<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; admin</title>
	<atom:link href="http://www.saglik.im/author/admin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik.im</link>
	<description>Sağlık, Tıp, Estetik Tedavi Yöntemleri &#124; Sağlık&#039;ım Her şey Diyorsanız..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Aug 2011 02:08:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Kalori</title>
		<link>http://www.saglik.im/kalori/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/kalori/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 22:03:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=8731</guid>
		<description><![CDATA[Kalori, 1 gr suyun sıcaklığını 1°C artırmak için gerekli enerji miktarı olarak tanımlanan enerji birimi. 1 000 kaloriye eşit olan, besinlerin enerji değerini belirlemekte kullanılan kilokalori ya da büyük kalori, mekanik iş birimi cinsinden 4,2 kilojula eşittir. Kişilerin enerji tüketimi, ürettikleri ısı miktari ile tükettikleri oksijenden hesaplanabilir. Normal ölçüde protein, karbonhidrat ve yağ içeren bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalori, 1 gr suyun sıcaklığını 1°C artırmak için gerekli enerji miktarı olarak tanımlanan enerji birimi. 1 000 kaloriye eşit olan, besinlerin enerji değerini belirlemekte kullanılan kilokalori ya da büyük <a href="http://www.saglik.im/kalori/">kalori</a>, mekanik iş birimi cinsinden 4,2 kilojula eşittir. Kişilerin enerji tüketimi, ürettikleri ısı miktari ile tükettikleri oksijenden hesaplanabilir. Normal ölçüde <a href="http://www.saglik.im/protein/">protein</a>, karbonhidrat ve yağ içeren bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">beslenme</a>de, bir litre oksijen 4,8 kilokalori açığa çıkarır. Günlük enerji tüketimi yaklaşık 2 600 kilokalori kadardır. Dinlenme sırasında bile, günde 2 000 kilokaloriye eşit enerji harcanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/kalori/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüp Bebek</title>
		<link>http://www.saglik.im/tup-bebek-vucut-disinda-dollenme/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/tup-bebek-vucut-disinda-dollenme/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 05:27:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Döllenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1448</guid>
		<description><![CDATA[TÜP BEBEK (VÜCUT DIŞINDA DÖLLENME) ( döllenme ve embriyo transferi): Fallop borularının tıkanıklığına bağlı olan kısırlıklarda son yıllarda uygulanmaya başlanan henüz araştırma dönemini yeni geçmiş bir tekniktir. Bütün üreme fonksiyonları normal olan, ancak sadece spermle ovumun buluşmasının engellendiği kadınlarda vücudun dışında döllenme yapılır. Vücudun dışında döllenen ovum da 3-4 günlük bir gelişme aşamasından sonra rahim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>TÜP BEBEK (VÜCUT DIŞINDA DÖLLENME)</strong></span></span></p>
<p>( <a href="http://www.saglik.im/dollenme-fekondasyon/">döllenme</a> ve <a href="http://www.saglik.im/embriyo/">embriyo</a> transferi): Fallop borularının tıkanıklığına bağlı olan kısırlıklarda son yıllarda uygulanmaya başlanan henüz araştırma dönemini yeni geçmiş bir tekniktir. Bütün üreme fonksiyonları normal olan, ancak sadece spermle ovumun buluşmasının engellendiği kadınlarda vücudun dışında döllenme yapılır.</p>
<p>Vücudun dışında döllenen ovum da 3-4 günlük bir gelişme aşamasından sonra <a href="http://www.saglik.im/rahim/">rahim</a> içine yerleştirilerek, normal bir <a href="http://www.saglik.im/yazi/gebelik/">gebelik</a> sağlanabilir. Kadının <a href="http://www.saglik.im/yumurtlama-ovulasyon/">yumurtlama</a> döneminde basit bir müdahaleyle, karın boşluğuna girilerek, yumurtlamak üzere olan yumurtalıktan, olgunlaşmış <a href="http://www.saglik.im/yumurta/">yumurta</a> hücresi alınır. Bu yumurta hücresinin, doğal koşullara uygun bir ortamda, bir tüp içinde erkek döl hücresi ile birleşmesi yani döllenmesi sağlanır .Yani kadının fallop borularında mekanik bir engel nedeniyle olamayan bu döllenme olayı, dışarda bir deney tüpü içinde yapılabilmektedir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-9191" title="tüp bebek" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/12/tup-bebek.jpg" alt="" width="300" height="185" /></p>
<p>Belirli bir süre, yaklaşık 3-4 gün kadar bu dış ortamda gelişen döllenmiş ovum, yuvalanma olgunluğuna eriştiğinde, kadının rahim boşluğu içine yerleştirilerek gebelik başlatılır. Gebelik dönemi boyunca kadının rahi-minde gelişimini sürdüren bebek, gebelik süresi döllenmeyi engelleyen başka nedenlere örnek olarak nedeni belirlenemeyen kısırlıkları ve kadında, kocasının spermlerine karşı <a href="http://www.saglik.im/antikor/">antikor</a> varlığını gösterebiliriz.</p>
<p>Böyle kadınlarda fallop borusunda bir engel olmadığından, vücut dışında döllenen yumurta hücresi daha erken dönemde fallop borusu içine bırakılarak, oradan rahim içine gidip yerleşmesi sağlanabilir. Nedeni belirli olmayan kısırlıklarda sağlanan yumurtaların yaklaşık olarak % 40’ı vücut dışında döllenebilmektedir.</p>
<p><a title="tüp bebek aşamaları" href="http://www.saglik.im/tup-bebek-vucut-disinda-dollenme/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Tüp Bebek Aşamaları</strong></span></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a title="tüp bebek hakkında bilgi" href="http://www.saglik.im/tup-bebek-vucut-disinda-dollenme/"><span style="color: #ff0000;">Tüp Bebek Hakkında Bilgi</span></a></strong></span><span style="color: #ff0000;"><strong>lendirme</strong></span></p>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=2903407389367514083&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=2903407389367514083&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><a href="http://www.saglik.im/tup-bebek-vucut-disinda-dollenme/">Tüp bebek uygulaması</a>nda, başarısızlık olabileceği, çocuğun anormal olabileceği ve gebeliğin düşükle s unlanabileceği bilinen risklerdir. Ancak bu riskleri kabullenen kadınlarda tüp bebek uygulaması yapılmaktadır. Bu nedenle gebelik oluştuğunda da ilk üç aylık dönemde, çocuğun normal olup, olmadığı yapılan testlerle kontrol edilmektedir. Görüldüğü gibi, fallop borularının kapalı olması ya da başka bir nedenle döllenmenin engellendiği kısırlıklarda, diğer üreme fonksiyonları normalse <strong><a title="tüp bebek" href="http://www.saglik.im/tup-bebek-vucut-disinda-dollenme/"><span style="text-decoration: underline;">tüp bebek</span> </a></strong>uygulaması ile gebelik mümkündür. Ancak bugünkü aşamada bu uygulama ile çocuk sa-hibî olabilme şansı yaklaşık olarak % 3-10 arasındadır. Henüz ülkemizde uygulanmayan tüp bebek, dünyada sayılı merkezler tarafından uygulanmaktadır. Bu konuda bilgilerimizin artışı ve tekniğin geliştirilmesiyle, bu şansm daha da artacağı beklenen bir gerçektir. Bu şekilde umutsuzluğa düşen pek çok kısır <a href="http://www.saglik.im/kategori/kadin-ve-dogum/">kadın</a> bebek sahibi olmaktadır. <a href="http://www.saglik.im/tup-bebek-vucut-disinda-dollenme/">Tüp bebek ile çocuk yapma</a> hakkında son gelişmeleri aşağıdaki videolardan edinebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/tup-bebek-vucut-disinda-dollenme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Polisitemi</title>
		<link>http://www.saglik.im/polisitemi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/polisitemi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 07:09:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kemik ve Eklem Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=9099</guid>
		<description><![CDATA[Kanda çok aşırı sayıda alyuvarlar bulunması. Yüzün, ve deride aşırı kızarıklık, kaşıntılara ve Tromboz eğilimine yol açar. Bazı tümörlere ya da uzun süren hipoksi durumuna (akciğer hastalıkları) eşlik edebilir. Başka bir hastalıktan kaynaklanabileceği gibi, belirli bir hastalığa bağlı olmayabilir. Çoğunlukla orta yaş hastalıklarındandır. Hücre sayısının çoğalmasından dolayı, kanın yoğunluğu artar, kişide kolay bir biçimde tromboz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanda çok aşırı sayıda <a href="http://www.saglik.im/alyuvarlar-eritrositler/">alyuvarlar</a> bulunması. Yüzün, ve <a href="http://www.saglik.im/deri/">deri</a>de aşırı <a href="http://www.saglik.im/kizariklik/">kızarıklık</a>, <a href="http://www.saglik.im/kasinti/">kaşıntı</a>lara ve <a href="http://www.saglik.im/tromboz-ve-trombus/">Tromboz</a> eğilimine yol açar. Bazı <a href="http://www.saglik.im/kategori/tumor-bilimi/">tümör</a>lere ya da uzun süren hipoksi durumuna (<a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/akciger-hastaliklari/">akciğer hastalıkları</a>) eşlik edebilir. Başka bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalık</a>tan kaynaklanabileceği gibi, belirli bir hastalığa bağlı olmayabilir.</p>
<p>Çoğunlukla orta yaş <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a>ındandır. <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">Hücre</a> sayısının çoğalmasından dolayı, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a>ın yoğunluğu artar, kişide kolay bir biçimde tromboz ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">da­mar</a> tıkanmaları meydana gelir. Hastanın yü­zü kırmızı bir şekle bürünür ve <a href="http://www.saglik.im/toplardamarlar/">toplardamarlar</a> gergin­leşir. <a href="http://www.saglik.im/polisitemi/">Polisiteminin tedavisi</a>, hasta­dan kan alarak ve <a href="http://www.saglik.im/kemik-iligi/">kemik iliği</a>ne yerleşip, <a href="http://www.saglik.im/alyuvarlar-eritrositler/">alyuvar</a>ların yapılmasını engelleyen radyoaktif <a href="http://www.saglik.im/fosfor/">fosfor</a> vermektir.</p>
<p><img class="size-medium wp-image-9101 alignleft" title="polisitemi" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/10/polisitemi-300x227.jpg" alt="polisitemi" width="300" height="227" /><br />
<a href="http://www.saglik.im/polisitemi/">Polistemi</a> bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/kadin-ve-dogum/">doğum hastalığı</a> değildir, sonradan meydana gelir ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kemik-hastaliklari/">kemik hastalıkları</a>ndan biridir. Bütün <a href="http://www.saglik.im/kan-hucreleri/">kan hücreleri</a>nde (<a href="http://www.saglik.im/alyuvarlar-eritrositler/">eritrosit</a>, lökosit, trombosit) aşırı bir üretim olur. Çok ender görülen bir hastalıktır, çoğunlukla erkeklerde ortaya çıkar ve kırk yaşın altında ender gözlenir. Sebebi tam olarak belli değildir.</p>
<p>Polistemi yavaş yavaş gelişim gösterir, çoğunlukla 50-60 yaşlarından sonra akut myelojenik <a href="http://www.saglik.im/kan-kanserleri-losemiler/">lösemi</a>ye zemin hazırlayabilir. Kanın yoğunlaşmasındaki yükseliş (akışkanlığının azalması) ve trombositlerin sayısında oluşan artış bir inme ya da kalp krizilerine sebebiyet verebilir. Bazı hastalarda trombositlerin <a href="http://www.saglik.im/pihtilasma/">pıhtılaşma</a> yetenekleri azaldığından, <a href="http://www.saglik.im/kanamalar/">kanamalar</a> görülebilir. Riskli gruplar tam olarak belli olmamakla birlikte, yahudilerde daha sık meydana geldiği görülmüştür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/polisitemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nişasta</title>
		<link>http://www.saglik.im/nisasta/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/nisasta/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 03:36:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=8714</guid>
		<description><![CDATA[Nişasta, bitkilerin başlıca besin depolama bileşiği. Nişasta katışıksız bir madde değil, her ikisi de karbonhidratların polisakkaritler grubundan iki bileşimin karışımıdır. Amitoz denilen birinci maddenin içerdiği 250-300 glikoz altbirimi, sağa doğru kıvrılan bir sarmal biçiminde birbirlerine bağlanırlar. Amilopektin adı verilen ikinci madde de, amiloza çok benzer, ama altbirimleri kollara ayrılan bir yapıdadır ve her 25 birimde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nişasta, bitkilerin başlıca besin depolama bileşiği. <a href="http://www.saglik.im/nisasta/">Nişasta</a> katışıksız bir madde değil, her ikisi de karbonhidratların polisakkaritler grubundan iki bileşimin karışımıdır. Amitoz denilen birinci maddenin içerdiği 250-300 <a href="http://www.saglik.im/insulin-ve-glikoz/">glikoz</a> altbirimi, sağa doğru kıvrılan bir sarmal biçiminde birbirlerine bağlanırlar. Amilopektin adı verilen ikinci madde de, amiloza çok benzer, ama altbirimleri kollara ayrılan bir yapıdadır ve her 25 birimde bir, yeni kollar ana gövdeden ayrılır. Her iki madde de, <a href="http://www.saglik.im/enzimler/">enzimler</a>in etkisiyle kısa sürede oluşabilir ya da çözülebilirler. Işıl bireşimden sonra, amiloz ve amilopektin karışımından oluşan nişasta tanecikleri bitki <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a>lerinin sitoplazmaların da ve patatesin yumru kökü gibi depolama organlanrıda birikirler. Sakkaroza dönüşerek bitkinin çeşitli bölümlerine dağılan nişasta, çözülerek glikoz haline geldikten sonra, hayvanlardaki günlük enerji gereksiniminin büyük bölümünü karşılar, özellikle Üçüncü Dünya ülkelerinde nişasta, insanların <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">beslenme</a>sinde de son derece önemlidir.</p>
<p><img src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/07/nisasta.jpg" alt="nisasta" title="nisasta" width="339" height="351" class="alignleft size-full wp-image-8715" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/nisasta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mide Bulantısı</title>
		<link>http://www.saglik.im/bulanti/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/bulanti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 08:12:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sindirim Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=2031</guid>
		<description><![CDATA[BULANTI: Bulantı ve kusma yalnız sindirim sistemi hastalıklarını ilgilendiren bir belirti değildir. Vücutta gelişen çeşitli hastalıklar ve bozukluklar bu iki belirtiye yol açabilirler. Mide bulantısı, karşı konulmaz bir kusma duygusudur. Kusma ise mide içindeki maddelerin karın kaslarının kasılmasıyla zorlu bir biçimde özofagus yoluyla ağıza ya da ağızdan çıkartılmasıdır. Bulantı ya sıklıkla kusmaya öncülük eder ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BULANTI:</strong> <a href="http://www.saglik.im/bulanti-kusma/">Bulantı</a> ve <a href="http://www.saglik.im/kusma/">kusma</a> yalnız <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/sindirim-sistemi-ve-hastaliklari/">sindirim sistemi</a> hastalıklarını ilgilendiren bir belirti değildir. Vücutta gelişen çeşitli <a title="Hastalıklar" href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/">hastalıklar</a> ve bozukluklar bu iki belirtiye yol açabilirler. <a href="http://www.saglik.im/bulanti/">Mide bulantısı</a>, karşı konulmaz bir kusma duygusudur. Kusma ise <a title="mide" href="http://www.saglik.im/mide/">mide</a> içindeki maddelerin karın kaslarının kasılmasıyla zorlu bir biçimde <a title="Özofagus" href="http://www.saglik.im/ozofagus-yemek-borusu/">özofagus</a> yoluyla ağıza ya da ağızdan çıkartılmasıdır. Bulantı ya sıklıkla kusmaya öncülük eder ya da onunla birlikte gelişir. Bulantı ile birlikte terleme, solukluk, aşırı <a title="Tükürük Salgısı" href="http://www.saglik.im/tukuruk-salgisi/">tükürük salgısı</a>, kalbin yavaş atması (bradikardi), <a title="tansiyon düşmesi, tansiyon düşüklüğü" href="http://www.saglik.im/tansiyon-dusuk-tansiyon/">tansiyon düşmesi</a> {<a title="hipotansiyon" href="http://www.saglik.im/tansiyon-dusuk-tansiyon/">hipotansiyon</a>) ve <a href="http://www.saglik.im/istahsizlik-2/">iştahsızlık</a> gibi bozukluklar eklenebilir.</p>
<p>Kusma olayı beynin “Medulla oblongata” bölümünde bulunan “Kusma merkezi” ve “Kemore-septör inceleme alanı” tarafından düzenlenmektedir. Kusma merkezi, sindirim sisteminden, vücudun diğer organlarından, beyin korteksinden, denge organından ve “Kemoreseptor inceleme alanı”ndan sinirsel uyarılar alır. Bunları değerlendirir ve kusma olayını başlatmak için de karın kaslarına, <a title="diyafram" href="http://www.saglik.im/diyafram/">diyafram</a>a kasma, mide ve özofagus kaslarına sinirsel uyarılar gönderir.</p>
<p><a href="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/08/mide-bulantisi.jpg"><img title="mide bulantisı, bulantı, kusma" src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2009/08/mide-bulantisi.jpg" alt="mide bulantisı, bulantı, kusma" width="441" height="336" /></a></p>
<p>Kemoreseptör inceleme alanı vücudun iç ortamının değişen kimyasal özelliklerine duyarlıdır. Bu değişiklikler bu alanı uyarıp kusmaya yol açabilirler, örneğin <a title="morfin" href="http://www.saglik.im/afyon-opium-morfin-kodein/">morfin</a>, <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> <a title="glikoz" href="http://www.saglik.im/insulin-ve-glikoz/">glikoz</a>idleri, ergot alkaloidleri ve diğer bazı ilaçlar, <a title="zehirlenme" href="http://www.saglik.im/yazi/zehirlenme/">zehirlenme</a>ler, kemoreseptör inceleme alanını uyararak kusmaya yol açabilirler. Kusma eğer uzun sürmüşse, dışarı atılan mide salgıları nedeniyle vücut aşırı “<a title="Su" href="http://www.saglik.im/su/">Su</a>”, “Asit” ve “Potasyum” kaybetmiş olur. <a title="Su kaybı" href="http://www.saglik.im/su/">Su kaybı</a>, “Hipovolemi” denilen <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> hacminin azalmasına; hidroklorik asit yani asit kaybı, “Alkaloz” denilen vücut sıvılarının <a title="alkali" href="www.saglik.im/alkali-fosfataz/">alkali</a> tarafa kaymasına; <a href="http://www.saglik.im/potasyum-2/">potasyum</a> kaybı ise, “Hipokalemi” denilen vücut sıvılarında potasyum azalmasına yol açabilmektedir. Bunların her biri ise tek başına insan organizmasının hassas dengesini olumsuz biçimde etkileyebümektedir. Hatta <a title="Ölüm" href="http://www.saglik.im/olum/">Ölüm</a>e bile yol açabilmektedirler.</p>
<p>Sürekli ve şiddetli kusmalar sırasında, özofagusun son bölümü ile midenin kardia bölümünü içeren yırtıklar gelişebilmektedir. Yırtık bölgeden şiddetli <a href="http://www.saglik.im/kanamalar/">kanamalar</a> gelişebilmektedir. Kusma sırasında yanlışlıkla nefes alındığında, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/solunum-hastaliklari/">solunum</a> yollarına ve <a title="akciğerler" href="http://www.saglik.im/akcigerler/">akciğerler</a>e besin artıkları kaçabilir. Buna bağlı olarak da “Aspirasyon pnömonisi” denilen bir <a title="zatürre, zatüre" href="http://www.saglik.im/zaturree/">zatürre</a> çeşidi gelişebilir. Komadaki hastalar <a title="alkol" href="http://www.saglik.im/alkol-psikozlari/">alkol</a> ya da <a href="http://www.saglik.im/yazi/uyusturucu/">uyuşturucu</a> madde alarak bilincini bir ölçüde yitirmiş olan hastalar kustuklarında, <a title="aspirasyon" href="http://www.saglik.im/endogastik-aspirasyon-nedir/">aspirasyon</a> pnömonisi riski altındadırlar.</p>
<p><a title="gebelik" href="http://www.saglik.im/yazi/gebelik/">Gebelik</a>te Bulantı Ve Kusma</p>
<div style="background-color: #090909; width: 425px;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="bgcolor" value="#090909" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdAQVdOURI=" /><param name="wmode" value="window" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdAQVdOURI=" allowfullscreen="true" wmode="window" bgcolor="#090909"></embed></object></div>
<p><strong><a title="mide bulantısını engellemek" href="http://www.saglik.im/bulanti/">bulantıyı engellemek için nasıl beslenmeli</a><br />
</strong></p>
<div style="background-color: #090909; width: 425px;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="bgcolor" value="#090909" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdASlpEURI=" /><param name="wmode" value="window" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdASlpEURI=" allowfullscreen="true" wmode="window" bgcolor="#090909"></embed></object></div>
<p>Kusmaya neden olan çeşitli etkenleri şöyle özetleyebiliriz.</p>
<p>Sindirim sistemini tahriş eden her türlü etken kusmaya yol açabilmektedir. Sindirim kanalında gelişen <a title="iltihap" href="http://www.saglik.im/iltihap-yangi/">iltihap</a>lar, <a title="Ülser" href="http://www.saglik.im/peptik-ulser/">ülser</a>ler, <a title="nefes darlığı" href="http://www.saglik.im/nefes-darligi/">nefes darlığı</a> ve tıkanmalar, <a title="pankreas, pankreas nedir" href="http://www.saglik.im/pankreas/">pankreas</a>ta gelişen iltihaplar, <a title="safra kesesi" href="http://www.saglik.im/safra-kesesi-tumorleri/">safra kesesi</a> ve yollarını ilgilendiren iltihap ve tıkanmalar, <a href="http://www.saglik.im/periton/">periton</a> zarının iltihaplanması, apendiks vermiformisin iltihaplanması (<a title="apandisit" href="http://www.saglik.im/kronik-apandisit/">apandisit</a>) <a title="sindirim kanalı" href="http://www.saglik.im/vsindirim-kanali-hormonlari/">sindirim kanalı</a>ndaki kanamalar ve daha pek çok etken sindirim sistemini tahriş ederek kusmaya yol açabilmektedir. Vücudu yaygın bir biçimde tutmuş olan ve ateşle seyreden <a title="enfeksiyon hastalıkları" href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/enfeksiyon-hastaliklari/">enfeksiyon hastalıkları</a> da kusmaya yol açabilmektedirler. Özellikle kalbin arka duvarında gelişen <a title="infarktüs" href="http://www.saglik.im/miyokard-infarktusu/">infarktüs</a>ler sırasında bulantı ve kusma da görülebilmektedir. <a href="http://www.saglik.im/bobrekustu-bezi/">Böbreküstü bezi</a> yetmezliği krizi sırasında, <a title="Şeker Hastalığı" href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/seker-hastaligi/">şeker hastalığı</a>na bağlı olarak <a title="asidoz" href="http://www.saglik.im/seker-hastaligi-asidozu-ve-koma/">asidoz</a> gelişmesi durumlarında da bulantı ve kusmaya rastlanmaktadır. Ani <a title="Böbrek Hastalıkları" href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bobrek-hastaliklari/">böbrek hastalıkları</a>nda, <a title="Böbrek Taşı, Böbrek Taşları" href="http://www.saglik.im/bobrek-taslari-2/">böbrek taşı</a> düşürürken de kusma gelişebilmektedir. Radyasyon, <a title="hamilelik" href="http://www.saglik.im/kategori/hamilelik/">hamilelik</a>, şiddetli <a title="Ağrı" href="http://www.saglik.im/agri/">ağrı</a>lar, üremi, kulağın tahriş edilmesi, Meniere hastalığı da kusma ve bulantı yaratan etkenler arasındadır. Kafa içi basıncının artması halinde, gözde <a href="http://www.saglik.im/glokom/">glokom</a> krizi geliştiğinde, kötü bir koku ya da tat alındığında, hoş karşılanmayan bir şey görüldüğünde de bulantı ve kusma gelişebilir. Kusmayı önleyen ilaçlar konusundaki bilgileri sitemizin “<a title="İlaç Bilimi" href="http://www.saglik.im/kategori/ilac-bilimi/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>ilaç bilimi</strong></span></a>” bölümünde bulabilirsiniz. Bu ilaçlara “Antiemetik” ilaçlar denilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/bulanti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimyasal Analiz</title>
		<link>http://www.saglik.im/kimyasal-analiz/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/kimyasal-analiz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2009 00:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyokimya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=8781</guid>
		<description><![CDATA[Kalitatif analizde klasik yöntemler, mad­delerin karakteristik reaksiyonlarından fay­dalanır. Ön incelemeden (gözle muayene, ısıtma ve alev testi)’ sonra çeşitli iyonları standart reaktiflerle verdikleri reaksiyonla­ra göre gruplara ayıran sistematik yollar­dan gidilir ve bunlardan herbirinin (varsa) ortaya konması sağlanır. Katyon ve anyon­lar ayrı ayrı analiz işlemine tutulur. Or­ganik bileşiklerde karbon ve hiürpjen, maddeyi bakır (II) oksitle ısıtarak tanınır; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalitatif analizde klasik yöntemler, mad­delerin karakteristik reaksiyonlarından fay­dalanır. Ön incelemeden (gözle muayene, ısıtma ve alev testi)’ sonra çeşitli iyonları standart reaktiflerle verdikleri reaksiyonla­ra göre gruplara ayıran sistematik yollar­dan gidilir ve bunlardan herbirinin (varsa) ortaya konması sağlanır. Katyon ve anyon­lar ayrı ayrı analiz işlemine tutulur. Or­ganik bileşiklerde karbon ve hiürpjen, maddeyi bakır (II) oksitle ısıtarak tanınır; böylece karbon dioksit ve su meydana ge­lir. Azot, halogenler ve kükürdü tanımak için madde sodyumla ısıtılır ve geri kaDüzlemde (1) Dekart (kartezyen) koordinat, sistemi birbirini dik olarak kesen iki eksen içerir. Bu eksenler apsis ve ordinat eksenleri adlarını alırlar. Apsis eksenine x, ordinat eksenine y ekseni de denir. Eksenlerin birbirini dik olarak kestiği nokta orijin ya da başlangıç noktası olarak alınır; bu nokta O harfi ile gösterilir. Orijin noktasından eksenler üzerinde sağa ve yukarı doğru olan yönler pozitif, yani artı ( + ), sola ve aşağı doğru olan yönler negatif, yani eksi (—) yönlerdir. Eksenlerin dört bölgeye ayırdığı düzlem içinde bir P noktasının yeri, onun koordinatları ile belirlenir. Şekilde P noktasının apsisi x ve ordinatı İse y’dir; buna göre de bu nokta P (x, y) biçiminde gösterilir. Burada her iki değer de pozitiftir. Gerçekten eksenlerin ayırdığı dört bölgeden sağ üst bölgede tüm apsis ve ordinatlar pozitif, sol yukarı bölgede tüm apsisler negatif ve ordinatlar ise pozitif, sol aşağıda ise her iki koordinat, yani hem apsis hem de ordinat negatif, sağ aşağıda apsis pozitif ve ordinat negatiftir.Orijin noktasının koordinatları ise hem apsisi hem de ordinatı sıfır olduğu için O (o. o) biçiminde gösterilir. (2) Bu koordinat sistemi içinde x (apsis) ve y (ordinat) değerleri belli bir İlişkiye uyan noktalar kümesinin grafiği çizilebilir. Örnek olarak koordinatları y = 2x + 3 denklemine uyan tüm noktalardan oluşan küme bir doğru üzerinde dizilir. Bu doğru ordinat eksenini y = 3 ve apsis eksenim x = —1,5 noktasında keser; Koordinatları y = x2—9 denklemine uyan noktalar kümesi ise, parabol eğrisi oluşturur. Bu eğri de ordinat eksenini y ——9 ve apsis eksenini x= +3 ve x = — 3 noktalarında keser.. Örneğin, ordinat (y) eksenine göre simetrik olduğu görülür. (3) Yine bu eksen sistemini kullanarak merkezi orijin noktasında bulunan bir dairenin çevresine (çember) dizilmiş, tüm noktaların oluşturduğu kümenin denklemini bulabiliriz. Çemberin yarıçapı r olduğuna göre çember üzerinde bulunan bir noktanın orijine uzaklığı da r olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/kimyasal-analiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sarılık</title>
		<link>http://www.saglik.im/sarilik/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/sarilik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 00:26:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karaciğer Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi Yöntemleri ve İncelemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=763</guid>
		<description><![CDATA[SARILIK Sarılık, alyuvarların aşırı oranda yıkımı, bir karaciğer hastalığı ya da safra akışının tıkanması sonucu, derinin ve dokuların sarı renk alması. Sarı rengin nedeni, alyuvarlardaki hemoglobinin yıkımıyla ortaya çıkan pigmentlerin, karaciğerde toplanıp safrayla birlikte salgılanmasıdır. Tedavi, sarılığa yol açan hastalığa yöneliktir; ayrıca, sarılık dönem süresince hastanın yatak dinlenmesine alınması ve normal kalorili, yağsız ve alkolsüz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SARILIK</strong></p>
<p>Sarılık, <a href="http://www.saglik.im/alyuvarlar-eritrositler/">alyuvarlar</a>ın aşırı oranda yıkımı, bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/karaciger-hastaliklari/">karaciğer hastalığı</a> ya da safra akışının tıkanması sonucu, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/deri-cilt-hastaliklari/">deri</a>nin ve dokuların sarı renk alması. Sarı rengin nedeni, alyuvarlardaki <a href="http://www.saglik.im/hemoglobin/">hemoglobin</a>in yıkımıyla ortaya çıkan <a href="http://www.saglik.im/pigment-hucreler/">pigment</a>lerin, karaciğerde toplanıp safrayla birlikte salgılanmasıdır.</p>
<p><strong>Tedavi</strong>, sarılığa yol açan hastalığa yöneliktir; ayrıca, sarılık dönem süresince hastanın yatak dinlenmesine alınması ve normal kalorili, yağsız ve alkolsüz bir <a href="http://www.saglik.im/kategori/beslenme/">beslenme</a> rejimi uygulanması gerekir.</p>
<div style="background-color: #090909; width: 425px;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="bgcolor" value="#090909" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdHRldEUBI=" /><param name="wmode" value="window" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdHRldEUBI=" allowfullscreen="true" wmode="window" bgcolor="#090909"></embed></object></div>
<p><strong>GENİŞ BİLGİ</strong></p>
<p><a href="http://www.saglik.im/sarilik/">Sarılık</a> kandaki <a href="http://www.saglik.im/bilirubin/">bilirubin</a> oranının yükselmesine bağlı olarak deri ve mukozaların sarımsı bir renk almasıdır. Normalde kandaki bilirubin düzeyi 100 mVde 1 mg’yi geçmez. Kandaki (bilirubin artışı hafifse; (100 ml’de 1,5 mg), deri ve mukozalardaki sarı renk de fazla belirgin değildir; bu durumda hafif ya da gizli sarılık (sub-ikter) söz konusudur. Ama kanda bilirubin düzeyi 100 ml’de 7 mg’ye ulaşınca deride belirgin san renk oluşur ve açık bir sanlık tablosu ortaya çıkar.Genel tıpta sanlık çok önemli bir belirtidir. Çoğunlukla bir karaciğer hastalığını düşündürür, ama birçok başka hastalıkta da görülebilir. Sarılık tipinin saptanması çok güçtür; hastanın ayrıntılı ve dikkatli bir muayenesi ile çeşitli laboratuvar araştırmalarını gerektirir. Yapılan testlerle toplam, direkt ve indirekt bilirubinler, serum proteinleri ile transaminazlar, alkali fosfataz, gamma GT ve laktik dehidrogenaz gibi serum enzimleri belirlenir. Kuşku duyulan olgularda ultrasonografı, <a href="http://www.saglik.im/sintigrafi/">sintigrafi</a> <a href="http://www.saglik.im/karaciger-biyopsisi/">karaciğer biyopsisi</a> ve laparoskopi gibi yöntemlere başvurulur. Bilirubin Sarılığın nasıl ortaya çıktığını anlayabilmek için, bilirubinin oluşmasını sağlayan karmaşık <a href="http://www.saglik.im/metabolizma/">metabolizma</a> olaylarına değinmek gerekir. Bilirubin alyuvarlarda bulunan ve oksijeni dokulara ulaştıran hemoglobinin bir dönüşüm ürünüdür. Bilirubinin yaklaşık yüzde 85′i alyuvarların dalakta parçalanmasıyla serbest kalan hemoglobinden yapılır. Kalan yüzde 15′i ise doğrudan doğruya <a href="http://www.saglik.im/yazi/kemik/">kemik</a> iliğinde, olgunlaşmamış alyuvarlardan oluşur.</p>
<p><strong>Sarılık Belirtileri</strong></p>
<div style="background-color: #090909; width: 425px;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="bgcolor" value="#090909" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdHRldFWRI=" /><param name="wmode" value="window" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdHRldFWRI=" allowfullscreen="true" wmode="window" bgcolor="#090909"></embed></object></div>
<p>Suda çözünmez bîr bileşik olan bilirubin, <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> dolaşımında albümin molekülüyle taşınarak yol alır. Karaciğer hücrelerinde albüminden aynhp, suda eriyebilen bir maddeye dönüştürülür ve böylece safrayla bağırsaklara geçebilir. Burada <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bagirsak-hastaliklari/">bağırsak</a> bakterilerinin etkisiyle bazı değişimler geçirir ve sonuçta bilinojen denen ürünler ortaya çıkar. Bunların bir bölümü dışkıyla vücuttan atılır (bu arada dışkıya kendine özgü rengini verir). Bir bölümü ise bağırsak mukozasmdan yeniden emilip karaciğere gelir ve bir kez daha safrayla karaciğerden atılır.Sarılık kandaki bilirubin oranının yükselmesine bağlı olarak deri ve mukozaların sarımsı bir renk almasıdır. Normalde kandaki bilirubin düzeyi 100 mVde 1 mg’yi geçmez.</p>
<p>Kandaki (bilirubin artışı hafifse; (100 ml’de 1,5 mg), deri ve mukozalardaki sarı renk de fazla belirgin değildir; bu durumda hafif ya da gizli sarılık (sub-ikter) söz konusudur. Ama kanda bilirubin düzeyi 100 ml’de 7 mg’ye ulaşınca deride belirgin san renk oluşur ve açık bir sanlık tablosu ortaya çıkar.Genel tıpta sanlık çok önemli bir belirtidir. Çoğunlukla bir karaciğer hastalığını düşündürür, ama birçok başka hastalıkta da görülebilir. Sarılık tipinin saptanması çok güçtür; hastanın ayrıntılı ve dikkatli bir muayenesi ile çeşitli laboratuvar araştırmalarını gerektirir. Yapılan testlerle toplam, direkt ve indirekt bilirubinler, serum proteinleri ile transaminaz-lar, alkali fosfataz, gamma GT ve laktik dehidrogenaz gibi serum enzimleri belirlenir. Kuşku duyulan olgularda ultrasonografı, sintigrafi karaciğer biyopsisi ve laparoskopi gibi yöntemlere başvurulur.</p>
<p>Bilirubin Sanlığın nasıl ortaya çıktığını anlayabilmek için, bilirubinin oluşmasını sağlayan karmaşık metabolizma olaylarına değinmek gerekir. Bilirubin alyuvarlarda bulunan ve oksijeni dokulara ulaştıran hemoglobinin bir dönüşüm ürünüdür. Bilirubinin yaklaşık yüzde 85′i alyuvarların dalakta parçalanmasıyla serbest kalan hemoglobinden yapılır. Kalan yüzde 15′i ise doğrudan doğruya kemik iliğinde, olgunlaşmamış alyuvarlardan oluşur.Suda çözünmez bîr bileşik olan bilirubin, kan dolaşımında albümin molekülüyle taşınarak yol alır. Karaciğer hücrelerinde albüminden aynhp, suda eriyebilen bir maddeye dönüştürülür ve böylece safrayla bağırsaklara geçebilir. Burada <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/bagirsak-hastaliklari/">bağırsak</a> bakterilerinin etkisiyle bazı değişimler geçirir ve sonuçta bilinojen denen ürünler ortaya çıkar. Bunların bir bölümü dışkıyla vücuttan atılır (bu arada dışkıya kendine özgü rengini verir). Bir bölümü ise bağırsak mukozasmdan yeniden emilip karaciğere gelir ve bir kez daha safrayla karaciğerden atılır.</p>
<p><strong>Sarılık Tedavisi</strong></p>
<div style="background-color: #090909; width: 425px;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="bgcolor" value="#090909" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdHRldFXRI=" /><param name="wmode" value="window" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdHRldFXRI=" allowfullscreen="true" wmode="window" bgcolor="#090909"></embed></object></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/sarilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TANSİYON</title>
		<link>http://www.saglik.im/tansiyon/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/tansiyon/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2008 09:37:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kan Ve Damar]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1855</guid>
		<description><![CDATA[TANSİYON: Tansiyon konusu halk arasında ilgiyle, fakat genellikle de yanlış değerlendirmelerle dolu bir konu olarak tartışılır. Halk arasında tansiyon konusunda gereksiz korkuların olduğu gibi, tehlikeli umursamazlıkların da yaygın olduğu bir gerçektir. Kalp her kasılışında, büyük dolaşıma, belli bir basınçla kan pompalar. Daha sonra bir süre gevşer ve bu sürenin sonunda yeniden kasılır. Kalbin sistolde (kasıldığında), [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>TANSİYON: <a href="http://www.saglik.im/tansiyon/">Tansiyon</a> konusu halk arasında ilgiyle, fakat genellikle de yanlış değerlendirmelerle dolu bir konu olarak tartışılır. Halk arasında tansiyon konusunda gereksiz korkuların olduğu gibi, tehlikeli umursamazlıkların da yaygın olduğu bir gerçektir.</p>
<p>Kalp her kasılışında, büyük dolaşıma, belli bir basınçla <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> pompalar. Daha sonra bir süre gevşer ve bu sürenin sonunda yeniden kasılır. Kalbin sistolde (kasıldığında), büyük dolaşıma gönderdiği kanın <a href="http://www.saglik.im/kalp-kasi/">kalp kası</a> tarafından kazandırılan basıncı 120 mm/cıva kadardır. Bu basınca</p>
<p>“Sistolik basınç” (büyük tansiyon) denir. <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">Kalp</a> kası gevşediğindeyse, büyük dolaşımın atarda-marlarındaki kan basıncı düşer. Kalp diastoldey-ken [gevşemiş) büyük dolaşımın atardamarlarm-daki kanın sahip olduğu basınca ise “Diastolik basınç” (küçük tansiyon) denilmektedir. Diastolik basınç 70 mm/cıva kadardır. Verdiğimiz bu sayısal değerler ortalama değerlerdir. Sistolik basıncın 100-140 mm/cıva olması, diastolik basıncın ise 60-90 mm/cıva arasında olması normaldir, sistolik ile diastolik kan basıncı arasındaki farkın ise 50 mm/cıva kadar olması normaldir. Bu farka “Nabız basıncı” denilmektedir.</p>
<p>Bilindiği gibi tansiyon, özel bir tansiyon aleti yardımıyla ölçülür. Bu ölçüm yapılırken kişinin sakin ve dinlenmiş olması gerekir. Aksi durumlarda ölçülecek değerler yanıltıcı olur. Tansiyonun yüksek oluşuna “Hipertansiyon”, <a href="http://www.saglik.im/dusuk-abortus/">düşük</a> oluşuna ise “Hipotansiyon” denilmektedir. Sistolik tansiyonun zaman zaman yüksek oluşu ya da sürekli olarak hafifçe yüksek bulunması <a href="http://www.saglik.im/">sağlık</a> açısından büyük bir sorun yaratmaz. Buna karşılık diastolik tansiyonun yüksek olması sağlık açısından önemli sorunlar yaratır. Hastalık ya da hastalık belirtisi olarak <a href="http://www.saglik.im/hipertansiyon/">hipertansiyon</a> ve hipertansiyon konuları ilerde ayrıntılarıyla incelenmiştir [bu konuyu incelemenizi öneririz). Çünkü <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kalp-hastaliklari/">kalp hastalıkları</a> ile yüksek tansiyon (hipertansiyon) ve düşük tansiyon (hipotansiyon) arasında yakın bir ilgi vardır.</div>
<p><embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4291803687544748531&#038;hl=tr&#038;fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"> </embed></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/tansiyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Dolaşımı</title>
		<link>http://www.saglik.im/buyuk-ve-kucuk-kan-dolasimi/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/buyuk-ve-kucuk-kan-dolasimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2008 09:35:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kan Ve Damar]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Seçtiklerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1853</guid>
		<description><![CDATA[BÜYÜK VE KÜÇÜK KAN DOLAŞIMI: İnsan organizmasındaki kan dolaşımı, “Büyük kan dolaşımı” ve “Küçük kan dolaşımı” olarak iki sistemde düşünülebilinir. Büyük kan dolaşımı sol ventrikülden başlar. Büyük Kan Dolaşımı Sol ventrikül kasılıp içindeki temiz kanı aortaya pompalar. Aorta ve ondan kaynaklanan pek çok yan ve uç dal, bu kanın dokular düzeyindeki kılcal damarlara ulaşmasını sağlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>BÜYÜK VE KÜÇÜK <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">KAN</a> DOLAŞIMI: İnsan organizmasındaki kan dolaşımı, “Büyük kan dolaşımı” ve “Küçük kan dolaşımı” olarak iki sistemde düşünülebilinir. <a title="büyük kan dolaşımı" href="http://www.saglik.im/buyuk-ve-kucuk-kan-dolasimi/">Büyük kan dolaşımı</a> sol ventrikülden başlar.</p>
<p><strong>Büyük Kan Dolaşımı </strong></p>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=1889203007386626578&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=1889203007386626578&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Sol ventrikül kasılıp içindeki temiz kanı aortaya pompalar. Aorta ve ondan kaynaklanan pek çok yan ve uç dal, bu kanın <a href="http://www.saglik.im/dokular/">dokular</a> düzeyindeki kılcal damarlara ulaşmasını sağlar. Kılcal damarlar düzeyinde <a href="http://www.saglik.im/dokular/">doku</a> ile temiz kan arasında madde alışverişi gerçekleştikten sonra, kan kılcalları terk edip toplardamarlara girer. Toplardamarlardaki kan halk arasında “Pis kan” olarak bilinmektedir. Pis sözcüğünün bilimsel bir yanı olmadığı gerçektir. Bu nedenle <a href="http://www.saglik.im/toplardamarlar/">toplardamar</a> kanı için, pis deyimi yerine karbondioksit ve <a href="http://www.saglik.im/kategori/hucre/">hücre</a> metabolizması artıkları yönünden zenginleşmiş kan dersek, konuyu daha bilimsel bir açıdan ele almış oluruz. Vücuttaki bütün toplardamarlar, sonunda “Vena kava süperior” ya da “Vena kava inferior”a boşalırlar. Vücudun bütün toplardamar kanını toplayan bu iki büyük toplardamar sonunda kalbin sağ atrium denilen odacığına açılır. Böylece büyük kan dolaşımı tamamlanmış olur. Görüldüğü gibi sol ventrikülden başlayıp, vücudu dolaştıktan sonra sağ atriumda biten büyük <a title="kan dolaşımı" href="http://www.saglik.im/buyuk-ve-kucuk-kan-dolasimi/">kan dolaşımı</a>, dokulara oksijenden zengin taze kan sağlamakla kalmıyor -aynı zamanda dokulardaki <a href="http://www.saglik.im/metabolizma/">metabolizma</a> artıklarını ve karbondioksiti bu bölgelerden uzaklaştırıyor.</p>
<p><a title="küçük kan dolaşımı" href="http://www.saglik.im/buyuk-ve-kucuk-kan-dolasimi/">Küçük kan dolaşımı</a> ise kalbin sağ ventrikül denilen odacığı ile sol atrium denilen odacığı arasında gerçekleşmektedir. Büyük dolaşımdan, vena kavalar yolu ile sağ atriuma taşınmış olan kan, sağ atriumun kasılmasıyla sağ ventriküle pompalanır. Böylece pis kan sağ ventriküle girerek, küçük dolaşım sistemine katılmış olur.<br />
<strong><br />
Küçük Kan Dolaşımı</strong></p>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=3519091484577008059&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=3519091484577008059&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Sağ ventrikül kasılarak içindeki pis kanı pulmoner delikten geçirerek, trunkus pulmonalise pompalar. Bilindiği gibi trunkus pulmonalis, biraz yukarıda sağ ve sol akciğerlere giden iki dala ayrılır. Sağa giden dala “Sağ pulmoner arter”, sol akciğere giden dala ise “Sol pulmoner arter” denilmektedir. Böylece sağ ventriküldeki pis kan, özellikle karbondioksit yönünden temizlenip oksijen yönünden zenginleşmesi için akciğerlere ulaşmış olur. Akciğerlere gelen kan, buradaki hava keseciklerinin duvarlarındaki (alveol septumları) kılcal damarlara yayılır. Bu düzeyde akciğer have keseciklerindeki temiz hava ile kılcallardaki kan arasında büyük bir hızla <a href="http://www.saglik.im/gaz/">gaz</a> alışverişi gerçekleşir. Kan karbondioksidini akciğer havasına verirken, ondan oksijeni-alır. Böylece vücudun karbondioksitten zengin toplardamar kanı, akciğerlerde karbondioksitini azaltıp oksijenden zenginleşerek, <a href="http://www.saglik.im/tardamarlar/">atardamar</a> kanma, yani temiz kana dönüşmüş olur. Akciğerlerde atardamar kanı haline gelmiş olan kan, daha sonra pulmoner venalar denilen dört toplardamar aracılığıyla kalbin sol atrium denilen odacığına taşınır. Böylece küçük dolaşım da son bulmuş olur. Sol atrium daha sonra kasılıp kendisine getirilmiş olan temiz kanı sol ventriküle pompalayarak, bu kanın büyük dolaşıma katılmasını sağlar.</p>
<p>Özet olarak şunu söyleyebiliriz: Büyük dolaşımda toplardamar kanı haline (pis kan) gelen atardamar kanı (temiz kan), küçük kan dolaşımına girerek, yeniden atardamar kanı haline gelir.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/buyuk-ve-kucuk-kan-dolasimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>104</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TOPLARDAMARLAR</title>
		<link>http://www.saglik.im/toplardamarlar/</link>
		<comments>http://www.saglik.im/toplardamarlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jul 2008 11:52:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kan Ve Damar]]></category>
		<category><![CDATA[Videolu Sağlık Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik.im/?p=1834</guid>
		<description><![CDATA[TOPLARDAMARLAR: Toplardamarlar, kılcal damarlardan ayrılırlar ve birbirleriyle birleşe birleşe gitgide büyürler ve içlerindeki kam kalbe taşırlar. Toplardamarların sayısı, atardamarların sayısına göre daha fazladır. İçlerinde taşıdıkları kanın basıncı ise çok düşüktür. Bu nedenle toplardamarların duvarlarının kalınlığı, atardamarlarmkinden daha incedir. Toplardamarların duvarı da atardamarlarda olduğu gibi intima, media ve adventisia tabakalarından kurulmuştur. Ne var ki bu tabakaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry">
<p>TOPLARDAMARLAR: Toplardamarlar, kılcal damarlardan ayrılırlar ve birbirleriyle birleşe birleşe gitgide büyürler ve içlerindeki kam kalbe taşırlar. Toplardamarların sayısı, atardamarların sayısına göre daha fazladır. İçlerinde taşıdıkları kanın basıncı ise çok düşüktür. Bu nedenle toplardamarların duvarlarının kalınlığı, atardamarlarmkinden daha incedir.</p>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=6433994800813267951&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=6433994800813267951&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Toplardamarların duvarı da atardamarlarda olduğu gibi intima, media ve adventisia tabakalarından kurulmuştur. Ne var ki bu tabakaların toplardamarlarda daha ince olduğunu görürüz. Toplardamarların genişliği atar damarların genişliğinden daha fazladır. Buraya kadar anlattıklarımızı dikkate aldığımızda, özet olarak şunu belirtebiliriz: Toplardamarların hem sayısı hem de çapı atardamarlarından fazladır. Bu durumdp dolaşmakta olan kanın, toplardamarlardaki gerek akım hızı gerekse de basıncının <a href="http://www.saglik.im/dusuk-abortus/">düşük</a> olacağı gerçeği ortaya çıkar. Bu gerçek bir fizik kuralıdır. Toplardamarlardaki <a href="http://www.saglik.im/kategori/hastaliklar/kan-hastaliklari/">kan</a> sonunda “Vena kava süperior” ve “Vena kava inferior” denilen iki büyük toplardamara dökülür. Bu iki büyük <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">damar</a> ise vücudun bütün <a href="http://www.saglik.im/toplardamarlar/">toplardamar</a> kanının sağ kalbin sağ atrium [sağ kulakçık) denilen odacığına boşaltırlar. Bu sırada vena kavalarda-ki kanın basıncı sıfırdır.</p>
<p>Halbuki sol ventrikülün aortaya pompaladığı kanın basıncı (sistolik basınç) 120 mm/cıvadır. Basıncı 0 mm/cıva olan vena kavalardaki kanın kalbe dönüşünü sağlayan göğüs boşluğu içindeki negatif değerdeki basınçtır. Göğüs boşluğundaki bu negatif basınç toplardamarlardaki kam adeta kalbe doğru emmektedir.</p>
<p>Toplardamarları atardamarlardan ayıran bir diğer özellik ise, toplardamarların içinde bulunan ve “Valvül” denen kapakçıklardır. Bu kapakçıklar özellikle vücudun alt bölgesindeki toplardamarlarda- daha fazla sayıda bulunurlar. Toplardamardaki kapakçıklar daima kalbe doğru açılırlar. Böylece kalbe doğru ilerlemekte olan toplardamar kanının geçişine izin verirlerken, ters yöne doğru bir kan akımına engel olurlar. Yani toplardamarlardaki kanın <a href="http://www.saglik.im/kategori/kalp-damar/">kalp</a> yönüne doğru değil de kılcal damarlar yönüne doğru akmalarına engel olurlar. Kapakçıkların iskeleti-tini media tabakası oluşturur. Bunun üzerini ise endotel tabakası örtmüştür. Varisli kişilerde genişlemiş olan toplardamarlardaki kapakçıklar iyi çalışmadıklarından, bu damarların daha da şiştiği ve genişlediği görülür. <a href="http://www.saglik.im/varis/">Varis</a> konusu ileride ayrıntılarıyla incelenmiştir.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik.im/toplardamarlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

