<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri</title>
	<atom:link href="http://www.saglik.im/kategori/bagisiklik-bilimi-ve-organ-nakilleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik.im</link>
	<description>Sağlık, Tıp, Estetik Tedavi Yöntemleri &#124; Sağlık&#039;ım Her şey Diyorsanız..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Aug 2011 02:08:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Alerjik Tepkiler</title>
		<link>http://www.saglik.im/alerjik-tepkiler/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/alerjik-tepkiler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Apr 2009 13:28:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hücre]]></category>
		<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Alerji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=4614</guid>
		<description><![CDATA[ALERJİK TEPKİLER NELERDİR? Nedenleri son derece çeşitli olan alerjik tepkiler, gerekli önlemlerin alınmasıyla sorun olmaktan çıkarılabilir. Önemsenmediği durumlarda bu tepkilerin hastanın yaşamını tehlikeye sokacak ölçüde ağır sonuçlar iMBh doğurabileceği unutulmamalıdır.Vücudun yabancı bir maddeye aşın tepki vermesi anlamına gelen alerji terimi, ilk kez bu yüzyılın başlarında kullanılmaya başladı. Günümüze değin sürdürülen yoğun araştırmalar bu konunun önemini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ALERJİK TEPKİLER NELERDİR?</strong></p>
<p>Nedenleri son derece çeşitli olan <a href="http://www.saglik.im/yazi/alerji/">alerji</a>k tepkiler, gerekli önlemlerin alınmasıyla sorun olmaktan çıkarılabilir. Önemsenmediği durumlarda bu tepkilerin hastanın yaşamını tehlikeye sokacak ölçüde ağır sonuçlar iMBh doğurabileceği unutulmamalıdır.Vücudun yabancı bir maddeye aşın tepki vermesi anlamına gelen <a href="http://www.saglik.im/yazi/alerji/">alerji</a> terimi, ilk kez bu yüzyılın başlarında kullanılmaya başladı. Günümüze değin sürdürülen yoğun araştırmalar bu konunun önemini gözler önüne serdi.Vücudun tepki göstermesine yol açan maddelere <a href="http://www.saglik.im/antijen-2/">antijen</a> denir. Antijenler <a href="http://www.saglik.im/yazi/vucut-sicakligi/">vücut</a>ta temel olarak dalak, <a href="http://www.saglik.im/lenf-bezleri/">lenf bezleri</a> ve <a href="http://www.saglik.im/lenf-damarlari/">lenf damarları</a>ndan oluşan <a href="http://www.saglik.im/retikuloendotelial-sistem-res/">retiküloendotelial sistem</a>deki <a href="http://www.saglik.im/yazi/hucreler/">hücreler</a>i ve kanda serbest dolaşan bir <a href="http://www.saglik.im/akyuvarlar-lokositler/">akyuvar</a> türü olan <a href="http://www.saglik.im/lenfositler/">lenfositler</a>i uyarır. <a href="http://www.saglik.im/antijen-2/">Antijen</a> kaynaklı uyarı bu <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a>lerde <a href="http://www.saglik.im/antikor-2/">antikor</a> üretimini artırır. <a href="http://www.saglik.im/protein/">Protein</a> yapısında olan antikorların görevi vücudu antijenlere karşı savunmaktır. Bazı durumlarda vücudun belli bir antijene gösterdiği tepkinin şiddeti azalır, yani vücuda giren antijen <a href="http://www.saglik.im/klinik-biyokimya/">klinik</a> belirtilere yol açmaz. Bu durumda <a href="http://www.saglik.im/kategori/bagisiklik-bilimi-ve-organ-nakilleri/">bağışıklık</a> söz konusudur.<br />
<img class="alignnone size-medium wp-image-4619" title="alerji" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/04/alerji.jpg" alt="" width="287" height="184" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/alerjik-tepkiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Serum Hastalığı</title>
		<link>http://www.saglik.im/serum-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/serum-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 14:22:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1243</guid>
		<description><![CDATA[SERUM HASTALIĞI: “Tetanos”, “gazlı gangren”, “difteri”, “yılan sokması” gibi durumlarda tedavi ya da önlem amacıyla at ya da sığır serumlarından hazırlanan bazı özel serumlar hastalara zerk edilir. Bu serumlarda bulunan bazı antijenler, hastanın antikorlarıyla birleşip Tip m biçiminde yaygın bir aşırı duyarlık tablosuna neden olurlar. Serum hastalığı denilen bu dokunun belirtileri, serum zerkinden 7-12 gün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SERUM HASTALIĞI</strong>: “Tetanos”, “gazlı gangren”, “difteri”, “yılan sokması” gibi durumlarda tedavi ya da önlem amacıyla at ya da sığır serumlarından hazırlanan bazı özel serumlar hastalara zerk edilir. Bu serumlarda bulunan bazı antijenler, hastanın antikorlarıyla birleşip Tip m biçiminde yaygın bir aşırı duyarlık tablosuna neden olurlar. <a href="http://www.saglik.im/serum-hastaligi/">Serum hastalığı</a> denilen bu dokunun belirtileri, serum zerkinden 7-12 gün sonra ortaya çıkar. Serum hastalığı, bir tür serumların zerk edildiği kişilerin ancak % 5!inde görülmektedir. Günümüzde serum hastalığının en sık rastlanan nedeniyse, zerk edilen özel at ve sığır serumlarından çok, penisilindir.</p>
<p>Ateş, eklem ağrısı, lenf bezlerinde büyüme, Özellikle ürtiker, <a href="http://www.saglik.im/kasinti/">kaşıntı</a> ve bazı başka deri belirtileri, <a href="http://www.saglik.im/dalak/">dalak</a> büyümesi gibi durumlar ortaya çıkar. Hastalık kendiliğinden iyileşme özelliğinde olduğundan yalnızca belirtilere yönelik bir tedavi yeterli olmaktadır. <a href="http://www.saglik.im/eklem-agrisi/">Eklem ağrıları</a> için “Aspirin” kaşıntı için de, antihistaminik ilaçlar çoğunlukla yeterli bir sonuç verirler. Bu önlemler yetersiz kaldığında, kortizol tedavisi uygundur.</p>
<p>.</p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-2575" title="8" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/8-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/serum-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlaç Alerjisi</title>
		<link>http://www.saglik.im/ilac-allerjisi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/ilac-allerjisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 05:34:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1181</guid>
		<description><![CDATA[İLAÇ ALLERJİSİ: Bazı kişilerde.belli bir ya da birkaç ilaca karşı allerjik reaksiyonlar oluşur. Halk arasında en çok bilinen allerji, penisilin allerjİsidir. Allerji yaratan ilaçlar ya antijen ya da haptan gibi etki ederler. İlaç allerj isinin belirtileri ve sonuçları şöyle özetlenebilir: Özellikle ürtiker biçiminde deri belirtileri, ateş böbrek ve karaciğer bozuklukları ve anafilaksis tabloları. Bu allerji [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İLAÇ ALLERJİSİ: Bazı kişilerde.belli bir ya da birkaç ilaca karşı allerjik reaksiyonlar oluşur. Halk arasında en çok bilinen allerji, <a href="http://www.saglik.im/penisilinler/">penisilin</a> allerjİsidir. Allerji yaratan ilaçlar ya <a href="http://www.saglik.im/antijen-2/">antijen</a> ya da haptan gibi etki ederler.<strong> </strong></p>
<p><strong>İlaç allerj isinin belirtileri ve sonuçları şöyle özetlenebilir:</strong> Özellikle <a href="http://www.saglik.im/urtiker/">ürtiker</a> biçiminde deri belirtileri, <a href="http://www.saglik.im/ates/">ateş</a> <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> ve karaciğer bozuklukları ve <a href="http://www.saglik.im/anafilaksis/">anafilaksis</a> tabloları. Bu allerji tablolarından özellikle anafilaksis hastanın kaybedilmesine neden olabilmektedir. İlaç allerj ilerinin önlenmesinde ve tedavisinde tüm sorumluluk doktorların üzerindedir. Doktor allerji yapabilecek ilaçları bilir ve hastasına bu ilaçları yazarken bilgisini değerlendirir. Ancak, hastalara da önemli bir görev düşmektedir: Kendilerinde herhangi bir <a href="http://www.saglik.im/ilac-allerjisi/">ilaç allerjisi</a> saptanmış olan hastaların bu durumu başvurdukları her doktora hatırlatmayı unutmamaları gerekmektedir. Herhangi bir ilaca karşı allerji geliştiğinde, bu ilacın alınması hemen durdurulup, doktora b aşvurulmalıdır.</p>
<p>.</p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-2674" title="33" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/33-292x300.jpg" alt="" width="234" height="240" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/ilac-allerjisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başka Organ ve Doku Nakilleri</title>
		<link>http://www.saglik.im/baska-organ-ve-doku-nakilleri/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/baska-organ-ve-doku-nakilleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2008 14:26:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1249</guid>
		<description><![CDATA[BAŞKA ORGAN VE DOKU NAKİLLERİ: Kalp, akciğer, karaciğer, kemik iliği, iç salgı bezi transplantasyonları gerçekleştirilmektedir. Bu transplantasyonlar yalnızca belli tıp merkezlerinde gerçekleştirilebilirler, çünkü henüz yeterince çözümlenmemiş olan bazı bağışıklık sistemi sorunları vardır. Öte yandan bu ameliyatların gerçekleştirilmesi için çok pahalı teknolojiler gerekir. Burada sözünü ettiğimiz transplantasyonlardan en başarılı olanı kemik iliği nakilleridir. Ama bu bile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BAŞKA ORGAN VE DOKU NAKİLLERİ:</strong></p>
<p>Kalp, akciğer, karaciğer, <a href="http://www.saglik.im/yazi/kemik/">kemik</a> iliği, iç salgı bezi</p>
<p>transplantasyonları gerçekleştirilmektedir. Bu transplantasyonlar yalnızca belli tıp merkezlerinde gerçekleştirilebilirler, çünkü henüz yeterince çözümlenmemiş olan bazı bağışıklık sistemi sorunları vardır. Öte yandan bu ameliyatların gerçekleştirilmesi için çok pahalı teknolojiler gerekir. Burada sözünü ettiğimiz transplantasyonlardan en başarılı olanı <a href="http://www.saglik.im/kemik-iligi/">kemik iliği</a> nakilleridir. Ama bu bile yalnızca belli merkezlerde gerçekleştirilebilmektedir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-2561" title="5" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/5-241x300.jpg" alt="" width="241" height="300" /></p>
<p>Dünyada ilk <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> naklini Dr. Hardy, 1964 yılında gerçekleştirmiştir. Dr. Hardy, bir şempanzenin kalbini hastasına taktı. Ne var ki, hasta ancak bir saat yaşatılabildi. İnsandan insana ilk kalp nakli ise, 1967 yılında Dr. Barnard tarafından gerçekleştirildi. Hasta ancak 18 gün yaşatılabildi. Transplantasyonlarda sorun ameliyat tekniklerinden kaynaklanmamaktadır. Günümüzdeki ileri teknolojik, elektronik olanaklar ve ameliyat teknikleri hemen hemen her türlü <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> ya da organın bir insandan bir başka insana nakİGdil-meşini sorun olmaktan çıkarmıştır. Ancak, nakledilen yapının, yabancı olarak algılanıp ona karşı vücudun bağışıklık sisteminin harekete geçip bir red yanıtı vererek, nakledilen dokuyu işe yaramaz hale getirmesi, günümüzün henüz çözümlenememiş olan en büyük sorunudur. Bu sorun, bağışıklık sisteminin bazı <a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">ilaç</a> ve yöntemlerle baskı altına alınmasıyla, yani immünosup-resyonla çözümlenmeye çalışıldı. Ama bu kez de başka bir sorun ortaya çıktı: Bağışıklık sistemi baskı altına alman organizma, yalnızca nakledilen yabancı doku ve hücrelere karşı değil, her türlü yabancıya karşı duyarsız kalmaya başladı. Yani vücuda dışardan giren mikroplara karşı da vücudun bağışıklık sistemi köreltilmiş, etkisizleştirilmiş oldu. Bu durumda normal bir insanın kolaylıkla karşı koyabileceği bir mikrobik hastalık, örneğin, basit bir zatürree (pnömoni) bağışıklık sistemi baskı altına alman hastalar için öldürücü olmaktadır. Nitekim Dr. Barnard’ın ilk hastası zatürreeden ölmüştü.</p>
<p>Bağışıklık sisteminin yarattığı sorunlar tamamen çözümlendiğinde, birçok hastanın başka insanların organlarıyla normal bir hayat yaşayabilmesi sağlanmış olacaktır.</p>
<p>Bu soruna çözüm getirebilecek bir başka nokta aktarılan dokunun antijenlerinin alıcının doku an-tijenleriyle uygunluğunun araştırılması ve sağlanmasıdır. Nasıl kanımızdaki alyuvarların zarmda bulunan antijenler <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> gruplarını oluşturmuş-larsa ve sözgelişi A grizunda bîr kan B grubundan birine verilince tepki yaratırsa, <a href="http://www.saglik.im/dokular/">dokular</a> için de aynı şey söz konusudur. Doku hücrelerinin zarlarında bulunan bu antijenlere Doku uygunluğu (Histokompatibilite) antijenleri denir. Organ naklinden Önce alıcı ve vericinin doku antijenlerinin tayini bu bakımdan büyük yarar sağlamaktadır. Bu amaçla lokosit antijenlerinin tayini çok kez yeterli olmaktadır. Çünkü doku uygunluğu antijenleri, lökositler de, retiküloendotelial sistem, dalak, <a href="http://www.saglik.im/epitel/">epitel</a> ve deri hücrelerinde bol olarak bulunur. Halbuki kemik, kıkırdak ve bağ dokusunda çok azdır. Bunun için de kıkırdak ve kemik yamalan daha kolay tutar.</p>
<p>Organ nakilleri üzerinde bu çalışmalar sürdürülürken öbür yandan da biyolojik doku ve organların yerini alacak olan yapay doku vb organların, alıcı kişilere takılması konusu üzerinde de çalışılmaktadır. Örneğin, mekanik kalpler, yapay alyuvarlar, yapay sinir lifleri vs. Bu konulardaki çalışmalar her ne kadar bazı ilerlemeler kaydetmişlerse de onlar için ayrıntılı birbiçimdekonuşmak için zaman henüz erkendir. Ama bazı organları mekanik olan insanları düşlemek artık düşten çok uzak, gerçeğe ise çok yakındır.</p>
<p>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/baska-organ-ve-doku-nakilleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saman Nezlesi</title>
		<link>http://www.saglik.im/saman-nezlesi-tedavi-ve-korunmasi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/saman-nezlesi-tedavi-ve-korunmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2008 23:59:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1236</guid>
		<description><![CDATA[SAMAN NEZLESİ: Saman nezlesi yalnızca çiçek tozlarına bağlı olarak değil, ev ve sokaklardaki adi tozlar ya da çalışma yerlerindeki bazı kimyasal maddelerden kaynaklanan tozlarla da ortaya çıkabilen bir allerjik nezle durumudur. Bu tozlar genellikle rüzgarla taşınırlar ve solunum sırasında kişinin üst solunum yollarına takılırlar. Alerjik kişi duyarlı olduğu toz ile karşılaştığında, ilk gelişen yakınma genellikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff0000;">SAMAN NEZLESİ</span>:</strong> <strong>Saman nezlesi yalnızca çiçek tozlarına bağlı olarak değil, ev ve sokaklardaki adi tozlar ya da çalışma yerlerindeki bazı kimyasal maddelerden kaynaklanan tozlarla da ortaya çıkabilen bir allerjik nezle durumudur.</strong></p>
<p>Bu tozlar genellikle rüzgarla taşınırlar ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> sırasında kişinin üst solunum yollarına takılırlar. <a href="http://www.saglik.im/yazi/alerji/">Alerji</a>k kişi duyarlı olduğu toz ile karşılaştığında, ilk gelişen yakınma genellikle <a href="http://www.saglik.im/burun/">burun</a> içinde, gözlerde, yutakta [farinks], damağın arka bölümünde rahatsız edici bir kaşıntıdır. Daha sonra aksırık, burun tıkanıklığı, gözlerde yaşarma, burun akmtısı gibi belirtiler başlar, Bazı durumlarda alın bölgesinde bir baş ağrısı, sinirlilik, uykusuzluk, tedirginlik gibi belirtiler de görülebilir. Daha ağır olgularda <a href="http://www.saglik.im/oksuruk/">öksürük</a> ve hırıltılı bir solunum oluşabilir. Yukarıda görüldüğü gibi belirtilerin büyük bir bölümü üst solunum yollarından kaynaklanmaktadır. Bunun nedeni, solunum havası içinde alınan tozların özellikle burun mukozası tarafından tutulmasıdır. Tozlar bu bölgedeki <a href="http://www.saglik.im/allerji-tip-v-asiri-duyarlik/">allerji</a> yaratan etken (allerjen) olarak etki etmektedirler. Üst solunum yollarında bulunan “Duyarlandırılmış m ast hücreleri” yani allerjene karşı Özel IgE antikorlarını <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a> zarında taşımakta olan mast hücreleri, allerjen + IgE + mast hücresi üçlüsünün oluşmasıyla Histamin. SRS-A ve ECF-A maddelerini salgılarlar. Anımsanacağı gibi, bu maddelerin salgılanabilmesi için bir ucu ile mast hücresine tutunmuş olan IgE antikorunun tıbür ucu ile de solunum havası içinde alınmış olan tozdan kaynaklanan allerjen [allerji yaratıcı etken) ile birleşmesi gerekmektedir. Mast hücrelerinden yukarıda sözünü ettiğimiz maddelerin salgılanması halindeki bu olaylar, birkaç dakika içinde gerçekleşmektedir. Bu maddelerin etkisiyle o bölgede hızlı bir İltihap olayı gelişmektedir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2597" title="15" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/15.jpg" alt="" width="300" height="284" /></p>
<p>Bölgedeki <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> damarları büzülmekte, kandan <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> arasına bol miktarda serum sızıp doku şişmektedir. Burun tıkanıklığının nedeni de işte bu doku arasına sızıp, onu şişiren serumdur</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SAMAN NEZLESİ TEDAVİ VE KORUNMASI:</strong></span>Hastalığın tedavisinde ana ilke, allerjik kişinin duyarlı olduğu tozlarla karşılaşmasını önlemektir. Bunun için tozun çeşidine göre değişen önlemler alınır. Eğer toz, iş yerindeki kimyasal bir maddeden kaynaklanıyorsa bu maddenin kullanılmaması ya da o işten vazgeçilmesi veya başkasına yaptırılması uygundur. Çiçek tozlarında ise durum biraz daha değişiktir. Bu tozlar belli mevsimlerde havaya karıştıkları için allerjik kişinin bu mevsimlerde o bölgeden uzaklaşması ya da temelli o bölgeden veya kentten taşınması gerekebilir. Adi sokak ve ev tozları ise korunması en güç olan tozlardır. Duyarlı kişinin, ki bu genellikle çocuktur, ev içinde hazırlanan tozsuz bir odada yatması ve gününü geçirmesi sağlanmalıdır. Tozsuz bir odanın hazırlanması aşağıda anlatılmıştır.<br />
<a href="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/151.jpg"></a><br />
<a href="http://www.saglik.im/saman-nezlesi-tedavi-ve-korunmasi/">Saman nezlesi</a>nin tedavisinde başarıyla uygulanan bir başka yol ise, “Duyarsızlaştırma” {deserısîüzation-hyposensitization} yöntemidir. Bu yönlümle kişinin aşırı duyarlık hali ortadan kaldırılmaktadır. Duyarsızlaştırma şöyle gerçekleştirilmektedir: Allerjik kişinin duyarlı olduğu çiçek ya da ev tozu çeşidi ortaya çıkarıldıktan sonra bu toz çeşidini içeren bir hülasa-öz (extract) hazırlanır ve bu öz belli aralıklarla ve artan dozlarla allerjik kişinin deri altına zerk edilir. Bu tedavi bir yıllık bir dönemi kapsar. Maksimal doza erişildiğinde ise, bir yıllık sürenin geri kalan bölümünde ayda bir kez zerk yinelenir. Böylece allerük kişilerin durumları ortadan kaldırılır. Duyarsızlaştırma tedavisinin nasıl etkili olduğu son zamanlarda ortaya çıkartılmıştır. Bu uygulama sonucu kandaki IgE düzeyi düşmekte, histamin salgılanması azalmakta ve IgG antikorlarının kandaki miktarı çoğalmaktadır. IgG miktarının artışı iki yönde etkili olmaktadır. IgG vücuda giren allerji yaratıcıyı etkisiz hale getirmektedir. Öbür yandan da IgG fazla miktarda bulunduğunda bağışıklık sisteminin “Hatırlayıcı” olaylarını etkilemektedir. IgG, allerjen ile yeniden karşılaştığında, IgE yapımına yönelik hatırlayıcı olayları azaltmaktadır. Bu daha az IgE yapımına neden olmaktadır. Allerji olaylarının bir başka tedavi yolu da ilaçlarla tedavidir. Allerjik olayın gelişmesinde histamin adlı maddenin ne kadar olumsuz bir rol oynadığım daha önce belirtmiştik. Tedavide de amaç bu olumsuz maddeyi etkisiz hale getirmektir. Bu nedenle histaminin karşıtı, yani antihistaminik ilaçlar kullanılmaktadır Antihistaminik ilaçlar, histaminin kötü etkilerine engel olmaktadır. Bu ilaçların hangileri olduğu ve etki biçimleri, sitemizin “<a href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/">İlaç bilimi</a>” bölümünde anlatılmıştır. Bu allerjik olgularda kullanılan öteki ilaçlarsa “<a href="http://www.saglik.im/kortizol-hormonu-ve-etkileri/">Kortizol</a>” lü ilaçlardır</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">SAMAN NEZLESİ KONJUNKTİVİTİ</span>:</strong> Saman nezlesiyle birlikte hafif konjunktivite oldukça sık rastlanır. Saman nezlesi atağı sırasında hastalar gözlerde kaşıntıdan, sulanmadan yakınırlar. Gözlerinin, adeta yumuşak bir <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> içine gömülü olduğunu hissettiklerini söylerler. Sözünü ettiğimiz bu duygu konjunktivada gelişmiş olan “Kemozis” olayından kaynaklanmaktadır. Gözler ve konjunktivalar kızarıktır.Tedavinin asıl amacı, saman nezlesini yaratan allerjen etkinin ortaya çıkarılıp hastanın buna karşı duyarlığının azaltılmasıdır. Ancak ataklar sırasında hastanın gözüne 1/1000 solüsyon halinde “Epinefrin” damlatılması, 30 dakika içinde hastanın yakınmalarını giderir. Göze yapılacak soğuk kompresler ve ağız yoluyla verilecek antihistaminik ilaçlar da hastanın yakınmalarının giderilmesinde yarar sağlarlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/saman-nezlesi-tedavi-ve-korunmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yılan Zehirinin Özellikleri</title>
		<link>http://www.saglik.im/yilan-zehirinin-ozellikleri/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/yilan-zehirinin-ozellikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2008 14:35:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1257</guid>
		<description><![CDATA[YILAN ZEHİRİNİN ÖZELLİKLERİ: Yılan zehiri içinde bir çok etkili madde bulunur. Bunlar şöyle özetlenebilir: Kalp üzerine etkili ‘Kardiotok-sin’, sinir sistemine etkili ‘NÖrotoksin’, kan hücrelerini eriten ‘Hemolizin’, proteinleri eriten ‘Proteolitik enzimler* ve ‘Kolinesteraz1 ‘Nüldeöti-daz\ Hiya’üronidaz Bu zehirler etkiledikleri organları bozarak, kalp, sinir sistemi, kan ve öteki sistemleri ilgilendiren belirtilere ve bu organların bozulmasından kaynaklanan ölümlere neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YILAN ZEHİRİNİN ÖZELLİKLERİ:</strong> Yılan zehiri içinde bir çok etkili madde bulunur. Bunlar şöyle özetlenebilir: <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">Kalp</a> üzerine etkili ‘Kardiotok-sin’, sinir sistemine etkili ‘NÖrotoksin’, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> hücrelerini eriten ‘Hemolizin’, proteinleri eriten ‘Proteolitik <a href="http://www.saglik.im/enzimler/">enzimler</a>* ve ‘Kolinesteraz1 ‘Nüldeöti-daz\ Hiya’üronidaz</p>
<p>Bu zehirler etkiledikleri organları bozarak, kalp, sinir sistemi, kan ve öteki sistemleri ilgilendiren belirtilere ve bu organların bozulmasından kaynaklanan ölümlere neden olabilirler.</p>
<p>Yılan zehirlenmesiyle ilgili olarak halk arasında birtakım yanlış bilgiler yerleşmiştir. Bu konuda bazı düzeltmelerde bulunmamız gerekmektedir. 1} Yılanın soktuğu yer baş, boyun ve gövdedeyse, tehlike büyüktür. Zehir doğrudan bir kan damarı içine boşalmışsa, tehlike daha da büyüktür. Kol ve bacakların sokulması daha az tehlikelidir.</p>
<p>2) Halk arasındaki kanıya göre, kısa bir süre önce avım zehirleyip avlanmış ya da kısa süre önce zehirinin bir bölümünü boşaltmış olan yılanın sokması, daha az tehlikelidir. Bu tümüyle yanlış bir düşüncedir. Çünkü yılan hiçbir zaman tüm zehirinibir kerede kullanmaz. Öyleki, daha önce bir başka canlıyı sokmuş olsa da yılanın zehiri hala bir başka canlıyı öldürebilecek kadar çoktur.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-2548" title="zehir" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/zehir-300x233.jpg" alt="" width="300" height="233" /></p>
<p>3)    Yılan sokmasından sonra paniğe kapılıp koşmak, tepinmek çok yanlış olur. Çünkü her türlü <a href="http://www.saglik.im/kas/">kas</a> hareketi kan dolaşımını, dolayısıyla da zehirin vücuda dağılmasını hızlandırır. Zehirli bir yılan tarafından sokulan kişinin hareketsiz kalması gerekir.<br />
4) Çocuklar yılan zehirlenmesinden daha fazla etkilenirler. Bünyesi güçlü ve sağlıklı olan kişiler, vücut ağırlığı fazla olan iri kişiler yılan zehirlenmesine karşı daha dayanıklıdırlar;</p>
<p>5 )Eğer olabilirse, sokmuş olan yılanın yakalanması gerekir. Böylece zehirli olup olmadığı ortaya çıkarılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/yilan-zehirinin-ozellikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akreplerden Korunma</title>
		<link>http://www.saglik.im/akreplerden-korunma/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/akreplerden-korunma/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2008 14:32:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1255</guid>
		<description><![CDATA[AKREPLERDEN KORUNMA: Akreplerin nemli ve loş yerleri sevdiklerini daha önce belirtmiştik. Bu nedenle akreplerin bolca bulunduğu bölgelerde özellikle ayakkabı ve elbiseleri giyinmeden önce silkelemekte yarar vardır. Bunun yanı sıra, böcek öldürücü ilaçlar da kullanılmalıdır. Bu ilaçlardan bazılarının formülü aşağıda verilmiştir. Akrepli bölgelerde tavuk yetiştirilmesi de faydalıdır. Çünkü tavuklar akrep yemeyi severler. Yedikleri akrepler zehirli olsalar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AKREPLERDEN KORUNMA</strong>: Akreplerin nemli ve loş yerleri sevdiklerini daha önce belirtmiştik. Bu nedenle akreplerin bolca bulunduğu bölgelerde özellikle ayakkabı ve elbiseleri giyinmeden önce silkelemekte yarar vardır. Bunun yanı sıra, böcek öldürücü ilaçlar da kullanılmalıdır. Bu ilaçlardan bazılarının formülü aşağıda verilmiştir. Akrepli bölgelerde tavuk yetiştirilmesi de faydalıdır. Çünkü tavuklar akrep yemeyi severler. Yedikleri akrepler zehirli olsalar bile bu zehirden etkilenmezler, çünkü akrep zehiri sindirim sistemindeki salgılar tarafından etkisiz duruma getirilir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-2550" title="3" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/3-300x203.jpg" alt="" width="300" height="203" /></p>
<p><strong>Akreplerle savaşmada kullanılabilecek olan böcek öldürücülerin formülleri:</strong></p>
<p>I) Püskürtme: % 1 Lindane + % 1 Dieldrin</p>
<p>II)  Serpme: % 5 DDT + o/o 0.5 Lindane + % 2 Chlordane + °/o 5 Malathion + o/o 0.5 Dieldrin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/akreplerden-korunma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akrepler ve Akrep Zehirlenmesi</title>
		<link>http://www.saglik.im/akrepler-ve-akrep-zehirlenmesi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/akrepler-ve-akrep-zehirlenmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2008 14:31:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirlenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1253</guid>
		<description><![CDATA[AKREPLER VE AKREP ZEHİRLENMESİ:Dünyada 650 kadar akrep türü olmasına karşın, bunların ancak pek az bir bölümü zehirlidir. Ülkemizde de bazı zehirli akrep türlerine rastlanmaktadır. Akrepler et yiyicidirler. Nemli, karanlık, loş yerlerde yalnız yaşarlar. Gündüzleri gizlenir, geceleri de dolaşır, avlanırlar. Akreplerin bazılarının 1-2 yıl kadar açlığa dayanabildikleri görülmüştür. Akrepler yavrulayarak çoğalırlar. Dişi, erkekle çiftleştikten sonra erkek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AKREPLER VE AKREP ZEHİRLENMESİ:</strong>Dünyada 650 kadar akrep türü olmasına karşın, bunların ancak pek az bir bölümü zehirlidir. Ülkemizde de bazı zehirli akrep türlerine rastlanmaktadır.</p>
<p>Akrepler et yiyicidirler. Nemli, karanlık, loş yerlerde yalnız yaşarlar. Gündüzleri gizlenir, geceleri de dolaşır, avlanırlar. Akreplerin bazılarının 1-2 yıl kadar açlığa dayanabildikleri görülmüştür. Akrepler yavrulayarak çoğalırlar. Dişi, erkekle çiftleştikten sonra erkek akrebi parçalayıp öldürür.</p>
<p>Akrep zehirini kuyruğunun son halkasında saklar. Bu halkanın ucunda bir sokma iğnesi bulunur. Son halka içinde zehir salgısını üreten iki bez ve bir kese vardır. Biriken zehir, bir kanal aracılığıyla iğnenin ucundan sokulan bölgeye boşaltılır. Akrepler yalnızca kendilerini savunma amacıyla raslantı sonucu insanları sokarlar.Akrep zehiri İçinde kanamaya neden olan, hücreleri öldüren, <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> ve sinir hücrelerini bozan ve allerji yapan çeşitli maddeler bulunur.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-2551" title="2" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/2-217x300.jpg" alt="" width="217" height="300" /></p>
<p>Akrebin sokmuş olduğu bölgede küçük bir iğne izi görülür. Burada 15 dakika ile 2 saat sonra şiddetli <a href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a> ve yanma duygusu ile sıcaklık artışı olur. Kızarıklık, morluk ve şişme olaya katılır. Susuzluk duygusu, ağızdan salya akması, baş dönmesi, baş ağrısı, yutma güçlüğü, kusma, titreme, ter dökme, sayıklama, kramplar, vücudun uç bölgelerinde duyarsızlık gibi belirtüer gitgide ağırlaşmakta olan hastada görülen <a href="http://www.saglik.im/yazi/zehirlenme">zehirlenme</a> belirtileridir, <a href="http://www.saglik.im/olum/">ölüm</a> genellikle koma, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> felci ya da kalp durması sonucu, 12-48 saatte gelişir.</p>
<p>Akrep sokmasında yapılacak ilk şey, akrebin soktuğu bölgenin biraz yukarısından organı bağlamaktır. Elbette bu ancak, kol ve bacaklar için geçerli bir önlemdir. Sokulan yerin üstü çok sıkı bağlanmamahdır. Şişme nedeniyle sargı sıkılaşınca, sargının çözülüp yeniden fazla sıkı olmayacak bir biçimde bağlanması gerekmektedir. Bağın sıkıldığını şöyle ayarlayabiliriz. Bağı atarken bir parmağımızı organ ile ip arasında bırakırız. Bağ atıldıktan sonra bu parmağımızı biraz zorlanarak da olsa bağın altından kurtarabileceğimiz ölçüde sıkı bağlamış olmamız gerekir. Sokulan bölgenin bağlanması, zehirin vücuda yayılma hızını azaltır. Daha sonra yapılacak işlem bu bölgenin buzla, dokuyu dondurmayacak ölçüde soğutulmasıdır. Sokulan bölgenin 1 cm. boyunda bir kesik ile yarılıp, buradan zehirin emilmesi çok yararlıdır. Emme işlemini vantuzlarla yapmak daha doğrudur. Eğer böyle bir şey yoksa, bir plastik şişeden yararlanılabilir. Eğer bunların hiçbiri yoksa o zaman, emme işlemini ağızdan yarası olmayan biri gerçekleştirmelidir. Akrep sokmasında, hastanın en kısa yoldan bir hastaneye ulaştırılması gerekir. Burada akrep zehirine karşı hazırlanmış özel bir serumla hasta tedavi edilir. Bunun yanı sıra hastada gelişebilecek olan solunum, kalp ve sinir sistemiyle ilgili bozukluklara karşı da önlemler alınır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/akrepler-ve-akrep-zehirlenmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşılama Takvimi</title>
		<link>http://www.saglik.im/asilama-takvimi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/asilama-takvimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2008 14:29:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1251</guid>
		<description><![CDATA[AŞILAMA TAKVİMİ: İnfeksiyon hastalıkları çocuk ve gençleri daha çok tehdit etmektedir. Erişkin yaşlılar çok defa yaşamlarının ilk yıllarında geçirdikleri hafif ya da tümüyle sessiz (belirtisiz) infeksiyonlarla, bir başka deyimle doğal bir aşılanma ile bağışıklık kazanarak infeksiyonlar dan korunurlar. Bu neclenle, cok vaşhlar dışında, infeksiyonlardan ölüm daha çok çocukluk çağındadır. Kızamık gibi birçok infeksiyon hastalığının “Çocukluk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AŞILAMA TAKVİMİ:</strong> İnfeksiyon hastalıkları çocuk ve gençleri daha çok tehdit etmektedir. Erişkin yaşlılar çok defa yaşamlarının ilk yıllarında geçirdikleri hafif ya da tümüyle sessiz (belirtisiz) infeksiyonlarla, bir başka deyimle doğal bir aşılanma ile bağışıklık kazanarak infeksiyonlar dan korunurlar. Bu neclenle, cok vaşhlar dışında, infeksiyonlardan ölüm daha çok çocukluk çağındadır. Kızamık gibi birçok infeksiyon hastalığının “Çocukluk hastalığı” olarak adlandırılması da bundandır. Şu halde doğumdan sonra, aşıların birbiriyle etkileşmeleri, çocuğun bağışıklamaya yanıt verme yeteneği ve hangi infeksiyona hangi yaşta daha çok tutulabileceği gibi özellikler göz önüne alınarak yapılacak uygun bir aşılama ile bu tehlikeli çağ sağlıkla at-latılabilir. 1-4 Ekim/1979 tarihinde toplanan VI. .Türk Ulusal İmmünoloji Kongresi’nde yapılan tartışmalar sonunda Türkiye koşullarına en uygun biçimde hazırlanan <a href="http://www.saglik.im/asilama-takvimi/">aşılama takvimi</a> aşağıda verilmiştir:<br />
Bugün dünyadan çiçek hastalığının kökü kazınmıştır. Bu yüzden yalnız özel durumlarda yapılmalıdır. (x)</p>
<p><strong>Hatırlatma </strong>(rapel) aşısı olarak yalnız bir tek doz halinde uygulanır. fxx) <a href="http://www.saglik.im/bogmaca/">Boğmaca</a> aşısı 4 yaşından sonra yapılmaz. <a href="http://www.saglik.im/tetanos/">Tetanos</a> hatırlatma (rapel) aşısı her on yılda tekrarlanmalıdır. (xxx)</p>
<p>Yukarıdaki aşılama takvimi doğumdan sonra zamaninda uygulanmamışsa 6. yaşına kadar (1-6 yaş arası} aşağıdaki takvim uygulanır. Ancak 4 yaşından büyüklere boğmaca aşısı yapılmaz.</p>
<p>.</p>
<p><a href="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/4.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2553" title="4" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/4.jpg" alt="" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/asilama-takvimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böbrek Nakilleri</title>
		<link>http://www.saglik.im/bobrek-nakilleri/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/bobrek-nakilleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2008 14:25:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1248</guid>
		<description><![CDATA[BÖBREK NAKİLLERİ: Her İki böbreği de yetersiz olan hastalara böbrek nakli işleminin yapılması gerekir. Ancak, çok yaşlı ya da kanserli hastalara böbrek nakli yapılamaz. Alıcı kişiye nakledilen böbrek ya izogref ya da allogref olacaktır. Allogref böbrek ya hastanın bir yakınından, ya da bir ölüden alınır. Bir canlının ölümünden vani solunum ve kan dolaşım mm durmasından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BÖBREK NAKİLLERİ:</strong> Her İki böbreği de yetersiz olan hastalara <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrek</a> nakli işleminin yapılması gerekir. Ancak, çok yaşlı ya da kanserli hastalara böbrek nakli yapılamaz. Alıcı kişiye nakledilen böbrek ya izogref ya da allogref olacaktır. Allogref böbrek ya hastanın bir yakınından, ya da bir ölüden alınır. Bir canlının ölümünden vani <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> dolaşım mm durmasından sonra bu canlının organ ve dokuları bir süre daha canhlığını korur. O halde ölüden alman böbrek henüz öımemiştir. Kişi ölür ölmez hemen böbreği çıkartılır ve bazı yapay yöntemlerle alıcı kişiye takılana kadar 6^49 saat canlı olarak korunur. Ölüden alman böbreğin, verici kişinin ölümünden sorumlu olmaması gerekmektedir. Açıkçası ölüden alınan böbreğin sağlam olması gerekmektedir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-2581" title="11" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/11/11-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" />Günümüzde gerçekleştirilen böbrek nakillerinin yarısından çoğunda kullanılan böbreklerin kaynağını. Ölü kişilerden alınan, yani kadavralardan alınmış <a href="http://www.saglik.im/bobrekler/">böbrekler</a> oluşturmaktadır. Canlı kişilerden alınan ve hastaya nakledilen böbreklerin tutma şansı daha fazla olmaktadır. Bunun nedeni, verici kişinin genellikle alıcı kişinin yakın akrabası olması ve bu iki kişi arasındaki dokusal yabancılığın oldukça az olmasıdır. Her iki böbreği de sağlam olan kişi bir böbreğini başka bir insana verebilir. Bu durumda, vericide kalan Öteki böbrek, çıkartılan böbreğin görevini de üstlenip verici kişinin tamamen normal bir yaşam sürmesini sağlar. Ancak, bir böbreği alınan kişide artık yedek bir böbrek yoktur. Öyleki, geride kalan bu tek böbreğin hastalanması durumunda sağlam kişinin oldukça ciddi sorunlarla karşılaşma riski artmış olmaktadır. Bu riske karşın, pek çok insanın, yakınlarının hayatım kurtarmak amacıyla böbreklerinden birini onlara verdiklerini sık sık görmekteyiz.</p>
<p>Alıcı kişinin işe yaramayan böbreği-böbrekleri çıkartılır, yerine yeni böbrek oturtulur. Alıcıdan çıkarılan böbreğin damarları bağlanır. Yeni takılan böbreğin damarları alıcının iliak damarlarına ağızlaştırılır. Nakledilen böbreğin üreteri de alıcı kişinin üreteriyle ağızlaştırılır. Böylece nakledilen böbrekte hazırlanan idrar, üreterden geçip idrar kesesine birikir. Vücuda nakledilen böbrek reddedilmeye başlandığında, <a href="http://www.saglik.im/yazi/bobrek-yetmezligi/">böbrek yetmezliği</a> belirtileri yeniden ortaya çıkar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/bobrek-nakilleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

