<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Beslenme</title>
	<atom:link href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik.im</link>
	<description>Sağlık, Tıp, Estetik Tedavi Yöntemleri &#124; Sağlık&#039;ım Her şey Diyorsanız..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Aug 2011 02:08:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Kalori</title>
		<link>http://www.saglik.im/kalori/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/kalori/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 22:03:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=8731</guid>
		<description><![CDATA[Kalori, 1 gr suyun sıcaklığını 1°C artırmak için gerekli enerji miktarı olarak tanımlanan enerji birimi. 1 000 kaloriye eşit olan, besinlerin enerji değerini belirlemekte kullanılan kilokalori ya da büyük kalori, mekanik iş birimi cinsinden 4,2 kilojula eşittir. Kişilerin enerji tüketimi, ürettikleri ısı miktari ile tükettikleri oksijenden hesaplanabilir. Normal ölçüde protein, karbonhidrat ve yağ içeren bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalori, 1 gr suyun sıcaklığını 1°C artırmak için gerekli enerji miktarı olarak tanımlanan enerji birimi. 1 000 kaloriye eşit olan, besinlerin enerji değerini belirlemekte kullanılan kilokalori ya da büyük <a href="http://www.saglik.im/kalori/">kalori</a>, mekanik iş birimi cinsinden 4,2 kilojula eşittir. Kişilerin enerji tüketimi, ürettikleri ısı miktari ile tükettikleri oksijenden hesaplanabilir. Normal ölçüde <a href="http://www.saglik.im/protein/">protein</a>, karbonhidrat ve yağ içeren bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">beslenme</a>de, bir litre oksijen 4,8 kilokalori açığa çıkarır. Günlük enerji tüketimi yaklaşık 2 600 kilokalori kadardır. Dinlenme sırasında bile, günde 2 000 kilokaloriye eşit enerji harcanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/kalori/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karbonatlar</title>
		<link>http://www.saglik.im/karbonatlar/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/karbonatlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 02:29:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Biyokimya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=8747</guid>
		<description><![CDATA[Karbonatlar, CO,2″ iyonu içeren baz özellikli bileşikleri belirten kimya terimi. Oksitlerin karbondioksitle tepkimesiyle oluşan karbonatlar, güçlü asitlere katıldıklarında karbon dioksit gazı çıkarırlar ve karbonik asitle tepkimeye girdiklerinde hidrojen karbonatları verirler. Doğada bol bulunan başlıca çeşitleri arasında kalsit, dolomit ve magnezit sayılabilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Karbonatlar, CO,2″ iyonu içeren baz özellikli bileşikleri belirten kimya terimi. Oksitlerin <a href="http://www.saglik.im/oksijen-ve-karbondioksitin-kan-icinde-tasinmasi/">karbondioksit</a>le tepkimesiyle oluşan <a href="http://www.saglik.im/karbonatlar/">karbonat</a>lar, güçlü asitlere katıldıklarında karbon dioksit gazı çıkarırlar ve karbonik asitle tepkimeye girdiklerinde hidrojen <a href="http://www.saglik.im/karbonatlar/">karbonatlar</a>ı verirler. Doğada bol bulunan başlıca çeşitleri arasında kalsit, dolomit ve magnezit sayılabilir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-9225" title="Karbonatlar" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/11/Karbonatlar-300x228.jpg" alt="" width="300" height="191" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/karbonatlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nişasta</title>
		<link>http://www.saglik.im/nisasta/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/nisasta/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 03:36:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=8714</guid>
		<description><![CDATA[Nişasta, bitkilerin başlıca besin depolama bileşiği. Nişasta katışıksız bir madde değil, her ikisi de karbonhidratların polisakkaritler grubundan iki bileşimin karışımıdır. Amitoz denilen birinci maddenin içerdiği 250-300 glikoz altbirimi, sağa doğru kıvrılan bir sarmal biçiminde birbirlerine bağlanırlar. Amilopektin adı verilen ikinci madde de, amiloza çok benzer, ama altbirimleri kollara ayrılan bir yapıdadır ve her 25 birimde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nişasta, bitkilerin başlıca besin depolama bileşiği. <a href="http://www.saglik.im/nisasta/">Nişasta</a> katışıksız bir madde değil, her ikisi de karbonhidratların polisakkaritler grubundan iki bileşimin karışımıdır. Amitoz denilen birinci maddenin içerdiği 250-300 <a href="http://www.saglik.im/insulin-ve-glikoz/">glikoz</a> altbirimi, sağa doğru kıvrılan bir sarmal biçiminde birbirlerine bağlanırlar. Amilopektin adı verilen ikinci madde de, amiloza çok benzer, ama altbirimleri kollara ayrılan bir yapıdadır ve her 25 birimde bir, yeni kollar ana gövdeden ayrılır. Her iki madde de, <a href="http://www.saglik.im/enzimler/">enzimler</a>in etkisiyle kısa sürede oluşabilir ya da çözülebilirler. Işıl bireşimden sonra, amiloz ve amilopektin karışımından oluşan nişasta tanecikleri bitki <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a>lerinin sitoplazmaların da ve patatesin yumru kökü gibi depolama organlanrıda birikirler. Sakkaroza dönüşerek bitkinin çeşitli bölümlerine dağılan nişasta, çözülerek glikoz haline geldikten sonra, hayvanlardaki günlük enerji gereksiniminin büyük bölümünü karşılar, özellikle Üçüncü Dünya ülkelerinde nişasta, insanların <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">beslenme</a>sinde de son derece önemlidir.</p>
<p><img src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/07/nisasta.jpg" alt="nisasta" title="nisasta" width="339" height="351" class="alignleft size-full wp-image-8715" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/nisasta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Magnezyum</title>
		<link>http://www.saglik.im/magnezyum-ma/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/magnezyum-ma/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 May 2009 04:52:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=943</guid>
		<description><![CDATA[MAGNEZYUM (Ma): Vücut magnezyumunun yaklaşık % 6O’ı kemik ve dişlerin yapısında yer alır. Diğer minerallerle birlikte sinir uyarımını ve kas kasılmalarım düzenler. Ayrıca enerji metabolizmasında rol alan pek çok enzimi etkin biçime dönüştürür. Kalsiyum gibi magnezyum tuzları da suda erimez ve besinlerdeki magnezyumun çoğu emilemez. Emilimin çoğu yukarı bağırsak bölgesinde olur. Günlük gereksinim düzeyi 300-350 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MAGNEZYUM</strong> (Ma): Vücut magnezyumunun yaklaşık % 6O’ı <a href="http://www.saglik.im/yazi/kemik/">kemik</a> ve dişlerin yapısında yer alır. Diğer <a href="http://www.saglik.im/mineraller/">mineraller</a>le birlikte sinir uyarımını ve <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> kasılmalarım düzenler. Ayrıca enerji <a href="http://www.saglik.im/metabolizma/">metabolizma</a>sında rol alan pek çok <a href="http://www.saglik.im/enzimler/">enzim</a>i etkin biçime dönüştürür. <a href="http://www.saglik.im/kalsiyum/">Kalsiyum</a> gibi <a href="http://www.saglik.im/magnezyum-ma/">magnezyum</a> tuzları da <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a>da erimez ve besinlerdeki magnezyumun çoğu emilemez. Emilimin çoğu yukarı <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bagirsak-hastaliklari/">bağırsak</a> bölgesinde olur. Günlük gereksinim düzeyi 300-350 mg arasındadır. Bitki klorofilinin bir yapı taşı olduğundan başlıca kaynak yeşil yapraklı bitkilerdir. Fındık, <a href="http://www.saglik.im/tahillar/">tahıl</a> ve deniz ürünleri de Özellikle magnezyumdan zengin besinlerdir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2792" title="64" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/64.jpg" alt="" width="300" height="213" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/magnezyum-ma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>C Vitamini</title>
		<link>http://www.saglik.im/askorbik-asit-c-vitamini/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/askorbik-asit-c-vitamini/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2009 05:18:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=956</guid>
		<description><![CDATA[ASKORBİK ASİT (C VİTAMİNİ):Askorbik asit, kollaien yapımı için gerekli bir vitamindir; bu bağ doku proteini, hücre ve dokuları yapıştırmakla görevlidir. Böylece damar çeperlerinin sağlamlığı, dişlerin alveol boşluklarına sıkıca tutunmaları sağlanmış olur. C vitamini, demirin incebağırsaklardan emilimini düzenler; folasinin folinik aside dönüşümü ve bazı hormonların (tiroksin, adrenalin ve steroid) sentezi için gereklidir. Aminoasit metabolizmasında görev alır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ASKORBİK ASİT </strong>(C VİTAMİNİ):Askorbik asit, kollaien yapımı için gerekli bir vitamindir; bu bağ <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> proteini, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a> ve dokuları yapıştırmakla görevlidir. Böylece <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> çeperlerinin sağlamlığı, dişlerin alveol boşluklarına sıkıca tutunmaları sağlanmış olur. C vitamini, demirin incebağırsaklardan emilimini düzenler; folasinin folinik aside dönüşümü ve bazı hormonların (tiroksin, adrenalin ve steroid) sentezi için gereklidir. Aminoasit metabolizmasında görev alır ve <a href="http://www.saglik.im/yara-iyilesmesi/">yara iyileşmesi</a> için gerekli bir vitamindir. İnsan ve bazı canlılar {örneğin kobaylar} askorbik asit eksikliğinden büyük zarar görürler. Dokuları glikozdan Iaskorbikasit sentezini gerçekleştiren enzimlerden yoksundur: Bu yönüyle skorbüt, dokuların askorbikasit sentez etme yeteneğim kaybettiği bir genetik hastalık olarak kabul edilebilir. İnsan organizması askorbikasidi sentez edemez, bunu taze <a href="http://www.saglik.im/sebze-ve-meyveler/">meyve</a> <a href="http://www.saglik.im/sebze-ve-meyveler/">sebze</a> ve taze etlerden almak zorundadır. Turunçgiller, domates ve patates en bol C vitamini kaynaklarıdır. İnsan sütünde bol bulunduğu halde inek sütünde hiç yoktur. Her organ az çok askorbikasit içermekle birlikte, adrenal kortekste ve hipofizde çok fazla düzeyde bulunmaktadır. Lökositlerde de bol bulunur; bu nedenle teşhis için örnek doku olarak lökositler kullanılmaktadır.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-2747" title="52" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/52-300x240.jpg" alt="" width="300" height="240" /></p>
<p>Normal lökositler % 15-25 mg. askorbikasit içerdikleri halde skorbütte bu değer % 2 mg’ın altma inmektedir. Normal serum % 0.5-1 mg askorbikasit içerir;C vitamininin eksiklisinde gelişen skorbüt hastalığında dişetlerinin görünümü skorbütte pratik olarak serumda C vitamini yoktur.Yeterli ve dengeli bir beslenmede tüm <a href="http://www.saglik.im/dokular/">dokular</a> C vitamini ile doymuş halde olurlar; normal durum da budur (600-1500 mg). En yoğun bulunduğu yer adrenal bezi ve gözdür. C vitamini alınmazsa vücudun C vitamini depolarının 20-50 günde tükendiği hesaplanmıştır; buradan günlük gereksinimin 30 mg kadar olduğu söylenilebilir. Böbrekler, G vitamini atılımım artırıp azaltarak <a href="http://www.saglik.im/vitaminler/">vitamin</a> depolarının düzenlenmesinde yardımcı olurlar.Skorbütten korunmak için günde en az 10 mg askorbikasit alınması öğütlenmektedir; ancak diğer işlevlerin de yapılabilmesi için günlük gereksinim düzeyi bunun 3-5 katı olmalıdır. Erişkinler için 60 mg, <a href="http://www.saglik.im/sut/">süt</a> çocukları için 35 mg ve çocuklar için 45 mg, gebelikte 80 mg, emzirmede 100 mg kadar gereksinim olduğu belirlenmiştir. Bu vitamin taze besinlerde bulunur; bütün sebzelerin filizlerinde boldur, buna karşılık tohumlarında yoktur. Sağlıklı anne sütü iyi bir kaynaktır. Pastörize sütlerde pratik olarak yoktur. Taze sebze ve meyvelerin hemen hepsi C vitamininden zengindir. Turunçgiller, diğer meyveler, yeşil yapraklı sebzeler, salatalar, domates, patates de iyi birer vitamin kaynağıdırlar. Dondurulmuş turunçgil, meyve ve domates suları, <a href="http://www.saglik.im/sebze-ve-meyveler/">sebzeler</a> taze konumlarındaki gibi vitaminden zengindirler, pişirilme ya da konserve yapılma Sırasında büyük oranda vitamin içeriğini kaybederler. Kurutulmuş besinlerde ise C vitamini çok azdır. Bu nedenle birçok ülkede hazırlanan konserve yiyecek ve meyve sularına askorbikasit eklenmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/askorbik-asit-c-vitamini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İştah ve İştahsızlık</title>
		<link>http://www.saglik.im/istahsizlik-2/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/istahsizlik-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 23:54:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sindirim Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi Yöntemleri ve İncelemeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=748</guid>
		<description><![CDATA[İŞTAH NEDİR Açlıkla karşılaştırıldığında iştah ruhsal etkenlerin çok daha ağır bastığı bir duygudur, insan deneyimleri sonucu hoş ve güzel olduğunu bildiği bir yiyeceğe karşı derin bir istek duyar. Hoşlandığı yiyeceği düşündüğünde mide ve tükürük salgılan artar. Yemek seçiminde kalıtsal etkenler de rol oynar. Böylece iştahın ortaya çıkmasında deneyime bağlı ve deneyimden bağımsız etkenler birleşir. Genellikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>İŞTAH NEDİR<br />
</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Açlıkla karşılaştırıldığında <a href="http://www.saglik.im/istahsizlik-2/">iştah</a> ruhsal etkenlerin çok daha ağır bastığı bir duygudur, insan deneyimleri sonucu hoş ve güzel olduğunu bildiği bir yiyeceğe karşı derin bir istek duyar. Hoşlandığı yiyeceği düşündüğünde <a href="http://www.saglik.im/mide/">mide</a> ve tükürük salgılan artar. Yemek seçiminde kalıtsal etkenler de rol oynar. Böylece iştahın ortaya çıkmasında deneyime bağlı ve deneyimden bağımsız etkenler birleşir. Genellikle alınan ilk lokmalar <a href="http://www.saglik.im/istahsizlik-2/">iştah</a>ı açar. “İştah iki dişin arasındadır” atasözü bu gerçeği yansıtır. Çevresel uyanlar da hem mide mukozasını, hem de midenin <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> katmanını etkiler. Tatsız bir yiyeceğin ya da bir başka maddenin kokusu, kas gerginliğini azaltarak mideyi gevşetir ve iştahın karşıtı olan bulantıya yol açar. Buna karşılık iştah verici yiyeceklerin kokusu ve görüntüsü mide gerginliğini artırır.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-4497" title="isp" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/12/isp.jpg" alt="" width="250" height="175" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İŞTAHSIZLIK NEDİR</strong></p>
<p>Yemek yeme isteğinin azalması ve/veya kaybolmasıdır. İştahsızlık birçok <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/sindirim-sistemi-ve-hastaliklari/">sindirim sistemi</a> hastalıklarında gelişebileceği gibi, sindirim sistemi dış organları bozukluklarında ve psikiyatrik bozukluklarda da oluşabilecek olan bir belirtidir. Bu nedenle, iştahsızlığı belli bir hastalığın belirtisi olarak ele alıp, burada teşhise varmak olanaksızdır. <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">Beslenme</a> isteği hipotalamustaki başhca iki merkez tarafından kontrol edilmektedir. Bunlardan biri “Açlık merkezi” diğeri ise “Doymuşluk merkezidir”. Yeterli bir yemekten sonra doymuşluk merkezi, açlık merkezini baskı altına alarak, yemek yeme isteğini bastırır.<br />
<a href="http://www.saglik.im/istahsizlik-2/"><span style="color: #333333;">İştahsızlık</span></a> durumunu doymuşluk hissinden ve belli besin maddelerine karşı duyulan isteksizlik ve duyarlıktan ayırmak gerekir, “Sitofobi” denilen durumda hasta yemek yemekten korkmaktadır. Çünkü yemek yediğinde sindirim sistemindeki bazı bozukluklara bağlı olarak <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> ve/veya rahatsızlık duymaktadır. “Anoreksia nervoza” denilen bir psikiyatrik hastalıkta da hastada şiddetli ve inatçı bir <a href="http://www.saglik.im/istahsizlik-2/">iştahsızlık</a> vardır. Bu hastalık ayrıntılı bir biçimde sitemizin “<a href="http://www.saglik.im/kategori/patoloji/"><span style="color: #333333;">Patoloji</span></a> bölümünde” incelenmektedir. <a href="http://www.forumlopedi.net/yasam_sozlugu_i/istahsizlik-t19169.0.html"><span style="color: #333333;">İştahsızlık</span></a> birçok <a href="http://www.forumlopedi.net/cocuk_sagligi/sindirim_sistemi_hastaliklari-t12095.0.html"><span style="color: #333333;">sindirim sistemi hastalıkları</span></a>nın belirtilerinden biri olabilmektedir. Örneğin <a href="http://www.saglik.im/vsindirim-kanali-hormonlari/"><span style="color: #333333;">sindirim kanalını</span></a>n herhangi bir bölümünü tutan iltihabı süreçler, <a href="http://www.saglik.im/mide-kanseri/"><span style="color: #333333;">mide kanseri</span></a><span style="color: #333333;">, </span><a href="http://www.saglik.im/mide-ulseri/"><span style="color: #333333;">mide ülseri</span></a><span style="color: #333333;">, </span><a href="http://www.forumlopedi.net/teknoloji_p/pankreas-t20171.0.html"><span style="color: #333333;">pankreas</span></a> kanseri gibi. İştahsızlık, sıklıkla <a href="http://www.saglikbilimi.com/sarilik/"><span style="color: #333333;">sarılık</span></a> hastalığının ilk belirtilerinden biridir. Sindirim kanalı dışı <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/"><span style="color: #333333;">hastalıklar</span></a>ı arasında Üremiyle seyreden ağır <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bobrek-hastaliklari/"><span style="color: #333333;">böbrek hastalıkları</span></a>nı, hiperparatiroidizmi, tüm hipofiz yetmezliğini (pan hipopituitarizm),<span style="color: #333333;"> </span><a href="http://www.saglik.im/addison-hastaligi/"><span style="color: #333333;">Addison hastalığı</span></a>nı ve basit bir gribi, iştahsızlık yaratan etkenler arasında verebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/istahsizlik-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>31</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Proteinler ve Protein Yapısı</title>
		<link>http://www.saglik.im/protein/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/protein/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2009 08:32:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Biyokimya]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[Hücre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=791</guid>
		<description><![CDATA[Hücre içerisinde bol olarak bulunan ve hücrenin kuru ağırlığının % 50’sini oluşturan organik moleküler proteinlerdir. Tümünde karbon, hidrojen, azot ve oksijen bulunur. Pek çoğunda da kükürt bulunur. Bazı proteinlerin yapılarındaysa bunlara ek ele­mentler olarak Özellikle fosfor, demir, çinko ve bakır bulunur. Genellikle proteinler saf kristal olarak izole edilebilirler. Molekül ağırlıkları da çok fazladır. Proteinlerin yapıtaşı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hücre içerisinde bol olarak bulunan ve hücrenin kuru ağırlığının % 50’sini oluşturan organik moleküler proteinlerdir. Tümünde karbon, hidrojen, azot ve oksijen bulunur. Pek çoğunda da kükürt bulunur. Bazı proteinlerin yapılarındaysa bunlara ek ele­mentler olarak Özellikle fosfor, demir, <a href="http://www.saglik.im/cinko-zn/">çinko</a> ve bakır bulunur.<br />
Genellikle <a href="http://www.saglik.im/protein/">proteinler</a> saf kristal olarak izole edilebilirler. Molekül ağırlıkları da çok fazladır. Proteinlerin yapıtaşı olan amoniasitlerin sayıları 20 tanedir. Serum proteinleri albumin ve globulinlerden oluşmuştur. Plazmada ise bunlara ek olarak fibrinojen vardır. Albumin homojen bir <a href="http://www.saglik.im/protein/">protein</a> molekülüdür. Fakat globulinler en az 4 değişik protein moleküllerinden oluşmuştur. Serum proteinlerinin elektroforeziyle bu globulinler ayrılır ve 2 globulin­ler diye adlandırılır. Aşağıdaki resimler bir elektroforez grafiğini ve fotoğrafım göstermekte­dir. Serumun total protein miktarı % 6-8 g arasın­dadır. Bunun % 3.5-5 g’ı albumin, kalanı globulinlerdir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-4896" title="proteinler-2" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/07/proteinler-2-300x228.gif" alt="" width="300" height="228" /></p>
<p>Serum proteinlerindeki patolojik durumlar genel­likle albumin azalması ya da globulinlerin artışı biçimindedir. Açlık, proteinden fakir beslenme­ler, karaciğer sirozu, hipotiroidi, alkol alınması, nefrotik sendrom, <a href="http://www.saglik.im/bakteriler/">bakteri</a> entoksikasyonları, kro­nik infeksiyonlar, habis <a href="http://www.saglik.im/yazi/tumorler/">tümörler</a> gibi olaylarda serum albumin değerleri azalmaktadır. CXı globulin, total proteinin % 1-5′ini oluşturmaktadır. Kronik infeksiyonlarda, romatoid artritte, akut ve kronik nefritlerde düzeyleri artmaktadır. (X 2-globulin, total proteinin % 8-13′ûnü oluşturmak­tadır. Akut infeksiyonların ilk devresinde, kronik infeksiyonlarda, sistemik lupus eritamatosus, romatoid artritte, viral hepatitte, karaciğer nek­rozunda, sirozda, alfa tip miyelomda artışlar ol­maktadır. *U -globulin, total proteinin % 11-17’sini oluşturmaktadır. En belirgin artışlar sirozda olmaktadır. Ayrıca bazı <a href="http://www.saglik.im/lipidler/">lipid</a> metabolizması bo­zukluklarında, nefrozda ve beta tip miyelomada dapglobulinler artmaktadır. 2f globulin, total proteinin % 15-25′ini oluşturmaktadır. Bu globu­lin fraksiyonu immunglobulinleri içermektedir. Multiple miyelomada, bazı lösemi türlerinde, si­rozda, aşırı duyarlılık tepkilerinde kolloj en hasta­lıklarında artmaktadır.</p>
<p><strong>PROTEİNLERİN YAPISI</strong>:</p>
<p>Protein molekülleri, yapı taşları olan aminoasitlerin birbirleri Fibröz proteinler ardı sıra kimyasal bağlarla birbirlerine bağla­narak oluşturduklar! uzun polimer zincirleridir. İki aminoasit molekülünün arasından bir molekül <a href="http://www.saglik.im/su/">su</a> ayrılmasıyla oluşan bağa peptit bağı adı verilir. Peptit bağlarıyla birbirlerine bağlanan aminoasitierin oluşturduğu yapıya da polipeptit zincirinin yapısında yüzlerce amiuoasit yer alabilir, birden fazla sayıdaki polipeptit zinciri de bir araya gelerek protein moleküllerini oluş­tururlar. Fakat protein moleküllerinin yapısı rastlantıya bağlı bir dizilim göstermez. Her molekülün özgün kimyasal bileşimi, molekül ağırlığı ve aminoasit dizilimi vardır. Protein moleküllerinin üç boyutlu biçimleri de karak­teristik özellikler taşır. Bu özelliklerine göre pro­teinler iki ana gruba ayrılabilirler. Birincisi fibröz proteinler olup polipeptit zincirlerinin bir eksen çevresinde dizilerek uzun lifçilikler oluştur­duğu bir yapıdır. Fibröz proteinler bağ dokusu­nun temel yapı elemanlarıdır. Örneğin <a href="http://www.saglik.im/yazi/kemik/">kemik</a> yapısındaki kollagen doku; saç, tırnak, deri ve boynuzsu yapıdaki alfa keratin gibi. İkinci grubu oluşturan globüler proteinler ise polipeptit zin­cirlerinin sıkı bir biçimde kümeleşerek oluştur­dukları küre benzeri yapılardır. FibrÖz pro­teinlerin suda çözünmediklerine karşın gîobüler proteinler suda kolayca çözünür ve yayılırlar. En­zimler bazı hormonlar, albumin ve <a href="http://www.saglik.im/hemoglobin/">hemoglobin</a> gibi yaşam etkinlikleri açısından büyük önem taşıyan proteinlerimiz hep globüler yapıdadırlar. Proteinlerin yapısını daha iyi açıklayabilmek için özgün terimlere başvurmamız gerekiyor. Pro­teinler genel anlamda dörtlü bir yapı gösterirler: Birincil yapı, aminoasitlerin peptit bağlarıyla bir­birlerine bağlanarak oluşturdukları zincir yapı, ikincil yapı, fibröz proteinlerde olduğu gibi bir eksen çevresinde oluşturdukları sarmal yapı, üçüncül yapı, polipeptit zincirinin globüler pro­teinlerde olduğu gibi kıvrılarak ya da bükülerek oluşturduğu yapı ve dördüncü! yapı, birden fazla polipeptit zinciri içeren proteinlerdir ve uzaysal dizilim ilişkileri vardır.</p>
<p><strong>PROTEİNLERİN YAPISINDA YER ALMAYAN AMİNOASİTLER</strong>;</p>
<p>Genel olarak bi­linen 20 aminoaside birkaç tane de ender olarak bulunan aminoasitleri eklediğimizde geriye 150′nin üzerinde aminoasit kalır. Bunlar çeşitli <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a> ve dokularda bulunmalarına karşın hiçbir proteinin yapısında yer almazlar. Bazıları meta­bolizma işlevlerinde ara ürün ya da başlangıç maddesi olarak görev yaparlar. Bazıları da, gammaaminobütirikasit gibi sinir iletisinde önemli görevler üstlenirler.</p>
<p><strong>PROTEİNLERİN SINIFLANDIRILMASI:</strong></p>
<p>Pro­teinler bileşimleri açısından değerlendirilecek olurlarsa iki temel gruba ayrılırlar. Basit ve bileşik proteinler. Basit proteinler yapı eleman­larına ayrıldıklarında <a href="http://www.saglik.im/aminoasitler/">aminoasitler</a> dışında orga­nik ve inorganik kalıntıları olmayan proteinlerdir. Genellikle yapılarının % 50’sini karbon ve % 23′ünü de oksijen oluşturur. Kalan bölümü de azot ve kükürt gibi elementlerden oluşur. Bileşik proteinlerse yapı elemanlarına parça­landıklarında aminoasitlerin dışında organik ve inorganik bileşenler içerirler. Bu tür proteinlere örnek olarak yapılarında nükleikasit içeren nükleoproteinleri, lipidleri içeren lipoproteinleri, fosfoproteinleri, metelloproteinleri ve glukoproteinleri sayabiliriz.</p>
<p><strong>PROTEİN METABOLİZMASI-BÜYÜME VE İNSÜLİN: </strong></p>
<p>Vücuttaki hemen hemen bütün dokulardaki hücrelerde proteinler yavaş bir süreç ile amino asitlere parçalanırlarken, yakılanların yerine aynı fakat yeni üretilmiş proteinler konur. Böylece hücrelerdeki proteinler sürekli bir yıkılma ve yenilenme olayını yaşarlar. Bu olaylar kemik dokusunda bile görülür.</p>
<p>İnsülin hormonu yokluğunda ya da yetersizliğinde <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> glikozu hücrelere giremeyip onların enerji gereksinimlerinde kullanılamaz. Bu durumda hücreler yapılarındaki proteinleri amino asitlere parçalayıp, bunları enerji üretimi için kullanırlar. Bilindiği gibi proteinler çok sayıda amino asitin birleşmesi sonucu kurulmuş maddelerdir. Proteinlerin amino asitlere yıkılması olayına katabolizma denir. Buna göre insülin azlığı vücuttaki katabolizma olaylarını hızlandırıcı bir etki gösterir ve böylelikle hücrelerde amiro asitlerden protein sentez edilmesi de azalır. Çünkü insülin belli bir ölçüde amino asitlerin kandan hücre içine girmesini kolaylaştırıcı bir etkiye de sahiptir. İnsülin azlığı nedeniyle hücre içine az miktarda amino asit girince protein sentezi de azalmış olur. Bilindiği gibi amino asitlerden protein sentez edilmesi olayına “Anabolizma” denir. Özetleyecek olursak, insülin azlığı ya da yokluğu sonucu protein yıkımı {katabolizma) hızlanırken, protein yapımı (anabolizma) da yavaşlar. Bu ise bir şeker hastasının vücudundaki protein miktarının azalmasına neden olur. Protein yapımının azalması buna karşılık yıkımın çoğalması, şeker hastalarında yaraların geç kapanmasının başlıca nedenini oluşturur.</p>
<p>Bilindiği gibi bedensel büyümenin esas hormonu adenohipofizden salgılanan büyüme hormonudur, İnsülinsiz bir organizmada <a href="http://www.saglik.im/buyume-hormonu/">büyüme hormonu</a> bulunsa bile büyüme gerçekleşmez. Çünkü insülin hücrelere amino asitlerin girişini sağlayarak hücrelerdeki protein sentezini kolaylaştırmakta ve böylece büyümeye yardımcı olmaktadır. Anımsanacağı gibi tiroit bezinden salgılanan “tiroksin” hormonu da büyüme için gerekli olan bir hormondur.</p>
<p>Büyüme hormonu kanın glikoz yoğunluğunu yükseltir. Bu etkisini glikozun hücreler tarafından kullanımım azaltarak ve glikoz yapımını artırarak gerçekleştirir. Kan glikozu yükseldiğinde insülin salgılanması artar. Büyüme hormonu bu zincirleme mekanizmayla olduğu gibi, doğrudan etkiyle de pankreastan insülin salgılanmasını çoğaltır. Büyüme hormonunun kan glikozunu yükseltici etkisine “Diabetojenik” etki denir. Devlik ya da <a href="http://www.saglik.im/akromegali/">akromegali</a> gibi hipofiz bezinin aşın büyüme hormonu salgılayan tümörlerinde, büyüme hormonunun diabetojen etkisi uzun ve ağır bir biçimde kendini gösterecektir. Kan şekeri yüksekliği uzun sürdüğünde buna paralel olarak da insülin salgılanması artacaktır. Fakat bir süre sonra pankreastan insülin salgılanması görevini üstlenmiş olan Beta hücreleri yorulacak, bozulacak ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/hormon/">hormon</a> salgısını durduracaklardır. Bu ise şeker hastalığına (Diabet) neden olacaktır. Tedavi görmemiş olan devlik ya da akromegali hastalarında zamanla <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/seker-hastaligi/">şeker hastalığı</a> (Diabet) gelişir. ACTH, kortizol, tiroksin ve luteinizan hormon diabetojen etkili diğer hormonlardır.</p>
<p><strong>ŞEKER VE PROTEİNLER</strong></p>
<p>Arteriyosklerozluların beslenmesinde proteinlere az yer verilmesi gerektiğini bildiren araştırma sonuçlanna karşın proteinler genellikle çok tüketilir. Şeker de araştırmacıların dikkatini giderek da­ha çok çekmektedir. Araştırmalar, arteri-yosklerozda yağ metabolizması bozukluklannın yanı sıra şeker metabolizma­sında da fazla belirgin olmayan hafif bozukluklar görüldüğünü kanıtlamıştır. Şeker bakımından zengin besinler alan­larda kan yağ düzeyinin de arttığı gözle­nir. Besinlerle alınan şekerlerin büyük bir bölümü vücutta yağlara dönüştürülür.</p>
<p>.</p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-4895" title="proteinler" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/07/proteinler-300x205.jpg" alt="proteinler" width="300" height="205" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/protein/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>23</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tahıllar</title>
		<link>http://www.saglik.im/tahillar/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/tahillar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 05:10:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=971</guid>
		<description><![CDATA[TAHILLAR: Tahıl, çayır bitkisi familyasına ait bir grubun tohumlarına verilen addır. Buğday, yulaf, mısır, pirinç, insan beslenmesinde oldukça sık kullanılan tahıllardandır. Tahıl tanesi diğer canlılarda olduğu gibi hücrelerden oluşmaktadır Tahıl tanesinin dış yüzünü kaplayan kabuk öğütme sırasında “kepek” olarak atılır. Kepek “selüloz”, “hemi selüloz” ve “lignin” yönünden zengindir, Ancaktahıllar, bu maddelerden daha önemli olan, “proteinler”, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TAHILLAR:</strong> Tahıl, çayır bitkisi familyasına ait bir grubun tohumlarına verilen addır. Buğday, yulaf, mısır, pirinç, insan beslenmesinde oldukça sık kullanılan tahıllardandır. Tahıl tanesi diğer canlılarda olduğu gibi hücrelerden oluşmaktadır Tahıl tanesinin dış yüzünü kaplayan kabuk öğütme sırasında “kepek” olarak atılır. Kepek “selüloz”, “hemi selüloz” ve “lignin” yönünden zengindir, Ancaktahıllar, bu maddelerden daha önemli olan, “proteinler”, “madenler” ve “vitaminler”den de zengindir. Tahılın “endosperm” denilen bölümü bir enerji deposu gibidir. Tahılın çimlenmesini sağlayan embriyon adlı bölümü enerji sağlar. Endosperm genellikle nişasta tanecikleri ve sitoplazmadan oluşmaktadır. Tahılın “embriyon” (çekirdek) bölümü yeni bitki oluşmasını sağlayan çimlenme bölümüdür. Çeşitli tahılların taşıdıkları besin değeri birbirinden farklı olmaktadır. <a href="http://www.saglik.im/tahillar/">Tahıllar</a> içinde, <a href="http://www.saglik.im/protein/">protein</a> bakımından en değerli olanı pirinç olmaktadır. En değersiz olanı mısırdır. Tahıllarda A, C ve B12 vitamini yoktur. Diğer D vitaminleri, genellikle kabuk (kepek) ve embriyon (çekirdek) bölümünde bulunmaktadır. Ülkemizde halkın çoğunluğunda, günlük enerji ve protein gereksiniminin % 80 kadarı tahıllardan karşılanmaktadır.</p>
<p>Aşağıdaki tabloda çeşitli tahılların içerdikleri maddeler % olarak verilmektedir.</p>
<p>Protein Karbonhidrat Madenler <a href="http://www.saglik.im/su/">Su</a> Posa Mısır 10 73 1,3 14 2</p>
<p>Buğday 14 75 1,7 13 2,3</p>
<p>Pirinç 8 75 1,3 13 1</p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-2712" title="43" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/43-300x108.jpg" alt="" width="300" height="108" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/tahillar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vitaminler</title>
		<link>http://www.saglik.im/vitaminler/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/vitaminler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 05:50:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=900</guid>
		<description><![CDATA[VİTAMİNLER: Beri beri hastalığının tedavi­sinin besin kökenli bir madde ile başarılması “vitamin” sözcüğünün doğuşuna neden olmuştur. Bulunan maddenin “amin” karakterinde olması ve yaşam için büyük önem taşıması (vitamin yaşam) nedeniyle bu maddeye vitamin denilmiştir. İlk kez yapılan bu tanımlamaya günümüzde de bağlı ka­lınmakla birlikte vitamin olarak tanıdığımız bazı moleküllerin amin karakterli olmadıkları da hatır­da tuLulmalıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİTAMİNLER</strong>: Beri beri hastalığının tedavi­sinin besin kökenli bir madde ile başarılması “vitamin” sözcüğünün doğuşuna neden olmuştur. Bulunan maddenin “amin” karakterinde olması ve yaşam için büyük önem taşıması (vitamin yaşam) nedeniyle bu maddeye <a href="http://www.saglik.im/vitaminler/">vitamin</a> denilmiştir. İlk kez yapılan bu tanımlamaya günümüzde de bağlı ka­lınmakla birlikte vitamin olarak tanıdığımız bazı moleküllerin amin karakterli olmadıkları da hatır­da tuLulmalıdır. Zaman içerisinde tanımlanan besin faktörleri <a href="http://www.saglik.im/vitaminler/">vitaminler</a> listesine eklenmiştir. Vitaminler paylaştıkları genel özellikleri nedeniy­le suda çözünenler ve yağda çözünenler olmak üzere iki ana gruba ayrılırlar. Suda çözünenlerin kimyasal yapılan oldukça birbirlerinden farklı ol­makla birlikte polar moleküller olmaları genel or­tak Özellikleridir. Suda çözünebilir nitelikte olma­ları nedeniyle B-kompleks ve C vitamininin vücut­ta depolanmaları söz konusu değildir. Bu nedenle günlük diyet yoluyla sürekli alınmaları gereklidir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-2681" title="35" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/35-296x300.jpg" alt="" width="296" height="300" /></p>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-7704731838317262504&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-7704731838317262504&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>“Hamin [Vitamin B1), Riboflavin (Vitamin B2), Niasin (Nikotinikasit) ve Kobalamin (Vitamin B12) gibi C vitamini dışındaki suda çözünen vitaminler ammatik reaksiyonlarda kofaktör rolü üstlenir­ler. Yağda çözünen vitaminlerse A vitamini, E vitamini, <a href="http://www.saglik.im/k-vitamini/">K vitamini</a> ve D vitaminidir. Bu vitaminler vücut tarafından emildikten sonra karaciğere taşınırlar. Bir bölümü karaciğerde (vitamin A, D, K) ya da bir bölümü de yağ doku­sunda (vitamin E) değişen sürelerle depo edilirler. Yağda çözünen vitaminlerin kanda taşınmalarıysa <a href="http://www.saglik.im/lipoproteinler/">lipoproteinler</a> yardımıyla olur. Suda çözünme­leri güç olduğundan idrar yoluyla atılmazlar, onun yerine safra kesesine dökülürler ve bağırsaklardan atılırlar. Suda çözünür vitaminle­rin tersine vücutta depo edilmeleri söz konusu ol­duğundan aşın dozlarda alındıklarında toksik etki yaparlar..</p>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-6115869495721972686&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-6115869495721972686&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/vitaminler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yumurta</title>
		<link>http://www.saglik.im/yumurta/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/yumurta/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2008 05:12:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=973</guid>
		<description><![CDATA[YUMURTA: Yumurta, beslenmede önemli yer tutan bir besin maddesidir. Kabaca incelendiğinde yumurtanın kabuk, zar, yumurta akı ve sarıdan oluştuğu görülür. Yumurtanın daha küt olan ucunda gelişen hava yeri ne kadar büyükse yumurta o kadar bayattır. Yumurtanın ortalama olarak % ll’i kabuk, % 31*1 sarı, % 58′i işe yumurta akıdır. Sarı ile yumurta akının yapıları birbirinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YUMURTA</strong>: Yumurta, beslenmede önemli yer tutan bir besin maddesidir. Kabaca incelendiğinde yumurtanın kabuk, zar, <a href="http://www.saglik.im/yumurta/">yumurta</a> akı ve sarıdan oluştuğu görülür. Yumurtanın daha küt olan ucunda gelişen hava yeri ne kadar büyükse yumurta o kadar bayattır. Yumurtanın ortalama olarak % ll’i kabuk, % 31*1 sarı, % 58′i işe yumurta akıdır. Sarı ile yumurta akının yapıları birbirinden farklıdır. Yumurta akının % ll’i protein, % 0,2’si yağ, % 0,8′i madenler, % 88′i ise sudan oluşmaktadır. Yumurta sarısının % 17,5′u protein, % 32,5′u yağ, % 2’si madenler ve % 48′i ise sudur. Yumurta akının <a href="http://www.saglik.im/protein/">protein</a> kalitesi yüksektir. Yapılan laboratuvar deneylerinde yumurta proteinlerinin % 100 oranında vücut proteinlerine dönüştüğü görülmüştür. Bu nedenle yumurta proteinleri örnek protein olarak kabul edilmektedir. Yumurtanın sarısı A ve B vitaminlerinden çok zengindir. Sarı rengin koyu olması, yumurtadaki A vitamininin fazlalığını belirtmez. Yumurta proteinleri ısı etkisiyle katılaşır. 60°C-da yumurta akı, 70°C’da ise yumurta sarısı katılaşmaktadır. Normal katılaşmış ancak fazla pişirilmemiş olan yumurtaların sindirimi daha kolaydır..</p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-2704" title="41" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/41.jpg" alt="" width="300" height="297" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/yumurta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

