirmek daha yararlıdır. Eğer emzirme sırasında bir memenin boşalmasına karşın, çocuk doymamışsa o meme tümüyle boşaldıktan sonra ikinci memeye geçilebilir.Emzirme hem sizin hem de çocuğunuzun sağlığı için çok yararlıdır.Her emzirmenin süresi ortalama olarak 15-20 dakika olmalıdır. Yarım saat emzirmeye gerek yoktur. Meme ya da biberonla beslenmede bebekler bir miktar hava yutarlar. Sütle beraber yutulan havanın yol açabileceği rahatsızlığı önlemek amacıyla beslendikten sonra kucaklanıp sırtlarına hafifçe vurulmalıdır. Çocuğun yeterince beslenip beslenemediği vücut gelişiminin yakından incelenmesiyle anlaşılabilir. Burada, emzirmekte olan annenin besleyici değeri yüksek ve sulu besinler almasının gerektiğini belirtelim. Emzirme anne için de çok yararlıdır. Bu olay sırasında gelişen bazı hormonal ve mekanik uyarılar yardımıyla <a href="http://www.saglik.im/yazi/hamilelik/">hamilelik</a> ve emzirme döneminde büyümüş olan annenin memeleri daha kolay ve iyi bir biçimde eski durumuna yaklaşır..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/anne-sutuyle-beslenme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk</title>
		<link>http://www.saglik.im/cocuk/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/cocuk/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 16:36:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1518</guid>
		<description><![CDATA[ÇOCUK: Yeryüzündeki tüm canlılar türlerini yavrularıyla sürdürür ve korurlar. Aynı durum insanoğlu için de geçerlidir. Belki türleri oluşturan bireylerin tek tek ölümsüzlüğü yoktur, ancak her tür, yavrularıyla birlikte doğaya uyum sağladığı sürece kendi ölümsüzlüğünü sağlayabilir. Yeni doğan bir çocuk çok küçüktür. Ama boyuyla ölçülmeyecek denli sevimlidir. Ancak bu sevimliliğinin yanı sıra ailesine büyük bir sorumluluk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇOCUK:</strong> Yeryüzündeki tüm canlılar türlerini yavrularıyla sürdürür ve korurlar. Aynı durum insanoğlu için de geçerlidir. Belki türleri oluşturan bireylerin tek tek ölümsüzlüğü yoktur, ancak her tür, yavrularıyla birlikte doğaya uyum sağladığı sürece kendi ölümsüzlüğünü sağlayabilir.</p>
<p>Yeni doğan bir çocuk çok küçüktür. Ama boyuyla ölçülmeyecek denli sevimlidir. Ancak bu sevimliliğinin yanı sıra ailesine büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Kuşkusuz biz, bu sorumluluklardan yalnız çocuğun sağlığıyla ilgili olanları konu edineceğiz. Çocuğun sağlıklı ve güçlü olması için bilinmesi ve uygulanması gereken bazı önemli noktalar vardır. Çocuğunuzun sağlıklı olarak büyüyebilmesi için onu yalnız hastalandığında değil, belirli aralıklarla bir çocuk doktoruna götürmeniz gerekir. Çocuk, doktora her götürüldüğünde yeterli kilo alıp almadığı konusunda incelenir. Akciğerleri, kalbi ve öteki organları kontrol edilerek büyümesi konusunda bilgi edinilir. Ayrıca çiçek, difteri, çocuk felci, <a href="http://www.saglik.im/bogmaca/">boğmaca</a> gibi çeşitli bulaşıcı hastalıklara karşı aşılanarak bağışıklık kazanması sağlanır. Annenin bebeğinin ateşine nasıl bakması gerektiğini bilmesi gerekir. Sağlıklı bir bebeğin vücut ısısı genellikle 36,5-37,5°C arasındadır.<img class="alignleft size-medium wp-image-3165" title="146" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/146-300x186.jpg" alt="" width="300" height="186" /></p>
<p>Eğer bu ısı, 37,5°C’m üzerine çıkarsa, bebeğin sağlığında bir bozukluk aramalıdır. Çocuğun derecesinin Ölçülmesi için dereceyi silkeleyerek 37°C’nin altına düşürmek gerekir. Daha sonra derece bebeğin kasığında 3 dakika süreyle tutulur. Bu yolla <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> kolayca Ölçülebilir. Salya akması ya da <a href="http://www.saglik.im/kusma/">kusma</a> bebekte sık rastlanan bir durumdur. Bunlar sürekliyse bir doktora başvurmak gerekir. Anne sütüyle beslenen bebekler genellikle günde 2-5 kez dışarı çıkarlar. Dışarı çıkma her memeyle emzirmeden sonra da olabilir. Bebeğin dışkısı yumuşak, altın sarısı ya da yeşilimsi sarı renkte ve genellikle ekşi kokuludur. Eğer bebek, günde altıdan daha fazla sulu kıvamda pis kokulu yeşilimsi olarak dışkı çıkarıyorsa, bu bir <a href="http://www.saglik.im/ishal/">ishal</a> durumudur. Çocukların sağlıklı büyüyebilmeleri için alınacak önlemlerden biri de onları hastalık bulaşma tehlikesinin yüksek olduğu ortamlardan uzak tutmaktır. Bebek, nezlesi ya da bulaşıcı hastalığı olan erişkin ve çocuklardan uzak tutulmalıdır. Ağzından öpülmesine izin verilmemelidir. Çocuk sağlığını etkileyen önemli etkenlerden biri de uykudur. Çocuğun uykusunu tam olarak alabilmesi için odanın temiz, normal ısıda ve sessiz olması gerekir. Hiçbir zaman çocuğun üzeri fazla örtülmemelidir.</p>
<p>Sağlıklı ve güçlü bir çocuk yetiştirmek için bebeklerin kol ve bacakları zorlanmadan günde birkaç kez <a href="http://www.saglik.im/hareket/">hareket</a> ettirilmelidir. Bunun yanı sıra çocukları çok sıkı kundaklamamak gerekir. Böylece çocuk, kol ve bacaklarını serbestçe oynatabilme olanağını bulur. Çocukların güneşe ve temiz havaya da gereksinimleri vardır. Hava koşulları uygun olduğunda, ilk birkaç haftadan sonra bebekler her gün dışarıya çıkartılmalıdır. Bu sırada çocuğun giyimine dikkat etmek gerekir. Erişkin bir insan için güzel olan bir gün bebeğe serin gelebilir. Bu nedenle onun üşümeyecek bir biçimde giyinmiş olması gerekir. Tüm bakıma karşın çocuklar zaman zaman hastalanırlar. Bu gibi durumlarda doktorunuza başvurmadan hiçbir ilacı çocuğunuza vermeyiniz. Bebekler ve çocuklar çok hareketüdirler; bırakıldıkları yerden her an düşebilirler. Bu nedenle anne ve babaların çocukları sürekli olarak izlemeleri gerekir. Çocuğun gelişiminde en önemli etkenlerden biri de ailesinin ona göstereceği sevgi ve yakınlıktır. Ailenin bu sevgiyi ve yakınlığı çocuğun anlayabileceği bir biçimde göstermesi gerekir. Çocuğun kucaklanması, okşanıp el ve yanaklarından öpülmesinin, onun ruhsal yönden sağlıklı gelişmesinde büyük önemi vardır.</p>
<p>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/cocuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğun Banyosu</title>
		<link>http://www.saglik.im/cocugun-banyosu/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/cocugun-banyosu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2008 18:12:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1550</guid>
		<description><![CDATA[ÇOCUĞUN BANYOSU: Çocuklar doğduklarında derileri peynire benzeyen ve “verniks kazeoza” denilen yağlı bir maddeyle örtülmüştür. Bu madde genellikle çocuk doğar doğmaz yapılan banyoyla temizlenir. Çocukların derisi çok duyarlı olduğundan, kolayca tahriş olabilir. Tahriş maddelerinin başında ıslak ve kirli bezler gelir. Bu nedenle çocukların altını sık sık değiştirmek gerekir. Çocuk altını kirletince bezlerinin hemen değiştirilmesi yararlıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇOCUĞUN BANYOSU:</strong> Çocuklar doğduklarında derileri peynire benzeyen ve “verniks kazeoza” denilen yağlı bir maddeyle örtülmüştür. Bu madde genellikle çocuk doğar doğmaz yapılan banyoyla temizlenir. Çocukların derisi çok duyarlı olduğundan, kolayca tahriş olabilir. Tahriş maddelerinin başında ıslak ve kirli bezler gelir. Bu nedenle çocukların altını sık sık değiştirmek gerekir. Çocuk altını kirletince bezlerinin hemen değiştirilmesi yararlıdır. Temiz bezler çocuğu rahatlatır ve daha sağlıklı olmasını sağlar. Bezler yıkanıp kurutulduktan sonra, ütülenmelidir. Böylece çocuğun derisini tahriş edebilecek olan kırışıklıklar ortadan kaldırılmış olur. Çocuğun bezlerini değiştirmek için onu sert ve soğuk olmayan bir zemin üzerine yatırmak gerekir. Bezi değiştirmek için çocuğun ayak bileklerini baş ve orta parmaklarınızın arasına alın. İki bilek arasında işaret parmağınızı koyun ve çocuğu bacaklarından hafifçe yukarı kaldırarak bezi çocuğun altına serin. Bezin fazla kalın olan bölümü kız çocuklarında arkada, erkek çocuklarda önde olmalıdır. Eğer değiştirdiğiniz bez kirlenmişse çocuğun altının pamuk, ıslak bez ya da bu işlem için özel olarak hazırlanmış antiseptikli kağıtlarla temizlenmesi gerekir.<img class="alignleft size-full wp-image-3087" title="125" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/125.jpg" alt="" width="250" height="235" /></p>
<p>Eğer çocuğun altı temizlenecek ya da yıkanacaksa temizleme işlemi ve yıkama önden arkaya doğru olmalıdır. Çocuk ılık suyla yıkandıktan sonra bir havluyla yumuşak vuruşlarla kurutulmalıdır. Banyodan sonra pudra ya da çocuk yağlarının özellikle bacak aralarına serpilmesi, sürülmesi yararlıdır. Çocuğun bezleri iğnelenirken annenin daima parmağını bebekle bezin arasında tutması gerekir. Böylece çocuğa iğne batması önlenebilir. Bazı anneler elbiselerin ve yatağın ıslanmaması için çocuklara ayrıca plastik bir külot giydirirler. Bu gibi külotların çocuğun derisini tahriş ettiğim unutmamak gerekir. Eğer çocukta pişikler oluşmuşsa bezlerin daha sık değiştirilmesi gerekir. Pişik yerlerine çocuk pudralarının ve önlemlere karşın eğer pişikler kaybolmuyorsa o zaman doktora başvurmak gerekir. Doğumdan 2-3 gün sonra çocuk her günsilinmeli-dir. Ancak banyo yaptırmak için en uygun saat öğlenden önce, mama saatinden Önceye rastlayan bir saattir. Banyo yapılan odanın aşırı soğuk ya da sıcak ve rüzgarlı olmaması gerekir. Banyodan önce annenin ellerini ve tırnaklarını temizlemesi gerekir. Uzun tırnakların ellere takılmış olan mücevherlerin çocuğu zedeleyebileceği unutulmamalıdır. Eğer çocuk altını kirletmişse bunun banyodan önce temizlenmiş olması gerekir. Banyo sırasında önce ıslak bir pamukla çocuğun <a href="http://www.saglik.im/burun/">burun</a> ve kulakları hafifçe temizlenir. Ancak <a href="http://www.saglik.im/kategori/kulak-burun-bogaz/">kulak</a> temizlenirken ıslak pamuğu kulak içine sokmamak gerekir. Bundan sonra ayrı bir ıslak pamukla iç köşeden başlayarak her iki gözü silinir. Daha sonra yüz ıslak bir bezle silinir ya da ılık suyla yıkanır. Çocuk 3 aylık oluncaya kadar yüzüne sabun sürülmemeli ve ağzının içi yıkanmamahdır. Çocukların başı haftada birkaç kez yıkanabilir, Çocuğun başı yıkanırken annenin elini başın arkasına koyması ve yıkama sırasında çocuğun yüzüne sabun gelmemesine dikkat etmesi gerekir. Bunun için çocuk uzun bir biçimde desteklenip yüzükoyun bir durumdayken başına sabun sürülür ve bu durum bozulmadan <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a> dökülür. Dikkat edilecek noktalardan biri de bebeğin göbek bakımıdır. Göbek bağı kuruyup tam olarak düşünceye dek bu bölgenin ıslatılmaması gerekir. Çocuğun henüz tam olarak kurumamış göbek kordonu alkollü gazlı bir bezle kapatılabilir..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/cocugun-banyosu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşı Takvimi</title>
		<link>http://www.saglik.im/asi-takvimi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/asi-takvimi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2008 18:11:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1549</guid>
		<description><![CDATA[AŞI TAKVİMİ: Çocukların sağlıklı olarak büyüyebilmeleri için çeşitli bulaşıcı hastalıklara karşı zamanında aşılanmaları gerekir. Burada ülkemizde genellikle uygulanan bir aşı takvimi verilmektedir.Yeni doğan dönemindeki çocuğa, yani hayatın ilk 28 gününde, BCG aşısı (verem aşısı) yapılır. Çocuk 2 aylık olduğunda difteri, boğmaca, tetanos ve polio karma aşısı yapılır. Bu karma aşı kısaca DPT polio biçiminde gösterilmektedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AŞI TAKVİMİ:</strong> Çocukların sağlıklı olarak büyüyebilmeleri için çeşitli bulaşıcı hastalıklara karşı zamanında aşılanmaları gerekir. Burada ülkemizde genellikle uygulanan bir <a href="http://www.saglik.im/asi-takvimi/">aşı takvimi</a> verilmektedir.Yeni doğan dönemindeki çocuğa, yani hayatın ilk 28 gününde, <a href="http://www.saglik.im/bcg-asisi/">BCG aşısı</a> (verem aşısı) yapılır. Çocuk 2 aylık olduğunda difteri, boğmaca, <a href="http://www.saglik.im/tetanos/">tetanos</a> ve polio karma aşısı yapılır. Bu karma <a href="http://www.saglik.im/asilar/">aşı</a> kısaca DPT polio biçiminde gösterilmektedir. Bilindiği gibi polio çocuk felcidir. Çocuk 4 aylık olduğunda karma aşı yinelenir. Aynı aşı 6. ayda da yapılır. 9.aydan sonra çiçek aşısı yapılabilir (halen çiçek hastalığının dünyada görülmemesi nedeniyle Dünya <a href="http://www.saglik.im/">Sağlık</a> Teşkilatı tarafuıdan çiçek aşısı uygulaması kaldırılmış bulunmaktadır). Kızamık aşısı çocuk 13-15 aylık olduğunda yapılır. Karma aşı (DPT-polio) 18-24 ayda yinelenir. 4-6 yaş arası dîfteri-tetanos ve polio aşıları yeniden yaptırılır ve tüberkülin testi (-) ise BCG aşısı yapılır. 10 yaşında tetanos, 14 yaşında polio ve tetanos yinelenir.Difteri, polio, kızamık ve tetanos antikorları, hamileliği sırasında anneden çocuğa geçer. Böylece yeni doğan çocuk kısa bir süre de olsa bu hastalıklara karşı bağışıklık kazanır. Ancak zamanla anneden alınan bu <a href="http://www.saglik.im/antikor/">antikorlar</a> kaybolacağından, yukarıda verdiğimiz aşı tablosunun uygulanması gerekir..</p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-3089" title="126" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/126-300x155.gif" alt="" width="300" height="155" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/asi-takvimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

